Soru yok. 20.04.2024 Her An Kuran Her An Mutluluk

Soru

Soru yok. 20.04.2024 Her An Kuran Her An Mutluluk

Cevap

​Kur’ân, Mucize-i Bakî’dir. Nebîler Sultanı Peygamber Efendimize (S.A.V) son şeriat kitabı Kur’ân-ı Kerîm indirildi ve Kendisi şöyle buyuruyor:

​"Benden önceki her peygamber’e insanların hidayetine vesile olan bir mucizeyi mutlaka Allah vermiştir. Bana verilen mucize ise kelâm nevinden olan Kur’ân-ı Kerîm’dir."

HADÎS-İ ŞERİF

Kaynak: Buhârî, İ’tisam 1, Fedâilü’l-Kur’ân 1; Müslim, Îmân, 279

"Gönderilen her peygambere, insanların hidâyetine vesîle olacak bir mûcize muhakkak verilmiştir. Bana verilen de Allâh’ın bana vahyettiği kelâm nev’inden olan Kur’ân-ı Kerîm’dir."

​Gerçekten de insanların hidayetine vesile olan son şeriat kitabı Kur’ân’dır. Kur’ân, kendisinden önce indirilen bütün kutsal kitapların da üzerinde bir şahittir. Allahû Tealâ Mâide suresinin 48. âyet-i kerimesinde bakın ne buyuruyor. "Ey Muhammed! Sana elindeki kitapları tasdik edici ve onu koruyucu olarak Kitab'ı Hakk ile indirdik. Artık onların aralarında Allahû Tealâ’nın indirdiğiyle hükmet. Sana Hakk'tan gelenden ayrılıp da onların hevalarına uyma."

5/MÂİDE-48 Ve enzelnâ ileykel kitâbe bil hakkı musaddıkan limâ beyne yedeyhi minel kitâbi ve muheyminen aleyhi fahkum beynehum bimâ enzelallâhu ve lâ tettebi’ ehvâehum ammâ câeke minel hakk(hakkı) li kullin cealnâ minkum şir’aten ve minhâcâ(minhâcen) ve lev şâallâhu le cealekum ummeten vâhıdeten ve lâkin li yebluvekum fî mâ âtâkum festebikûl hayrât(hayrâti) ilâllâhi merciukum cemîan fe yunebbiukum bimâ kuntum fîhi tahtelifûn(tahtelifûne).

Ve (Ey Muhammed) sana ellerindeki kitapları tasdik edici (doğrulayıcı) ve onu koruyucu olarak bu Kitab’ı hakk ile indirdik. Artık onların aralarında Allah’ın indirdiğiyle hükmet ve sana Hakk’tan gelenden ayrılıp da onların hevâlarına uyma. Sizden hepiniz için (tek) bir şeriat, ve açık bir yol belirlemiştik. Ve Allah dileseydi, elbette sizi tek bir ümmet yapardı. Ancak bu sizi, verdikleri ile denemek içindir. O halde hayırlarda yarışın! Sizin hepinizin dönüşü Allah’adır. O zaman hakkında ayrılığa düştüğünüz şeyleri, size haber verecek.

​Evet sevgili kardeşlerim; Hak'tan inen son şeriat kitabı Kur'ân-ı Kerîm’dir. Fakat Kur'ân-ı Kerîm’e muhalif olan ne kadar bid'at varsa, o da insanların hevasını oluşturmaktadır. İşte bu sebeple Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V)’e indirilen Kur'ân-ı Kerîm'e sana Haktan indirilen Kur'ân-ı Kerîm'den ayrılma. Onların hevasına, uydurduğu bid'atlere tâbi olma. Gerçekten ​Kur'ân’ı Kerim bir hidayet rehberi. Hatta Kur'ân'ın hedefi hidayettir. Hidayetin hedefi mutluluktur. Mutluluğun anahtarı ise sevgidir. Sevgi yoksa hidayet de yoktur, mutluluk da yoktur. Sevgi yoksa Kur'ân'da yoktur. Bunu Âli İmrân Suresi'nin 119. âyet-i kerîmesinden biliyoruz:

​"Siz müminler böylesiniz; siz onları seversiniz, onlar sizi sevmezler. Çünkü siz Kitab'ın tamamına îmân edersiniz."

3/ÂLİ İMRÂN-119 Hâ entum ulâi tuhıbbûnehum ve lâ yuhıbbûnekum ve tu’minûne bil kitâbi kullihi, ve izâ lekûkum kâlû âmennâ, ve izâ halev addû aleykumul enâmile minel gayz(gayzi), kul mûtû bi gayzikum, innallâhe alîmun bi zâtis sudûr(sudûri).

İşte siz (mü'minler) böylesiniz, siz onları seversiniz ve onlar sizi sevmezler ve siz kitabın tamamına îmân edersiniz. Ve sizinle karşılaşınca “Biz îmân ettik.” dediler, yalnız kaldıkları zaman, size karşı öfkelerinden parmak uçlarını ısırdılar. De ki: “Öfkenizden ölün.” Muhakkak ki Allah, sinelerde olanı en iyi bilendir.

​Öyleyse Kitab'ın tamamı sevgiyi anlatmaktadır. Allahû Tealâ, insanların arasında sevgiyle birlik ve beraberliğin olmasını istiyor. Ondört asır evvel Resûlullah'ın geleceğini bize müjdelediği Ümmetimin en hayırlısı diye buyurduğu Mehti (A.S) buyuruyor ki: "Allah’tan hoşlanmak, Allah’ı sevmek, Allah’a aşık olmak ve Allah’a hayran olmak hergün bizi huzura ve mutluluğa, Allah’a dost kılmaya götürüyor. Sonuçta kim iradesini Allah'a teslim ederse o Allah'a hayran olan Allah’ın kölesi birisidir. Allahû Tealâ herkesin bu sevgi safhalarından geçmesini istiyor. İnsanla Allah arasındaki yirmisekiz basamaklık İslâm merdiveninin, yükselme ve yücelme merdiveninin veya kemalât merdiveninin âyetler çerçevesinde baktığımız zaman buna "Sevgi Merdiveni" de diyebiliriz: ​İlk yedi basamak, Allah’tan hoşlanmayı, daha sonra Allah’ı sevmeyi ve bu sevginin günbegün artarak kişinin daimi zıkre ulaşması. Daimi zikirde

Allah’a âşık olmak en sonunda Allah’a hayran olmak.

