Muhterem Hocam, tağut ne demektir, tağûtta kul olanlar kimlerdir?

Soru

Muhterem Hocam, tağut ne demektir, tağûtta kul olanlar kimlerdir?

Cevap

Gerçekten yaratılış gayemize baktığımız zaman Allahû Tealâ Zâriyât Suresi’nin 56. âyet-i kerimesinde şöyle buyuruyor:

ZÂRİYÂT-56: Ve mâ halaktul cinne vel inse illâ li ya'budûn(ya'budûni).

Ve Ben, insanları ve cinleri (başka bir şey için değil, sadece) Bana kul olsunlar diye yarattım.

Kur’ân’da her farz emri yerine getiren kişi âbiddir, namaz kılan âbiddir, oruç tutan âbiddir, zekât veren âbiddir, zikir yapan âbiddir, vs. Ama Allahû Tealâ’nın gösterdiği hedefler, Allahû Tealâ abd olmayı hedef gösteriyor ve Kur’ân bütününe baktığımız 7 safha kul olmayı Allahû Tealâ bize öngörüyor. Öyle olunca yaratılış gayemiz Allah’a kul olmak. Kul olmak amaçtır, hedeftir ama vasıtalar ise araçtır, amaç değildir.

7 SAFHA KUL OLMAK

1. ZUMER-17 Ve onlar ki; tağuta (insan ve cin şeytanlara) kul olmaktan içtinap ettiler (kaçındılar, kendilerini kurtardılar). Çünkü Allah’a yöneldiler (Allah’a ulaşmayı dilediler). Onlara müjdeler vardır. Öyleyse kullarımı müjdele!

2. MU'MİN-15 ...Allah, kullarından (Kendisine ulaştırmayı) dilediği kişinin üzerine (başının üzerine) Allah’a ulaşma gününün geldiğini (o kişinin ruhuna) ihtar etmek için, emrinden (Allah’ın emrini tebliğ edecek) bir ruh ulaştırır.

3. FECR-29 (Ey fizik vücut!) O zaman, (nefsini tezkiye ettiğin ve ruhunu Allah’a ulaştırdığın zaman Bana kul olursun) kullarımın arasına gir.

4. BAKARA-207 Ve insanlardan, Allah’ın rızasını dileyerek (Allah’ın rızası karşılığında) kendi nefsini satan kimseler vardır. Ve Allah, kullarına Rauf’tur (çok şefkatlidir).

ÂLİ İMRÂN-134 …(muttekiler) bollukta ve darlıkta (Allah için) infak ederler ve onlar öfkelerini yutanlardır ve insanları affedenlerdir. Ve Allah, muhsinleri sever.

5. FÂTIR-28 Ve bunun gibi insanlardan, davarlardan, yürüyen hayvanlardan da çeşitli renkte olanlar vardır. Ancak kullarından ulema (âlimler), Allah’a karşı huşû duyar. Muhakkak ki Allah; Aziz’dir (üstün, yüce), Gafûr’dur (mağfiret eden).

6. HİCR-40 “Ancak onlardan muhlis olan kulların müstesna.”

7. ENBİYÂ-105 Andolsun ki; zikriden (Tevrat’tan) sonra Zebur’da, arza salih kullarımızın varis olacağını, yazdık.

İşte bu okuduğum âyet-i kerimeyi yanlış şekilde yorumlayanlar, çoğu Kur’ân meallerinde “Biz insanları ve cinleri bize ibadet etsin diye yarattık.” deniliyor. Hayır. Gaye, hedef Allah’a kul olmak.

Allahû Tealâ Kur’ân-ı Kerim’de tağut dediği zaman insan ve cin şeytanları ve onun dışındaki bütün şeytanları kastetmektedir. Yani insan şeytanlar, cin şeytanlar ve şeytan şeytanlar, topuna birden tağut diyor.

Tağut, insanları Allah’ın yolunun dışına taşımaya çalışan bir şerr grubu ifade ediyor. Seçilmeyen herkes aslında tağutun yolundadır. Çünkü Kur’ân-ı Kerim’deki âyetlere baktığımız zaman, tağutlar fesat çıkaranlardır. Tağutlar sâdat ve küberalardır. Tağutlar hidayeti gizleyenlerdi. Tağutlar resûl ve âyetlerle alay edenlerdir ve tağutlar zulmânî ilimlerle amel edenler. Allah’ın kendilerinde hayır görmediği, hiçbir zaman ölünceye kadar Allah’a ulaşmayı dilemeyenlerdir. Yetmez, başkasının dilemesine mani olanlardır.

İnsanoğlu Allah’ı kendisine hedef kabul etmediği sürece otomatik olarak tağutun tesiri altındadır. Bunlar farkına bile varmadan şeytan tarafından devamlı beyinleri şeytanın telkinleri altındadır. Bu sebeple başlangıçta bütün insanlar Allahû Tealâ tarafından şeytanın kulu olarak kabul edilirler. Bunun kesin ispatı vasıtası da Zumer Suresi’nin 17. âyet-i kerimesi:

ZUMER-17: Vellezînectenebût tâgûte en ya’budûhâ ve enâbû ilâllâhi lehumul buşrâ, fe beşşir ıbâd(ıbâdi).

Ve onlar ki; taguta (insan ve cin şeytanlara) kul olmaktan içtinap ettiler (kaçındılar, kendilerini kurtardılar). Çünkü Allah'a yöneldiler (Allah'a ulaşmayı dilediler). Onlara müjdeler vardır. Öyleyse kullarımı müjdele!

Gerçekten bu âyet ile Zâriyât 50’yi beraber incelediğimiz zaman, başlangıç noktasında bütün insanların tağutun kulu ve dostu olduğunu ve tebliğe muhatap olup da daveti kabul edenlerin de tağuta kul olmaktan içtinap eden, yetmez, Zâriyât 50'de Allah’a kaçanlar, Allah’a firar edenler olduğunu görüyoruz.

ZÂRİYÂT-50: Fe firrû ilâllâh(ilâllâhi), innî lekum minhu nezîrun mubîn(mubînun).

Öyleyse Allah'a firar edin (kaçın ve sığının). Muhakkak ki ben, sizin için O'ndan (Allah tarafından gönderilmiş) apaçık bir nezirim.

Şimdi dikkat edin, âyetleri yan yana getirelim. Başlangıçta herkes tağuta, insan ve cin şeytana kul. “Tağuta kulluk etmekten içtinap ettiler, kaçındılar.” Ama bir bir yerden kaçıyorlar, bir yere gidiyorlar. Nedir? Kendilerini kurtardılar. “Allah’a firar edin, Allah’a kaçın, Allah’a sığının.”

Yani tağuta kul olmaktan kaçıyorlar, Allah’a koşuyorlar, Allah’a kaçıyorlar, Allah’a sığınıyorlar.

İşte bu iki âyet bize başlangıçta bütün insanların Allah tarafından şeytanın kulu olarak kabul edildiğini gösteriyor.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 29 Ekim 2026Son güncelleme: 29 Ekim 20264 dk okuma0