Muhterem Hocam, Resûlullah Efendimiz'in bidat ve fitneler hakkındaki uyarıları nelerdir ve "sayılı günler dışında ateş bize dokunmaz" diyenlerin yanılgısı nedir?

Soru

Muhterem Hocam, Resûlullah Efendimiz'in bidat ve fitneler hakkındaki uyarıları nelerdir ve "sayılı günler dışında ateş bize dokunmaz" diyenlerin yanılgısı nedir?

Cevap

Allah Resûlü (S.A.V) on dört asır evvelinden iki kaynağı işaret ediyor: "Sözün en doğrusu Allah'ın kitabı, hidayetçinin en hayırlısı da Nebîler sultanı Peygamber Efendimiz" gerisi " Sonradan icat edilen herşey nedir? Bidattir, bidat dalâlettir, dalâlet ise insanı cehenneme götürür."

HADÎS-İ ŞERİF

Kaynak: Müslim, Cuma-463. İbn Mace, Mukaddime-7

"Sözün en doğrusu Allah’ın Kitabıdır. Yolun en faziletlisi Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V) Efendimizin yoludur. İşlerin en şerrlileri sonradan icat edilen bid’atlardır. Bid’at dalâlettir, dalâletin sonu nar-ı cehennemdir."

HADÎS-İ ŞERİF

Kaynak: Müslim, Cuma-463. İbn Mace, Mukaddime-7

"Sözün en doğrusu Allah’ın Kitabıdır. Yolun en faziletlisi Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V) Efendimizin yoludur. İşlerin en şerrlileri sonradan icat edilen bid’atlardır. Bid’at dalâlettir, dalâletin sonu nar-ı cehennemdir."

O zaman dalâletten bizi kurtaracak olan nedir? Allah'ın kitabı. İşte başka bir hadiste Allah Resûlü şöyle buyuruyor: "Yakında koyu gece karanlıkları gibi fitneler olacak." diyor. O fitnelerden kurtuluş neyledir? Allah'ın kitabı olan Kur'ân'ladır. "Sizden evvelkinin, sizden sonrakilerin ve aranızdakinin hükmü vardır. Ama bir şey daha söylüyor: "Kim kibrinden dolayı kitabı terk ederse..."

HADÎS-İ ŞERİF

Kaynak: Ahmed b. Hanbel’in Müsned, Tirmîzi

“Yakında, kopkoyu karanlık gece parçaları gibi fitneler olacaktır.” Hz. Ali: “Ey Allah’ın Resûlü! O fitnelerden kurtuluş yolu nedir?” diye sorduğunda, Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V) Efendimiz buyurdular ki: “Mukaddes ve Yüce olan Allah’ın Kitab’ıdır. O’nda sizden öncekilerin, sizden sonrakilerin haberi ve kendi aranızdakinin hükmü vardır. O, Allah’ın kesin sözüdür. Kim ki, kibrinden dolayı o Kitab’ı terk ederse, Allah onun belini kırar. Kim de hidayeti O’ndan başkasında ararsa, Allah, o kimseyi dalâlette bırakır. O, Allah’ın sapasağlam bir ipi, apaçık bir nuru ve Sıratı Müstakîm’e ulaştıran hikmet dolu bir haberidir.”

Öyleyse her devirde kitabı terk edenler var mı? Var. Kimlerdir bunlar? Kibir sahipleridir. Örneğin Nisâ 167, 168, 169'dakiler kibir sahipleridir.

4/NİSÂ-167  İnnellezîne keferû ve saddû an sebîlillâhi kad dallû dalâlen baîdâ(baîden).

Muhakkak ki inkâr edenler ve Allah’ın yolundan alıkoyanlar (saptırmış olanlar), (mürşidlerine ulaşmadıkları için) uzak bir dalâletle sapmışlardır.

4/NİSÂ-168 İnnellezîne keferû ve zalemû lem yekunillâhu li yagfira lehum ve lâ li yehdiyehum tarîkâ(tarîkan).

Muhakkak ki inkâr edenleri ve zulmedenleri (başkalarını da mürşide ulaşmaktan men edip saptıranları), Allah mağfiret edecek değildir ve yola (Allah’a ulaştıran Sıratı Mustakîm’e) hidayet edecek değildir.

4/NİSÂ-169 (https://www.mihr.com/Kuran/Meal/4/nisa/169#) İllâ tarîka cehenneme hâlidîne fîhâ ebedâ(ebeden). Ve kâne zâlike alâllâhi yesîrâ(yesîran).

Ancak cehennem yoluna (hidayet eder, ulaştırır), onlar orada ebediyyen kalacak olanlardır. Ve bu, Allah için kolaydır

Arâf 146, 147 kibir sahipleridir.

7/ARÂF-146 Se asrifu an âyâtiyellezîne yetekebberûne fîl ardı bi gayril hakkı ve in yerev kulle âyetin lâ yu’minu bihâ ve in yerev sebîler ruşdi lâ yettehızûhu sebîlen ve in yerev sebilel gayyi yettehızûhu sebîlâ(sebîlen), zâlike bi ennehum kezzebû bi âyâtinâ ve kânû anhâ gâfilîn(gâfilîne).