7 SAFHA 28 BASAMAK İSLÂM MERDİVENİ

Birinci 7’li Basamak: 3. basamaktan  7. basamağa kadar

3. basamak:  ALLAH’A ULAŞMAYI DİLEMEK

İkinci 7’li Basamak: 8. basamaktan  14. basamağa kadar

14.basamak: MÜRŞİDE TÂBÎ OLMAK

Üçüncü 7’li Basamak: 15. basamaktan  21. basamağa kadar

Dördüncü 7’li Basamak: 22. basamaktan  28. basamağa kadar

22. RUHUN ALLAH’A TESLİMİ

25. FİZİK VÜCUDUN ALLAH’A TESLİMİ

27. NEFSİN ALLAH’A TESLİMİ

28. SALÂH MAKAMI – İRADENİN TESLİMİ

28.1 SALİHLER - GÜNAHLARI 2. DEFA ÖRTÜLENLER

28.2  ŞEHİTLER - SALAH NURU VERİLENLER

28.3  SIDDÎKLAR - GÜNAHLARI 2. DEFA SEVABA ÇEVRİLENLER

28.4 MÜRŞİDLER - İRADESİNİ ALLAH’A TESLİM EDENLER

28.5 ŞAHİTLER - İRŞADA MEMUR VE MEZUN KILINANLAR

28.6 KAVİM RESÛLLERİ - İRADENİN RE’Fİ

28.7 DEVRİN İMAMLARI - NEBİLLER VE VELİ RESÛLLER - TASARRUF RIZASI

Hepimiz için tek adres Allahû Tealâ’nın yarattığı mahlûkatın içerisinde en şerefli varlık, en üstün varlık olan insan. Allahû Tealâ insanı üç vücut ve serbest iradeyle yaratmıştır.

SECDE-9 Summe sevvâhu ve nefeha fîhi min rûhihî ve ceale lekumus sem’a vel ebsâre vel efidete, kalîlen mâ teşkurûn(teşkurûne).

Sonra (Allah), onu dizayn etti ve onun içine (vechin, fizik vücudun içine) ruhundan üfürdü ve sizler için sem’î (işitme hassası), basar (görme hassası) ve fuad (idrak etme hassası) kıldı. Ne kadar az şükrediyorsunuz.

HİCR-26 Ve lekad halaknâl insâne min salsâlin min hamein mesnûn(mesnûnin).

Andolsun ki; Biz insanı, “hamein mesnûn olan salsalinden” (standart insan şekli verilmiş ve organik dönüşüme uğramış salsalinden) yarattık.

ŞEMS-7 Ve nefsin ve mâ sevvâhâ.

Nefse ve onu (7 kademede ahsene dönüşecek şekilde) sevva edene (dizayn edene) (andolsun).

Şu an yaşamakta olduğumuz alemin zahirî alem olduğunu, fizik bedenimiz zahiri aleme ait olduğunu fizik bedenin içerisinde iki vücudumuz daha var. Nefsimiz Berzah âlemine ait. Bir de Allâh’ın Zatından üfürülen ruhumuz var. Allahû Tealâ’nın tüm insanlara verdiği bu üçlü ile tek bir hedefe insanların kilitlenmesini istiyor. Bu dünyada huzur ve mutluluk içinde bir hayat ölüm sonrası o sonsuz cennet hayatını yaşamak. Yani kısacası Allah herkesten iki cihan saadetine ulaşmayı istiyor.

Ama Allahû Tealâ’nın insanla Allah arasındaki ilişkide insanın ait olduğu hedefe ulaşabilmesi Allah’ın temsilcileri olan en üst noktada yer alan devrin imamını temsil eden kavmin resûllerine, yanı başında yetişen. Yedi safha, dört teslim yaşayan veli mürşidlere tâbî olması söz konusu. Devrin imamını her devirde temsil eden, hidayete vesile olan iki grup insan var. İşte bu yedi grup insanlardan bir grubu kavim resûlleri ki Allahû Tealâ Müminun Suresi'nin 44. âyet-i kerîmesinde buyrulduğu gibi: "Biz resûllerimizi ardı arkası kesilmeksizin göndeririz.

İradelerini Allah’a teslim edenler yani Allahû Tealâ’nın maruf ve münkerden nehy etmekle vazifeli kıldığı mürşidler. Bir de iradelerini Allah’a teslim eden salihleri. Henüz Tövbe-i Nasuhla tövbe etmemiş ama ona hazır olan Muhlis ve daimi zikrin sahibi Ulul'elbab. Fizik teslimi yapan Muhsinler ve ruhunu Allah’a teslim ederek şeytanın artık saptıramayacağı Zahidlerden olmak. Çünkü Nebîleri Sultanı "Peygamber Efendimiz (S.A.V) şöyle buyurmuştur: "Fâsıklardan olmak istemiyorsanız, Allah’ı çok zikredin." Üç, dört saatlik bir zikir az zikri ifade ediyor.

Çok zikir, en az günün yarısından fazlasını (en az onüç saat) zikirle geçirmektir. Bu noktaya ulaşan kişiyi şeytan artık kandıramaz. Mutlaka ikinci teslim olan fizik vücut teslimine de ulaşacaktır.

DEVRİN İMAMINI TEMSİL EDEN HİDAYETE VESİLE OLANLAR

1. ZAHİDLER   (Ruh Teslimini Gerçekleştirenler)

CUMA-10  Artık namazı kaza ettiğiniz zaman yeryüzüne yayılın ve Allah’ın fazlından isteyin ve Allah’ı çok zikredin. Umulur ki, böylece siz felâha erersiniz.

2. MUHSİNLER   (Fizik Vücudu Teslimi Yapanlar)

ÂLİ İMRÂN-20  Bundan sonra eğer seninle tartışırlarsa o zaman onlara de ki: “Ben ve bana tâbî olanlar vechimizi (fizik vücudumuzu) Allah’a teslim ettik.”…

3. ULÛL’ELBAB   (Nefsini Allah’a Teslim Edenler)

ÂLİ İMRÂN-7  ...Ve onun te’vilini Allah’dan başka kimse bilmez ve ilimde rusuh sahipleri ise: “Biz O’na îmân ettik, hepsi Rabbimizin katındandır” derler, onlar da tezekkür edemezler, sadece Ulûl’elbab.

4. MUHLİSLER   (Vekil Mürşidler)

HİCR-40  ”Ancak onlardan muhlis olan kulların müstesna.”

5. SALİHLER   (İradelerini Allah’a Teslim Edenler)

NİSA-69  ...Allah’ın kendilerine ni’met verdiği nebîlerle ve sıddîklerle ve şehitlerle ve salihlerle beraberdirler...

ENBİYA-105  Andolsun ki; zikirden (Tevrat’tan) sonra Zebur’da, arza salih kullarımızın varis olacağını, yazdık.

6. VELÎ MÜRŞİDLER

TEVBE-71  ...Ma’ruf ile emreder ve münkerden nehyederler (yasaklarlar) ve namazı ikâme ederler ve zekâtı verirler. Allah ve O’nun Resûlü’ne itaat ederler...

7. KAVİM RESÛLLERİ

NAHL-36  Ve andolsun ki Biz, bütün ümmetlerin (milletlerin, kavimlerin) içinde resûl beas ettik (hayata getirdik, vazifeli kıldık)....

