Muhterem Hocam, Risale-i Nur kitapları okuyorum. Mürşid olarak bu kitaplar yeterli midir?

Soru

Muhterem Hocam, Risale-i Nur kitapları okuyorum. Mürşid olarak bu kitaplar yeterli midir?

Cevap

Hayır, sevgili kardeşlerim. Kur'ân-ı Kerim mucize-i bâki, Allah'ın sözü. Ve Resûlullah (S.A.V) Efendimiz şöyle buyuruyor: "Allah'ın sözünün diğer sözlere üstünlüğü, Allah'ın mahlûkatına olan üstünlüğü gibidir."

HADÎS-İ ŞERİF Kaynak: Ramuz 516/5 “Allah kelâmı Kur’ân’ın diğer kelâmlara üstünlüğü, Allahû Tealâ’nın yarattıkları üzerine üstünlüğü gibidir.”

Hepimiz mahlûkuz. Hâşâ, kendimizi Allah'la mukayese edebilir miyiz? Yetmez. Allah Resûlü (S.A.V) kendi hadîsleri için bir gün, “Benim hadîslerim tartışılacaktır.” Nereye bakın? diyor, “Kur’ân'a bakın.” Yani kendi hadîsleri üzerinde şahit olarak kimi tutuyor? Allah'ın sözlerini tutuyor. Hepimiz Allah'ın sözlerinin bir kölesiyiz diyelim. Onun için Mevlana, “Ben Kur’ân'ın kölesiyim.” diyor.

HADÎS-İ ŞERİF Kaynak: Müslim - Zühd, Müsnedi Ahmet - 3/12, 21, 33. “Benim hadîslerim tartışılacaktır. Bu durumda KUR’ÂN’a bakın, benden zuhur eden hiçbir söz KUR’ÂN’a ters düşemez. Benden KUR’ÂN dışında hiçbir şey yazmayın. Kim benden KUR’ÂN dışında bir şey yazmışsa imha etsin.”

Dolayısıyla Said-i Nursî Hz. (kendisinin sözüdür) diyor ki: “Bir şey Kur’ân'a perde olacaksa onu yırtın atın.”

O zaman bugün bu Risale-i Nur, zaman zaman Kur’ân’ın önüne geçiyor mu? Geçiyor. Çünkü şöyle diyorlar yani: "Mürşid de gerekli değil vs." Halbuki Said-i Nursî Hz. (mübarek) hepsini açıklamış. Yani A'dan Z'ye kadar. “Îmân, insanı insan eder, belki de onu sultan eder.”

Gerçekten başlangıç noktasında hepimiz insanız. Ama ne ile insan oluyoruz? Gerçek mânâda, Allah'a ulaşma dileğiyle. Ulaşmayı dilemeyenler A'râf 179'a göre nedir? "Kalpleri var, fıkıh etmezler. Gözleri var, görmezler. Kulakları işitmez. (Onlar nedirler?) Hayvanlar gibidirler."

7/ARÂF-179 Ve lekad zere’nâ li cehenneme kesîran minel cinni vel insi, lehum kulûbun lâ yefkahûne bihâ ve lehum a’yunun lâ yubsırûne bihâ ve lehum âzânun lâ yesmeûne bihâ, ulâike kel en’âmi bel hum edallu, ulâike humul gâfilûn(gâfilûne). Ve andolsun ki; cehennemi, insanların ve cinlerin çoğuna hazırladık (yarattık). Onların kalpleri vardır, onunla fıkıh (idrak) etmezler. Onların gözleri vardır, onunla görmezler. Onların kulakları vardır, onunla işitmezler. Onlar hayvanlar gibidir. Hatta daha çok dalâlettedirler. İşte onlar, onlar gâfillerdir.

Ama bu hayvanlar gibi olan insanların, insan olması için ne lâzım? Îmân lâzım. Bir dilek lâzım. Kalben ulaşmayı dilemek lâzım.

Öte yandan “Îmân intisaptır.” diyor. Hepimiz mürşidimize intisap etmemiz lâzım mı? Evet. Öte yandan “Îmân bir nurdur, bir kuvvettir.” diyor. Hem nurdur hem kuvvettir. Yani neyi tarif ediyor? Said-i Nursî Hz. rahmet ve fazl, rahmet, salâvâtı tarif ediyor.

