Muhterem Hocam, Ramazan ayının bir mağfiret ayı olduğu doğru mudur?
Soru
Muhterem Hocam, Ramazan ayının bir mağfiret ayı olduğu doğru mudur?
Cevap
Evet. Ramazan'ın başı rahmet, ortası mağfiret, sonu kurtuluştur.
HADÎS-İ ŞERİF
Kaynak: Beyhaki, Şuabu'l-İman, 5/223; es-Saati, el-Fethu'r-Rabbânî, 9/223; Camiussağir - 2818.
"Ramazan ayının başı rahmet, ortası mağfiret, sonu ise cehennemden kurtuluştur."
Başı rahmettir. İnsanların Allah'a davet edilmesi söz konusudur. Ortası mağfiret, sonu kurtuluştur. Yani adeta Ramazan ayı ümmetimin ayı, buyurmasının sebebi budur. Ramazan ayı bir kurtuluş ayıdır. Başı rahmet, ortası mağfiret, sonu ise cehennemden kurtuluştur, felâhtır.
İşte resûllerin mağfiret daveti... Peygamber Efendimiz (S.A.V): “Ramazan'ın evveli rahmet, ortası mağfiret, sonu cehennemden âzat olmaktır.” buyurmuştur.
Rahmet ne zaman başlar? Allah'a ulaşmayı dilediğimiz an başlar.
Mağfiret ne zaman başlar? Mürşidimize ulaştığımız zaman başlar.
Cehennemden âzat ise daha Allah'a ulaşmayı dilediğimiz an geçerlidir. Ama ruhumuzun Allah'a ulaşmasıyla da 3. kat cennetin sahibi oluyoruz.
Sadece Allah'a ulaşmayı dileyip de Allah'tan mürşidini soran ve Allah'ın gösterdiği mürşide ulaşıp önünde tövbe eden kişi mağfiret ehlidir. Tüm peygamberlerin kendi kavimlerini af ve mağfirete davet ettiklerini zaten bir kere göstermiştik. Bir kere daha gösterelim, inşaallah. Evet;
BÜTÜN PEYGAMBERLER TÖVBEYE, RAHMET VE MAĞFİRETE (ŞEFAATE) DAVET ETMİŞLERDİR - 1
1. ADEM (A.S)
A’RÂF 23 İkisi şöyle dedi:
İkisi şöyle dedi: “Rabbimiz! Biz nefslerimize zulmettik. Eğer Sen bize mağfiret (Tövbe) etmez ve bize rahmet etmezsen, biz mutlaka hüsrana uğrayanlardan oluruz.”
BAKARA 37 Sonra Âdem, Rabbinden kelimeler telakki etti (öğrendi) ve Rabbine tövbe etti. Bunun üzerine (Allah), onun tövbesini kabul buyurdu. Muhakkak ki O, Tevvâb’tır, Rahîm’dir.
2. NUH (A.S)
HÛD 47 (Nuh (A.S):
Nuh a.s): “Rabbim! Muhakkak ki ben, onun hakkında benim bir ilmim (bilgim) olmayan şeyi Senden istemekten Sana sığınırım. Ve Senin, beni mağfiret etmen ve Senin bana rahmet etmen olmazsa ben hüsrana uğrayanlardan olurum.” dedi.
NUH 10 (Nuh a.s) ve dedim ki:
“Artık Rabbinizden mağfiret dilediğinizi, söyleyin. Muhakkak ki O, Gaffâr’dır (mağfiret edendir).”
3. HÛD (A.S)
HÛD 52 “Ya kavmim! Rabbinizin mağfiretini isteyin. Sonra O’na tövbe edin (mürşidin önünde tövbe edip zikre başlayın). Üzerinize sema(dan) bol yağmur (bol rahmet) göndersin…”
HÛD 50 Ve Âd kavmine, onların kardeşi Hûd (a.s) (şöyle) dedi: “Ey kavmim! Allah’a kul olun. Sizin, O’ndan başka ilâhınız yoktur. Siz ancak iftira edenlersiniz (uyduranlarsınız).”
4. SALİH (A.S)
NEML 46 (Salih a.s) dedi ki: “Ey kavmim! Niçin hasenattan önce seyyiat için acele ediyorsunuz? Allah’tan mağfiret dileseniz olmaz mı? Böylece rahmet olunasınız, diye.”