KASAS-68  Ve Rabbin, dilediğini yaratır ve seçer. Ve seçim hakkı onlara ait değildir. Allah Sübhan’dır (münezzehtir) ve (onların) şirk koştukları şeylerden yücedir.

Ondört evvel ruh tesliminden sonra Âli İmrân 20'de: "Eğer seninle tartışırlarsa o zaman onlara de ki: “Ben ve bana tâbî olanlar biz fizik vücudumuzu Allah’a teslim ettik. O kitap sahiplerine ve ümmilere söyle sizde teslim oldunuz mu?" Eğer teslim olmuşlarsa mutlaka onlar fizik vücut hidayetine demişlerdir. Öte yandan Ulûl'elbab noktasında daimi zıkre ulaşmaları artık o kişinin bir daha şeytanın asla hevaya düşüremeyeceği. Kişinin nefsin manevi kalbinde ondokuz faziletin sahibi olduğunu Allahû Tealâ açıklıyor. Allahû Tealâ’nın adına Ulul'elbab dediği bu insanlar,

​Âli İmrân Suresi'nin 190 ve 191. âyet-i kerîmelerinde:

​"Onlar ayaktayken, otururken ve yan üstü yatarken hep Allahû Tealâ’yı zikrederler."

3/ÂLİ İMRÂN-190  İnne fî halkıs semâvâti vel ardı vahtilâfil leyli ven nehâri le âyâtin li ulîl elbâb(ulîl elbâbı).

Muhakkak ki, göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün art arda gelişinde, ulûl elbab için elbette âyetler (deliller) vardır.

3/ÂLİ İMRÂN-191 Ellezîne yezkurûnallâhe kıyâmen ve kuûden ve alâ cunûbihim ve yetefekkerûne fî halkıs semâvâti vel ard(ardı), rabbenâ mâ halakte hâzâ bâtılâ(bâtılan), subhâneke fekınâ azâben nâr(nârı).

Onlar (ulûl elbab, lüblerin, Allah'ın sır hazinelerinin sahipleri), ayaktayken, otururken, yan üstü yatarken (daima) Allah'ı zikrederler. Ve göklerin ve yerin yaratılışı hakkında tefekkür ederler (ve derler ki): "Ey Rabbimiz! Sen bunları bâtıl olarak (boşuna) yaratmadın. Sen Subhan'sın, artık bizi ateşin azabından koru.

​İnsanoğlu için dördüncü bir hâl mevcut değildir. Üç halin üçünde de o kişi Allah’ın ismini tekrar ediyor. Yani Resûllulah'ın ifade buyurduğu:" Şeytanın kapısını zikirle kilitleyin." Ulul'elbab, şeytanın kapısını zikirle kilitleyenlerdir. Onlar, hikmet sahibi insanlardır. İşte bu sebeple Allah Resûlü: "Hikmet sahibi âlimlerin sohbetinde bulunmak, kelamı işitmek üzerinize farzdır." Öyleyse sevgiyle birbirine kenetlenerek mutlu bir toplum oluşturmak için mutlak suretle hikmet sahibi âlime ihtiyaç var. Ondört asır sahabenin yaşadığı Asrı saadeti yaşamak. Bunun tek adresi hidayettir.

PEYGAMBER EFENDİMİZ (S.A.V) VE SAHABENİN (MUHACİR VE ENSARIN) YAŞADIĞI YEDİ SAFHA İSLAM

BAKARA–151: Nitekim size, aranızda (görev yapmak üzere), sizden bir Resûl (Peygamber) gönderdik ki, (A)ayetlerimizi size tilâvet etsin (okuyup açıklasın) ve (B)sizi (nefsinizi) tezkiye (ve tasfiye) etsin, (C)size Kitap’ı (Kur’ânı Kerim’i) ve (D)hikmeti öğretsin ve (E)(hikmetin özü olan) bilmediğiniz şeyleri öğretsin.

(A) - Ayetlerin Tilaveti

1 - Allah’a Ulaşmayı Dilemek

ZUMER–17: Ve onlar ki; taguta kul olmaktan içtinap ettiler. Çünkü Allah’a yöneldiler (Allah’a ulaşmayı dilediler). Onlara müjdeler vardır...

ENFÂL–29: Ey âmenû olanlar! Allah’a karşı takva sahibi olursanız size furkan sahibi kılar! Ve sizden (sizin) günahlarınızı örter ve size mağfiret eder...

2 - 12 İhsanla Mürşide Tâbi Olmak

MUMTEHİNE–12: ...sana tâbi olmak için geldikleri zaman, artık onların biatlerini kabul et ve onlar için Allah’tan mağfiret dile...

(B) - Nefs Tezkiyesi

3 - Ruhun Allah’a Teslimi

RA’D–21: ...Allah’a ulaştırılmasını emrettiği şeyi (ruhlarını), O’na (Allah’a) ulaştırırlar. Ve Rab’lerine karşı huşû duyarlar...

(C) - Kitabın Öğretilmesi

4 - Fizik Vücudun Allah’a Teslimi

ÂLİ İMRÂN–20: ...de ki; “Ben ve bana tâbi olanlar vechimizi (fizik vücudumuzu) Allah’a teslim ettik.” O kitap verilenlere ve ümmîlere: “Siz de vechinizi (fizik vücudunuzu) (Allah’a) teslim ettiniz mi?” Eğer teslim ettilerse, o takdirde, hidayete ermişlerdir...

(D) - Hikmetin Öğretilmesi

5 - Nefsin Allah’a Teslimi

ZUMER–18: Onlar, sözü işitirler, böylece onun en ahsen olanına tâbi olurlar. İşte onlar, Allah’ın hidayete erdirdikleridir. Ve işte onlar; onlar ulû’l’elbabtır (daimi zikrin sahipleri).

6 - İrşada Ulaşmak

BAKARA–139: De ki: “Allah hakkında bizimle mücadele mi ediyorsunuz? Ve O, bizim de Rabbimizdir, sizin de Rabbinizdir. Ve bizim amellerimiz bize, sizin amelleriniz de size aittir. Ve biz, O’na muhlis olanlarız (dini O’na hâlis kılanlarız).

HUCURÂT–7 ...Allah, size îmânı sevdirdi ve onu kalplerinizde müzeyyen kıldı. Küfrü, fıskı ve isyanı size kerih gösterdi. İşte onlar, onlar irşad olanlardır.

(E) - Hikmetin Ötesi

7 - İradeyi Allah’a Teslim Etmek

TEVBE–100: O sabikûn-el evvelîn (evvelki hayırlarda yarışanlardan salâh makamında iradesini Allah’a teslim ederek irşada memur ve mezun kılınanlar): Onların bir kısmı muhacirinden bir kısmı ensardan ve bir kısmı da onlara ihsânla tâbi olanlardandı...