Ve bunun gibi, mesela aynı şekilde sözünü anlamayan birçok kişi, “Tarikatsız cennete giden çok ama îmânsız cennete giden yok.” Aslında durum öyle değil mi? Tarikat, kişi mürşidine tâbî olduğu zaman üzerine ulaşılan bir yoldur (Allah'a ulaştıran yol). Ama îmân daha ulaşma dileğiyle başlıyor. Dolayısıyla evet, mürşide tâbî olmadan da cennete giden çok ama Allah'a ulaşmayı dilemeden cennete giden yok.

Bütün bunlar hiçbir zaman Kur’ân'la çelişmiyor. Ama bu zat-ı muhteremler uygulamalarında ne Allah'a ulaşma dileği var, ne mürşide tâbiiyet var. Yıllar evvelinden bu. Şimdi aynı şeyi de diğer insanlar da söylüyor. “Kur’ân bana yeter.” diyor. Yani Said Nursî Hz.'nin kitaplarını okumayanlar da (diğerleri) diyor ki: “Kur’ân bana yeter.”

Ama Kur’ân'ı mürşid olarak kabul ediyorsan sevgili kardeşim, mürşid sözüne itaat edilen kişidir. Kur’ân, mürşide tâbî olmayı emrediyor. Kur’ân, Allah'a ulaşma dileğini emrediyor. Mesela Nurcular için Kur’ân-ı Kerim'de 7 âyet ulaşma dileğini yalanlayanların dalâlette kalacağı; dalâlette olanlar içinde bir mürşid yok. Allah'a ulaşmayı dileyen 7 grup âyet-i kerimede; Allah onları mutlaka mürşidine ulaştıracaktır.

ALLAH’A ULAŞMAYI DİLEMEYENLER – GAYY YOLUNDA 1. YÛNUS-7 …Onlar, Bize ulaşmayı dilemezler. Onlar âyetlerimizden gâfil olanlardır. … 2. YÛNUS-11 …Bize ulaşmayı dilemeyen kimseleri, isyanları içinde şaşkın bırakırız. RA’D-27 …Allah, dilediği kimseyi dalâlette bırakır. … 3. YÛNUS-15 Bize ulaşmayı dilemeyen kimseler şöyle dedi: “Bize bundan başka bir Kur’ân getir. … 4. YÛNUS-45 …Allah’a mülâki olmayı yalanlayanlar, hüsrandadır. … EN’ÂM-31 Allah’a mülâki olmayı yalanlayan kimseler hüsrana düştüler. … 5. FURKÂN-21 Ve Bize mülâki olmayı dilemeyenler: …nefslerinde kibirlendiler. … 6. RÛM-8 …İnsanların çoğu, Rab’lerine mülâki olmayı inkâr edenlerdir. 7. SECDE-10 …Onlar, Rab’lerine mülâki olmayı inkâr edenlerdir. FUSSİLET-54 Onlar gerçekten Rab’lerine mülâki olacaklarından şüphe içindeler. …

ALLAH’A ULAŞMAYI DİLEMEYENLER İÇİN MÜRŞİD YOK, TARÎKİ CEHÎMDE, SIRATI CEHÎMDE 1. ARÂF-186 Allah kimi dalâlette bırakırsa, artık onun için bir hidayetçi yoktur. … 2. RA’D-27 De ki: “Muhakkak ki Allah, dilediği kimseyi dalâlette bırakır ve O’na yönelen kimseyi Kendisine ulaştırır.” RA’D-33 …Allah, kimi dalâlette bırakırsa artık onun için bir hidayetçi (mehdi) yoktur. 3. KEHF-17 …Allah, kimi dalâlette bırakırsa artık onun için velî mürşid bulunmaz. 4. ZUMER-23 … Allah, kimi dalâlette bırakırsa, o zaman onun için bir hidayetçi (mehdi) yoktur. 5. ZUMER-36 …Allah, kimi dalâlette bırakırsa artık onun için hidayetçi yoktur. 6. MU’MİN-33 …Allah kimi dalâlette bırakırsa, artık onun için bir hidayetçi yoktur. 7. ŞÛRÂ-44 Ve Allah kimi dalâlette bırakırsa, o taktirde onun için, bundan sonra bir velî (dost) yoktur. …

