Muhterem Hocam, sünnet-i seniyye ne demektir?
Soru
Muhterem Hocam, sünnet-i seniyye ne demektir?
Cevap
'Sünnet-i seniyye' deyince Peygamber Efendimiz (S.A.V)'in sünnetini anlarız. Kur’ân-ı Kerim farzları koyar. Allah’a ulaşmayı dilemek, Allah’ın tayin ettiği mürşide tâbî olmak, ruhun teslimi, fizik vücut teslimi, nefsin teslimi, irşada ulaşmak ve iradenin teslimi, bunlar hepsi farz. Ve Allahû Tealâ Kur’ân-ı Kerim’e bu farzlarI koyar.
7 HEDEF EMİR VAHDET 1. Allah’a Ulaşmayı Dilemek RUM-31: O’na (Allah’a) yönelin (Allah’a ulaşmayı dileyin) ve O’na karşı takva sahibi olun. Ve namazı ikame edin. Ve (böylece) müşriklerden olmayın. TEVHİD 2. 12 İhsanla Mürşide Tabi Olmak MU’MİN-15: …. Allah, kullarından dilediği kişinin üzerine Allah’a ulaşma gününün geldiğini ihtar etmek için, emrinden (Allah’ın emrini tebliğ edecek) bir ruh (devrin imamının ruhunu) ulaştırır. TESLİM: 3. Ruhun Allah’a Teslimi RAD-21: Ve onlar Allah’ın (ölmeden evvel), Allah’a ulaştırılmasını emrettiği şeyi (ruhlarını), O’na (Allah’a) ulaştırırlar. Ve Rab’lerine karşı huşû duyarlar ve kötü hesaptan korkarlar. 4. Fizik Vücudun Allah’a Teslimi YÂSİN-60: Ey Âdemoğulları! Ben, sizlerden şeytana kul olmayacağınıza dair ahd almadım mı? Muhakkak ki; o (şeytan), size apaçık bir düşmandır. YÂSİN-61:Ve Ben, sizden Bana kul olmanıza (dair ahd almadım mı)? Bu da Sıratı Mustakîm (üzerinde bulunmak)tır. 5. Nefsin Allah’a Teslimi NİSA-103: Namazı bitirdiğinizde; ayaktayken, otururken ve yan üzeriyken (yan üstü yatarken), Allah’ı hep zikredin! Güvenliğe kavuştuğunuzda namazı namazın erkânıyla kılın… 6. İrşada Ulaşmak BEYYİNE-5: Onlar emrolunmadılar. Sadece hanifler olarak, Allah için dinde halis (nefslerini halis kılmış) kullar olmakla emrolundular. Ve namaz kılmakla ve zekat vermekle emrolundular. İşte kayyum olan din budur. 7. İradeyi Allah’a Teslim Etmek EN’ÂM-97: Ve kara ve denizin karanlıklarında (nefsin afetlerinin karanlığında) yolunuzu bulmanız (hidâyete ermeniz) için yıldızları (nebîler, resûller, mürşidler) kılan O’dur. Bilen bir kavim için, âyetleri detayları ile açıkladık.
Peygamber Efendimiz (S.A.V)'in sünnetleri de bu farzların tamamlayıcı hükümlerdir. Peygamber Efendimiz (S.A.V)'in sünnetinin her biri, bir kurtuluştur. Ama onların da hayati önem taşıyanları zaman içerisinde yok olmuştur.
İnsanlar aslî sünnetleri bir tarafa bırakıp sünnet zannettikleri detaylarla meşguller. Bu sebeple böyle bir sohbet belki de zamanımızın en önemli konulardan birini içeriyor. Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V): "Size iki emanet bırakıyorum. Onlara sarılıp uyudukça yolunuzu hiçbir zaman şaşırmazsınız. O emanetler, Allah’ın Kitab'ı Kur’ân-ı Kerim ve sünnettir (Peygamber Efendimiz (S.A.V)'in sünneti)." buyuruyor.
Gerçekten de muhtevaya baktığımız zaman 14 asır evvel Resûlullah (S.A.V) Efendimiz, 7 vakit namaz kılmış. 5'i farz, 2'si de sünnet yani nafile kuşluk sünneti ve teheccüt sünneti. Ramazan aylarında oruç tutmak farz ama bütün kandillerde ve mübarek Perşembe günlerinde Resûlullah (S.A.V) Efendimiz hep oruç tutmuş. Hac ve umre yine bunların muhtevasını içeriyor. Yani kısacası Resûlullah (S.A.V) Efendimiz boşuna hiçbir şey yapmamıştır. O'nun sünnet olarak bize bıraktığı hedefe ulaştırıcı vasıtaları içeriyor. Ama günümüzde Resûlullah’ın bu hayati öneme haiz olan sünnetleri devre dışı kalmış, yerini sünnet zannettikleri saç sakal, kılık kıyafet vs. almış durumda.
Yunus Emre bu sebeple diyor ki: "Dervişlik olsaydı taç ile hırka, biz de alırdık otuza kırka."
Öyleyse dervişlik taçla hırka değildir. Asıl olan kalbin nurlanmasıdır.