Muhterem Hocam, tasavvuf kelimesiyle anılan İslâmî yaşantı sadece müslümanlara özel bir ayrıcalık mıdır?
Soru
Muhterem Hocam, tasavvuf kelimesiyle anılan İslâmî yaşantı sadece müslümanlara özel bir ayrıcalık mıdır?
Cevap
Hayır, tasavvuf kutsal kitaplardaki İslâm’ın tatbikatıdır, hayata geçirilmesidir. Kutsal kitaplar sadece Kur’ân değil; Tevrat da hidayet ve nurdur, İncil de hidayet ve nurdur, Kur’ân da hidayet ve nurdur.
Allah'ın Kitapları Öğüttür, Hidayet ve Nurdur
1. TEVRAT
MÂİDE – 44 Muhakkak ki Tevrat'ı Biz indirdik, onda hidayet ve nur vardır. Kendileri (Hakk'a) teslim olmuş peygamberler, yahudilere, onunla hükmeder. Rabbanîler (kendilerini Rabb'lerine adamış olanlar) ve Ahbar olanlar da (zahidler, yahudi âlimler, hahamlar) Allah’ın Kitab'ından korumakla görevli oldukları ile hüküm verirler ve onlar, onun üzerine şahitler oldular. Artık insanlardan korkmayın, Ben'den korkun ve Benim âyetlerimi az bir değere satmayın. Ve kim, Allah'ın indirdiği ile hükmetmezse, o taktirde işte onlar, onlar kâfirlerdir.
2. İNCİL
MÂİDE – 46 Onların izleri üzerine, Tevrat'tan ellerinde bulunanı tasdik edici olarak Hz. Meryem'in oğlu İsâ'yı gönderdik. Ve ona, içinde bir hidayet ve bir nur olan, Tevrat'tan ellerinde bulunanı tasdik eden ve müttekîler (takvâ sahipleri) için, hidayete erdirici ve vaaz edici (öğüt verici) olan İncil'i verdik.
3. KUR'ÂN-I KERİM
ŞÛRÂ – 52 Ve işte böylece sana emrimizden bir ruh (Kur'ân-ı Kerim) vahyettik. Ve sen, kitap nedir ve îmân nedir bilmiyordun. Ve lâkin O'nu nur kıldık. Kullarımızdan dilediğimizi O'nunla hidayete erdiririz...
AHKÂF – 12 Ve O'ndan (Kur'ân'dan) önce îmâm ve rahmet olarak Hz. Musa'nın kitabı (Tevrat) vardır. Bu, Arap lisanı ile (Hz. Musa'nın kitabını) tasdik eden bir kitaptır. …
Ve kutsal kitapların hepsi 7 safha 4 teslimi içeriyor. Tasavvuf kelimesi sahâbe ile başlasa da aslında tasavvuf, yani İslâm’ın, dinin hayata geçirilmesi sonradan başlamaz; tasavvuf Hz. Âdem (A.S)’den başlar. Dîn kâinatın tek dinidir. Allah’a teslim olmak dînin temelini oluşturur. Tüm peygamberler ve onlara tâbi olanlar Allah’a teslim olmuşlardır. İslâm’ı bütün dinlerden farklı yeni bir din olarak düşünmek Allah’ın kanunlarına ters düşer. Din tekâmül etmez; tekâmülün son safhasında yaratılmıştır.
Ve Resûlullah (S.A.V) Efendimizin hadîsi: “Ya Resûlallah, o garipler kimlerdir?” “İşte ortadan kaldırılan sünnetlerimizi ihya ederler.”
HADÎS-İ ŞERİF
Kaynak: (Sahîhul-Müslim 232, 251. Hadisler, Sunenu İbn-i Mâce II, 1319 (no: 3987, 3988))
Dîn garip başladı, yakında garip olarak başladığı yere dönecektir. O gün İslâm'ı yaşayan gariplere müjdeler olsun. O garipler kimlerdir? Onlar ki insanların ifsat ettiği sünnetimi ıslah ederler. Ortadan kaldırdıkları sünnetlerimi de yeniden ihyâ ederler. Sizler bugün sünnetime nasıl sarılıyorsanız onlar da öyle sarılacak olanlardır. Onlar ki insanların arasını ıslah ederler ve onlar insanlar içinde az bir topluluktur. Onlara buğzedenler sevenlerinden çoktur.
Yani farzlar vardır; Allah’a ulaşmayı dilemek farz, din tatbikatından kaldırılmış. Mürşide tâbiiyet farz, din tatbikatından kaldırılmış. Ruhun teslimi. Bu emirlerin hepsi ortadan kaldırılan sünnetlerdir. Bunları yeniden ihya etmeyi Mehdi (A.S)’a Allah nasip ediyor. Ve ifsad olan sünneti imha ederler. Allah’ın yasakları işleniyor. Halbuki sahâbe döneminde bunların hiçbiri gerçekleşmemiştir. Tekrar onların ıslahı söz konusudur. Allah razı olsun.