Muhterem Hocam, ‘Şahadet’ kavramının muhtevası nedir?

Soru

Muhterem Hocam, ‘Şahadet’ kavramının muhtevası nedir?

Cevap

Şehâdet, şahitlik müessesesi olarak tarif edilebilir. Yüce Rabbimiz Allah, şahitlerin en yücesidir. Allahû Tealâ tek başına şehâdet için yetmez miydi? Elbette yeterlidir. Ancak başka şahitlerin de mevcut olmasını mutlaka istiyor. Hayatımızın her safhasına bir şahit getiriyor. Örneğin hayat filmimizin kendisi şahittir. Kirâmen kâtibîn melekleri şahittir. Mizan da şahittir. Bunlar Kıyâmet günü bizim taammüt unsurlarımızı %100 ortaya koyan temel şahitlerdir.

Örneğin Yûnus Suresi'nin 61. âyet-i kerimesine baktığımız zaman:

10/YÛNUS-61: Ve mâ tekûnu fî şe'nin ve mâ tetlû minhu min kur'ânin ve lâ ta'melûne min amelin illâ kunnâ aleykum şuhûden iz tufîdûne, fîh(fîhi) ve mâ ya'zubu an rabbike min miskâli zerretin fîl ardı ve lâ fîs semâi ve lâ asgare min zâlike ve lâ ekbere illâ fî kitâbin mubîn(mubînin).

Ve bir iş ile meşgul olmanız, Kur'ân'dan bir şey okumanız ve yaptığınız bir amel yoktur ki, ona daldığınız zaman sizin üzerinize şahitler olmayalım. Yeryüzünde ve semada zerre ağırlığınca bir şey Rabbinden gizli kalmaz. Ve ondan daha büyüğü ve daha küçüğü yoktur ki, Kitab-ı Mübîn'de olmasın.

“Bir işle meşgul olmanız, Kur’ân’dan bir şey okumanız, yaptığınız bir amel yoktur ki ona daldığınız zaman sizin üzerinize şahitler olmayalım.” Yani her aktivitemize kesinlikle Allah şahittir.

7/A'RÂF-172: Ve iz ehaze rabbuke min benî âdeme min zuhûrihim zurriyyetehum ve eşhedehum alâ enfusihim, e lestu birabbikum, kâlû belâ, şehidnâ, en tekûlû yevmel kıyâmeti innâ kunnâ an hâzâ gâfilîn(gâfilîne).

Ve kıyâmet günü, gerçekten biz bundan gâfildik (gâfilleriz) dersiniz diye (dememeniz için), senin Rabbin, Âdemoğullarının sırtlarından onların zürriyetlerini aldığı zaman onları, nefsleri üzerine şahit tuttu. (Allahû Tealâ şöyle buyurdu): “Ben, sizin Rabbiniz değil miyim?” Dediler ki: “Evet, (Sen, bizim Rabbimizsin), biz şahit olduk.”

Kaf 17–18’de ise Allahû Tealâ amellerimizi üzerimize şahit tutuyor: “Sağda ve solda oturan iki görevli (melek), amelleri tespit eder. Bir söz söylemeniz yoktur ki onun gözetleyiciler tarafından tespit edilmiş olmasın.”

50/KAF-17: İz yetelakkâl mutelakkîyâni anil yemîni ve aniş şimâli kaîdun.

O zaman, sağda ve solda oturan iki telâkki edici (tesbit edici melek), (amelleri) tespit ederler.

50/KAF-18: Mâ yelfızu min kavlin illâ ledeyhi rakîbun atîdun.

Bir söz söylenmez ki, onun yanında hazır gözetleyiciler (tarafından tespit edilmiş) olmasın.

İsrâ 13–14’te ise Allahû Tealâ: “Bütün insanların kuşunu yani amel defterini (kazandıkları ve kaybettikleri dereceleri) boynuna bağladık. Kıyâmet günü ona, neşredilmiş kitabı üç boyutlu olarak çıkarırız. Kitabını oku. Bugün hesap görücü olarak nefsinin (cennete veya cehenneme gideceğini gösteren negatif ve pozitif derecelerinin neticeleri) sana kâfi oldu.”

17/İSRÂ-13: Ve kulle insânin elzemnâhu tâirehu fî unukıh(unukıhî), ve nuhricu lehu yevmel kıyâmeti kitâben yelkâhu menşûrâ(menşûren).

Bütün insanların kuşunu (kazandıkları ve kaybettikleri dereceleri) boynunda bağladık (boynuna astık). Ve kıyâmet günü ona, neşredilmiş kitabı (üç boyutlu olarak boşlukta oynayan hayat filmini) çıkarırız.

17/İSRÂ-14: Ikra’ kitâbek(kitâbeke), kefâ bi nefsikel yevme aleyke hasîbâ(hasîben).

Kitabını oku (hayat filmini izle)! Bugün hasib (hesap görücü) olarak (hayat filmindeki) nefsin(in cennete veya cehenneme gideceğini gösteren negatif ve pozitif derecelerinin neticeleri) sana kâfi oldu.

