Muhterem Hocam, sahâbenin kötülüğe iyilikle mukabele etmesinin ve Kitab’ın bütününe tâbî olmasının, kalplerinin müzeyyen kılınmasıyla bir ilişkisi var mıdır?
Soru
Muhterem Hocam, sahâbenin kötülüğe iyilikle mukabele etmesinin ve Kitab’ın bütününe tâbî olmasının, kalplerinin müzeyyen kılınmasıyla bir ilişkisi var mıdır?
Cevap
Var tabii ki. Âli İmrân Suresinin 119. âyet-i kerimesinde: “Siz mü’minler böylesiniz. Siz onları seversiniz, onlar sizi sevmezler. Siz Kitab’ın tamamına îmân edersiniz.”
3/ÂLİ İMRÂN-119: Hâ entum ulâi tuhıbbûnehum ve lâ yuhıbbûnekum ve tu’minûne bil kitâbi kullihi, ve izâ lekûkum kâlû âmennâ, ve izâ halev addû aleykumul enâmile minel gayz(gayzi), kul mûtû bi gayzikum, innallâhe alîmun bi zâtis sudûr(sudûri).
İşte siz (mü'minler) böylesiniz, siz onları seversiniz ve onlar sizi sevmezler ve siz kitabın tamamına îmân edersiniz. Ve sizinle karşılaşınca “Biz îmân ettik.” dediler, yalnız kaldıkları zaman, size karşı öfkelerinden parmak uçlarını ısırdılar. De ki: “Öfkenizden ölün.” Muhakkak ki Allah, sinelerde olanı en iyi bilendir.
49/HUCURÂT-7: Va’lemû enne fîkum resûlallâh(resûlallâhi), lev yutîukum fî kesîrin minel emri le anittum ve lâkinnallâhe habbebe ileykumul îmâne ve zeyyenehu fî kulûbikum, ve kerrehe ileykumul kufre vel fusûka vel isyân(isyâne), ulâike humur râşidûn(râşidûne).
Ve aranızda Allah’ın Resûl'ü olduğunu biliniz. Eğer işlerin çoğunda size itaat etseydi, mutlaka sıkıntıya düşerdiniz. Fakat Allah, size îmânı sevdirdi ve onu kalplerinizde müzeyyen kıldı. Küfrü, fıskı ve isyanı size kerih gösterdi. İşte onlar, onlar irşad olanlardır.
“Müzeyyen” kelimesi tezyinden geliyor. Tezyin sanatı, süsleme sanatıdır. Allah o kalbi süslüyor, tezyin ediyor.
Kişinin düşmanlarını düşmanlıktan çıkarması, sonra onlara karşı muhabbet duymaya başlaması, sonra onları gerçek anlamda sevmesi; tezyinin kademe kademe gerçekleşmesiyle, yerleşmesiyle tahakkuk eder.
Dikkat edin, Allah’ın sahâbenin kalplerini telif etmesi, sahâbenin sahâbeyi sevmesidir. Evet, kalplerin telifi biri diğerini sevmesi mânâsında, sahâbenin diğer sahâbeyi sevmesidir. Önceki kademedeki bir olay. Ama eğer Âli İmrân-119’a bakacak olursak, sahâbenin sahâbe olmayan ve sahâbeye düşman olanları da sevmesini ifade ediyor.
Bu, tezyinin mutlak yerleştiğinin kesin ifadesidir. Yani kötülüğe karşı hayırla mukabele etmek, tezyinin bir sonucudur. Allah razı olsun.