Muhterem Hocam, tâbî olacağımız mürşidi nasıl bulabiliriz?

Soru

Muhterem Hocam, tâbî olacağımız mürşidi nasıl bulabiliriz?

Cevap

Bir kere mürşidin seçimi kişinin kendisine bırakılmış değildir. Mürşidin tayini Allah’a aittir. Her devirde Allah’a çağıran imamlar var ve ateşe çağıran imamlar var. İşte ateşe çağıran imamlar, onlar fesat çıkaranlardır, onlar sâdat ve küberalardır, hidayeti gizleyenlerdir, resûl ve âyetlerle alay edenler, zülmanî ilimle amel edenlerdir.

CEHENNEME (ATEŞE) DAVET EDENLER

1. FESAT ÇIKARANLAR

TEVBE-32: … ağızları ile Allah’ın nurunu söndürmeyi istiyorlar.

RAD-25: Allah’ın ahdini bozarlar ve Allah’ın O’na ulaştırılmasını emrettiği şeyi keserler. Ve yeryüzünde fesat çıkarırlar (insanların da Sıratı Müstakîm’e ulaşmalarına mani oldukları için fesat çıkarırlar).

KASAS-41: Ve Biz, onları ateşe davet eden imamlar (önderler) kıldık. Ve kıyâmet günü onlara yardım olunmaz.

2. SÂDAT VE KÜBERALAR

AHZÂB-67: Ve cehennemde olanlar derler ki: “Yarabbi, muhakkak ki biz, sâdatlarımıza (dinde ileri gidenlerimize) ve küberamıza (büyüklerimize) itaat ettik.”

AHZÂB-68: Rabbimiz, onlara iki kat azap ver ve onlara büyük bir lânetle lânetle.

3. HİDAYETİ GİZLEYENLER

BAKARA-159: İndirdiğimiz o beyyinelerden olan şeyleri ve hidayeti (ölmeden evvel ruhun Allah’a ulaştırılmasını) Kitap’ta Allah insanlara açıkladıktan sonra gizleyenler, onlara hem Allah lânet eder hem de lânet ediciler lânet eder.

ÂLİ İMRÂN-7: … Kalplerinde eğrilik bulunanlar, fitne çıkarmak ve tevîlde bulunmak istedikleri için O (Kitab)’ın müteşâbih olan kısmına uyarlar.

4. RESÛL VE ÂYETLERLE ALAY EDENLER

KEHF-106: (Âyetlerimi) örtmeleri (inkâr etmeleri) ve âyetlerimi ve resûllerimi alay konusu edinmeleri sebebiyle, onların cezası işte bu cehennemdir.

ENÂM-68: Âyetlerimiz hakkında (alaylı) konuşmaya dalanları gördüğün zaman…

NİSÂ-140: Allah’ın âyetlerinin inkâr edildiğini ve onların alaya alındığını işittiğiniz zaman…

5. ZÜLMANÎ İLİMLERLE AMEL EDENLER

BAKARA-102: … Ve onlar kendilerine fayda vermeyen, zarar veren şeyleri öğreniyorlar. Andolsun ki onlar, onu (sihri ve ona ait bilgileri) satın alan kimsenin ahirette bir nasibi olmadığını kesin olarak öğrendiler. Elbette onunla nefslerini sattıkları şey ne kötü, keşke bilselerdi.”

Ama bir de Allah’a çağıran imamlar var. Allahû Tealâ Enbiyâ Suresinin 73. âyet-i kerimesinde bütün peygamberlerin Allah’a davet eden, hidayete erdiren imamlar olduğunu buyuruyor.

21/ENBİYÂ-73 Ve cealnâhum eimmeten yehdûne bi emrinâ ve evhaynâ ileyhim fi’lel hayrâti ve ikâmes salâti ve îtâez zekâti, ve kânû lenâ âbidîn(âbidîne).

Ve onları, emrimizle hidayete erdiren (ölmeden önce ruhları Allah’a ulaştıran) imamlar kıldık. Ve onlara, hayırlar işlemeyi, namaz kılmayı ve zekât vermeyi vahyettik. Ve onlar, Bize kul oldular.

Secde-24’te nebîlerin olmadığı dönemlerde de Allahû Tealâ istisnasız kavim resûlleri arasından seçtiği bir vekâleten devrin imamını yine Allah’a davet eden imamlar zinciri içerisinde mütâlea ediyor.

32/SECDE-24 Ve cealnâ minhum eimmeten yehdûne bi emrinâ lemmâ saberû ve kânû bi âyâtinâ yûkınûn(yûkınûne).

Ve onlardan, emrimizle hidayete erdiren imamlar kıldık, sabır sahibi oldukları ve âyetlerimize (Hakk’ul yakîn seviyesinde) yakîn hasıl etmiş oldukları için.

Öyleyse Cinn-14’te "Bizden teslim olanlar var, bizden kalbi kasiyet bağlayanlar var." Yani seçilmişlerdir bu insanlar, ama ölüme kadar kişi Allah’a ulaşmayı dilemediği takdirde kalbi kasiyet bağlayan birisi oluyor. Ama seçilip de Allah’a ulaşmayı dileyen, o Allah’a teslim oluyor.

72/CİNN-14 Ve ennâ minnel muslimûne ve minnel kâsitûn(kâsitûne), fe men esleme fe ulâike teharrev reşedâ(reşeden).

Ve gerçekten bizden, (Allah’a) teslim olanlar da var ve bizden kasitun (kalpleri kasiyet bağlamış) olanlar da var. Artık kim (Allah’a) teslim olmuşsa işte onlar, irşad olmayı (nefsin ve iradenin teslimini) arayanlardır (dileyenlerdir).

