Muhterem Hocam, seferi halde doksan km geçince farz namazlarının sadece yarısının kılınacağı ve sünnetlerin ise hiç kılınmayacağı söyleniyor. Bu konunun aslı Kur'ân-ı Kerim'de nasıldır? Açıklayabilir misiniz?

Soru

Muhterem Hocam, seferi halde doksan km geçince farz namazlarının sadece yarısının kılınacağı ve sünnetlerin ise hiç kılınmayacağı söyleniyor. Bu konunun aslı Kur'ân-ı Kerim'de nasıldır? Açıklayabilir misiniz?

Cevap

Evet, Nisâ 101'de geçiyor.

4/NİSÂ-101 Ve izâ darabtum fîl ardı fe leyse aleykum cunâhun en taksurû mines salâti, in hıftum en yeftinekumullezîne keferû. İnnel kâfirîne kânû lekum aduvven mubînâ(mubînen). Ve yeryüzünde sefere çıktığınız zaman, kâfirlerin size kötülük edeceklerinden korkarsanız, o taktirde namazdan kısaltmanızda, size bir günah yoktur. Muhakkak ki kâfirler, sizin için apaçık düşmandır.

"Yeryüzünde sefere çıktığınız zaman, kâfirlerin size kötülük edeceklerinden korkarsanız o takdirde namazdan kısaltmanızda size bir günah yoktur." Öyleyse namazın kısaltılması bir korku halinin varmasına bağlı. Tekrar ediyorum. Yeryüzünde sefere çıktığınız zaman, yolculuğa çıktığınız zaman kâfirlerin size kötülük edeceklerinden korkarsanız ve bir saldırı, size yapılan bir saldırıdan korkarsanız o takdirde namazdan kısaltmanızda size bir günah yok. Namazı kısaltırsanız, dört rekâtta ikiye sünnetleri kılmamanızda size bir günah yok. Aksi bir durum söz konusu değil. Yetmez. Devam eden âyetlerde 102'de bakalım ne diyor.

4/NİSÂ-102  Ve izâ kunte fîhim fe ekamte lehumus salâte fel tekum tâifetun minhum meake vel ye’huzû eslihatehum fe izâ secedû fel yekûnû min varâikum, vel te’ti tâifetun uhrâ lem yusallû fel yusallû meake vel ye’huzû hızrahum ve eslihatehum, veddellezîne keferû lev tagfulûne an eslihatikum ve emtiatikum fe yemîlûne aleykum meyleten vâhıdeh(vâhıdeten). Ve lâ cunâha aleykum in kâne bikum ezen min matarin ev kuntum mardâ en tedaû eslihatekum, ve huzû hızrakum. İnnallâhe eadde lil kâfirîne azâben muhînâ(muhînen). Ve sen onların arasında olduğun zaman, onlara namazı ikame ettiğin (kıldırdığın) taktirde, öyle ki onların bir kısmı seninle beraber ayakta (namaza) dursun ve silâhlarını da alsınlar, böylece diğerleri secde ettikleri zaman, sizin arkanızda olsunlar. Ve namaz kılmamış olan grup da gelsin, bu şekilde seninle beraber namazlarını kılsınlar, koruma tedbirlerini ve silâhlarını da alsınlar. Kâfirler silâhlarınızdan ve mühimmatınızdan (savaş techizatınızdan) gaflette olmanızı ve böylece sizin üzerinize “tek bir hamle ile baskın yapmayı ” isterler. Ve yağmur sebebiyle size bir güçlük oldu ise veya hasta olduysanız, silâhlarınızı çıkarmanızda size bir günah yoktur. Ve korunma tedbirlerinizi de alın. Muhakkak ki Allah kâfirler için “alçaltıcı azap” hazırlamıştır.

Savaş halindeki namazı ifade ediyor. Yani şartlar ne olursa olsun namazın mutlaka kılınması gerektiğini beyan ediyor. "Sen onların arasında olduğun zaman onlara namazı ikame ettiğin takdirde de ki onların bir kısmı seninle beraber ayakta namaza dursun." Yani cephede, cephede bir kısım sahabiler Resûlullah'la birlikte onun arkasında namaz kılacaklar." Silahlarını da alsınlar. Böylece diğerleri secde ettikleri zaman sizin arkanızda olsunlar. "Yani bir kısmı namaz kılıyor peygamberimizin arkasında. Diğerleri nöbet bekliyor silahını da alsınlar. Onlar bitince diğeri sizin arkada olsunlar." Namaz kılmamış olan grup da gelsin bu şekilde seninle beraber namazlarını kılsınlar. Koruma tedbirleri ve silahlarını da alsınlar. Kâfirler silahlarınızdan ve mühimmatınızdan savaş ticaretinde gaflette olmanızı ve böylece sizin üzerinize tek bir hamleyle baskın yapmayı isterler. Yağmur sebebiyle. Öyleyse görüyorsunuz ki namazın kısaltılması bir korku haliyle gerçekleşiyor. Uzun yolculukla bir alakası yok. Ama insanlar kendilerine göre bir şey uydurmuşlar. Seferi halde doksan km geçince vaktin farzlarının yarısının kılınacağı, sünnetlerin de kılınmayacağı söyleniyor. Böyle bir olay yok. Tekrar ediyoruz. Nisâ 101. Sefere yolculuğa çıktığınız zaman düşmanın size saldırmasından korkan bir durum söz konusu ise namazları kısaltmanızda bir günah yok. Farzlar ikiye, sünnetler de kılınmayabilir. Ama savaş hali dahi olsa mutlak surette bir rekatlık namazı da cephede bile kılmasını Allahû Tealâ emrediyor. Bakara 239'da ne diyor?

2/BAKARA-239 Fe in hıftum fe ricâlen ev rukbânâ(rukbânen), fe izâ emintum, fezkurûllâhe kemâ allemekum mâ lem tekûnû ta’lemûn(ta’lemûne). Fakat eğer (hayatî bir tehlikeden) korkarsanız, o zaman yaya yürürken veya binekte iken (namazınızı kılın). Nihayet emin olduğunuz zaman, (Allah’ı nasıl zikredeceğinizi) siz bilmiyorken size öğrettiği şekilde, artık Allah’ı zikredîn.

"Eğer fakat eğer hayati bir tehlikeden korkarsanız o zaman yaya namaz kılabilirsiniz. Yürürken namaz kılabilirsin veya binek halinde namaz kılabilirsiniz." Bakın her halükarda namazın kılınmasını Allahû Tealâ istiyor. Yaya namaz kılabilirsiniz. Yürürken de namaz kılabilirsiniz. Binek halindeyken arabada namaz kılabilirsiniz. Nihayet emin olduğunuz artık bir saldırının olmadığına emin olduğunuz bir hal Allah'ı nasıl zikredeceğini siz bilmiyorsanız, size öğrettiği şekilde Allah'ı zikredîn. Tabiki bize öğrettiği şekilde namazlarımızı erkanıyla kılacağız. Allah razı olsun.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 7 Eylül 2026Son güncelleme: 2 Ekim 20264 dk okuma4