Muhterem Hocam, "Sadece diliyle tövbe istiğfar etmek yalancıların tövbesidir." sözü ne demektir? Açıklar mısınız?
Soru
Muhterem Hocam, "Sadece diliyle tövbe istiğfar etmek yalancıların tövbesidir." sözü ne demektir? Açıklar mısınız?
Cevap
"Sevgili kardeşlerim, kim kalben Allah’a ulaşmayı dilemezse o zaman o diliyle tövbe etmiştir. Ama bu da yalancıların tövbesidir. Nitekim Hucurât suresinin 14. âyet-i kerimesinde:
49/HUCURÂT-14 Kâletil a’râbu âmennâ, kul lem tu’minû ve lâkin kûlû eslemnâ ve lemmâ yedhulil îmânu fî kulûbikum, ve in tutîullâhe ve resûlehu lâ yelitkum min a’mâlikum şey’â(şey’en), innallâhe gafûrun rahîm(rahîmun). Araplar: “Biz âmenû olduk.” dediler. (Onlara) de ki: “Siz âmenû olmadınız (Allah’a ulaşmayı dilemediniz). Fakat: ""Teslim olduk."" deyin. Kalplerinize (içine) îmân girmedi. Ve eğer Allah’a ve O’nun Resûl'üne itaat ederseniz (Allah’a ulaşmayı dilerseniz), amellerinizden bir şey eksiltmez. Muhakkak ki Allah, Gafur’dur, Rahîm’dir.”
Mevlânâ (Hz.) da ne diyor? ""Akıl tövbe eder ama nefs tövbeyi bozar. İçi kâfir, dışı müslüman."" Öyleyse diliyle akıl tövbe ediyor, ama nefsin afetleri de devreye giriyor, tövbeyi bozuyor. Yani aklı kandırıyor ve tövbeyi bozuyor. Ne diyordu Mevlânâ (Hz.)? ""Akıl bir kuzu, nefs bir kurt ve îmân bir çoban."" İşte diliyle tövbe ediyor, aklıyla tövbe ediyor, istiğfar ediyor ama kurt devreye giriyor ve aklı baypas ediyor. Neden? Îmânın devrede olmaması hasebiyle. Allah’a ulaşma dileği devrede yoksa o zaman o kişi tövbe etse bile bu yalancıların tövbesidir. Çünkü kalbine îmân girmemiştir Allah'ın izniyle."