​Evvela Zumer 17'ye göre sahâbenin hepsi Allah’a ulaşmayı dinlemişler. Kendilerini insan ve cin şeytanlara kul olmaktan kurtarmışlar. Daha sonra ondördüncü basamakta Mumtehîne 12'e göre hepsi oniki tane ihsanla devrin imamı olan mürşide ulaşıp tâbî olmuşlar. Ve sekiz aylık süre içerisinde nefs tezkiyesini gerçekleştirerek ruhlarını da Allah’a ulaştırmışlar. Allah'a teslim etmişler. Peşinden onsekiz saat zıkre ulaşarak Âli İmrân 20'e göre hepsi fizik vücut teslimine ulaşmışlar.

Beşinci safha nefsin hidayeti, nefsin teslimi Zumer 18.Altıncı safha İhlas ve yedinci safha iradenin teslimi. İşte ruhun hidayeti, fizik vücudun hidayeti, nefsin hidayeti ve iradenin hidayeti olmak üzere dört tane hidayet, dördü de Allah’a teslim olmayı gerektiriyor. Ruhun hidayeti, ruhun dünya hayatında Allah’a ulaşması mutlak surette nefsin yedi kademedeki tezkiyesine bağlı. Fizik vücudun hidayeti, en az onsekiz zikir ve nefsin manevi kalbindeki nurların yüzde seksenbir noktaya ulaşmasına bağlı.

4 SIRAT-I MUSTAKÎM (HİDAYET)

1. RUHUN HİDAYETİ

NİSÂ – 175:  Böylece Allah’a âmenû olanları (ölmeden önce ruhunu Allah’a ulaştırmayı dileyenleri) ve O’na (Allah’a) sarılanları ise, (Allah) Kendinden bir rahmetin ve fazlın içine koyacak ve onları, Kendisine ulaştıran “Sıratı Mustakîm”e hidayet edecektir (ulaştıracaktır).

2. FİZİK VÜCUDUN HİDAYETİ

NAHL – 36: ... Onlardan bir kısmını (Resûlün daveti üzerine Allah’a ulaşmayı dileyenleri), Allah hidayete erdirdi ve bir kısmının (dilemeyenlerin) üzerine dalâlet hak oldu...

YÂSİN – 60: Ey Âdemoğulları! Ben, sizlerden şeytana kul olmayacağınıza dair ahd almadım mı? Muhakkak ki o (şeytan), size apaçık bir düşmandır.

YÂSİN – 61: Ve Ben, sizden Bana kul olmanıza (dair ahd almadım mı?) Bu da Sıratı Mustakîm (üzerinde bulunmak)tir.

3. NEFSİN HİDAYETİ

HİCR – 41: Allahû Tealâ şöyle buyurdu: “İşte bu, Bana yönlendirilmiş (Bana ulaştıran) yoldur.”

4. İRADENİN HİDAYETİ

EN’ÂM – 153: Ve muhakkak ki; bu, Benim mustakîm olan yolumdur. Öyleyse ona tâbî olun. Ve (başka) yollara tâbî olmayın ki; o taktirde sizi, onun yolundan ayırır. İşte böyle size onunla vasiyet etti (emretti). Umulur ki böylece siz takva sahibi olursunuz.

Nefsin hidayeti ise nefsin manevi kalbindeki ondokuz tane afetin temizlenmesi yani kin ve nefret, küfür, yalan, haksızlık ve zulüm, h aset ve düşmanlık, cehalet, cimrilik, öfke ve gayz, isyan, sabırsızlık, kibir ve gurur, hırs ve şehvet, nankörlük, dedikodu, zan, kötü alışkanlıklar, vefasızlık, mürayilik, fitne ve fesat olmak üzere ondokuz tane hastalığı dâimî zikirle temizleyip yerine ondokuz tane fazileti geçirmiş olan insan o Ulul'elbabtır. O hikmet sahibi Alîm’dir. O kalbi yedi kademede müzeyyen olan dört tane vasıf şartı ve üç tane son şartın sahibidir.

ORTAK AKIL

NEFS 19 AFETİ ile AKLA Ulaşır

1. Kin ve Nefret

2. Küfür

3. Yalan

4. Zulüm

5. Haset

6. Cehalet

7. Cimrilik

8. Öfke ve Gayz

9. İsyan

10. Sabırsızlık

11. Kibir ve Gurur

12. Hırs ve Şehvet

13. Nankörlük

14. Dedikodu

15. Zan

16. İptilalar (Kötü Alışkanlıklar)

17. Vefasızlık

18. Mürailik

19. Fitne Fesat

RUH 19 HASLETİ ile AKLA Ulaşır

1. Sevgi

2. Îmân

3. Doğruluk

4. Adalet

5. Edep

6. İlim

7. Cömertlik

8. Sekinnet

9. İtaat

10. Sabır

11. Tevazu

12. Kanaat

13. Şükür

14. Ketumiyet

15. Hakikat

16. Faziletler

17. Vefa

18. İhlâs

19. Tevhit

SECDE-9 Summe sevvâhu ve nefeha fîhi min rûhihî ve ceale lekumus sem’a vel ebsâre vel efidete, kalîlen mâ teşkurûn(teşkurûne).

Sonra (Allah), onu dizayn etti ve onun içine (vechin, fizik vücudun içine) ruhundan üfürdü ve sizler için sem’î (işitme hassası), basar (görme hassası) ve fuad (idrak etme hassası) kıldı. Ne kadar az şükrediyorsunuz.

HİCR-26 Ve lekad halaknâl insâne min salsâlin min hamein mesnûn(mesnûnin).

Andolsun ki; Biz insanı, “hamein mesnûn olan salsalinden” (standart insan şekli verilmiş ve organik dönüşüme uğramış salsalinden) yarattık.

ŞEMS-7 Ve nefsin ve mâ sevvâhâ.

Nefse ve onu (7 kademede ahsene dönüşecek şekilde) sevva edene (dizayn edene) (andolsun).

Daimi zikrin sahibidir. Öyle olunca daimi zikir sebebiyle ehli hayırdır. Yetmez ondokuz tane faziletin de sahibidir. Kalp gözü, kalp kulağı açık ve Allahû Tealâ o kişinin ehli hayır, ehli hüküm ve ehli hikmet olduğunu beyan ediyor. Kalbi yedi kademede müzeyyen olan Ulul'elbabtır. Sahâbenin hepsi nefsini de Allah’a teslim etmek suretiyle Ulul'elbab olmuşlar. Allah Resûlü (S.A.V) Efendimiz hikmet sahibi âlimin sohbetinde bulunmak, kelâmını işitmek üzerinize farzdır. Öyleyse biz dinimizi kimden öğreneceğiz. Hikmet sahibi âlimden öğreneceğiz. Başlangıç noktasında bütün insanlar nefslerinin manevi kalbindeki ondokuz afet sebebiyle ondokuz negatif özelliğin sahibidirler.

