Muhterem Hocam, sizleri dinlediğimde 'Allah'a ulaşmak' diye bir ifade kullanıyorsunuz. Bu ilgimi çekti ancak başka yerlerde bu ifadeyi duymadım. Din adamları sohbetlerinde Kur’ân’d
Soru
Muhterem Hocam, sizleri dinlediğimde 'Allah'a ulaşmak' diye bir ifade kullanıyorsunuz. Bu ilgimi çekti ancak başka yerlerde bu ifadeyi duymadım. Din adamları sohbetlerinde Kur’ân’dan konuşuyorlarsa bu ifade neden sadece sizleri dinlerken karşımıza çıkıyor? Kur’ân’da Allah’a ulaşmak diye bir şey var mı? Açıklayabilir misiniz?
Cevap
Çok güzel bir sual aslında. Herşeyi yaratan Allah’tır ve Allahû Tealâ, bütün mahlûkatın tepesine insanı yerleştirmiş. İnsan, meleklerden üstün, cinlerden üstün, bütün mahlûkattan üstün. Hangi sebeple üstün? Allah’ın Zatı’ndan üfürülen ruh sebebiyle üstün. Ve Allah’ın ruhu insan mahlukunun dışında başka hiç kimsede yok.
Allahû Tealâ; “Ey Âdemoğlu! Senin dışındaki herşeyi senin için yarattım, ama seni Kendim için yarattım.” buyuruyor: Öyleyse bu ifadeden anlamak istediğimiz nokta şu: Senin dışındaki herşey; gerçekten âlemler devreye giriyor. İşte zahirî âlem, fizik vücudumuzun âlemi, berzah âlemi, nefsimizin âlemi, gayb âlemi cinlerin, karşıt gayb âlemi cinlerin nefsleri, emr âlemi meleklerin, karşıt gayb âlemi şeytanların. Bunların hepsi insan için. Ama insan da Allah içindir.
ÂLEMLER
3 âlem ve 3 de karşıt âlem olmak üzere 6 tane âlem vardır.
Zahirî Âlem – Karşıt Zahirî Âlem: Zahirî Âlemde fizik bedenimiz ve Karşıt Zahirî Âlemde (Berzah Âleminde) nefslerimiz bulunur.
Gayb Âlemi – Karşıt Gayb Âlemi: Gayb Âleminde cinler ve Karşıt Gayb Âleminde (cinlerin Berzah Âleminde) cinlerin nefsleri bulunur.
Emr Âlemi – Karşıt Emr Âlemi: Emr Âleminde melekler ve Karşıt Emr Âleminde şeytan ve avanesi bulunur.
İşte, hangi yönüyle Allah içindir? Allah’ın Zat’ından üfürülen ruh emanetini taşıyor ve Allahû Tealâ bu emanetin hayattayken Kendisine ulaşmasını ve teslim edilmesini istiyor. Fakat insandan istediği tek bir şey var; bir dilek. İnsana verilen sorumluluk sadece bu dileği dilemesi iradesiyle. Sana serbest irade vermiş. Meselâ meleklerde öyle bir irade yok, başka varlıklarda da bir irade yok. Sadece cinlerde var. Ve iradesiyle insandan, Allah’ın Zat’ından üfürülen ruhun Kendisine ulaştırmasını istiyor. Son şeriat kitabı Kur’ân-ı Kerim’de Allahû Tealâ bu yönde tam 73 âyet-i kerimede, ölmeden evvel dünya hayatını yaşarken ruhun Allah’a ulaşmasını açıklıyor 19 fiille:
KUR’ÂN’DA 73 AYETTE GEÇEN 19 FİİLLE RUHUN ALLAH’A ULAŞMASI
