Muhterem Hocam, ruhun Allah’a dönüşü yapacağımız tövbeyle mi gerçekleşir?
Soru
Muhterem Hocam, ruhun Allah’a dönüşü yapacağımız tövbeyle mi gerçekleşir?
Cevap
Evet. Allahû Tealâ olayları çok net olarak Kur’ân’da âyetlerle vermiş. Bu tövbe öyle bir tövbe olmalı ki kişiyi mü’min kılması lâzım. Bu tövbenin kişinin bütün günahlarını sevaba çevirmesi lâzım. Bu tövbenin nefs tezkiyesine başlatması lâzım.
Evet, bu tövbe ruhumuzun vücudumuzdan ayrılarak Sıratı Mustakîm’e ulaşması; bu tövbe nefsimizin mânevî kalbine îmânın yazılması; bu tövbe günahların sevaba çevrilmesi; bu tövbe nefs tezkiyesinin gerçekleşmesi gerekir.
Bu tövbenin ruhu Allah’a doğru yola çıkarması lâzım. Böyle bir tövbe sadece bir çeşit tövbedir: Mürşid önünde yapılan bir tövbe. Yani 7 şahidin huzurunda gerçekleşiyor bu tövbe.
TÖVBE MERASİMİNDE KİŞİNİN ŞEFAATİNDE 7 ŞAHİT VARDIR
1. ALLAH
ÂLİ İMRÂN-18: Allah, şehâdet etti: Muhakkak ki O’ndan başka ilâh yoktur. Melekler ve ilim sahipleri de adaletle kâim oldular (şahit oldular) ki, O’ndan başka ilâh yoktur. O, Azîz’dir, Hakîm’dir.
2. DEVRİN İMAMI
ÂLİ İMRÂN-81: … “İkrar ettiniz mi ve bu ağır (ahdimi) üzerinize aldınız mı?” diye buyurdu. (Onlar da): “İkrar ettik” dediler. (Allahû Tealâ): “Öyleyse şahit olun ve Ben sizinle beraber şahitlerdenim.” buyurdu.
3. DEVRİN İMAMININ RUHU
MÜCÂDELE-22: … Ve onları, Kendinden bir ruh ile destekledi (orada eğitilmiş olan, devrin imamının ruhu onların başlarının üzerine yerleşir).
4. ARŞI TUTAN MELEKLER
MU’MİN-7: Arşı tutan melekler ve onun etrafındaki kişi (devrin imamı), Rab’lerini hamd ile tesbih ederler ve O’na îmân ederler. Ve âmenû olanlar için (Allah’tan) mağfiret dilerler:…
5. MÜRŞİDİN KALP GÖZÜ
YÛSUF-108: De ki: “Benim ve bana tâbî olanların, basiret üzere (kalp gözüyle basar ederek) Allah’a davet ettiğimiz yol, işte bu yoldur.”…
6. KİRAMEN KÂTİBİN MELEKLERİ
İNFİTÂR-11: Şerefli yazıcılar (kaydediciler) olarak.
7. AMEL DEFTERİ
NÛR-24: O gün onlara, dilleri, elleri ve ayakları (hayat filmleri) yapmış olduklarına şahitlik edecek.
Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V) hadîs-i şerifinde şöyle buyuruyor:
HADÎS-İ ŞERİF
Kaynak: Ebû Dâvûd, Cihâd, 2; Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1, 192.
“Tövbe sona ermedikçe hicret de sona ermez. Güneş battığı yerden doğmadıkça da tövbe sona ermez.”
İşte sevgili kardeşlerim, mürşid önünde yapılan tövbe bizi bu hedefe ulaştırıyor. Tövbe ile birlikte hicret, Allah’a hicret, seyr-i sülûk başlıyor.
Çünkü Ankebût Suresinin 26. âyet-i kerimesinde Hz. Lût (A.S), Hz. İbrâhîm (A.S)’a tâbî olduğu zaman ona îmân etti ve: “Ben Rabbime hicret edeceğim.” dedi.
29/ANKEBÛT-26: Fe âmene lehu lût (lûtun) ve kâle innî muhâcirun ilâ rabbî, innehu huvel azîzul hakîm(hakîmu).
Bundan sonra Lut (A.S), O’na (İbrâhîm (A.S)’a) îmân etti (tâbî oldu) ve dedi ki: “Muhakkak ki ben, Rabbime hicret edecek olanım (ruhumu yaşarken Allah’a ulaştıracağım). Muhakkak ki O; Azîz’dir (çok yücedir), Hakîm’dir (hüküm sahibidir).”
Lût (A.S), İbrâhîm (A.S)’a îmân ediyor, önünde tövbe ediyor ve ruhu da vücudundan ayrılıp Sıratı Mustakîm’e ulaşıyor.
“Ve ben Rabbime hicret edeceğim.”
İster Kur’ân-ı Kerîm’de hicret desin, ister tasavvuf dilinde seyr-i sülûk; ikisi de bizi aynı sonuca ulaştırıyor. Allah razı olsun.