Muhterem Hocam, şeytan insanları kandırırken nasıl bir ikna yöntemi kullanıyor, bize açıklayabilir misiniz?

Soru

Muhterem Hocam, şeytan insanları kandırırken nasıl bir ikna yöntemi kullanıyor, bize açıklayabilir misiniz?

Cevap

Şimdi sevgili kardeşlerim, iblis denen varlık Allah’tan aldığı müsaade gereğince bütün zaman parçalarında vardır. Ve bütün zaman parçalarında bu zeki olan varlık, her noktada herşeyi kullanıyor. Tek bir hedefi var: o kişiyi Allah yolundan saptırmak. Ama bilelim ki "Hafıza-i beşer nisyan ile malüldür."

Bugün içinde bulunduğumuz hidayet çağında İblis’in 1-0 başarılı olmasının arkasında ne var? Kur’ân'ı unutturması var. Eee zaten insanoğlunun durumu bu. Ve o da her türlü desiseleri kullanmak suretiyle eğer insanı Kur’ân’dan uzaklaştırabilse ki Kur'ân anda Allah'ın koruması altında.

15/HİCR-9 İnnâ nahnu nezzelnâz zikre ve innâ lehu le hâfizûn(hâfizûne).

Muhakkak ki zikri (Kur'ân-ı Kerim’i), Biz indirdik. O'nun koruyucuları (da) mutlaka Biziz.

İşte iblis denen mahlûk tedrici basamaklar içerisinde insanı her gün biraz daha Allah'tan uzaklaştırıyor. "İlim ibadetin imamıdır." Eğer sizi iblis Kur'ân'dan koparmışsa o zaman ne yaparsanız yapın amelleriniz boşa gidiyor. "İlimsiz sofu şeytanın maskarasıdır."

İşte iblis insanın bu zayıf tarafını kullanıyor ve unutturmaya çalışıyor. Yetmez diğer konularda da Allah’a teslim olmak, Allah’a güvenmek yerine kişiyi merkeze alıyor:

“Sen bak şunu başardın, çünkü sen çok zenginsin paran var, bak sen şunu yaptın çünkü güçlüsün çok akıllısın, vb.” Yani devamlı olarak iblisin iki tane hedefinden;

1 Tanesi kişiyi Allah'tan uzaklaştırmak, Allah'ın yardımını almamasını sağlamak.

2 Kesinlikle insanı Kur'ân'dan uzaklaştırmak

Şimdi bütün bu durumların Allahû Tealâ nerede açıklıyor? Furkân Suresi 27, 28, 29, 30. âyet-i kerimelerinde açıklıyor. Bakın Allahû Tealâ ne buyuruyor?

25/FURKÂN-27 Ve yevme yeadduz zâlimu alâ yedeyhi yekûlu yâ leytenîttehaztu mear resûli sebîlâ(sebîlen).

Ve o gün, zalim ellerini ısırır: “Keşke resûlle beraber (Allah’a giden) bir yol ittihaz etseydim.” der.

25/FURKÂN-28 Yâ veyletâ leytenî lem ettehız fulânen halîlâ(halîlen).

Yazıklar olsun, keşke ben filanı (o kişiyi) dost edinmeseydim.

25/FURKÂN-29 Lekad edallenî aniz zikri ba’de iz câenî, ve kâneş şeytânu lil insâni hazûlâ(hazûlen).

Andolsun ki; bana zikir (Kur’ân’daki ilim) geldikten sonra beni zikirden saptırdı ve şeytan, insana yardımı engelleyendir.

25/FURKÂN-30 Ve kâler resûlu yâ rabbi inne kavmîttehazû hâzâl kur’âne mehcûrâ(mehcûran).

Ve resûl: “Ey Rabbim! Muhakkak ki benim kavmim, bu Kur’ân’dan ayrıldı (Kur’ân'ı terketti).” dedi.

Demek ki iblis kime tesir ediyor? Muhafazasız insanlara saldırıyor. Çünkü resûlle birlikte o kişi yol tutmuş olsaydı Allah'ın koruması altında olacaktı. Allah'ın koruması altındaki kişilere ruh Allah'ın Zatı'ına ulaşıncaya kadar asla iblisin tesiri yok, sıfır. Ama iblis özellikle muhafazasız insanlara bu şekilde saldırıyor.

25/FURKÂN-28 Yâ veyletâ leytenî lem ettehız fulânen halîlâ(halîlen).

Yazıklar olsun, keşke ben filanı (o kişiyi) dost edinmeseydim.

Şimdi resûlden uzaklaştıran bu kişi (yani iblis bu kişiyi resûlden uzaklaştırmışsa o zaman) kendisine dost olan kişinin yanına bağlıyor. Resûl yerine, resûlün yerine geçirdiği bir cin şeytanı bir insan şeytanı koyuyor. Ve İblis o kişiyi oradan beslemeye çalışıyor. Evvela onun Allah'la ilişkisini sağlayan resûlden uzaklaştırıyor. Yani ikmal yolunu kesiyor. Halbuki resûle bağlanmış olsaydı oradan beslenecekti. İkmal yolunu kesiyor ondan sonrada kendi dostuna bağlıyor.