1. Hudallâhi (Allah’a Ulaşmak), Hedâ Kum (Hidayete Ermek), Ehdi Kum (Hidayet Etmek, Ulaştırmak) Bakara-120, Âli İmrân-73, Nahl-9, En’âm-88, Mu’min-38
2. Yönelmek (Munîbîne, Enâbe, Enâbu, Enîbu, Yunib, Munîb)
Rûm-31, Ra’d-27, Şûrâ-13, Lokmân-15, Zumer-17 ve 54, Mu’min-13, Kaf-8
3. Likâe, Likâena, Mulâkû (Ulaşmak, Mulâkî Olmak)
Yûnus-7, Bakara-46, Hûd-29, Bakara-223, Kehf-110, Ankebût-5-23, Rûm -8, Fussilet-54, En’âm-154
4. İbtegu (İstemek), İbtegae Veche Rabbekum (Rab’lerinin Vechini, Zât’ını İstemek) Mâide-35, Ra’d-22
5. En Tueddûl (İade Etmek, Teslim Etmek) Nisâ-58
6. En Uslime, Muslimin (Teslim Olmak) Mu’min-66, Fussilet-33
7. Ed’û İlallâhi, İleyhi Ed’û (Allah’a Davet Etmek) Yûsuf-108, Ra’d-36
8. İstecîbu (li Rabbikum) (Rabbinize İcabet Edin) Şûrâ-47
9. Fe Firru İlallâh (Allah’a Firar Etmek) Zâriyât-50
10. Munkalibûn (Dönenler, Dönecek Olanlar) Zuhrûf-14
11. Yûsale, Yasilûne (Ulaştırmak) Bakara-27, Ra’d-21, Ra’d-25
12. İlâllâhil Masîr (Dönüş Allah’adır) Fâtır-18, Nûr-42
13. Râciûn, Yercîûn (Dönüş, Dönmek), Muhâricûn (Hicret Etmek), Yercullahe (Allah’a Ulaşmayı Dileyenler) Bakara-156, Bakara-18, En’âm-36, Mu’minûn-60, Ankebût-26, Ahzâb-21
14. Yehdî (Hidayet Eder, Ulaştırır), Yehdîhim (Hidayet Edecek, Ulaştıracak), Yehdûne (Hidayete Erdirir), Yettehıze İla Rabbihi Sebîla (Allah’a Giden Yol Edinmek), Seyehdîhim, Nehdiyenne, İhdînâ, Hedeynâ Bakara-213, Nisâ-175, Mâide-16, A’râf-181, Yûnus-25, Yûnus-35, Kehf-17, Furkân-57, Şuarâ-78, Secde-24, Sebe-6, Muhammed-5, Ankebût-69, Fâtiha 6-7, En’âm-87
15. Muhtedûn, İntedev, İntedâ, Muhtedîne (Hidayete Ermiş Olanlar)
Bakara-157, Âli İmrân-20, İsrâ-15, Tâhâ-82, Kasas-56
16. Fe Kad Hudiye (Hidayet Olunmuştur), Huden (Hidayete Erdiren), Ve Huda Hu (Hidayet Etti), Hudû (Hidayet Edildiler), Hudâhâ, Hedâhumullâhu (Allah Onları Hidayete Erdirdi)
Âli İmrân-101, Nahl-121, Hacc-24, Secde-13, Zumer-18
17. Evvâb (Ruhunu Allah’a Ulaştıran), Meâb (Sığınağa Ulaşan), La Tufettahu Lehum Abvâbu Es Semâi (Onlara Gök Kapıları Açılmaz) Sâd-44, A’râf-40
18. Yetûbu (Tövbe Eder Ve Allah’a Döner), Yetî Hi (O’na Gelir Mu’min Olarak) Furkân-71, Tâhâ-75
19. Ahsenûl Hüsnâ (Allah’ın Zât’ına Ulaşmak) Yûnus-26
Yetmez, 12 tane farz emirle bunu bizlere mecbur ediyor, farz kılıyor.
ÖLMEDEN ÖNCE RUHUN ALLAH’A ULAŞTIRILMASI 12 DEFA FARZ
1. 4/NİSÂ-58: Muhakkak ki Allah, emanetleri sahibine teslim etmenizi ve insanlar arasında hakemlik yaptığınız zaman adaletle hükmetmenizi emreder....
