"Muhterem Hocam, rızık nedir? Çok çalışmayla elde edilebilir mi? Açıklar mısınız?"
Soru
"Muhterem Hocam, rızık nedir? Çok çalışmayla elde edilebilir mi? Açıklar mısınız?"
Cevap
2 türlü rızık var. Maddi rızık ve manevî rızık. Mesela rahmet bir rızıktır, fazl bir rızıktır, salâvât bir rızıktır, sekînet bir rızıktır, feyz ve diğerleri hep rızıktır. Bunların hepsi birer rızık, birer nur yani manevî rızıklardır. Bir de maddi rızıklar var. Fizik vücudun hayatiyeti için yerden çıkan, Allah'ın bitirdikleri, gıdalar. Onlar da maddi rızıklar. Yani kısacası maddi ve manevî rızıkların hepsine hepimiz (sahibi Allah'tır ve biz O'na) muhtacız. Özellikle Nahl Suresinin 71. âyet-i kerimesinde Allahû Tealâ:
16/NAHL-71: Vallâhu faddale ba’dakum alâ ba’dın fîr rızk(rızkı), femâllezîne fuddılû bi râddî rızkıhim alâ mâ meleket eymânehum fe hum fîhi sevâun, e fe bi ni’metillâhi yechadûn(yechadûne).
Üstün kılınan kimseler, ellerinin altında bulunanlara rızıklarını veren (verici) değiller (çünkü rızkı veren sadece Allah’tır). Oysa onlar, rızıkları konusunda eşittirler. Onlar, Allah’ın ni’metini bilerek mi inkâr ediyorlar?
Yani Allah herkese rızkı verir. Ama bazıları maddi rızıkları (sakattır, kördür vs.) rızkını elde edebilecek durumda değil. Ama Allah onun rızkını da onun yanında, yakınındaki çalışan kişiye veriyor ki oda ona infâk etsin diye. İster kişi doğrudan doğruya Allah'tan alsın rızıktır, ister kişi insanın eliyle alsın bu yine rızıktır.
Bizimle Allah arasında maddi manevi bütün herşey rızıktır. Ama bu kul eliyle başkasına verildiği zaman bu infâk oluyor. Tıpkı bizimle Allah arasında günahlarımızdan dolayı Allah'tan af dilememiz, mağfiret. Mağfiret: Devrin imamı ile Allah arasında da mağfirettir. Ama önünde tövbe ettiğimiz, devrin imamı ile tövbe eden kişi arasında, bu olay şefaattir. Allah'ın yardımını ulaştırıyor.
Öyleyse Allah herkesin rızkını veriyor ve 90 âyette Kur'ân-ı Kerim'de Allah rızkı da tekellüf ediyor. Yani kefil oluyor, yarattığı mahlûkunun rızkını vermek istikâmetinde. Ama iblis nefsin afetlerine tesir eder. Meselâ Bakara Suresi 268. âyetinde:
2/BAKARA-268 Eş şeytânu yeidukumul fakra ve ye’murukumbil fahşâi vallâhu yeidukum magfireten minhuve fadlâ(fadlan), vallâhu vâsiun alîm(alîmun).
Şeytan size fakirlik vaadeder ve size fuhşuyatı emreder. Ve Allah ise, size kendinden mağfiret ve fazl vaadediyor. Allah, Vâsi’dir, Alîm’dir.
Akıllara tesir etmek suretiyle şeytan size fakirlik vaad eder, fuhşuyatı emreder. Ne diyordu Nûr Suresi 21. âyetinde?
24/NÛR-21 Yâ eyyuhâllezîne âmenû lâ tettebiû hutuvâtiş şeytân(şeytâni), ve men yettebi’ hutuvâtiş şeytâni fe innehu ye’muru bil fahşâi vel munker(munkeri) ve lev lâ fadlullâhi aleykum ve rahmetuhu mâ zekâ minkum min ehadin ebeden ve lâkinnallâhe yuzekkî men yeşâu, vallâhu semî’un alîm(alîmun).
Ey âmenû olanlar, şeytanın adımlarına tâbî olmayın! Ve kim şeytanın adımlarına tâbî olursa o taktirde (şeytanın adımlarına uyduğu taktirde) muhakkak ki o (şeytan), fuhşu (her çeşit kötülüğü) ve münkeri (inkârı ve Allah’ın yasak ettiklerini) emreder. Ve eğer Allah’ın rahmeti ve fazlı sizin üzerinize olmasaydı (nefsinizin kalbine yerleşmeseydi), içinizden hiçbiri ebediyyen nefsini tezkiye edemezdi. Lâkin Allah, dilediğinin nefsini tezkiye eder. Ve Allah, Sem’î’dir (en iyi işitendir) Alîm’dir (en iyi bilendir).
Kim şeytanın adımlarına tâbî olursa, fuhşuyatı ve münkeri emrediyor. Münker, Allah'ın zekat emrini inkârı. Sahip olduğunuz gelirinizin % 2,5 'u zekât olarak vermeniz gerekiyor. Ama iblis devreye girmek sûretiyle " Siz kazandınız, niye başkasına veriyorsunuz?" diyerek, onları fakirlikle korkutuyor. Allah da diyor ki "Hayır, sana emrim bu." Öyleyse asıl olan Allah'ın emrine itaat etmek. 90 kûsur âyette de Allah rızkın geri veriyor. Örneğin Ra'd Suresinin 26. ve 27. âyeti kerimesinde Allahû Tealâ ne diyor?
13/RAD-26 Allâhu yebsutur rızka li men yeşâu ve yakdir(yakdiru), ve ferihû bil hayâtid dunyâ, ve mâl hayâtud dunyâ fîl âhırati illâ metâun.
Allah, dilediği kimseye rızkı genişletir ve daraltır. Onlar, dünya hayatı ile sevinirler (ferahlanırlar). Dünya hayatı, ahiret hayatı yanında (geçici) bir metadan başka bir şey değildir.
13/RAD-27 Ve yekûlullezîne keferû lev lâ unzile aleyhi âyetun min rabbihi, kul innallâhe yudillu men yeşâu ve yehdî ileyhi men enâb(enâbe).
Ve kâfirler: “Ona, Rabbinden bir âyet (mucize) indirilse olmaz mı?” derler. De ki: “Muhakkak ki Allah, dilediği kimseyi dalâlette bırakır ve O’na yönelen kimseyi Kendine ulaştırır (hidayete erdirir).”
Allahû Tealâ kimin rızkını genişletiyor, kiminkini daraltıyor? Şükreden kişinin rızkını genişletiyor, şükretmeyenin daraltıyor. Şükretmeyenin daralttığını Tâhâ Suresi 124. âyetinde, şükredeninkini de İbrâhîm Suresi 7. âyetinde söylüyor.
20/TÂHÂ-124 Ve men a’rada an zikrî fe inne lehu maîşeten danken ve nahşuruhu yevmel kıyâmeti a’mâ.
Ve kim Benim zikrimden yüz çevirirse, o taktirde mutlaka onun için sıkıntılı bir geçim (hayat) vardır. Ve kıyâmet günü onu, kör olarak haşredeceğiz.
14/İBRÂHÎM-7 Ve iz teezzene rabbukum le in şekertum le ezîdennekum ve le in kefertum inne azâbî le şedîd(şedîdun).
Ve o zaman Rabbiniz size bildirmişti ki; eğer şükrederseniz (ni’metlerinizi) artırırım, eğer kâfirlerden olursanız muhakkak ki azabım şiddetlidir.
Yani kısacası, rızkı genişleten ve daraltan Allah'tır.