Yâsîn 65’te Allahû Tealâ: “O gün ağızlarını kapatır, mühürleriz. Uzuvları şahitlik edecek.”

36/YÂSÎN-65: El yevme nahtimu alâ efvâhihim ve tukellimunâ eydîhim ve teşhedu erculuhum bimâ kânû yeksibûn(yeksibûne).

Bugün onların ağızlarını mühürleriz. Kazanmış olduklarını (yaptıklarını) Bize, onların elleri anlatır, ayakları şahitlik eder.

Öyleyse görüyoruz ki gerçekten Allahû Tealâ hayatımızın birçok noktalarında şahitleri devreye alıyor. Örneğin mürşid önünde yapılan tövbede de 7 şahit vardır:

TÖVBE MERASİMİNDE KİŞİNİN ŞEFAATİNDE 7 ŞAHİT VARDIR

1. ALLAH

Âl-i İmrân-18 Allah, şehâdet etti: Muhakkak ki O’ndan başka ilâh yoktur. Melekler ve ilim sahipleri de adaletle kâim oldular (şahit oldular) ki, O’ndan başka ilâh yoktur. O, Azîz’dir, Hakîm’dir.

2. DEVRİN İMAMI

Âl-i İmrân-81 … “İkrar ettiniz mi ve bu ağır (ahdimi) üzerinize aldınız mı?” diye buyurdu. (Onlar da): “İkrar ettik” dediler. (Allahu Teâlâ): ‘Öyleyse şahit olun ve Ben sizinle beraber şahitlerdenim” buyurdu.

3. DEVRİN İMAMININ RUHU

Mücâdele-22 … Ve onları, Kendinden bir ruh ile destekledi (orada eğitilmiş olan, devrin imamının ruhu onların başlarının üzerine yerleşir).

4. ARŞI TUTAN MELEKLER

Mu’min-7 Arşı tutan melekler ve onun etrafındaki kişi (devrin imamı), Rab’lerini hamd ile tesbih ederler ve O’na îmân ederler. Ve âmenû olanlar için (Allah’tan) mağfiret dilerler:…

5. MÜRŞİDİN KALP GÖZÜ

Yûsuf-108 De ki: “Benim ve bana tâbî olanların, basiret üzere (kalp gözüyle basar ederek) Allah’a davet ettiğimiz yol, işte bu yoldur.”…

6. KİRAMEN KÂTİBİN MELEKLERİ

İnfitâr-11 Şerefli yazıcılar (kaydediciler) olarak.

7. AMEL DEFTERİ

Nûr-24 O gün onlara, dilleri, elleri ve ayakları (hayat filmleri) yapmış olduklarına şahitlik edecek.

Şühûd mertebesindeki şahitlere dair 7 âyet-i kerimede, baktığımız zaman:

7 SAFHA ŞÜHÛD MERTEBESİNDEKİ ŞAHİTLER

1. Nisâ-166 Öyle ki, Allah sana indirdiği şeyi (Kur’an’ı), kendi ilmi ile indirdiğine şahitlik eder. Ve melekler de şahitlik ederler. Ve Allah şahit olarak kâfidir.

2. Bakara-143 Ve işte böylece insanların üzerine (hak) şahitler olmanız için sizi, sizi vasat (ikisi arasında) (hayırlı ve faziletli) bir ümmet kıldık. Resûl de sizin üzerinize şahit olsun.

3. Nisâ-41 Artık her ümmetten bir şahit (resûl) getirdiğimiz zaman ve seni de onların üzerine şahit olarak getirdiğimiz zaman (halleri) nasıl olacak?

4. Ra'd-43 Ve kâfirler: “Sen, resûl olarak gönderilmiş değilsin.” derler. De ki: “Allah ve kitabın ilmi yanında olanlar, benimle sizin aranızda şahit olarak kâfidir.”

5. Nahl-84 Ve o gün, bütün ümmetlerden birer şahit göndeririz. Sonra kâfirlere cehennemden çıkmaları için izin verilmez. Ve onlardan (Allah’tan) rıza talepleri kabul edilmez.

6. Nahl-89 Ve o gün, bütün ümmetlerin içinde, onların üzerine, onların kendilerinden bir şahit beas ederiz (vazifeli kılarız). Ve seni onların üzerine şahit olarak getirdik. Ve sana, herşeyi beyan eden (açıklayan), hidayete erdiren ve rahmet olan Kitab’ı, müslümanlara (Allah’a teslim olanlara) müjde olarak indirdik.

7. Hacc-78 … O, sizi daha önce de “müslümanlar” (Allah’a teslim olanlar) olarak isimlendirdi. Bunda da (Kur’an-ı Kerim’de de), resûl size şahit olsun ve siz de insanlara şahitler olasınız diye. …

Öyleyse görüyorsunuz ki şahitlik çok önemli bir olay olarak Kur'ân'da yer almıştır.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 17 Ağustos 2026Son güncelleme: 2 Ekim 20265 dk okuma1