2. 5/MÂİDE-7: Allah’ın, sizin üzerinizdeki nimetini ve: “İşittik ve itaat ettik” dediğiniz zaman, onunla sizi bağladığı misâkinizi hatırlayın...
3. 6/ENÂM-152: ...Allah’ın ahdini yerine getirin (ifa edin). Böylece tezekkür edersiniz diye, (Allah) işte böyle, size onunla vasiyet (emir) etti.
4. 10/YÛNUS-25: Ve Allah, teslim (selâm) yurduna davet eder ve (teslim yurduna, Zat'ına ulaştırmayı) dilediği kimseyi, Sıratı Mustakîm'e ulaştırır.
5. 13/RA’D-21: Ve onlar Allah’ın (ölümden evvel), Allah’a ulaştırılmasını emrettiği şeyi (ruhlarını), O’na (Allah’a) ulaştırırlar...
6. 30/RÛM-31 O’na (Allah’a) yönelin (Allah’a ulaşmayı dileyin) ve O'na karşı takva sahibi olun. Ve namazı ikame edin (namaz kılın). Ve (böylece) müşriklerden olmayın.
7. 31/LOKMÂN-15: ... Bana yönelenlerin (ruhunu Allah'a ulaştırmayı dileyenlerin) yoluna tâbî ol. Sonra dönüşünüz Banadır...
8. 39/ZUMER-54: Ve Rabbinize (Allah’a) yönelin (ruhunuzu Allah’a ulaştırmayı dileyin)! Ve size azap gelmeden önce O’na (Allah’a) teslim olun (ruhunuzu, vechinizi, nefsinizi, iradenizi Allah’a teslim edin). (Yoksa) sonra yardım olunmazsınız.
9. 42/ŞÛRÂ-47: Rabbinize icabet edin, Allah tarafından geri döndürülmeyecek olan günün gelmesinden önce. İzin günü, sizin için bir sığınak yoktur...
10. 51/ZÂRİYÂT-50: Öyleyse Allah’a firar edin (kaçın ve sığının). Muhakkak ki ben, sizin için O’ndan (Allah tarafından gönderilmiş) apaçık bir nezirim.
11. 73/MUZZEMMİL-8: Ve Rabbinin İsmi'ni zikret ve herşeyden kesilerek O’na ulaş.
12. 89/FECR-28: Rabbine dön (Allah’tan) razı olarak ve Allah’ın rızasını kazanmış olarak!
HADÎS-İ ŞERİF: “Ölmeden evvel ölün, Allah’a dönün ki; (ölmeden önce ruhunuzu Allah’a ulaştırınız ki, teslim ediniz ki) Allah size 10'dan 700'e kadar artan yardımlarda bulunsun.”
Kaynak: Acluni keşfü’l hafa c2.shf 291 (2669)
Nisâ 58; Allah emanetleri, sahibi olan Allah’a iade etmenizi emreder, misakinizi yerine getirin, ahdinizi yerine getirin, Zat’ına davet ediyor, ulaşmasını istiyor, Rûm 31; takva sahibi olun, Bana ulaşanın yoluna tâbî olun, ölmeden evvel Bana yönelin ve teslim olun, Allah’ın davetine icabet edin, Allah’a kaçın, Allah’ın ismini zikredin herşeyden kesilerek Allah’a dönün. Bütün bu farz emirler devrede.
Öyleyse bu kadar âyetin açıkladığı bir konu var. Bu konu hidayet. Hidayet ne? İnsan ruhunun ölmeden evvel Allah’ın Zat'ına ulaşması.
Kardeşimiz diyor ki: Sizleri dinlediğimde 'Allah'a ulaşmak' diye bir ifade kullanıyorsunuz. Bu ilgimi çekti ancak başka yerlerde bu ifadeyi duymadım. Din adamları sohbetlerinde Kur’ân’dan konuşuyorlarsa bu ifade neden sadece sizleri dinlerken karşımıza çıkıyor?
