Muhterem Hocam, ruhumuzda hasletler var, nefsimizde afetler var; bu bizi eşitliyor. Ama cinlerde ruh yok. Onların nefsindeki afetler çok ağır basmıyor mu? Açıklar mısınız?
Soru
Muhterem Hocam, ruhumuzda hasletler var, nefsimizde afetler var; bu bizi eşitliyor. Ama cinlerde ruh yok. Onların nefsindeki afetler çok ağır basmıyor mu? Açıklar mısınız?
Cevap
Yok. Çünkü başlangıç noktasında cinler ve insanlar için bir gaye var. Nedir o? Kul olmak. İşte Zâriyât 56, iki varlığın da geçtiği âyet-i kerime:
51/ZÂRİYÂT-56 Ve mâ halaktul cinne vel inse illâ li ya'budûni. Ve Ben, insanları ve cinleri (başka bir şey için değil, sadece) Bana kul olsunlar diye yarattım.
İnsanları ve cinleri başka bir şey için değil, Bize abd olsunlar diye yarattık.
ORTAK AKIL NEFS 19 AFETİ ile AKLA Ulaşır. 1. Kin ve Nefret 2. Küfür 3. Yalan 4. Zulüm 5. Haset 6. Cehalet 7. Cimrilik 8. Öfke ve Gayz 9. İsyan 10. Sabırsızlık 11. Kibir ve Gurur 12. Hırs ve Şehvet 13. Nankörlük 14. Dedikodu 15. Zan 16. İptilâlar (Kötü Alışkanlıklar) 17. Vefasızlık 18. Mürailik 19. Fitne Fesat RUH 19 HASLETİ ile AKLA Ulaşır. 1. Sevgi 2. Îmân 3. Doğruluk 4. Adalet 5. Edep 6. İlim 7. Cömertlik 8. Sekînet 9. İtaat 10. Sabır 11. Tevazu 12. Kanaat 13. Şükür 14. Ketumiyet 15. Hakikat 16. Faziletler 17. Vefa 18. İhlâs 19. Tevhit
İşte, her iki varlık için en alt seviyede, kul olmak var. Kimdir kul olanlar? Likâallahı dileyenler. Allahû Tealâ Bakara 21’de ne diyor?
2/BAKARA-21 Yâ eyyuhen nâsu’budû rabbekumullezî halakakum vellezîne min kablikum leallekum tettekûn(tettekûne). Ey insanlar! Rabbinize kul olun ki O, sizi ve sizden öncekileri yarattı. Umulur ki böylece siz, takva sahibi olursunuz.
Demek ki kul olmak takva sahibi olmakla mümkündür. Kimdir takva sahipleri? Likâallahı dileyenler. Rûm 31, Bakara 223:
30/RÛM-31 Munîbîne ileyhi vettekûhu ve ekîmûs salâte ve lâ tekûnû minel muşrikîn(muşrikîne). O’na (Allah’a) yönelin (Allah’a ulaşmayı dileyin) ve O'na karşı takva sahibi olun. Ve namazı ikame edin (namaz kılın). Ve (böylece) müşriklerden olmayın.
2/BAKARA-223 Nisâukum harsun lekum, fe’tû harsekum ennâ şi’tum ve kaddimû li enfusikum vettekûllâhe va’lemû ennekum mulâkûh(mulâkûhu), ve beşşiril mu’minîn(mu’minîne). Kadınlarınız sizin için tarladır. O halde tarlanıza nasıl dilerseniz öyle yaklaşın. Ve kendiniz için (derecelerinizi arttıracak ameller) takdim edin. Ve Allah’a karşı takva sahibi olun ve O’na mülâki olacağınızı (kavuşacağınızı) bilin. Ve mü’minleri müjdele.
O zaman cinler ve insanlar için öncelikle en alt seviyede; insanlar için likâallah, cinler için takva sahibi olmak asıl.
İşte; “Yâ eyyuhen nâsu’budû rabbekum” insan takva sahibi olduğu zaman kul oluyorsa, cinler de takva sahibi olduğu zaman kul oluyorsa; o zaman Allahû Tealâ buyuruyor ki: “Cinleri ve insanları başka bir şey için değil, Bize abd olsun diye yarattık.” Yani iki varlığa da takva sahibi olun demiş oluyor. Ama insanların 1. safha takva sahibi olması likâallahı dilemesiyle; cinlerin de kul olması, onlar için fizik vücudun şeytana kul olmaktan kurtulmasıyla gerçekleşiyor. Cinler, şeytana kul olmaktan kurtulmak suretiyle bu noktaya ulaşıyorlar.
Öyleyse onların nefslerinde de afetler çok ağır basmıyor mu? Hayır, cinlerden istenen nefs tezkiyesi. Ve kim, hangi cin takva sahibi olmuşsa; o kul olmuştur, şeytana kul olmaktan kendisini kurtarmıştır. Nitekim Cinn Suresinde yanılmıyorsam bu geçiyor. Şeytandan kaçıyorlar rabbanî cinler. O zaman İblis de yani başlangıç noktasında insanlar da şeytanın kulu durumunda. Şeytana kul olmaktan kurtulabilmeleri için ne lâzım Zumer 17’ye göre? “Ve enâbû ilâllâhi” Allah’a yönelmesi, Allah’a ulaşmayı dilemesi lâzım.
39/ZUMER-17 Vellezînectenebût tâgûte en ya’budûhâ ve enâbû ilâllâhi lehumul buşrâ, fe beşşir ıbâdi. Ve onlar ki; taguta (insan ve cin şeytanlara) kul olmaktan içtinap ettiler (kaçındılar, kendilerini kurtardılar). Çünkü Allah’a yöneldiler (Allah’a ulaşmayı dilediler). Onlara müjdeler vardır. Öyleyse kullarımı müjdele!
Öyleyse iki varlığın eşitlendiği nokta 1. safha. 2. safhada da mürşide tâbîyet. Cinler için de mürşide tâbîyet, insanlar için de mürşide tâbîyet. Tâbî olduğu zaman iki varlığın üzerine de devrin imamının ruhu yerleşiyor. Nefs tezkiyesi yapan cinler için devrin imamının ruhu başının üzerine gelip yerleşiyor, nefs tezkiyesi yapan insanlar için de tâbîyetle birlikte devrin imamının ruhu başlarının üzerine gelip yerleşiyor. Ama cinlerde bir ruh olmadığı için, onlar seyr-i sülûk yapmıyorlar. Evet, bakın Cinn 4:
72/CİNN-4 Ve ennehu kâne yekûlu sefîhunâ alâllâhi şetatâ(şetatan). Ve o bizim sefih (ahmak) olanımızın (iblisin), Allah’a karşı asılsız (saçma sapan şeyler) söylemiş olduğuna (inanıyoruz).
Bunlar tabiî inananlar; “Allah’a karşı asılsız, saçma sapan şeyleri söylemiş olduğuna inanıyoruz.” yani rabbanî cinler. Kendini ondan kurtarmış, İblis'ten kurtarmış olan kişiler. Öyleyse iki varlığın eşitlendiği yer, insanlar için Allah’a ulaşma dileği; cinler için de şeytana kul olmaktan kurtulmak. İkisi de mümkün. Allah razı olsun.