Nasıl bir Allah dostuna ne demişler? "Sen ne ile meşgulsün?" "Biz çözer biz bağlarız." demiş. İblise de sorsan "Ne ile meşgülsün?" O da diyecek ki "Biz çözer biz bağlarız." İblisin çözmesi bağlaması; iblis kişinin Allah’la olan bağını çözüyor, şeytanla olan bağını bağlıyor. Allah'ın dostları da insanın şeytanla olan bağı çözüyor, Allah’la bağını bağlıyor. Bir birine zıt olan iki durum söz konusu. Ve devam ediyor.

"Lekad edallenî aniz zikri ba’de iz câenî" Zikir Kur'ân-ı Kerim bana gelmişken beni saptırdı. O zaman iblis evvela resûlden uzaklaştırıyor. Sonra resûlün açıklamaları olan Kur'ân âyetlerinden uzaklaştırıyor. Ne diyor? Resûlü yalanlıyor. Resûlü yalanladığı zaman da kimin sözlerini söylüyor? İnsan ve cin şeytanların söylediğini söylüyor. Ve devam ediyor tekrar o âyet-i kerimelere bakacak olursak; ne yapıyor iblis?

"Ve kâneş şeytânu lil insâni hazûlâ" Zikir (Kur'ân-ı Kerim) geldikten sonra beni zikirden saptırdı, şeytan insana yardımı engelleyendir. Nasıl Allahû Tealâ resûlünü devreye koyuyor, resûl âyetleri açıklıyor oradan kişiyi Allah'ın yardımına bağlıyorsa iblis de tam tersi. Şeytanda insana Allah'ın yardımını engelleyendir. O zaman resûl ne diyor? Resûl diyor ki "Yarabbim benim kavmim, bu Kur’ân’dan uzaklaştı."

Öyleyse sevgili kardeşlerim iki tane ip var; birisi Allah'ın ipi sırat-ı müstakîm Kur'ân'ı Kerim. Diğeri de insanlardan bir ip Allah'ın Resûlü. Ve ne yapıyor iblis? İblisin iki tane öncelikli hedefi var: Evvela Resûlden uzaklaştırmak daha sonrada Allah'ın âyetlerinden uzaklaştırmak. Allah'ın âyetlerinden uzaklaştırmayı bir müddet sonra tamamen unutturmak suretiyle hedefine ulaşıyor. Resûlden uzaklaştırmayı da resûlün anlattıklarının tam tersi olan emaniyyeyi devreye koymak suretiyle bunu bu şekilde yapıyor.

Gerçekten de baktığımız zaman Arâf suresinin 16. âyet-i kerimesinde:

7/ARÂF-16 Kâle fe bimâ agveytenî le ak'udenne lehum sırâtekel mustekîm(mustekîme).

(İblis): “Bundan sonra, beni azdırman sebebiyle, mutlaka Senin Sıratı Mustakîmin'e onlara karşı (mani olmak için) oturacağım.” dedi.

7/ARÂF-17 Summe le âtiyennehum min beyni eydîhim ve min halfihim ve an eymânihim ve an şemâilihim, ve lâ tecidu ekserehum şâkirîn(şâkirîne).

Sonra, elbette onlara, önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından geleceğim ve onların çoğunu şükredenlerden bulmayacaksın.

Yani resûl insanları Allah'a davet ediyor, âyetlerle bunları açıklıyor. Kabul edenler şükredenler, kabul etmeyenler küfredenler. Ve diyor ki "Onların çoğunu şükredici bulmayacaksın." Yani resûlün getirdiği daveti isyan yaptırtıyor ve kendi davetini onun yerine koyuyor. İbrâhîm 22. âyet-i kerimede Allahû Tealâ böyle buyuruyor.

14/İBRÂHÎM-22 Ve kâleş şeytânu lemmâ kudıyel emru innallâhe vaadekum va’del hakkı ve vaadtukum fe ahleftukum, ve mâ kâne liye aleykum min sultânin illâ en deavtukum festecebtum lî, fe lâ telûmûnî ve lûmû enfusekum, mâ ene bi musrihikum ve mâ entum bi musrihiyy(musrihiyye), innî kefertu bi mâ eşraktumûni min kabl(kablu), innez zâlimîne lehum azâbun elîm(elîmun).

Şeytan, emir yerine getirildiği zaman şöyle dedi: “Muhakkak ki; Allah, size “hak olan vaadini” vaadetti. Ve ben de size vaadettim. Fakat ben, vaadimden döndüm. Ve ben, sizin üzerinizde bir güce (sultanlığa, yaptırım gücüne) sahip değilim. Sadece sizi davet ettim. Böylece siz, bana icabet ettiniz. Artık beni kınamayın! Kendinizi kınayın! Ve ben, sizin yardımcınız değilim. Siz de, benim yardımcım değilsiniz. Gerçekten ben, sizin beni ortak koşmanızı daha önce de inkâr ettim. Muhakkak ki; zalimlere acı azap vardır.”

"Allah’ın davetidir haktır, bende davet ettim ama ben size hep yalan söyledim, kandırdım. Fakat bunları ben size zorla yaptırmadım, ben sizi davet etim siz kabul ettiniz. Beni kınamayın kendi nefsinizi kınayın." Yani iblisin daveti nefse, Allah'ın daveti ruha. Şeytana karşı galip gelmek istiyorsak mutlaka ruhun talebini yerine getirmemiz lazım. Allah razı olsun.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 17 Ağustos 2026Son güncelleme: 2 Ekim 20266 dk okuma3