Yeryüzünde haksız yere kibirlenen kimseleri, âyetlerimizden çevireceğim. Bütün âyetleri görseler, ona inanmazlar. Eğer rüşd yolunu görseler, onu yol edinmezler. Ve gayy yolunu görseler, onu yol edinirler. Bu; onların, âyetlerimizi yalanlamaları ve ondan gâfil olmaları sebebiyledir.

7/ARÂF-147  Vellezîne kezzebû bi âyâtinâ ve likâil âhirati habitat a’mâluhum, hel yuczevne illâ mâ kânû ya’melûn(ya’melûne).

Ve onlar ki; âyetlerimizi ve ahirete ulaşmayı (hayatta iken ruhun Allah’a ulaşmasını) tekzip ettiler (yalanladılar) ve onların amelleri, heba oldu (boşa gitti). Onlar, yaptıklarından başka bir şeyle mi cezalandırılır?

[21.05.2026 09:44] Nuran Çelik Çelik: Âli İmrân 67, 68 kibir sahipleri ve fesat çıkaranlar kibir sahipleri vesaire vesaire.

3/ÂLİ İMRÂN-67 Mâ kâne ibrâhîmu yahûdiyyen ve lâ nasrâniyyen ve lâkin kâne hanîfen muslimâ(muslimen), ve mâ kâne minel muşrikîn(muşrikîne).

Hz. İbrâhîm, yahudi veya nasrani olmadı. Fakat hanif (Allah’ın tek oluşuna, ölmeden önce ruhun O’na ulaştırılmasının ve Allah’a teslim olmanın farz olduğuna inanan), (Allah’a teslim olmuş) bir müslümandı. Ve o müşriklerden olmadı.

3/ÂLİ İMRÂN-68  İnne evlen nâsi bi ibrâhîme lellezînettebeûhu ve hâzan nebiyyu vellezîne âmenû vallâhu veliyyul mu’minîn(mu’minîne).

Muhakkak ki Hz. İbrâhîm'e insanların en yakın olanı elbette ona tâbî olanlar ve bu peygamber (Hz. Muhammed) ve âmenû olanlardır (ölmeden önce Allah’a ulaşmayı dileyenlerdir). Ve Allah, mü’minlerin dostudur.

Bu kibir sahipleri Allahû Tealâ diyor ki: "Kim kibrinden dolayı bu kitabı terk ederse Allah onun belini kırar." Hep kibir sahipleri. "Kim hidayeti de Kur'ân'ın dışında ararsa Allah onu dalâlette bırakır." Öyleyse hidayetin kaynağı Kur'ân. Muhterem Efendimiz'in de ifade ettiği, Kur'ân'ın hedefi hidayet. Ama hidayetin hedefi de biz insanların mutluluğu. Mutlu olmak istiyorsak kaynağı ne? Kur'ân-ı Kerim. Kur'ân-ı Kerim'le adım atmamız lazım, Kur'ân-ı Kerim'le başlamamız lâzım. İşte şeytanın dostları, avanesi insanlara tesir etmek suretiyle onlara kitap yazdırıyorlar. Yazdırdıkları kitaplar emâniye ve onlarla da birazcık faydaya ulaşıyorlar, menfaate ulaşıyorlar. Allahû Tealâ vay o yazdıklarına, kazandıklarına! Ne yazıyorlar? Kur'ân-ı Kerim'e muhalif bidatleri yazıyorlar. İşte bunun bir örneği Bakara 80'de:

2/BAKARA-80  Ve kâlû len temessenen nâru illâ eyyâmen ma’dûdeh(ma’dûdete), kul ettehaztum indallâhi ahden fe len yuhlifallâhu ahdehu(ahdehû) em tekûlûne alâllâhi mâ lâ ta’lemûn(ta’lemûne).

Ve (emaniyeye tâbî olanlar): “Ateş bize, sayılı günlerden başka asla dokunmayacak (günahlarımız kadar yanıp cennete gireceğiz).” dediler. De ki: “Allah’ın katından bir ahd mi edindiniz?” O taktirde (Eğer böyle bir ahd almışsanız) Allah, ahdinden asla dönmez. Yoksa Allah’a karşı bilmediğiniz bir şey mi söylüyorsunuz?

"Sayılı günlerin dışında bize ateş dokunmaz." ki bugün Yahudiler de bugün Hristiyanlar da bugün Müslümanlar da neye inanıyorlar? Bu bidate inanıyorlar. Ne diyorlar? "Bizim günahlarımız da var, bizim sevaplarımız da var. Ama biz Allah'a inanıyoruz. O halde evvelâ günahlarımızın sebebiyle biraz cehennemde Efendimiz'in deyimiyle hafif tertip leblebi gibi kavrulacağız ve Allah ne yapacak? Ondan sonra bizi oradan alıp cennetine alacak." Allahû Tealâ da diyor ki: "Böyle bir sözüm var mı sizde? Eğer ben böyle bir söz vermişsem tamam Allah sözünden caymaz ama siz Allah'a bilmediği bir şeyi mi söylüyorsunuz?" Öyleyse bu insanların zan diye uydurdukları şeyler Kur'ân âyetlerine muhalif ve hiçbir zaman aslı astarı olmayan birtakım iblisin tuzakları.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 18 Eylül 2026Son güncelleme: 2 Ekim 20265 dk okuma0