ALLAH’A ULAŞMAYI DİLEMEYENLERİN 19 NEGATİF ÖZELLİĞİ

1. Allah’ın ayetlerinden gafildir. Yûnus-7 / Nahl-78

2. Şirktedir. Zumer-65

3. Küfürdedir. Sebe-20

4. Dalâlettedir. Rad-27

5. Fısktadır. Bakara-26

6. Cahildir (akletmeyendir). Bakara-13 / Bakara-142

7. Zalimdir (nefsine zulmedendir). Maide-51 / İbrahim-27

8. İsyandadır. Yûnus-11

9. Fitnededir. Arâf - 27 / Enfâl - 28

10. Sağır, kör ve dilsizdir, ölüdür. Bakara 18-171 / Zuhruf 40 / Enam 39 -122 / 8-24 11. Şeytanın kulu ve dostudur. Bakara-257 / Zumer-17

12. Dinde fırkalara ayrılmıştır. Enam-43

13. Sebîlel gayy’dadır. Arâf-146

14. Birbirine düşmandır. Âli İmrân-103

15. Amelleri boşa giden (hüsranda). Zumer-65

16. Gideceği yer cehennem. Muminûn-103 / Arâf-178

17. Takva sahibi değildir. Rum-32

18. Mümin değildir. Sebe-20

19. Hidayette değildir. Yûnus-45

İblis insanlardaki bu ondokuz negatif özelliği kullanmak suretiyle onlara uydurduğu ondokuz tane bidatle din yaşantısına götürüyor. Ondokuz negatif özellik ve bunun neticesinde iblisin uydurduğu ondokuz tane bidat.

KUR’ÂN’I KERİM’E TERS DÜŞEN HURAFELER ŞEYTANIN ÖĞRETTİKLERİ FUHŞİYAT VE MÜNKERDİR

Tüm Resûller peygamberdir.

Nebî olunmadan Resûl olunmaz.

Allah peygamberlerden başkasına âyet indirmez.

Vahiy, Peygamber Efendimiz (S.A.V) ile sona ermiştir.

Allah görülmez.

Nefs tezkiyesi kalbe nurların girmesiyle oluşmaz. Mürşidsiz de nefs tezkiyesi yapılabilir.

Allah ile kul arasına kimse giremez. Mürşide tâbiyeti şirktir.

Allah’a ulaşılamaz.

Hidayet de doğru yoldur, Sıratı Mustakîm de doğru yoldur.

Dinde zorlama vardır.

Dünyada rahat yoktur.

Kalbinde zerre kadar îmânı olan cehennemde cezası kadar yandıktan sonra cennete girer.

Şekil şartlarına riayet etmeyenlerin namazı kabul olmaz. Tecvide ve harflerin mahreçlerinden çıkışına telaffuza uymayan kıraatler kabul olmaz.

Kıyamet günü şefaat vardır.

Takva Allah’tan korkmaktır.

Ruh vücuttan çıkarsa kişi ölür. İrcîi emri bir ölüm emridir.

Yevmil ahir kıyamet günüdür.

Hayır da şerr de Allah’tandır.

“LÂ İLÂHE İLLALLÂH” diyen cennete girer.

İSLÂM’DAN KOPAN KUR’ÂN KAVRAMLARIYLA TARİKAT

DEVRİN İMAMININ ÖĞRETTİĞİ – MARUFU EMRETMEK

VE MÜNKERDEN NEHYETMEK

Resul ve Nebî

Zikir ve Ehli Zikir

Hikmet

Teslim

Mürşîd

İhlâs

Ululelbab

İrfan

Zühd

Birr

Nefs Tezkiyesi

Amilussalihat

Sıratı Mustakîm

Tövbe ve Mağfiret

Takva sahibi olmak

Allah’a ulaşmayı dilemek

Abd ve Abıd

Amenu olmak

Dalalet

Kur'ân'a ters düşen fitneler, hürafeler, şeytanın öğrettikleri fuhşiyat ve münker. Günümüz İslâm alemi ne yazık ki Kur'ân’ı Kerîm’le karşılaltırmadığı için insanların zaman içerisinde şeytanın tesiri altında uydurduğu bu ondokuz tane bidatle din yaşamaya çalışıyor. Buda mümkün değil. Kur'ân-ı Kerime ters olarak uydurduğu bidatlerin başında bütün resûller peygamberdir. Hayır. Nebî resûller peygamberdir ama velî resûller peygamber değildir. İkinci bidat nebî olmadan resûl olmaz yani risaleti nübüvvetin üzerinden değerlendiriyor ki bu doğru değil. İnsanla Allah arasındaki ilişki de en üst noktada, Allah’a en yakın olan Allah’ın tasarrufunda olan nebîdir. Nübüvvet her nebî asaleten devrin imamıdır. İmâmet ve arkasından hilafet geliyor.

MÜJDELEYİCİ VE UYARICI RESÛLLER

Nebîler : Bakara 151, Enbiyâ 73, Ahzab 7, Ahzâb 40, Âli İmrân 81

İmamlar : Secde 24, Âli İmrân 164–179, Mu’minûn 44, İbrâhîm 4

Halifeler : Bakara 30, En’âm 165, Nûr 55

Resuller : Cuma 2, Zumer 71, Yâsîn 14, A’râf 35, Tâhâ 134, Mu’min 78, Bakara 87, Nahl 36

Veli Mürşitler : Âli İmrân 104–110–114, Tevbe 71–112

Allahû Tealâ’nın Kur'ân-ı Kerim'de: " Ben muhakkak ki meleklere yeryüzünde bir halife yaratacağım." İşte halife adayı insandır, meleklerden halife yoktur. Başka bir varlıktan halife yoktur. Halifelik sadece İnsana mahsustur. Her nebî asaleten devrin imamıdır. Allah'ın yeryüzündeki halifesi aynı zamanda Allah’ın resûlüdür. Ama her resûl halife değildir, imâm da değildir. Nebîlerin olmadığı Fetret dönemlerinde Allahû Tealâ kavim resûllerden bir tanesini seçiyor. Vekaleten devrin imamı olarak tayin ediyor. Vekaleten devrin imamı aynı zamanda Allah’ın yeryüzündeki halifesidir.

Sevgili kardeşlerim, Kur'ân hakikatleri bu iken şeytan insanların hidayet yolunu saptırmış. Din ezeli ebedî tek bir din var. Babamız İbrahim’in hanif dini, arapça adı İslâm. Ama kutsal kitaplar da aynı anlatılan yedi safha dört teslim içermesine karşılık iblis tesir ettiği insanlar ve ondokuz tane böyle bidat üretmek suretiyle Kur'ân-ı Kerim’i unutturmayı başarmış. Şu anda kime din noktasından sual sorarsanız size bu ondokuz bidatı söyleyecek. Ama bu ondokuz bidat ne yapmıştır? Kur'ân-ı Kerim'de ondokuz tane kavramın üstünü örtmüştür. İblis insanlara Kur'ân-ı Kerim’i unuturmuş insanlar ibadet yapmasınlar.