Sevgili kardeşlerim, din adamları Kur’ân’dan din öğretmiyorlar. Kur’ân’ın Arapçasını öğrenmişler ve hafız, yani Kur’ân’ı ezberleyen, Arapçadan ezberleyen insanlar yetiştiriyorlar. Ama 14 asır evvel Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V)’in döneminde, cahiliyye dönemi yaşayan bedevîler, Kur’ân’ın kendisine indirildiği Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V)’e tâbî olarak öncelikle ruhlarını Allah’a hayattayken ulaştırıp teslim ettiler. Onlar dilediler, Allah da onların ruhlarını teslim aldı.
Şimdi diyor ki: Kur’ân’da Allah’a ulaşmak diye bir şey var mı? Açıklayabilir misiniz?
Tam 7 tane âyet-i kerîmede Allahû Tealâ, dünya hayatını yaşarken Allah’a ulaşmayı dilemeyenleri söylüyor ve onların dalâlette kalacağı bildiriliyor. İşte buyrun:
ALLAH’A ULAŞMAYI DİLEMEYENLER – GAYY YOLUNDA
1. YÛNUS-7 … Onlar, Bize ulaşmayı dilemezler. Onlar âyetlerimizden gâfil olanlardır. …
2. YÛNUS-11 …Bize ulaşmayı dilemeyen kimseleri, isyanları içinde şaşkın bırakırız.
RA’D-27 … Allah, dilediği kimseyi dalâlette bırakır. …
3. YÛNUS-15 Bize ulaşmayı dilemeyen kimseler şöyle dedi: “Bize bundan başka bir Kur’ân getir. …
4. YÛNUS-45 …Allah’a mülâki olmayı yalanlayanlar, hüsrandadır. …
EN’ÂM-31 Allah’a mülâki olmayı yalanlayan kimseler hüsrana düştüler. …
5. FURKÂN-21 Ve Bize mülâki olmayı dilemeyenler:…nefslerinde kibirlendiler. …
6. RÛM-8 …İnsanların çoğu, Rab’lerine mülâki olmayı inkâr edenlerdir.
7. SECDE-10 …Onlar, Rab’lerine mülâki olmayı inkâr edenlerdir.
FUSSİLET-54 Onlar gerçekten Rab’lerine mülâki olacaklarından şüphe içindeler. …
ALLAH’A ULAŞMAYI DİLEMEYENLER İÇİN MÜRŞİD YOK, TARÎKİ CEHÎMDE, SIRATI CEHÎMDE
1. ARÂF-186 Allah kimi dalâlette bırakırsa, artık onun için bir hidayetçi yoktur. …
2. RA’D-27 De ki: “Muhakkak ki Allah, dilediği kimseyi dalâlette bırakır ve O’na yönelen kimseyi Kendisine ulaştırır.”
RA’D-33 …Allah, kimi dalâlette bırakırsa artık onun için bir hidayetçi (mehdi) yoktur.
3. KEHF-17 …Allah, kimi dalâlette bırakırsa artık onun için velî mürşid bulunmaz.
4. ZUMER-23 … Allah, kimi dalâlette bırakırsa, o zaman onun için bir hidayetçi (mehdi) yoktur.
5. ZUMER-36 …Allah, kimi dalâlette bırakırsa artık onun için hidayetçi yoktur.
6. MU’MİN-33 …Allah kimi dalâlette bırakırsa, artık onun için bir hidayetçi yoktur.
7. ŞÛRÂ-44 Ve Allah kimi dalâlette bırakırsa, o taktirde onun için, bundan sonra bir velî (dost) yoktur. …
Bize ulaşmayı dilemezler; o zaman zaten dalâlettedirler ve Allah onları dalâlette bırakıyor.
Bize ulaşmayı dilemezler; o zaman Allah onları yine dalâlette bırakıyor.
Bize ulaşmayı dilemezler; onları dalâlette bırakıyor, onlar için mürşid yok.
