Muhterem Hocam, talih, uğur gibi şeyler gerçekten var mıdır? İslâmi açıdan bu gibi şeylere inanmanın bir mahsuru var mıdır?
Soru
Muhterem Hocam, talih, uğur gibi şeyler gerçekten var mıdır? İslâmi açıdan bu gibi şeylere inanmanın bir mahsuru var mıdır?
Cevap
Talih oyunları, şans oyunları. Şans kesinlikle dinimizde yeri yoktur. Baht, iyi bahtlı olmak tamam ama şanslı olmak bu şeytanın bir tuzağı, uğur gibi şeyler de. Nitekim resûller gelip kendi kavimlerine tebliğ ettikleri zaman, Yâsin suresinin 13, 14, 15, 16, 17 âyetlerinde de böyle bir açıklama var.
YÂSÎN-13Vadrıb lehum meselen ashâbel karyeh(karyeti), iz câe hel murselûn(murselûne). Ve onlara, o şehrin halkını misal ver. Onlara resûller gelmişti. 36/YÂSÎN-14 İz erselnâ ileyhimusneyni fe kezzebûhumâ fe azzeznâ bi sâlisin fe kâlû innâ ileykum murselûn(murselûne). Onlara iki (resûl) göndermiştik. Fakat ikisini de tekzip ettiler (yalanladılar). Bunun üzerine (onları) üçüncü (resûl) ile azîz kıldık (destekledik). O zaman onlar: "Muhakkak ki biz, size gönderilmiş resûlleriz." dediler. 36/YÂSÎN-15 Kâlû mâ entum illâ beşerun mislunâ ve mâ enzeler rahmânu min şey’in in entum illâ tekzibûn(tekzibûne). Dediler ki: "Siz, bizim gibi beşerden başka bir şey değilsiniz. Ve Rahmân bir şey indirmedi. Siz sadece yalan söylüyorsunuz." 36/YÂSÎN-16 Kalû rabbunâ ya’lemu innâ ileykum le murselûn(murselûne). (Resûller) dediler ki: "Bizim, gerçekten size gönderilmiş resûller olduğumuzu Rabbimiz biliyor." 36/YÂSÎN-17 Ve mâ aleynâ illel belâgul mubîn(mubînu). Ve bizim üzerimizde açıkça tebliğden (bildirmekten) başka bir şey (sorumluluk) yoktur. 36/YÂSÎN-18 Kâlû innâ tetayyernâ bi kum, le in lem tentehû le nercumennekum ve le yemessennekum minnâ azâbun elîm(elîmun). "Muhakkak ki biz, sizinle uğursuzluğa uğradık. Eğer siz gerçekten vazgeçmezseniz (son vermezseniz), sizi mutlaka taşlayacağız. Ve mutlaka bizden size elîm bir azap dokunacak." dediler. 36/YÂSÎN-19 Kâlû tâirikum meakum, e in zukkirtum, bel entum kavmun musrifûn(musrifûne). "Uğursuzluğunuz sizinle beraberdir (kendînizdendir). Size zikir hatırlatılınca mı (uğursuzluğa uğruyorsunuz)? Hayır, siz müsrif (haddi aşan) bir kavimsiniz." dediler. 36/YÂSÎN-20 Ve câe min aksal medîneti raculun yes’â kâle yâ kavmittebiûl murselîn(murselîne). Ve şehrin en uzak yerinden bir adam koşarak geldi. "Ey kavmim, (size) gönderilmiş olan resûllere tâbî olun!" dedi. 36/YÂSÎN-21 İttebiû men lâ yes’elukum ecren ve hum muhtedûn(muhtedûne). (Tebliğlerine karşılık) sizden ücret istemeyen (bu) kişilere tâbî olun. Ve onlar, mehdilerdir (hidayete ermiş ve hidayete erdirenlerdir).
Resûller onlara Allah'ın âyetlerini açıklıyorlar. Ama onlar da resûllere diyorlar ki: "Siz de bizim gibi beşersiniz. Ve resûlleri yalanlıyorlar. Ama Resûller diyor ki: "Allahû Tealâ bizim O'nun resûlü olduklarımızı biliyor." 17,18,19 baktığımızda: " Ama Resûlullah bizim vazifemiz sadece size tebliğ" Yâsin 18: "Muhakkak ki biz sizinle uğursuzluğa uğradık. Eğer siz gerçekten vazgeçmezseniz, son vermezseniz sizi mutlaka taşıyacağız. Mutlaka bizden, size elin bir azap dokunacak." Yani uğursuzluğu resûllere yüklüyorlar. Yâsin 19: " Uğursuzunuz sizinle beraberdir. Kendînizdendir." Yani nefsinizdendir. " Size zikir hatırlatılınca mı (uğursuzluğa uğruyorsunuz?) Hayır. Siz müsrif haddi aşan bir kavimsiniz." Haddi aşan müsrif kavim kendilerine ulaşmayı dilemeyen başkasının dilemesine mani olanlar. 20, 21 o zaman o Allah'a ulaşmayanlardan bir tanesi: " Ey kavmim resûllere tâbî olun. O resûller ki sizden hiç ücret talep etmezler ve onlar hidayete ermişlerdir." Öyleyse tahlil, şans söz konusu değil. Uğursuzluk nefsten kaynaklanan bir durumdur. İslâmi açıdan şansın bir hükmü yok. Ama bahtlı olmak vardır. Onun gereği ise Allah'a ulaşmayı dilemek ve yedi safhayı gerçekleştirmekten geçer. Allah razı olsun.