Muhterem Hocam, Resûl’e itaat etmek niçin Allah’a itaat etmekle eş değerdir?
Soru
Muhterem Hocam, Resûl’e itaat etmek niçin Allah’a itaat etmekle eş değerdir?
Cevap
İnsanlar başlangıçta Allah’ın söylediklerini duymadıkları, Allah’ın gösterdiklerini göremedikleri için emrin ne olduğunu bilmezler. O zaman mutlaka Allah’ın Resûl’ünün araya girmesi, Allah’tan aldığı emri tebliğ etmesi söz konusudur. Allahû Tealâ’nın emri, Resûl’ün ağzıyla insanlara ulaşır. Her devirde, her kavimde mutlaka hidayetçi vardır. Şu anda dünyada ne kadar millet varsa, bütün o milletlerin içinde bir Resûl mutlaka hayattadır. Kur’ân’ın diğer âyetlerine baktığımız zaman da her devirde Resûl vardır.
HER ZAMAN DİLİMİNDE, HER KAVİMDE RESÛLLER VARDIR.
HER ZAMAN DİLİMİNDE, HER KAVİMDE MÜRŞİDLER, VEKİL MÜRŞİDLER VARDIR.
HER ZAMAN DİLİMİNDE, ASALETEN VEYA VEKALETEN DEVRİN İMAMI (ALLAH’IN HALİFESİ) VAR.
1. EN’ÂM-48: Biz resûlleri “uyarıcılar ve müjdeleyiciler” olmaktan başka (bir şey için) göndermeyiz. Artık kim âmenû olur (Allah’a ulaşmayı dilerse) ve ıslâh olursa (nefs tezkiyesi ve tasfiyesi yaparsa) artık onlara korku yoktur, onlar mahzun da olmazlar.
2. NİSÂ-64: Ve Biz, (hiç) bir resûlü, Allah’ın izniyle kendilerine itaat edilmesinden başka bir şey için göndermedik…
NİSÂ-80: Kim Resûl’e itaat ederse, böylece andolsun ki Allah’a itaat etmiş olur. …
NİSÂ-165: müjdeleyici ve uyarıcı resûllerdir ki, insanların, resûllerden sonra Allah’a karşı (bizi uyaran ve müjdeleyen bir resûl gelmedi diye) hüccetleri (delilleri) olmasın…
3. İBRÂHÎM-4: Hiçbir resûlümüz yoktur ki; Biz, onu kendi kavminin lisanıyla göndermiş olmayalım. Onlara (kendi lisanlarıyla) beyan etsin (açıklasın) diye. Öyleyse Allah, dilediğini (Allah’a ulaşmayı dilemeyenleri) dalâlette bırakır. Dilediğini (Allah’a ulaşmayı dileyenleri) hidayete erdirir. Ve O, Azîz’dir, Hikmet Sahibi’dir.
4. NAHL-36: Ve andolsun ki Biz, bütün ümmetlerin (milletlerin, kavimlerin) içinde resûl beas ettik (hayata getirdik, vazifeli kıldık). (Allah’a ulaşmayı dileyerek) Allah’a kul olsunlar ve taguttan (insan ve cin şeytanlardan) içtinap etsinler (sakınıp kurtulsunlar) diye. …
5. İSRÂ-15: Kim hidayete erdiyse, sadece kendi nefsi için (nefsini tezkiye ettiği için) hidayete erer. Öyleyse kim dalâlette ise sorumluluğu sadece kendi üzerinde olarak dalâlette kalır. Yük taşıyan (günahı yüklenen) bir kimse, bir başkasının yükünü yüklenmez. Ve Biz, bir resûl göndermedikçe azap edici olmadık.
6. ZUMER-71: … “Size, sizden (sizin aranızdan) olan resûller gelmedi mi ki, size Rabbinizin âyetlerini okusun, bugüne geleceğinizi uyarsın?” dediler ki: “Evet (geldiler).” Fakat azap sözü kâfirlerin üzerine hak oldu.
A’RÂF-43: … Allah’ın, bizi hidayete erdirmesi olmasaydı, biz hidayete ermezdik. Andolsun ki Rabbimizin resûlleri hak ile gelmiştir.” dediler. “Yapmış olduklarınızdan dolayı varis kılındığınız cennet işte budur.” diye nida olunurlar.
MU’MİNÛN-44: Sonra Biz, resûllerimizi ardarda (arası kesilmeksizin) gönderdik. ….
7. YÛNUS-47: Her ümmetin bir resûlü vardır. Onlara, resûlleri geldiği zaman onların aralarında adaletle hükmolundu. Onlara zulmedilmez.
TEVBE-33: Resûl’ünü müşrikler kerih görseler de, hidayetle ve hak din ile (bu dini) bütün dinler üzerine izhar etmesi (hak din olduğunu ispat etmesi) için gönderen O’dur.
SAFF-9: Resûl’ünü hidayet ile ve dinlerin hepsinin üzerine, izhar etmek için, Hakk din ile gönderen O’dur. Ve müşrikler, kerih görseler bile.
Öyleyse bir kere daha ifade ederim: Başlangıç noktasında insanlar Allah’ın söylediklerini duyamadıkları ve Allah’ın gösterdiklerini göremedikleri için emrin ne olduğunu bilmezler. O zaman mutlaka Allah’ın Resûl’ünün araya girmesi, Allah’tan aldığı emri tebliğ etmesi söz konusudur. Allahû Tealâ’nın emri Resûl’ün ağzıyla insanlara ulaşıyor; o zaman Resûl’e itaat Allah’a itaattir. Her devirde, her kavimde mutlaka hidayetçi vardır. Allah razı olsun.