ALLAH’A ULAŞMAYI (HİDAYETİ) DİLEYEN – ALLAH’I SEVENLER – SEBÎLİ REŞAD ÜZERİNDE 1. BAKARA-46 …Rab’lerine muhakkak mülâki olacaklarına....yakîn derecesinde inanırlar. BAKARA-156 …"Biz muhakkak ki Allah içiniz (O’na ulaşmak ve teslim olmak için yaratıldık) ve muhakkak O’na döneceğiz (ulaşacağız)” derler. 2. BAKARA-249 …O kendilerinin muhakkak Allah’a mülâki olacaklarını kesin olarak bilenler… 3. EN’ÂM-154 …onlar, Rab’lerine mülâki olacaklarına inanırlar… 4. RA’D-2 …Âyetleri ayrı ayrı açıklar ki; böylece Rabbinize mülâki olmaya yakîn hasıl edersiniz. 5. KEHF-110 …Kim Rabbine mülâki olmayı dilerse, o zaman salih amel (nefs tezkiyesi) yapsın… 6. ANKEBÛT-5 Kim Allah’a mülâki olmayı dilerse, o taktirde muhakkak ki Allah’ın tayin ettiği zaman mutlaka gelecektir… 7. İNŞİKAK-6 Ey İnsan! Muhakkak ki sen, Rabbine doğru cehd ile (nefsinle) cihad edersin. Sonunda O’na mülâki olursun.

ALLAH’A ULAŞMAYI (HİDAYETİ) DİLEYEN – MÜRŞİDE TÂBÎ – TARÎKİ VE SIRATI MUSTAKÎM ÜZERİNDE 1. ÂLİ İMRÂN-31 …Allah’ı seviyorsanız, o taktirde bana tâbî olunuz ki Allah da sizi sevsin… 2. ÂLİ İMRÂN-164 Andolsun ki Allah, mü’minlerin üzerine bir nî'met olmak üzere kendilerinden bir resûl beas eder... 3. MERYEM-43 …bana tâbî ol. Seni, Sıratı Seviye’ye hidayet edeyim. RA’D-7 …Sen, sadece bir uyarıcısın ve bütün kavimler için hidayetçi vardır. 4. YÂSÎN-21 (Tebliğlerine karşılık) sizden ücret istemeyen (bu) kişilere tâbî olun. Ve onlar, mehdilerdir. 5. MU’MİN-38 Ve âmenû olan adam şöyle dedi: “Ey kavmim! Bana tâbî olun ki sizi irşad yoluna ulaştırayım.” 6. ZUHRÛF-61 …Sakın şüphe etmeyiniz! Ve bana tâbî olun, işte bu Sıratı Müstakîm’dir. 7. CUMA-2 Ümmîler arasında kendilerinden bir resûl beas eden O’dur. Onlara, O’nun (Allah’ın) âyetlerini okur, onları tezkiye eder...

Yani bu kadar âyet, bakın! Bugün kardeşlerimizden birisi TikTok'ta, işte bizim bir takım şeylerimiz yayınlanıyor. Birileri bir şeyler yazıyor, cevap veriştiriyor falan; şu bu... Kardeşlerimize dedim ki, hiçbir zaman tartışmaya girmeyin. Siz sadece Kur’ân âyetini söyleyin, geri kalan onlarla bırakın. Biz onlara zorla ispat etmek durumunda değiliz, sevgili kardeşim. Hepinize sesleniyorum: Söyleyeceksiniz, bırakacaksınız. Bizim için dinde tartışma yok. Hiç kimseyle tartışmıyoruz.

“Sizin söyledikleriniz Kur’ân'a uymuyor.” Tamam. Sana göre uymuyorsa uymuyor. Zorla ben sana uyduracak değilim. Ama sen öyle düşünüyorsan, sen öyle düşün. Ama biz seninle vaktimizi boşa harcamayız. Tartışmayız, Allah'ın izniyle.

Öyleyse, “Risale-i Nur kitapları okuyorum. Mürşid olarak kitaplar yeterli midir?” Hayır, değil. Asla ve asla. Kur’ân-ı Kerim bile mürşidi farz kılıyor. Diyor ki: “Allah'a ulaşmayı dileyin.” Gerçekten bu kitabın hükmüdür. Kur’ân'ın hükmüdür. Ama gerçekten Kur’ân hükmü (kitabın hükmü) yerine getirdiyseniz, Allah kalbinizde mürşid sevgisini oluşturuyor. Ve hacet namazıyla mürşidinizi Allah'tan isteyin. Allah Resûlü (S.A.V) şöyle buyuruyor: “Benden sonra nübüvvet yoktur.” Ama ne vardır? “Mübeşşirat vardır.” Sahâbe sual soruyor: Ya Resûlullah (S.A.V) “Mübeşşirat nedir?” “Salih rüyadır.” diyor.

