Muhterem Hocam, sabikûn el ahirin kimlerdir? Hangi âyetlerde geçmektedir bizlere bunları açıklayabilir misiniz?
Soru
Muhterem Hocam, sabikûn el ahirin kimlerdir? Hangi âyetlerde geçmektedir bizlere bunları açıklayabilir misiniz?
Cevap
"Suali bir kere daha tekrar edecek olursak: "Sabikûn el ahirin kimlerdir? Hangi âyetlerde geçmektedir bizlere bunları açıklayabilir misiniz?" Sevgili kardeşlerim bütün zaman parçalarında Allah'ın bütün insanlar için farz kıldığı ezeli ve ebedî tek bir din vardır. Bu din babamız İbrahim’in Hanîf dini, Arapça adıyla İslâm, 7 safha ve 4 teslimden oluşuyor. Ve sabikûn, yani hayırlarda ileri geçenler; bir nevi 7 safhayı ve 4 teslimi yaşayanlar.
9/TEVBE-100 Ves sâbikûnel evvelûne minel muhâcirîne vel ensâri vellezînettebeûhum bi ihsânin radıyallâhu anhum ve radû anhu ve eadde lehum cennâtin tecrî tahtehâl enhâru hâlidine fîhâ ebedâ(ebeden), zâlikel fevzul azîm(azîmu). O sabikûn-el evvelîn (evvelki hayırlarda yarışanlardan salâh makamında iradesini Allah'a teslim ederek irşada memur ve mezun kılınanlar): Onların bir kısmı muhacirînden (Mekke'den Medine'ye göç edenlerden) bir kısmı ensardan (Medine'deki yardımcılardan) ve bir kısmı da onlara (ensar ve muhacirîne) ihsanla tâbî olanlardandı. (Sahâbe irşad makamına sahip oldukları için onlara tâbî olundu). Allah, onlardan razı ve onlar da O'ndan (Allah'tan) razıdır. Onlara Allah, altlarından ırmaklar akan cennetler hazırladı ve orada ebediyyen kalacaklardır. İşte bu, en büyük (azîm) mükâfattır.
İşte TEVBE Sûresi'nin 100 âyet-i kerimesinde 14 asır evvel Kur’ân’ın indirildiği dönem itibariyle Nebiler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V)’in kendilerine Kur’ân öğrettiği sabikûn el evvelîn sahâbe için bakın Allahû Tealâ ne diyor? "O sabikûn-el evvelîn (evvelki hayırlarda yarışanlardan salâh makamında iradesini Allah'a teslim ederek irşada memur ve mezun kılınanlar" Evvelki hayırlarda yarışanlar hayra ulaş ki artık o noktadan itibaren salâh makamında iradesini Allah'a teslim ediyor, Allah'a teslim ederek irşada memur ve mezun kılınanlar hayırlarda yarışanlar. "Onların bir kısmı muhacirînden (Mekke'den Medine'ye göç edenlerden) bir kısmı ensardan (Medine'deki yardımcılardan) ve bir kısmı da onlara (ensar ve muhacirîne) ihsanla tâbî olanlardandı."
Yani hayırlarda yarışanlar kimlerdir? İrade teslimini gerçekleştirerek Allah’ın Zâtı'nı görenler. Onlar ma‘rûf ile emreden, münkerden nehyeden, sabrın sahibi olan insanlar. İşte bunlar evvelkilerden çoğu Allahû Tealâ, Vakıa Sûresi'nin 8, 9 ve 10. âyetlerine baktığımızda ne görüyoruz?
56/Vakıa-8 Fe ashâbul meymeneti mâ ashâbul meymeneti. İşte ashabı meymene [meymene sahipleri, amel defteri (hayat filmleri) sağından verilen cennetlikler], (ama) ne ashabı meymene!
56/Vakıa-9 Ve ashâbul meş'emeti mâ ashâbul meş’emeti. Ve ashabı meşeme [meşeme sahipleri, amel defteri (hayat filmleri) solundan verilen cehennemlikler], (ama) ne ashabı meşeme!