Ulaşmayı dilemezler; dalâletteler, mürşid yok.
Yani 10 tane âyet-i kerimede mürşidine tâbî olmayan dalâlettedir sözü de bunun bir sağlaması:
MÜRŞİDE TÂBÎ OLMAYAN (Tarikata Girmeyen) DALÂLETTEDİR (10 ÂYET)
1. ÂLİ İMRÂN-164 Andolsun ki Allah, mü’minlerin üzerine bir ni’met olmak üzere kendilerinden bir resûl beas eder... Ondan evvel onlar gerçekten açık bir dalâlet içinde idiler.
2. A‘RÂF-186 Allah kimi dalâlette bırakırsa, artık onun için bir hidayetçi yoktur. Ve onları azgınlıkları içinde şaşkın terkeder.
3. NAHL-36 ...Biz, bütün ümmetlerin içinde resûl beas ettik. Allah’a kul olsunlar ve taguttan içtinap etsinler diye. Onlardan bir kısmını, Allah hidayete erdirdi ve bir kısmının üzerine dalâlet hak oldu. …
4. KEHF-17 …Allah, kimi Kendisine ulaştırırsa, işte o hidayete ermiştir. Ve kimi dalâlette bırakırsa artık onun için velî mürşid bulunmaz.
5. TÂHÂ-123 …“İkiniz oradan inin! Hepiniz birbirinize düşman olarak. Bundan sonra Benden size mutlaka hidayet gelecek. O zaman kim hidayetime tâbî olursa artık o, dalâlette kalmaz ve şâkî olmaz.”
6. KASAS-50 …eğer sana icabet etmezlerse, bil ki onlar heveslerine tâbîdirler. Allah’tan bir hidayetçi olmaksızın kendi heveslerine tâbî olandan daha çok dalâlette kim vardır? ...
7. ZUMER-23 …İşte bu, Allah’ın hidayetidir, dilediğini onunla hidayete erdirir. Ve Allah, kimi dalâlette bırakırsa artık onun için bir hidayetçi yoktur.
8. CÂSİYE-23 Hevasını kendisine ilâh edinen kişiyi gördün mü? Ve Allah onu ilim üzere dalâlette bıraktı. …Bu durumda Allah’tan sonra onu kim hidayete erdirir?…
9. AHKÂF-32 Ve Allah’ın davetçisine icabet etmeyen kimse, yeryüzünde (Allah’ı) aciz bırakacak değildir. Ve onun Allah’tan başka dostları yoktur. İşte onlar apaçık dalâlet içindedirler.
10. CUMA-2 Ümmîler arasında, kendilerinden bir resûl beas eden O’dur. …Ve daha önce elbette onlar, sadece açık bir dalâlet içinde idiler.
Ama aynı zamanda 7 tane âyet-i kerimede de Allah’a ulaşmayı dileyenlerin, mürşidlerine ulaşacağını bildiriyor Allahû Tealâ. Evet bakın:
ALLAH’A ULAŞMAYI (HİDAYETİ) DİLEYEN – ALLAH’I SEVENLER – SEBÎLİ REŞAD ÜZERİNDE
1. BAKARA-46 …Rab’lerine muhakkak mülâki olacaklarına....yakîn derecesinde inanırlar.
BAKARA-156 …"Biz muhakkak ki Allah içiniz (O’na ulaşmak ve teslim olmak için yaratıldık) ve muhakkak O’na döneceğiz (ulaşacağız)” derler.
2. BAKARA-249 …O kendilerinin muhakkak Allah’a mülâki olacaklarını kesin olarak bilenler…
3. EN’ÂM-154 …onlar, Rab’lerine mülâki olacaklarına inanırlar…
4. RA’D-2 …Âyetleri ayrı ayrı açıklar ki; böylece Rabbinize mülâki olmaya yakîn hasıl edersiniz.
5. KEHF-110 …Kim Rabbine mülâki olmayı dilerse, o zaman salih amel (nefs tezkiyesi) yapsın…
6. ANKEBÛT-5 Kim Allah’a mülâki olmayı dilerse, o taktirde muhakkak ki Allah’ın tayin ettiği zaman mutlaka gelecektir…
7. İNŞİKAK-6 Ey İnsan! Muhakkak ki sen, Rabbine doğru cehd ile (nefsinle) cihad edersin.
