Muhterem Hocam, Sıbgatullah olmanın önemi nedir? Açıklayabilir misiniz?

Soru

Muhterem Hocam, Sıbgatullah olmanın önemi nedir? Açıklayabilir misiniz?

Cevap

Sevgili kardeşlerim, Sıbgatullah kelimesi Kur’ân’da geçen bir kavram olarak karşımıza çıkıyor. Bakara 139’da Allahû Tealâ şöyle buyuruyor:

2/BAKARA-139 Kul e tuhâccûnenâ fîllâhi ve huve rabbunâ ve rabbukum, ve lenâ â’mâlunâ ve lekum a’mâlukum ve nahnu lehu muhlisûn(muhlisûne).

De ki: “Allah hakkında bizimle mücâdele mi ediyorsunuz? Ve O, bizim de Rabbimizdir, sizin de Rabbinizdir. Ve, bizim amellerimiz bize, sizin amelleriniz de size aittir. Ve biz, O'na muhlis olanlarız (dini O’na hâlis kılanlarız).”

Bakara 138'e bakalım, ne görüyoruz:

2/BAKARA-138 Sıbgatallâh(sıbgatallâhi) ve men ahsenu minallâhi sıbgaten, ve nahnu lehu âbidûn(âbidûne).

Allah’ın boyası; Allah’ın boyası ile boyanandan daha ahsen (daha güzel) olan kim vardır? Ve biz, O’na kul olanlarız.

“Allah’ın boyası: Allah’ın boyasıyla boyanandan daha ahsen, daha güzel olan kim vardır? Biz ona kul olanlarız.” İlla Allah’ın boyasıyla boyananlar, Allah’ın muhlis kullarıdır. Gerçekten de ruhun seyr-i sülûk olayının yaşanmasında 6. katta; Efendimiz'in anlattığı buz kalıbına benzer nur saçan ve oraya ulaşan ruhların bu nurla tamamen doymasından sonra Allah’ın boyasıyla boyanan kişi o noktaya ulaştıktan sonra oradaki fetih elbisesi kendisine giydiriliyor. Ve boşlukta kürsüsü duran Cebrail (A.S), elindeki kılıcı ona vermek suretiyle fetih için artık o kişi hazırdır. Yedi basamaktan oluşan; önünde yedi bakladan oluşan altın zinciri elindeki bir kılıçla bir kere daha vurarak levh-i mahfuzun kapısı, altın kapı, kendisine açılır. Ve tavandan çıkarak levh-i mahfuzda yer alan 7 tane âlemin bir bir geçilmesiyle Allah’ın zatına kadar bir yolculuk gerçekleştiriyor:

Birinci âlem Kader Hücreleri,

İkinci âlem Ümmü’l-Kitap,

Üçüncü âlem Kudret Denizi,

Dördüncü âlem Makam-ı Mahmud,

Beşinci âlem Divan-ı Sâlihîn,

Altıncı âlem Zikir Hücreleri,

Yedinci âlem İnd-i İlahi,

Ve ind-i ilahiden Allah’ın zatına ruhun ulaşması.

İşte ruhun bu yedi âlemi geçerek birtakım pratikleri gerçekleştirmesi sonucu, ruh varlıklar âleminin son noktasındaki ağacı aşıyor ve Allah’ın Zatına, yoklukta, arşta ulaşıyor. Allah’ın zatında ifna oluyor, yok oluyor.

Sidretül Münteha

Kâinat, cinsiyetsiz bir insan vücudu şeklindedir. Cinsiyetsiz insan vücudu şeklinde olan kâinatın kalbe denk gelen kısmında dünya bulunur. Üst bedenin baş kısmına doğru olan kısmı, 1. gök katından itibaren artarak vücudun baş kısmında 7. gök katına kadar dikey yükselir. 7. gök katında yatay olarak sıralanmış 7 âlem bulunur.

1. ÂLEM (Kader Hücreleri (İLLİYİN)) 2. ÂLEM(Ümmül Kitap) 3. ÂLEM (Kudret Denizi)

4. ÂLEM (Makam-ı Mahmud) 5. ÂLEM (Divan-ı Salihîn) 6. ÂLEM (Zikir Hücreleri)  7. ÂLEM (İndi İlahi)

Dikey 7 gök katının ve yatay 7 âlemin en üst noktasında, varlıklar âleminin sonundaki ağaç; Sidretül Münteha’dır.

