Muhterem Hocam, tarikat mensubu olmak ne demektir?
Soru
Muhterem Hocam, tarikat mensubu olmak ne demektir?
Cevap
Evvelâ şunu kesinlikle belirtelim ki tarikat, son şeriat kitabı Kur’ân-ı Kerîm’in bir gerçeğidir, hakikatidir.
Tarikat kavramının geçtiği âyetlere baktığımız zaman onu net olarak görüyoruz. Tarikatın iki boyutu var. Birisi pozitif, diğeri negatif. Belki Tarîk-i Cahîm’i de bu şekilde alabiliriz.
Kur’ân’daki pozitif tarikat, Tarîki Mustakîm; diğeri de Tarîk-i Cahîm. Birbirine zıt olan iki tane yol.
KUR’ÂN’DAKİ TARİKAT GERÇEĞİ
1. NİSÂ-168: Muhakkak ki inkâr edenleri ve zulmedenleri (başkalarını da mürşide ulaşmaktan men edip saptıranları), Allah mağfiret edecek değildir ve yola (Allah’a ulaştıran Sıratı Mustakîm’e) hidayet edecek değildir.
2. NİSÂ-169: Ancak cehennem yoluna (hidayet eder, ulaştırır), onlar orada ebediyyen kalacak olanlardır. Ve bu, Allah için kolaydır.
3. MÜ’MİNÛN-17: Ve andolsun ki Biz, sizin üzerinizde 7 yol yarattık ve Biz, yaratmaktan gâfil değiliz.
4. AHKAF-30: Onlar: “Ey kavmimiz! Muhakkak ki biz, Hz. Musa’dan sonra indirilen, onların elindekini tasdik eden, Hakk’a ulaştıran ve Tarîki Mustakîm’e hidayet eden bir kitap dinledik.” dediler.
5. CİNN-16: Ve eğer onlar, tarikat üzere olarak (Allah’a) yönelselerdi, onları mutlaka bol su (rahmet) ile sulardık (bol bol rahmet ulaştırırdık).
Nisâ-168’de Tarîki Mustakîm geçiyor. Nisâ-169’da ise Tarîk-i Cahîm geçiyor. Ve Mü’minûn Suresinin 17. âyet-i kerîmesinde: Yedi tane gök katını birbirine bağlayan yol. Her bir gök katı arasında bir tarîk ve yedi tane yoldan oluşan Tarîki Mustakîm’i ifade ediyor. Ahkâf-30’da da cinler sesleniyor ve bu âyet-i kerîmede de bir Hakk’a ulaştırıyor, bir de Tarîki Mustakîm’e.
Nasıl Tarîki Mustakîm, Tarîk-i Cahîm varsa Sıratı Mustakîm, Sırat-ı Cahîm de var. Sırat-ı Cahîm cehennem yolu, Sıratı Mustakîm ise Allah’a ulaştıran yol, cennete götüren yol.
İşte Fâtiha’da, günde 40 kere Fâtiha okuyoruz ve ne diyoruz?
FÂTİHA SURESİ
1. FÂTİHA – 1: Bismillâhir rahmânir rahîm.
Rahmân ve rahîm olan Allah'ın ismi ile.
2. FÂTİHA – 2: El hamdu lillâhi rabbil âlemîn (âlemîne).
Hamd, âlemlerin Rabbi olan Allah’adır.
3. FÂTİHA – 3: Er rahmânir rahîm (rahîmi).
Rahmân’dır, Rahîm’dir.
4. FÂTİHA – 4: Mâliki yevmid dîn (dîne).
Din gününün mâlikidir.
ŞUARÂ – 82: Ve din günü, benim hatalarımı mağfiret etmesini umduğum da O’dur.
5. FÂTİHA – 5: İyyâke na’budu ve iyyâke nestaîn (nestaînu).
(Allah'ım!) Yalnız Sana kul oluruz ve yalnız Senden istiane (mürşidimizi) isteriz.
6. FÂTİHA – 6: İhdinâs sırâtel mustakîm (mustakîme).
(Bu istiane ile) bizi Sıratı Mustakîm'e hidayet et (ulaştır).
7. FÂTİHA – 7: Sırâtallezîne en’amte aleyhim gayril magdûbi aleyhim ve lâd dâllîn (dâllîne).
O yol (Sıratı Mustakîm) ki; üzerlerine nimet verdiklerinin yoludur. Üzerlerine gadap duyulmuşların ve dalâlette kalmışların (Allah’a ulaşmayı dilemeyenlerin) yolu değil.
Ne istiyoruz? Allah’tan bizi Sıratı Mustakîm’e ulaştıracak olan mürşidi istiyoruz. Mürşide tâbî olduğumuz zaman ne olur? Başlarının üzerinde devrin imamının ruhu bulunanlar, onlar ni’metlenen kişilerdir. Öyleyse her devirde kimin ruhu Allah’a ulaşır? Devrin imamının ruhu başlarının üzerine gelen kişilerin ruhları Allah’a ulaşır. Ve kişi eğer mürşidine tâbî olmazsa on âyet gereğince dalâlettedir.
O zaman bunlardan hareket ederek tarikat mensubu olmak ne demek?
Dalâletten kurtulup hidayete adım atmak demektir.
Tarikat mensubu olmak demek, kalbe îmânın yazılması demektir.
Tarikat mensubu olması için o kişinin mutlak suretle hacet namazını kılarak Allah’ın gösterdiği mürşide tâbî olması asıldır.
14 asır evvel dikkatle bakın, sahâbe tâbî oldukları için mü’min adını aldılar. Şimdi bu sözlerimizi dinleyenlerden de tarikata girmeyenler varsa onlar bilsinler ki mü’minler safında yer alamazlar. Allahû Tealâ tarikata girmekle mü’min olmanın aynı şey olduğunu kesinlikle ifade ediyor.
Kalbinde îmân olan kişinin kalp mührü açılmıştır. Kalbinde küfür olan kişinin de kalbinde mühür vardır. Yani kalbindeki mühür ile kalbindeki küfür aynı kategoride değerlendirilir. Kalbindeki îmânla kalbin açılması aynı statü içerisinde değerlendirilmek gerekir.