Sonunda O’na mülâki olursun.
ALLAH’A ULAŞMAYI (HİDAYETİ) DİLEYEN – MÜRŞİDE TÂBÎ – TARÎKİ VE SIRATI MUSTAKÎM ÜZERİNDE
1. ÂLİ İMRÂN-31 …Allah’ı seviyorsanız, o taktirde bana tâbî olunuz ki Allah da sizi sevsin…
2. ÂLİ İMRÂN-164 Andolsun ki Allah, mü’minlerin üzerine bir nî'met olmak üzere kendilerinden bir resûl beas eder...
3. MERYEM-43 …bana tâbî ol. Seni, Sıratı Seviye’ye hidayet edeyim.
RA’D-7 …Sen, sadece bir uyarıcısın ve bütün kavimler için hidayetçi vardır.
4. YÂSÎN-21 (Tebliğlerine karşılık) sizden ücret istemeyen (bu) kişilere tâbî olun. Ve onlar, mehdilerdir.
5. MU’MİN-38 Ve âmenû olan adam şöyle dedi: “Ey kavmim! Bana tâbî olun ki sizi irşad yoluna ulaştırayım.”
6. ZUHRÛF-61 …Sakın şüphe etmeyiniz! Ve bana tâbî olun, işte bu Sıratı Müstakîm’dir.
7. CUMA-2 Ümmîler arasında kendilerinden bir resûl beas eden O’dur. Onlara, O’nun (Allah’ın) âyetlerini okur, onları tezkiye eder....
Neyle yapmışlardır? Allah onları mürşidlerine ulaştırmış ve onu gerçekleştirmişlerdir.
Öyleyse Kur’ân’da buna dair âyet var mı? Işte şu anda ekranda iki tane slayt söz konusu. Ulaşmayı dilemeyenlerin dalâlette kalır, onlar için bir mürşid yok, mürşidine tâbî olmayan, 10 âyet-i kerime gereğince dalâlette kalır. Ulaşmayı dileyenlerin mürşidlerine ulaşacağını ve Allahû Tealâ, onların ruhunu Kendisine ulaştıracağını garanti ediyor ve evliyâ oluyorlar. Çünkü kim ruhunu Allah’ın Zat’ına ulaştırırsa onun Kur’ân’daki ismi velîdir.
ALLAH’I DOST EDİNENLER
1. BAKARA-257 Allah, âmenû olanların (Allah’a ulaşmayı dileyenlerin) dostudur, …
2. YÛNUS-62 Muhakkak ki Allah’ın evliyasına (dostlarına), korku yoktur. Onlar, mahzun olmazlar, …
3. HÛD-113 … Sizin Allah’tan başka dostunuz yoktur. Sonra yardım olunmazsınız…
4. FURKÂN-18 (Putlar) dediler ki: “Sen Sübhan’sın (münezzehsin), Senden başka dostlar edinmemiz bize yakışmaz…
5. ŞÛRÂ-9 … İşte Allah; O, dosttur. Ve O, ölüleri diriltir. Ve O, herşeye kaadirdir.
6. ŞÛRÂ-46 Ve onların, kendilerine yardım edecek Allah’tan başka dostları yoktur….