Bu seyr-i sülûk ile yaşanan velâyet makamlarının birincisi; Fenâ makamında gerçekleşir. O kişi de ermiş evliya olur. Yedi tane velâyet makamı vardır; Kur’ân’ın yedi ruhuna paralel:

Fenâ makamı – Kur’ân’ın birinci ruhu

Bekâ makamı – Kur’ân’ın ikinci ruhu

Zühd makamı – Kur’ân’ın üçüncü ruhu

Muhsinler makamı – dördüncü ruh

Ulü’l-elbâb makamı – beşinci ruh

Hikmet makamı – altıncı ruh

İhlas ve salât makamı – yedinci ruhu, Allah ona nasip kılıyor.

7 VELAYET MAKAMI (KUR’ÂN’IN 7 RUHU)

1. FENÂ (Ruhun Teslimi)

ÂLİ İMRÂN - 14 …Bunlar, dünya hayatının menfaatleridir. Ve Allah, O’nun katındaki en güzel sığınaktır.

YÛNUS – 25 Ve Allah, teslim (selâm) yurduna davet eder ve (teslim yurduna, Zât’ını ulaştırmayı) dilediği kimseyi, Sırat-ı Müstakîm’e ulaştırır.

2. BEKÂ

MEÂRİC – 41 Onlardan daha hayırlısı ile değiştirmeye (onların yerine getirmeye)! Ve Biz, önüne geçilebilecek (engellenebîlecek) değiliz.

EN’ÂM – 127 Rab’lerinin katında onlar için selâm yurdu (teslim yurdu) vardır. Yapmış olduklarından dolayı, O (Allah), onların dostudur.

3. ZÜHT

YÛSUF – 20 Ve onu (Yusuf’u) az bir fiyatla, birkaç dirheme sattılar. Çünkü ona karşı zahidlerden idiler.

AHZÂB – 41,42 Ey âmenû olanlar! Allah’ı çok zikredin (günün yarısından fazla zikredin). Ve O’nu, sabah akşam tesbih edin.

4. MUHSİNLER (Fizik Vücut Teslimi)

NİSÂ – 125 Ve hanif olarak Hz. İbrâhim’in dinine tâbî olmuş ve vechini (fizik vücudunu) Allah’a teslim ederek muhsin olan kimseden, dinen daha ahsen kim vardır.

A’RÂF – 56 Islah olduktan sonra yeryüzünde fesat çıkarmayın. Allah’tan korkarak ve ümitle yalvarın.

Şüphesiz ki Allah’ın rahmeti muhsinlere yakındır.

5. ULÛL’ELBÂB

ÂLİ İMRÂN - 190,191 Muhakkak ki, göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün art arda gelişinde, ulûl elbâb için elbette âyetler (deliller) vardır. Onlar (ulûl elbâb), lübblerinin (Allah’ın sır hazinelerinin) sahipleridir, ayaktayken, otururken, yanları üstü yatarken (daima) Allah’ı zikrederler.

6. İHLÂS (Nefsin Teslimi)

BAKARA – 139 …Ve, bizim amellerimiz bize, sizin amelleriniz de size aittir. Ve biz, O’na muhlis olanlarız (dini O’na hâlis kılanlarız).

BEYYİNE – 5 Ve onlar, Allah için hanifler olarak dinde hâlis kullar olmaktan (nefslerini hâlis kılmaktan) ve namazı ikame etmekten ve zekât vermekten başka bir şeyle emrolunmadılar.

7. SALÂH (İradenin Teslimi)

TAHRÎM – 8 Ey âmenû olanlar! Allah’a Nasûh Tövbesi ile tövbe ediniz! Umulur ki Rabbiniz, sizin günahlarınızı örter ve sizi altından nehirler akan cennetlere koyar. O gün Allah, nebîleri ve O’nunla beraber olanları mahcup etmez. Onların nurları, önlerinden ve sağlarından koşar. “Rabbimiz, bizim nurumuzu tamamla, bizi mağfiret et.” derler.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 5 Eylül 2026Son güncelleme: 10 Ekim 20265 dk okuma0