Muhterem Hocam, tasavvufa girmeden önce üzerinde zülmanî tesir olan biri mürşidine tâbî olduktan sonra bu zülmanî tesirlere maruz kalmaya devam edebilir mi? Tasavvufta olup da böyl
Soru
Muhterem Hocam, tasavvufa girmeden önce üzerinde zülmanî tesir olan biri mürşidine tâbî olduktan sonra bu zülmanî tesirlere maruz kalmaya devam edebilir mi? Tasavvufta olup da böyle bir durumda olan kişi nasıl tamamen kurtulabilir?
Cevap
Sevgili kardeşlerim, tasavvufa girmeden önce zülmanî tesir alan biri mürşidine tâbî olduğu zaman, eğer cinler içine girmişse, o zaman o noktadan itibaren mürşide tâbiiyetle birlikte koruyucu kalkan üzerinde oluşur, devrin imamının ruhu. Devrin imamının ruhu o kişiyi Ra’d 11’e göre önden, arkadan korur. Şuarâ 215’e göre de sağdan ve soldan kanatlarıyla korur. Dört cepheden artık ne şeytan, ne şeytanın hempaları (zülmanî tatbikatını içerenler) o kişiye artık zarar veremezler.
KORUMA KALKANI
1. BAKARA-102: …Allah’ın izni olmadan onunla hiç kimseye zarar verebilecek değillerdir…
2. MÂİDE 105: …Siz hidayette iseniz, dalâletteki bir kimse size bir zarar veremez...
3. MÜCÂDELE-10: …Allah’ın izni olmadıkça onlara bir darlık (sıkıntı) verecek değildir…
4. TEGÂBÜN-11: Allah’ın izni olmadıkça bir musîbet isabet etmez…
TAKVA ELBİSESİ
1. ENFÂL-64: Ey Peygamber! Allah, sana ve mü’minlerden sana tâbî olanlara kâfidir.
2. RA‘D-11: …Onları, önünden ve arkasından takip edenler vardır. Allah’ın emrinden olup, onları korurlar…
3. HİCR-88: ...Mü’minlere kanatlarını indir.
4. ŞUARÂ-215: …mü’minlerden, sana tâbî olan kimselere kanatlarını ger.
Bu sebeple devrin imamının ruhu onun başının üzerine geldiği zaman Bakara 102’de bildirildiği gibi "Allah’ın izni olmadıkça şeytanın sihir, büyüsü kimseye zarar veremez."
Mâide 105: "Hidayette isek dalâlette olanlar zarar veremez."
Mücâdele 10: "Allah’ın izni olmadıkça şeytanın fısıltısı zarar veremez."
Tegâbün 11: "Allah’ın izni olmadıkça musîbet isabet etmez."
Ne zaman Allah’ın izni yok? Devrin imamının ruhu o kişinin başının üzerinde yer aldığı zaman. Ama eğer daha evvel girmişse, o daha evvel girenlerin çıkabilmesi okumayla ve kişinin zikir artışıyla mümkün olabilir.
DEVRİN İMAMI’NIN RUHU GELİR
MÜ’MİN-15:
Dereceleri yükselten ve arşın sahibi olan Allah, kullarından (Kendisine ulaştırmayı) dilediği kişinin üzerine (başının üzerine) Allah’a ulaşma gününün geldiğini (kişinin ruhuna) ihtar etmek için, emrinden (Allah’ın emrini tebliğ edecek) bir ruh (devrin imamının ruhunu) ulaştırır.
Çünkü zikir artışı o kişinin îmânını güçlendirir ve îmânın güçlenmesiyle de o kişi inanır ki evet, Allahû Tealâ herşeye kaadirdir. Düşmanın ikmal yolu kesildiği zaman, o içindeki nesnelerin, orada zikir devam ettiği ve îmânı koruduğu süre içerisinde kalmaları söz konusu değil.
İşte kendisine sihir, büyü yapılanlar neyse yapmaları gereken şey, kalben Allah’a ulaşmayı dileyip mürşide tâbî olduktan sonra dört elle zikre sarılmak. Zikir, zikir, zikir. Çünkü zikirdir ki Allah’ın katından rahmet, fazl ve salâvâtı getirir. Ve rahmet taşıyıcı, salâvât bağlayıcı îmân kelimesinin etrafında biriken fazıllardır. Fazıllar îmânın kelimesinin etrafında arttıkça o kişinin îmânını güçlendirir. O kişinin şeytanın vücuda giriş yolları daralır ve içine girmiş olanlarında orada kolay kolay durması söz konusu değil.
Ama kişinin yine tekrar buna îmân etmesi kalbine bunu yerleştirilmesi söz konusudur. Âyetler bize kesinlikle bunu söylüyor. Sihir, büyü de büyük günahlardandır. Allahû Tealâ Nisâ 31’de:
4/NİSÂ-31 İn tectenibû kebâira mâ tunhevne anhu nukeffir ankum seyyiâtikum ve nudhılkum mudhalen kerîmâ(kerîmen).
Eğer yasaklandığınız büyük günahlardan kaçınırsanız, sizin günahlarınızı örteriz ve sizi (şerefli bir makama) ikram olunacağınız bir yere koyarız.
“Eğer yasakladığınız büyük günahlardan kaçınırsanız sizin günahlarınızı örteriz ve sizi şerefli bir makama ikram edeceğiniz noktaya getiririz.”
Öyleyse kişi Allah’a ulaşmayı dilediği an büyük günahlardan ki bunlar şirktir, adam öldürmektir ve daha bir çok. Adam öldürmek, iftira etmek, asi olmak, hırsızlık yapmak, zina da bulunmak, bütün bunlar hepsi, büyük günahtır. Ama büyük günahtan kurtulmak sadece bir dilektir. O kişinin kalpten Allah'a ulaşmayı dilemesi.
Kalpten ulaşmayı dilediği an o artık an şirkten kurtulmuştur.
Kalpten ulaşmayı dilediği an o zekatını verecektir. Allah onu hırsızlıktan koruyacaktır.
Kalpten ulaşmayı dilediği an Allahû Tealâ helalinden ona nasip edecektir ve harama bakmayacaktır.
Kalpten ulaşmayı dilediği an hiç bir zaman kimsenin ölümüne sebebiyet vermemeye çalışacaktır.
Kalpten ulaşmayı dilediği an iftiradan kaçınacaktır.
Kalpten ulaşmayı dilediği an Allah ve Resûlünün emrine en üst seviyede itaat etmeye çalışacaktır.
Bu dilek varsa o Allah’ın koruması altındadır ve çok süre içerisinde hedefine ulaşabilir. Tasavvufta olup da böyle bir durumda olan kişi nasıl tamamen kurtulabilir? Zikrini artırarak ve okumak suretiyle inşaallah.