İbadetlerle kurtuluşa ulaştım zannetsinler. Ama hiçbiri kurtuluşa ulaşmasın. Halbuki hikmet sahibi alimden öğrenmiş olsalardı şunu göreceklerdi: Başlangıç noktasında Kur’ân-ı Kerîm kesin yok mu? Herkes dalâlette.

BAŞLANGIÇTA HERKES DALÂLETTE

1. Bakara-198: … Ve sizi hidayete erdirdiği şekilde siz de O’nu zikredin. Ve siz ondan (hidayetten) önce ise, elbette dalâlette kalanlardandınız.

2. Âli İmrân-164: … (Allah’ın) âyetlerini tilâvet eder, onları tezkiye eder ve onlara kitap ve hikmeti öğretir.

Ondan evvel (Allah’a ulaşmayı dilemeden evvel) onlar gerçekten açık bir dalâlet içinde idiler.

3. En’âm-77: Ay’ı doğarken görünce: “Benim Rabbim bu.” dedi. Fakat kaybolunca: “Eğer Rabbim beni hidayete erdirmezse, mutlaka dalâletteki kavimden olurum.” dedi.

4. Şuarâ-20: Musa (A.S): “Onu yaptığım zaman ben, dalâlette olanlardandım.” dedi.

5. Şûrâ-52:  … sana emrimizden bir ruh (Kur’ân-ı Kerim) vahyettik. Ve sen, kitap nedir ve îmân nedir bilmiyordun. …

6. Cuma-2: … O’nun (Allah’ın) âyetlerini okur, onları tezkiye, onlara Kitab’ı ve hikmeti öğretir. Ve

daha önce (Allah’a ulaşmayı dilemeden evvel) elbette onlar, sadece açık bir dalâlet içinde idiler.

7. Duhâ-7: Ve seni dalâlette buldu sonra hidayete erdirdi.

Ama dalâlette olan bir insanın âmenu olması, Allah’a ulaşmayı dilemesine bağlı. İşte başlangıçta herkes dalâlette. Ra’d suresinin 27. âyet-i kerimesi: "Allah dilediğini dalâlette bırakır ve kendisine yönelen kişiyi de hidayete erdirir"

13/RAD-27  Ve yekûlullezîne keferû lev lâ unzile aleyhi âyetun min rabbihi, kul innallâhe yudillu men yeşâu ve yehdî ileyhi men enâb(enâbe).

Ve kâfirler: “Ona, Rabbinden bir âyet (mucize) indirilse olmaz mı?” derler. De ki: “Muhakkak ki Allah, dilediği kimseyi dalâlette bırakır ve O’na yönelen kimseyi Kendine ulaştırır (hidayete erdirir).”

Öyleyse Allah bizden ne istiyor? Bizden Allah’a yönelmemizi istiyor sevgili kardeşlerim. Bir taraftan İblis'in uydurduğu bidatler, öbür taraftan da dünya hayatı ki iki tane düşmanımız var: Birisi nefsimiz, diğeri şeytan. Bu iki varlık insanları tuzağına düşürmüş ve insanlar şu anda dini yaşadıklarını zannediyorlar ama gerçekte Kur’ân’daki İslâm’ı yaşamıyorlar. "Bir zamanlar gelecek Kur’ân’ın resmi, İslâm’ın ismi kalacak" diyor Peygamber Efendimiz (S.A.V).

HADÎS-İ ŞERİF

Kaynak: Beyhaki; Son Zamanlarla İlgili Hadisler, s. 24

"Bir zamanlar gelecek, Kur’ân-ı Kerim’in resmi, İslâm’ın ismi kalacaktır. İnsanlar İslâmî isimlerle anılacaklar ama İslâm’dan en uzak kişiler olacaklar. Mescidlere dışarıdan bakıldığı zaman mamur ama içindeki insanlara bakıldığı zaman, kalplerinde hidayetten eser olmayacak. O gün yaşayan âlimler, gök kubbenin altında yaşayan insanların en şerrlileridir. Fitne onlardan çıkmıştır ve tekrar onlara dönecektir."

Yani insanlar Kur’ân’i unutmuş durumdalar. Ama Kur’ân’ın unutulduğu bir dönemde Resûlullah (S.A.V) ’ın "Ümmetimin en hayırlısı" diye buyurduğu Mehdi (A.S) , Allah’tan aldığı öğreti ki Mehdi (A.S) Allah’ın tasarrufunda; İblis'in din tatbikatından çıkarttığı bütün Kur’ân-ı Kerîm hakikatlerini bize öğreten ve aynı zamanda hidayet çağında yaşatan Allah’ın resûlüdür.

HADÎS-İ ŞERİF

Kaynak: Buhari, Fezailül Kur'ân 21

Kaynak: Kitab-ul Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman 57.

Hayrukum men teâlleme elkur’âne ve âllemehu: “Sizin en hayırlınız Kur'ân'ı öğrenen ve öğretendir."

"Ümmetinin en hayırlısı ve sizin zorluklarınızı gideren VELİNİZ OLAN KİMSEYE KATILINIZ, O MEHDİ'DİR."

Kur’ân-ı Kerîm’de Mehdi resûlle alakalı yedi grup âyet var.

MEHDİ RESUL AYETLERİ

ÂLİ İMRÂN – 81

“Ve Allah, nebilerden, ‘Size kitap ve hikmet verdim. Sonra size, beraberinizde olanı (Allah’ın size verdiği kitapları) tasdik eden bir Resul geldiği zaman, O’na mutlaka iman edeceksiniz ve O’na mutlaka yardım edeceksiniz’ diye misak aldığı zaman...”

TEVBE – 32

“Ve Allah, kâfirler kerih görseler bile nurunu tamamlamaktan başka bir şey istemez.”

TEVBE – 33

“Resul’ünü müşrikler kerih görseler de, hidayetle ve hak din ile bütün dinler üzerine izhar etmesi için gönderen O’dur.”

[16.06.2026 10:42] Nuran Çelik Çelik: FURKÂN – 27

“Keşke resulle beraber bir yol ittihaz etseydim.”

FURKÂN – 28

“Yazıklar olsun, keşke ben falanı dost edinmeseydim.”

FURKÂN – 29

“...Bana zikir geldikten sonra beni zikirden saptırdı ve şeytan, insana yardımsız bırakandır.”

FURKÂN – 30

“Muhakkak ki benim kavmim, bu Kur'ân'ı terk edilmiş bir şey edindiler.”