56/Vakıa-10 Ves sâbikûnes sâbikûn(sâbikûne). Ve sabikunlar (hayırlarda yarışıp ileri geçenler), sabikunlar.
Allahû Tealâ üç gruba insandan bahsediyor, kıyamet günü üç guruba ayrılacaksın. Bunlar; Ashâb-ı meymene, yeminlerini yerine getirenler Ashâb-ı meşeme, cehennemlikler Ve sabikûn da öğreten insanlar.
Başka bir deyimle bunu ifade etmek gerekirse: ashâb-ı meşeme cahiller, ashâb-ı meymene ilim verilenler, sabikûn ise ilmin sahipleridir. Öyle düşünebiliriz ilmin sahipleri çünkü Allah’ın Zâtı'na şahit olanlar.
3/ÂLİ İMRÂN-17 Es sâbirîne ves sâdıkîne vel kânitîne vel munfikîne vel mustagfirîne bil eshâr(eshâri). (Onlar), sabredenler, sâdıklar (ahdlerine vefa edenler), kânitîn olanlar (Allah’ın huzurunda saygı ile duranlar), infâk edenler (Allah için verenler) ve seherlerde mağfiret dileyenlerdir.
İşte ÂLİ İMRÂN Sûresi'nin 17. âyet-i kerimesinde "Es sâbirîne ves sâdıkîne vel kânitîne vel munfikîne vel mustagfirîne bil eshâr(eshâri)." Bu özellikleri tanıdıktan sonra “Şehidallâhu ennehû lâ ilâhe illâ huve, vel melâiketu ve ulûl ilmi"
3/ÂLİ İMRÂN-18 Şehidallâhu ennehû lâ ilâhe illâ huve, vel melâiketu ve ulûl ilmi kâimen bil kıst(kıstı), lâ ilâhe illâ huvel azîzul hakîm(hakîmu). Allah, şehâdet (şahitlik) etti: Muhakkak ki O'ndan başka ilâh yoktur. Melekler ve ilim sahipleri de adaletle kâim oldular (şahit oldular) ki, O'ndan başka ilâh yoktur, (O) Azîz'dir, Hakîm'dir.
Allah Zâtı'na şahitlik ediyor, melekler de şahitlik ediyor ve ilim sahipleri de şahitlik ediyor. Şimdi bakalım.
56/Vakıa-11 Ulâikel mukarrebûn(mukarrebûne). İşte onlar (sabikunlar). Mukarrip (Allah’a yaklaştırılmış) olanlardır.
"Onlar mukarreblerdir."
56/Vakıa-12 Fî cennâtin naîm(naîmi). (Onlar), naim cennetlerindedirler.
"Onlar Naîm cennetlerindedirler."
56/Vakıa-13 Sulletun minel evvelîn(evvelîne). (Onlar), evvelkilerden bir ümmettir.
“Evvelkilerden bir ümmettir."
56/Vakıa-14 Ve kalîlun minel âhirîn(âhirîne). Ve (onların) birazı sonrakilerdendir.
Ve bu 7 safha 4 teslimi yaşayanların bir kısmı evvelkilerdendir, bir kısmı da sonrakilerdendir. İşte sabikûn el ahirin geçtiği âyetler burada Vakıa Sûresi'nin 14. âyet-i kerimesinde ifade ediliyor.
Vel Asr sûresinde nasıl Allahû Tealâ asrı saadete yemin ediyorsa, günümüzde de, hidayet asrında da, asrı hidayete yemin ediyor. Asr-ı saadetin sabikûn evvelînleri muhacirîn, ensar ve onlara ihsanla tâbî olanlardır: sahâbe, tâbiîn, tebei tâbiîn.
Ama asr-ı hidayetin sabikûnları, hayırlarda yarışanlar, onlar bu dönemde bu 4 teslimi yaşayacak olan Mehdî (A.S)'a bağlı olanlardır. Allah razı olsun.