HÛD 61 Ve Semûd kavmine, onların kardeşi Salih (a.s) (şöyle) dedi: “Ey kavmim! Allah’a kul olun. Sizin için O’ndan başka ilâh yoktur. Sizi arzdan yaratan ve orada size imar ettiren O’dur. Öyleyse O’ndan mağfiret isteyin. Sonra O’na tövbe edin (Allah’a yönelin). Benim Rabbim muhakkak ki yakındır, (dualara) icabet edendir.”
5. İBRÂHİM (A.S)
MERYEM 47 “Sana (senin üzerine) selâm olsun.” dedi. “Senin için Rabbimden mağfiret dileyeceğim. Çünkü O, bana (çok) lütufkârdır.”
MERYEM 50 Ve onlara rahmetimizden bahşettik (karşılıksız verdik). Ve onları (Hz. İbrahim ve oğullarını), (bütün) dillerde sadık ve âli (üstün, yüce) kıldık.
İBRÂHİM 41 “Rabbimiz! Hesap yapıldığı (görüldüğü) gün beni, annemi, babamı ve mü’minleri mağfiret et. (günahlarımızı affet.)”
6. YAKUB (A.S)
BAKARA 132 Ve İbrahim (a.s) onu (Allah’a teslim olmayı) kendi oğullarına vasiyet etti. Ve Yakub (a.s) da:
“Ey oğullarım! Muhakkak ki Allah, bu dîni sizin için seçti. Artık siz, Allah’a teslim olmadan ölmeyin.” diye (vasiyet etti).
BAKARA 133 Yoksa siz Yakub (a.s), öleceği zaman (ona): “Şahit mi oldunuz?”
(O Yakub a.s), oğullarına: “Benden (ben öldükten) sonra neye (kime) kul olacaksınız?” demişti.
(Onlar): “Senin ilâhına ve senin ataların İbrahim (a.s) ve İshak (a.s)’ın ilâhı olan tek ilâha kul olacağız. Ve biz O’na teslim olanlarız.” dediler.
BÜTÜN PEYGAMBERLER TÖVBEYE, RAHMET VE MAĞFİRETE (ŞEFAATE) DAVET ETMİŞLERDİR – 2
6. MUSA (A.S)
A’RÂF 155: Ve Musa (A.S), ... O ancak Senin bir imtihanındır. Onunla dilediğini dalâlette bırakırsın ve dilediğini hidayete erdirirsin. Sen bizim dostumuzsun. Artık bizi mağfiret et ve bize rahmet (merhamet) et. Sen, mağfiret edenlerin en hayırlısısın.”
7. DÂVUD (A.S)
SÂD 24: (Dâvud a.s):…Ve muhakkak ki ortaklardan çoğu, mutlaka birbirlerinin hakkına tecavüz ediyorlar. Âmenû olanlar ve amilüssalihat yapanlar hariç. Onlar ne kadar az! Ve Dâvud (a.s), onu imtihan ettiğimizi zannetti. Bunun üzerine Rabbinden mağfiret istedi ve rüku ederek secdeye kapandı. Ve Rabbine yöneldi.
8. İSA (A.S)
MÂİDE 74: Hâlâ Allah’a tövbe edip O’ndan mağfiret dilemiyorlar mı? Ve Allah Gafur’dur, Rahîm’dir.
9. HZ. MUHAMMED (S.A.V)
ÂLİ İMRÂN 31: De ki: “Eğer siz Allah’ı seviyorsanız, o o taktirde bana tâbî olunuz ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı mağfiret etsin...
NİSÂ 64: ...sana gelselerdi, böylece Allah’tan mağfiret dileselerdi ve Resûl de onlar için mağfiret dileseydi, mutlaka Allah’ı tövbeleri kabul eden ve rahmet edici olarak bulurlardı.
MUMTEHİNE 12: ...sana tâbî olmak için geldikleri zaman, artık onların biatlarını kabul et ve onlar için Allah’tan mağfiret dile. Muhakkak ki Allah; Gafur’dur, Rahîm’dir.
Âdem (A.S): af ve mağfiret, rahmet ve mağfiret.
Mûsâ (A.S): rahmet ve mağfiret.
Hûd (A.S): rahmet ve mağfiret.
Sâlih (A.S): rahmet ve mağfiret.
İbrâhim (A.S): rahmet ve mağfiret vs.
Bütün peygamberler kavimlerini rahmet ve mağfirete davet etmişler.
Öyleyse şaşarım o insana ki Allah'ı biliyor ama isyan ediyor; Allah'a ulaşmayı dilemiyor. Şeytanı biliyor ama ona itaat ediyor. İblis, insanları Allah'ın affına güvendiriyor. Dünyayı biliyor ona meylediyor.