NEML – 82

“Ve onların üzerine (Allah’ın Kitap’ta söylediği) söz vuku bulunca, onlara arzdan dabbe çıkardık (çıkarırız). İnsanların (Kitap’taki) ayetlerimize yakin hasıl etmediklerini söyleyecek.”

DUHÂN – 10

“Artık gök, apaçık duman (fitne) getireceği günü gözet.”

DUHÂN – 11

“O (fitne ki) insanları sarmıştır. İşte bu, elim bir azaptır.”

DUHÂN – 12

“Rabbimiz, azabı bizden kaldır. Muhakkak ki biz, müminleriz.”

DUHÂN – 13

“Onlara açıklayan bir Resul gelmişti. İbret almadılar.”

DUHÂN – 14

“Ve (O’na) ‘öğretilmiş ve deli’ dediler. Ve sonra O’ndan yüz çevirdiler.”

SAFF – 8

“Onlar, ağızları ile Allah’ın nurunu söndürmeyi istiyorlar. Ve Allah, kâfirler kerih görseler bile nurunu tamamlayacak olandır.”

SAFF – 9

“Resul’ünü hidayet ile ve dinlerin hepsinin üzerine, izhar etmek için, Hakk din ile gönderen O’dur.”

BEYYİNE – 2

“Allah’tan gönderilen Resul, (onlara) tertemiz (bâtıl ve şüpheden uzak) sahifeleri okur.”

BEYYİNE – 3

“O sayfalar içinde temel, değişmez hükümler yazılı olan kitaplardır.”

İnsanların Kur’ân’daki hidayeti yaşayarak birbirine sevgiyle kenetlenmeleri ancak Mehti resûlün öğretisiyle mümkündür. Mehti resülün öğretisi sevgiye dayalıdır. İşte hidayetin giriş kapısı, anahtarı Allah’ın ipidir. Âli İmrân 103: "Hepiniz toptan Allah’ın ipine sarılın." Bu Allah’ın ipi, sırât-ı müstakîmdir; "Dinde fırkalara ayrılmayın."

3/ÂLİ İMRÂN-103 Va’tasımû bihablillâhi cemîân ve lâ teferrakû, vezkurû ni’metallâhi aleykum iz kuntum a’dâen fe ellefe beyne kulûbikum fe asbahtum bi ni’metihî ihvânâ(ihvânen), ve kuntum alâ şefâ hufratin minen nâri fe enkazekum minhâ, kezâlike yubeyyinullâhu lekum âyâtihî leallekum tehtedûn(tehtedûne).

Ve hepiniz, Allah’ın ipine sımsıkı tutunun, fırkalara ayrılmayın! Ve Allah’ın sizin üzerinizdeki ni’metini hatırlayın; siz (birbirinize) düşman olmuştunuz. Sonra sizin kalplerinizin arasını birleştirdi, böylece O’nun (Allah’ın) nimeti ile kardeşler oldunuz. Ve siz ateşten bir çukurun kenarında iken sizi ondan kurtardı. İşte Allah, âyetlerini size böyle açıklıyor. Umulur ki böylece siz hidayete erersiniz.

​Gerçekten Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz( S.A.V) bir ara yere düz bir çizgi çiziyor; "Bu Allah’ın yolu"

HADÎS-İ ŞERİF

Kaynak: İbn Mâce, Mukaddime 1

İbni Mes'ud (R.A.) şunu naklediyor:

"Peygamber Efendimiz (S.A.V) bir gün yere düz bir çizgi çizdi ve 'Bu Allah'ın yoludur' dedi. Daha sonra bu çizginin sağına ve soluna başka çizgiler çizerek 'Bunlar ise diğer yollardır. Herbiri üzerinde yanlışa davet eden birtakım şeytanlar vardır.' buyurdu.

Yani En’âm 153’te bahsi geçen sırât-ı müstakîm.

6/ENÂM-153 Ve enne hâzâ sırâtî mustekîmen fettebiûhu, ve lâ tettebiûs subule fe teferraka bikum an sebîlihi, zâlikum vassâkum bihî leallekum tettekûn(tettekûne).

Ve muhakkak ki; bu, Benim mustakîm olan yolumdur. Öyleyse ona tâbî olun. Ve (başka) yollara tâbî olmayın ki; o taktirde sizi, onun yolundan ayırır. İşte böyle size onunla vasiyet etti(emretti). Umulur ki böylece siz takva sahibi olursunuz.

Sağına soluna başka çizgiler çiziyor; "Bu da diğer yollar, her birisinin üzerine yanlışa davet eden şeytanlar var; insan ve cin şeytanlar." İşte sevgili kardeşlerim, bir taraftan Allah’a davet eden Allah dostları: "Duyduk duymadık demeyin, Allah’a ulaşmayı dileyin!" Öbür taraftan da şeytanın sırât-ı müstakîm üzerine oturarak sağdan, soldan, önden, arkadan onlara tesir etmek suretiyle insanları sırât-ı müstakîmden saptırması... İblis ve dostları sırât-ı müstakîmden sapanlardır; Allah ve Onun dostları ise sırât-ı müstakîmde Necat yolunu yaşayanlardır. Peygamber Efendimiz (S.A.V) Efendimiz: "Ümmetim yetmiş üç fırkaya ayrılacak, yetmiş iki tanesi cehenneme gidecek, bir tanesi hariç."

HADÎS-İ ŞERİF

Kaynak: Tirmizî 2778, İbnî Mâce 3991 – 3994

“Benim ümmetim 73 fırkaya ayrılacaktır. 72 tanesi cehenneme gidecek, bir tanesi hariç.”

Sahâbe sual soruyor: "Ya Resûlallah, o fırka-i naciye kimlerden oluşuyor?" "Ben ve sizin gibi sırât-ı müstakîmde olanlar." İşte kim kalben Allah’a ulaşmayı dilerse, Allahû Tealâ mutlaka Rahîm esmasıyla tecelli eder ve peş peşe Enfâl 29’a göre onu yedi furkanın sahibi kılar.

8/ENFÂL-29  Yâ eyyuhâllezîne âmenû in tettekullâhe yec’al lekum furkânen ve yukeffir ankum seyyiâtikum ve yagfir lekum, vallâhu zul fadlil azîm(azîmi).

Ey âmenû olanlar! Allah’a karşı takva sahibi olursanız sizi furkan (hak ve bâtılı ayırma özelliği) sahibi kılar! Ve sizden (sizin) günahlarınızı örter ve size mağfiret eder (günahlarınızı sevaba çevirir). Ve Allah, büyük fazl sahibidir.