7. CÂSİYE-19 … Ve Allah, takva sahiplerinin dostudur…
ŞEYTANI DOST EDİNENLER
1. BAKARA-257 … Ve kâfirlerin dostları taguttur (onlar, şeytanı dost edinirler, şeytan kimseye dost olmaz), …
2. NİSÂ-76 Âmenû olanlar, Allah’ın yolunda savaşırlar ve kâfir olanlar ise tagutun yolunda savaşırlar. O hâlde şeytanın dostlarıyla savaşın. Muhakkak ki şeytanın hilesi zayıftır…
3. EN‘ÂM-121 … Ve şeytanlar, mutlaka sizinle mücadele etmeleri için dostlarına vahyederler…
4. A‘RÂF-27 … Muhakkak ki; Biz şeytanları mü’min olmayanlara dost kıldık…
5. A‘RÂF-30 … Onlar, Allah’tan başka şeytanları dostlar edindiler…
6. RA‘D-16 ...Artık ondan başka kendilerine bile fayda ve zararı olmayan dostlar mı edindiniz?...
7. KEHF-50 ...Hâlâ onu ve onun zürriyyetini (neslini), onlar sizin düşmanınız (olduğu halde), Benim yerime dostlar mı ediniyorsunuz?...
Allahû Tealâ Yûnus Suresinin 62, 63, 64. âyetlerinde; ruhlarını Allah’a ulaştıranlar, burada tabiî Allah’ı dost edinenler 7 safha evliyâ (velîlere) tâbî olmak:
7 SAFHA EVLİYA (VELÎLERE) TÂBÎ OLMAK
1. FUSSİLET-34 Hasene (iyilik) ve seyyie (kötülük), müsavi (eşit) değildir. (Kötülüğü) en güzel şekilde karşıla. O zaman seninle arasında düşmanlık olan kişi, samimi bir dost gibi olur.
2. ŞÛRÂ-28 (Onların) ümit kesmelerinden sonra yağmuru indiren ve rahmetini yayan, O’dur. Ve O, Velî’dir (dost), Hamîd’dir (hamdedilen).
3. BAKARA-107 Göklerin ve yerin mülkünün O’na, Allah’a ait olduğunu bilmiyor musun? Ve sizin için Allah’tan başka dost ve yardımcı yoktur.
TEVBE-116 Semaların ve yerin mülkü muhakkak ki Allah’ındır. Yaşatır (hayat verir) ve öldürür. Sizin için Allah’tan başka bir dost ve bir yardımcı yoktur.
4. RA‘D-37 İşte böyle O’nu, Arapça bir hüküm olarak indirdik. Sana ilimden bunca şey geldikten sonra eğer onların heveslerine tâbî olursan, elbette senin için Allah’tan başka bir dost ve bir koruyucu yoktur.
5. EN‘ÂM-51 … Onların, O’ndan (Allah’tan) başka bir dostu ve şefaat edeni yoktur. Böylece onlar takva sahibi olurlar.
EN‘ÂM-70 … Ve de kazandıklarından dolayı nefsin helâk olacağını, onunla hatırlat. Onun için Allah’tan başka bir dost ve bir şefaatçi yoktur.
6. KEHF-17 … Allah, kimi Kendisine ulaştırırsa, işte o hidayete ermiştir. Ve kimi dalâlette bırakırsa (kim Allah’a ulaşmayı dilemezse) artık onun için velî mürşid (irşad eden evliyâ) bulunmaz.
7. A‘RÂF-196 Muhakkak ki; Kitab’ı (Kur’ân-ı Kerîm’i) indiren Allah benim dostumdur. Ve O, salihlere velîlik yapar (dosttur).
Bu velî, velî mürşid de olabilir veya normal, ruhunu Allah’a ulaştıran bir ermiş evliyâ da olabilir. Biz ermiş evliyâ ile ilgili 7 tane âyet-i kerîmeyi Kur’ân’da bulalım ve dolayısıyla kim Allah’a ulaşmayı dilemezse onlar için bir mürşid yok, dalâlette bırakıyor ve devam ederlerse onlar, başkasının da dilemesine mani olacakları durum sebebiyle onlar, fesat çıkaranlardır. Ama kim Allah’a ulaşmayı dilerse, Allah onları mürşidlerine ulaştırıyor ve mürşidine ulaşan kişi, ruhu Allah’ın Zat’ına ulaştıktan sonra Hakk’ı tavsiye eden, ıslah ediciler olarak görev yapacaklardır.