Allahû Tealâ Mu’min-38’de Allah’ın irşadla vazifeli kıldığı kişi kavmine sesleniyor: “Ey kavmim! Bana tâbî olun ki sizi irşad yoluna ulaştırayım.” Bu, o kavmin içerisinde bir mürşid.

40/MUMİN-38 Ve kâlellezî âmene yâ kavmittebiûni ehdikum sebîler reşâd(reşâdi).

Ve âmenû olan adam şöyle dedi: "Ey kavmim! Bana tâbî olun ki sizi irşad yoluna ulaştırayım."

7 tane âyet-i kerimelerde ardı arkası kesilmeksizin Allah’ın velî resûlleri var. Allahû Tealâ Nisâ-165’te “müjdeleyici ve uyarıcı resûller” der ki Allah onları vazifeli kılıyor.

KULLARIN ALLAH ÜZERİNDE HAKKI ALLAH’IN ONLARA RESÛL GÖNDERMESİDİR.

1. NİSÂ – 165 (Onlar) müjdeleyici ve uyarıcı resullerdir ki, insanların, resûllerden sonra Allah'a karşı (bizi uyaran ve müjdeleyen bir resûl gelmedi diye) hüccetleri (delilleri) olmasın. Ve Allah, Azîz'dir, Hakîm'dir.

2. İBRÂHİM – 4 Hiçbir resûlümüz yoktur ki; Biz, onu kendi kavminin lisanıyla göndermiş olmayalım. Onlara (kendi lisanlarıyla) beyan etsin diye. Öyleyse Allah, dilediğini (Allah'a ulaşmayı dilemeyenleri) dalâlette bırakır. Dilediğini (Allah'a ulaşmayı dileyenleri) hidayete erdirir. Ve O, Azîz'dir, Hikmet Sahibi’dir.

3. NAHL – 36 …Biz, bütün ümmetlerin içinde resûl beas ettik (hayata getirdik, vazifeli kıldık). (Allah'a ulaşmayı dileyerek) Allah'a kul olsunlar ve taguttan içtinap etsinler diye. Onlardan bir kısmını (Resûlün daveti üzerine Allah'a ulaşmayı dileyenleri), Allah hidayete erdirdi ve bir kısmının üzerine dalâlet hak oldu...

4. İSRÂ – 15 Kim hidayete erdiyse, sadece kendi nefsi için (nefsini tezkiye ettiği için) hidayete erer. ... Ve Biz, bir resûl göndermedikçe azap edici olmadık.

5. TÂHÂ – 134 Ondan önce gerçekten Biz onları, azapla helâk etmiş olsaydık, muhakkak şöyle derlerdi: "Rabbimiz, bize resûl gönderseydin olmaz mıydı? Böylece bize de zelil (rezil) ve rüsva olmadan önce senin âyetlerine tâbîi olsaydık."

6. KASAS – 47 ... "Rabbimiz keşke bize bir resûl gönderseydin böylece biz, Senin âyetlerine tâbi olur ve mü'minlerden olurduk." diyecek olmasalardı (seni Nebi-Resûl olarak göndermezdik).

KASAS – 59 Ve senin Rabbin, ülkelere, onların ana şehirlerine, onlara âyetlerimizi okuyan bir resûl göndermedikçe helâk edici olmadı.

7. ZUMER – 71 ... "Size sizden olan resûller gelmedi mi ki, size Rabbinizin âyetlerini okusun, bugüne geleceğinizi uyarsın?" dediler ki: "Evet." Fakat azap sözü kâfirlerin üzerine hak oldu.

MULK - 8-9 ... onun bekçileri ... "Size nezir gelmedi mi?" diye sordu. ... “Evet, bize nezir gelmişti. Fakat biz onu yalanladık ve Allah hiçbir şey indirmemiştir, siz ancak büyük bir dalâlet içindesiniz, dedik.”

Müjdeleyen, uyarıcı resûller olmadan Allah hiçbir kavme azap etmez. Her kavmin içerisinde o kavmin resûlünü onun lisanıyla gönderiyor. Nahl-36, İsrâ-15; bütün bu âyetler bize her kavmin içerisinde mutlaka bir velî resûl vardır, ardı arkası kesilmeksizin.

Hacet namazıyla Allah’tan mürşidin sorulması söz konusu. Kur’ân-ı Kerim’de aynı zamanda mürşidi tarif eden özel yardım “istiane” ile tarif ediliyor. İstianenin, yani mürşidimizin kim olduğunun sorulabilecek tek makam Allah’ın Zat’ıdır. Bunun da yolu hacet namazı kılarak Allah’a sormaktır. Hiç kimse kendi mürşidini seçmek yetkisinin sahibi kılınmamıştır. Bunun iki tane temel sebebi vardır. Birincisi, Allahû Tealâ insanlara mürşidini kendi seçme hakkı vermemekle insanların yanlış bir kapıya gitmelerini engelliyor. İkincisi, herkesin kalbindeki afetlere göre onu tedavi edebilecek bir mürşid Allahû Tealâ tarafından gönderiliyor. Birçok hastalıklar var, farklı. Ama o hastalıkları tedavi edebilecek doktoru da Allah tayin ediyor, hastalıkları da bilen O. Dolayısıyla mutlaka mürşidin hacet namazıyla Allah’tan istenmesi gerektiğini âyetler net olarak bize söylüyor.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 18 Eylül 2026Son güncelleme: 2 Ekim 20266 dk okuma7