Allah’a ulaşmayı dileyen kişiyi Allahû Tealâ o halde bırakmaz; oniki tane ihsanla Allah’ın kendisi için tayin ettiği mürşide ulaştırır. Mürşide tâbi olur. İşte Âli İmrân 31: "Allah’ı seviyorsanız bana tâbi olun." O zaman o kişi Allah’ın kendisi için tayin ettiği mürşide tâbi olur ve mürşide tabiîyetle ibadetlerin sultanı zikir Allah isminin tekrarı onu gerçekleştirmeye çalışır. Emmare, Levvame, Mülhime, Mutmainne, Radiye, Mardiyye ve Tezkiye kademelerini bir bir geçerek. Yedi kademede nefs tezkiyesi yapmak suretiyle o kişinin yedi tane gök katında ruhu yükselerek, yedi âlem geçtikten sonra yoklukta Allah’ın zatına ulaşır. Allah’ın zatında ruh ifnâ olur; o kişi ermiş evliya olur.

​O sebeple Allah’ın resûlü hadîsinde: "Ey insanlar! Hepiniz dalâlettesiniz, hidayet erdirdiklerim müstesna. Dileyin ki sizi hidayete erdireyim." Öyleyse hepimizin hidayete ermesi bir dilektir. Bu dilek, kişinin kalpten Allah’a ulaşmayı dilemesi. Allahû Tealâ daima kalbe bakıyor. Allah bu talebi kimin kalbinde görürse mutlaka Rahîm esmasıyla tecelli eder ve mutlak surette Allah o kişinin ruhunu Kendisine ulaştırır ve sanki kendisi ulaştırmış gibi de üç tane cennet, dünya saadetinin yarısına o kişi sahip olur. Bir kere daha konferansımızın başlığına bakacak olursak ne görüyoruz? İnsanların sevgiyle. . .

Öyleyse insanların birbirini sevebilmesi evvela Allah sevgisinden geçer. Allah’a ulaşmayı dilemek, Allah sevgisinin kesin alâmet-i fârikasıdır. Seven sevdiğine koşar, korkan korktuğundan kaçar. İşte biz Allah’ı seviyoruz ki Ona ulaşmayı diliyoruz. İnsanların sevgiyle birbirine kenetlenmesi, sırât-ı müstakîm üzerinde Allah’a yolculuk yapması, seyr-i sülûku gerçekleştirmesi ile mümkündür. Ruhu Allah’a ulaşan herkes üç tane cennet, dünya saadetinin yarısının sahibidir; yani iki cihan saadetinin sahibidir ve ruhunu dünya hayatında Allah’a teslim edenler o mutlu toplumu oluşturanlardır.

Her kavimdeki resûl, kendi kavmini Allah’a davet ederek tek bir dilekle hidayeti yaşamaları, onların da birbirine kenetlenerek mutlu bir toplum oluşturması çok kolay ve bunun adresi de hidayettir. O sebeple kutsal kitaplar hidayet ve nurdur; işte Tevrat’a bakıyoruz (Mâide 44): Tevrat hidayet ve nurdur. İncil’e bakıyoruz (Mâide 46): İncil hidayet ve nurdur. Ve Kur’ân-ı Kerîm’e bakıyoruz: Kur’ân-ı-Kerîm hidayet ve nurdur. Yani hepsi hidayetin tek adresidir ve bu hidayetin tek adresiyle insanların Allah sevgisiyle birbirini severek, Allah’a davet ederek mutlu bir toplum oluşturması çok kolay, çok basit.

Allah’ın Resûlü (S.A.V) Efendimiz: "Öyle Allah’ın kulları yani mürşidler vardır ki onlar kullara Allah’ı sevdirirler." Bu Allah’ın davetiyle gerçekleştirilir. "Öyle Allah’ın kulları vardır ki Allah’a da kulları sevdirirler; bunlar da mürşidine tâbî olanlardır."

HADÎS-İ ŞERİF

Kaynak: Suyuti, el-Camiu’s-Sağir, 1/251; Kenzu’l-Ummal, 15/1186

Fevzu’l-kadir, 3/371; Beyhaki, es Sünenü-l Kübra

“Allah’ın öyle sevimli kulları var ki onlar; Allah’a Allah’ın kullarını, Allah’ın kullarına da Allah’ı sevdirirler.”

İşte Allah’ın öyle sevimli kulları var ki onlar Allah’a Allah’ın kullarını, Allah’ın kullarına da Allah’ı sevdirirler. İşte herkesin birbirini sevdiği, Allah’ı sevdiği, herkesin sevgiyle birbirine kenetlendiği. . . Ondört asır evvel sahâbenin, Hazreti Îsâ döneminde havarilerin, Hazreti Mûsâ döneminde rabbanilerin yedi safhayı yaşayarak sevgiyle birbirine kenetlenmesi, mutlu bir toplum oluşturması. . . Bu dönemde de bir kere daha hidayette birleşerek dünya barışını gerçekleştirmek, sevgiyle birlik ve beraberlik içerisinde bu dünyada cenneti yaşamak çok kolay. Bu sadece bir dilektir.

​Öyleyse sevgili kardeşlerim görüyorsunuz ki şu kâinatta en kolay şey dindir. Neden en kolay şey dindir? Çünkü dinin sahibi Allah’tır ve Allah sadece kolaylık diliyor. Ramazan ayında Kur’ân-ı Kerîm indirilmiştir; Bakara 185’te: "Allah sizin için kolaylık diler, Allah sizin için zorluk dilemez." Din kolaylıktır ve bir dilektir. Bu dileği Allah kimin kalbinde görürse, geri kalanı Allahû Tealâ’nın verdiği kesin bir sözü vardır: Ankebut 5: "Kim Allah’a ulaşmayı dilerse Allah mutlaka onun ruhunu Kendisine ulaştırır." O zaman sevgili kardeşlerim görüyorsunuz ki ulaştırma işini yapan Allah, sadece biz dileyeceğiz.

Kur’ân’ın hedefi hidayettir, hidayetin hedefi de mutluluktur; yani sevgi, mutluluğun anahtarıdır. Hidayetle sevgi oluşuyor. Allahû Tealâ Kur’ân-ı Kerîm’de: "Onlar ki insanlardan ve Allah’tan bir ip ve insanlardan bir ipe tutunurlar." Allah’tan bir ip sırât-ı müstakîm, insanlardan bir ip de o sırât-ı müstakîme ki mürşid. Bu iki ipe tutunan kişiyi mutlak surette Allahû Tealâ sırasıyla bir bir hedeflerine ulaştırıyor: Evvela ruhun hidayeti, daha sonra fizik vücudun hidayeti, daha sonra nefsin hidayeti, en son iradenin hidayeti ile iradesini teslim ederek Allah tarafından o kişi irşada memur ve mezun kılınıyor.

​Eğer siz de tek bir dilekle kalpten Allah’a ulaşmayı dilediyseniz ve Allah’ın hacet namazını kılmanız halinde kalbî dileğin sahibiyseniz, Allah mutlaka size mürşidi gösterecektir.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 19 Ekim 2026Son güncelleme: 19 Ekim 202629 dk okuma0