RÜYA HADÎSLERİ 1. HADÎS-İ ŞERİF Resûlullah (S.A.V) şöyle demişti: “Benden sonra, peygamberlikten sadece mübeşşirat (müjdeciler) kalacaktır!” Yanındakiler sordu: “Mübeşşirat da nedir?” “Salih rüyadır!” diye cevap verdi. Bkz. Buhârî, Tabir 5; Muvatta, Rüya 3,(2, 957); Ebû Dâvûd, Edeb 96. 2. HADÎS-İ ŞERİF Mü'minin rüyası, nübüvvetin kırk altı cüzünden bir cüzdür. Bkz. Buhârî, Tabir 4; Muvatta, 1, (2,956) 3. HADÎS-İ ŞERİF “Rüya üçtür. Biri salih rüya olup Allah'tan müjdedir, ikincisi şeytanın verdiği üzüntüdür, üçüncüsü kişinin kendi kendine konuşmasıdır.” Bkz. Buhârî, Tabir, 26; Müslim, Rüya, 6.

Bugün Efendimiz'in bize açıkladığı hacet namazı nedir? Aynı şeyi ifade ediyor. Hacet namazını kılın. Mürşidinizi Allah'tan sorun.

HACET NAMAZI ÖNCE BOY ABDESTİ ALINIR, HACET NAMAZINA NİYET EDİLİR. 1. REKÂT: Subhâneke - Fâtiha - 3 Âyetel Kursî 2. REKÂT: Fâtiha - İhlâs - Felak - Nâs OTURUNCA: Ettehiyyatü 3. REKÂT: Fâtiha - İhlâs - Felak - Nâs 4. REKÂT: Fâtiha - İhlâs - Felak - Nâs OTURUNCA: Ettehiyyatu - Allahümme Salli - Allahümme Barik – Rabbena Allah'tan mürşid istenir: Bu namaz, perşembeyi cumaya bağlayan gece veya kandil gecelerinde kılınır. Dua bitince, uyumadan önce 3 Âyetel Kürsî okunur. Kimseyle konuşmadan, kıbleye doğru sağ yan üstü yatılıp ALLAH’I zikir ederek uyunur.

BAKARA-45: (Allah’tan) sabırla ve namazla istiane (özel yardım) isteyin. Ve muhakkak ki o (hacet namazı ile Allah’a ulaştıracak mürşidini sormak), huşû sahibi olanlardan başkasına elbette ağır gelir.

BAKARA 46: Onlar (o huşû sahipleri) ki, Rab’lerine (dünya hayatında) muhakkak mülâki olacaklarına ve (sonunda ölümle) O’na döneceklerine yakîn derecesinde inanırlar.

Mâide 35: "Vesileyi Allah'tan isteyin."

5/MÂİDE-35 Yâ eyyuhâllezîne âmenûttekûllâhe vebtegû ileyhil vesîlete ve câhidû fî sebîlihi leallekum tuflihûn(tuflihûne). Ey âmenû olanlar (Allah’a ulaşmayı, teslim olmayı dileyenler); Allah’a karşı takva sahibi olun ve O’na ulaştıracak vesileyi isteyin. Ve O’nun yolunda cihad edin. Umulur ki böylece siz felâha erersiniz.

Nahl 9: "Allah'a giden yolun tayini Allah'a aittir."

16/NAHL-9 Ve alâllâhi kasdus sebîli ve minhâ câirun, ve lev şâe le hedâkum ecmaîn(ecmaîne). Ve sebîllerin (dergâhlardan Sıratı Mustakîm'e ulaşan bütün yolların yani mürşidlerin) tayini, Allah'ın üzerinedir. Ve ondan sapanlar vardır. Ve eğer O dileseydi, sizin hepinizi hidayete erdirirdi.

Bütün bunların hülasasından Allah bizi mutlak surette bir kılavuza ulaştırıyor. Kılavuzsuz, mürşidsiz din yaşanamaz. Bunu en güzel biçimde belirten Yunus Emre: “Hakk'ı bulayım dersen mürşid olmadan olmaz. Mürşidi göreyim dersen mürşidsiz olmaz. Ruhunu teslim edeyim dersen mürşidsiz olmaz.” Ne? Hiçbirisi mürşidsiz olmaz. Allah razı olsun.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 17 Ağustos 2026Son güncelleme: 2 Ekim 20269 dk okuma1