Muhterem Hocam, şeytanın insanları Sıratı Mustakîm’den uzaklaştırmak istediğini biliyoruz. Buna rağmen neden çoğu insan şeytanın tuzaklarına düşüyor?

Soru

Muhterem Hocam, şeytanın insanları Sıratı Mustakîm’den uzaklaştırmak istediğini biliyoruz. Buna rağmen neden çoğu insan şeytanın tuzaklarına düşüyor?

Cevap

Evet, şeytan diyor ki: “Senin Sıratı Mustakîm’ine oturacağım, sağlarından, sollarından, önlerinden, arkalarından gireceğim, onların çoğunu şükredici bulmayacaksın.”

Buna rağmen neden çoğu insan şeytanın tuzaklarına düşüyor? İblis nefsimize davetiye çıkartıyor.

Zuhrûf 36’da:

43/ZUHRÛF-36: Ve men ya’şu an zikrir rahmâni nukayyıd lehu şeytânen fe huve lehu karîn(karînun).

Ve kim Rahmân'ın zikrinden yüz çevirirse, şeytanı ona musallat ederiz. Böylece o (şeytan), onun yakın arkadaşı olur.

“Kim Rahmân’ın zikrini yapmıyorsa, biz ona şeytanı musallat ederiz.” Rahmân'ın zikrini yapmayanlar kimlerdir? Allah’a ulaşmayı dilemeyen ve zikir yapmayanlardır.

Mücâdele 19’da:

58/MUCÂDELE-19: İstahveze aleyhimuş şeytânu fe ensâhum zikrallâh(zikrallâhi), ulâike hizbuş şeytân(şeytâni), elâ inne hizbeşşeytâni humul hâsirûn(hâsirûne).

Şeytan onları kuşattı. Böylece Allah'ın zikrini onlara unutturdu. İşte onlar, şeytanın taraftarlarıdır. Şeytanın taraftarları, gerçekten hüsranda olanlar, onlar değil mi?

Şeytana olan eğilim başlangıçta nefsimizin eğilimidir. Nefs ve şeytan insanlara her zaman farklı yorumlar yaptırabilir. Nitekim şeytanın kıyâmet günü bizlere söyleyeceği şey Kur’ân-ı Kerîm’de açık bir şekilde yer almıştır.

İblis diyor ki:

“Allah da size vaad etti, ben de vaatte bulundum. Allah sözünü tuttu, ama ben şeytanım. Ben vaadimden döndüm. Size zorla bir şey kabul ettirmedim, sizi davet ettim, siz de davetimi kabul ettiniz. Bana kızmayın, kendi nefsinize kızın.”

Bu, İbrâhîm Suresi'nin 22. âyet-i kerimesinde:

14/İBRÂHÎM-22: Ve kâleş şeytânu lemmâ kudıyel emru innallâhe veadekum va’del hakkı ve veadtukum fe ahleftukum, ve mâ kâne liye aleykum min sultânin illâ en deavtukum festecebtum lî, fe lâ telûmûnî ve lûmû enfusekum, mâ ene bi musrihikum ve mâ entum bi musrıhıyy(musrıhıyye), innî kefertu bi mâ eşrektumûni min kabl(kablu), innaz zâlimîne lehum azâbun elîm(elîmun).

Şeytan, emir yerine getirildiği zaman şöyle dedi: “Muhakkak ki; Allah, size “hak olan vaadini” vaadetti. Ve ben de size vaadettim. Fakat ben, vaadimden döndüm. Ve ben, sizin üzerinizde bir güce (sultanlığa, yaptırım gücüne) sahip değilim. Sadece sizi davet ettim. Böylece siz, bana icabet ettiniz. Artık beni kınamayın! Kendinizi kınayın! Ve ben, sizin yardımcınız değilim. Siz de, benim yardımcım değilsiniz. Gerçekten ben, sizin beni ortak koşmanızı daha önce de inkâr ettim. Muhakkak ki; zalimlere acı azap vardır.”

Öyleyse hiç kimse Allah’ın yardımı olmadan hedefine ulaşamaz. Yûsuf 53’te: (Yûsuf (A.S) bir peygamber olmasına rağmen,)

“Ben nefsimi ibra edemem, nefsimi tezkiye edemem. Çünkü nefs daima kötülüğü emreder. Ama Rabbimin rahim esmasıyla tecelli ettiği nefsler müstesna.”

12/YÛSUF-53: Ve mâ uberriu nefsî, innen nefse le emmâretun bis sûı illâ mâ rahime rabbî, inne rabbî gafûrun rahîm(rahîmun).

Ve ben, nefsimi ibra edemem (temize çıkaramam). Muhakkak ki nefs, mutlaka sui olanı (şerri, kötülüğü) emreder. Rabbimin Rahîm esmasıyla tecelli ettiği (nefsler) hariç. Muhakkak ki Rabbim, mağfiret edendir (günahları sevaba çevirendir). Rahîm'dir (rahmet nurunu gönderen ve merhamet edendir).

Kim Allah’a ulaşmayı dilerse, Allahû Tealâ mutlaka Rahîm esmasıyla tecelli eder. Ve o kişiyi peş peşe 7 furkânla,12 tane ihsanla mürşidine ulaştırır. Ancak o kişi mürşide tâbî olduğu zaman nefs tezkiyesine başlayabilir.

Namaz kılan herkes günde 40 defa Fâtiha’yı okuyor. Fâtiha’da Allah’tan talepte bulunuyor: “Beni Sıratı Mustakîm’e ulaştır.”

İşte Sıratı Mustakîm’e ulaşabilmemiz ancak kalben Allah’a ulaşmayı dilememizle mümkündür.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 17 Ağustos 2026Son güncelleme: 22 Ekim 20263 dk okuma2