Muhterem Hocam, tasavvufa her devirde ilgisiz kalınmasının sebebi nedir?

Soru

Muhterem Hocam, tasavvufa her devirde ilgisiz kalınmasının sebebi nedir?

Cevap

İnsan ve cin şeytanlar.

İşte A’râf 146, 147:

7/ARÂF-146 Se asrifu an âyâtiyellezîne yetekebberûne fîl ardı bi gayril hakkı ve in yerev kulle âyetin lâ yu’minu bihâ ve in yerev sebîler ruşdi lâ yettehızûhu sebîlen ve in yerev sebilel gayyi yettehızûhu sebîlâ(sebîlen), zâlike bi ennehum kezzebû bi âyâtinâ ve kânû anhâ gâfilîn(gâfilîne).

Yeryüzünde haksız yere kibirlenen kimseleri, âyetlerimizden çevireceğim. Bütün âyetleri görseler, ona inanmazlar. Eğer rüşd yolunu görseler, onu yol edinmezler. Ve gayy yolunu görseler, onu yol edinirler. Bu; onların, âyetlerimizi yalanlamaları ve ondan gâfil olmaları sebebiyledir.

7/ARÂF-147 Vellezîne kezzebû bi âyâtinâ ve likâil âhirati habitat a’mâluhum, hel yuczevne illâ mâ kânû ya’melûn(ya’melûne).

Ve onlar ki; âyetlerimizi ve ahirete ulaşmayı (hayatta iken ruhun Allah’a ulaşmasını) tekzip ettiler (yalanladılar) ve onların amelleri, heba oldu (boşa gitti). Onlar, yaptıklarından başka bir şeyle mi cezalandırılır?

Başlangıç noktasında herkes sebîlel gayydedir. Ama Allah’ın katından gelen hidayetçiler davete getirdiklerinde onlar yine ilgisiz kalırlar ve bütün âyetleri göster, îmân etmezler. İrşad yolunu benimsemez ve gayy yolu üzerinde ölüme kadar hayatlarına devam ederler.

Bunlardan bazıları da emânîye bilgilerin sahibi. Bakara 44:

2/BAKARA-44 E te’murûnen nâse bil birri ve tensevne enfusekum ve entum tetlûnel kitâb(kitâbe) e fe lâ ta’kılûn(ta’kılûne).

İnsanlara birr’i (tezkiye ve teslim olmayı) emrediyorsunuz da siz kendinizi unutuyor musunuz? Ve siz, Kitab’ı okuduğunuz halde hâlâ akıl etmiyor musunuz?

“Siz insanlara tezkiye olmayı söylüyorsunuz da kendi nefsinizi unutuyor musunuz?”

Bakara 78’de yine bid’atlerle hayatını yaşayan bu insan ve cin şeytanlardan bahsediyor.

2/BAKARA-78 Ve minhum ummiyyûne lâ ya’lemûnel kitâbe illâ emâniyye ve in hum illâ yezunnûn(yezunnûne).

Ve onlardan bir kısmı ümmîlerdir. Onlar (Allah’ın) Kitabı’nı bilmezler, sadece emaniyeyi (kişilerin yazdığı kitapları) bilirler. Ve onlar sadece zanda bulunuyorlar.

Ahzâb 67, 68’de ise işte her devirde bu insan ve cin şeytanlar, şeytanın tesiri altında elleriyle yazdıkları emânî bilgilerle bid’atler üretmişler ve insanlar günümüzde bid’atlerle din yaşıyorlar.

33/AHZÂB-67 Ve kâlû rabbenâ innâ ata’nâ sâdetenâ ve kuberâenâ fe edallûnâs sebîl(sebîlâ).

Ve cehennemde olanlar derler ki: “Yarabbi, muhakkak ki biz, sâdatlarımıza (dînde ileri gidenlerimize) ve küberamıza (büyüklerimize) itaat ettik. Ve böylece Senin yolundan (Sıratı Mustakîmi’nden) saptırdılar.”

33/AHZÂB-68 Rabbenâ âtihim dı’feyni minel azâbi vel anhum la’nen kebîrâ(kebîren).

“Rabbimiz, onlara iki kat azap ver ve onları büyük bir lânetle lânetle.”

Dindeki hurafeler, Kur’ân’da yer almamasına rağmen din tatbikatına giren 19 tane hurafe, 19 tane bid’at var. İşte bu 19 bid’at sebebiyle de Kur’ân’da yer alan 19 tane kavram din tatbikatından çıkartılmış.

KUR’ÂN-I KERİM’E TERS DÜŞEN HURAFELER ŞEYTANIN ÖĞRETTİKLERİ FUHŞİYAT VE MÜNKERDİR

Tüm Resûller peygamberdir.

Nebî olunmadan Resûl olunmaz.

Allah peygamberlerden başkasına âyet indirmez.

Vahiy, Peygamber Efendimiz (S.A.V) ile sona ermiştir.

Allah görülmez.

Nefs tezkiyesi kalbe nurların girmesiyle oluşmaz. Mürşidsiz de nefs tezkiyesi yapılabilir.

Allah ile kul arasına kimse giremez. Mürşide tâbiyeti şirktir.

Allah’a ulaşılamaz.

Hidayet de doğru yoldur, Sıratı Mustakîm de doğru yoldur.

Dinde zorlama vardır.

Dünyada rahat yoktur.

Kalbinde zerre kadar îmânı olan cehennemde cezası kadar yandıktan sonra cennete girer.

Şekil şartlarına riayet etmeyenlerin namazı kabul olmaz. Tecvide ve harflerin mahreçlerinden çıkışına telaffuza uymayan kıraatler kabul olmaz.

Kıyamet günü şefaat vardır.

Takva Allah’tan korkmaktır.

Ruh vücuttan çıkarsa kişi ölür. İrcîi emri bir ölüm emridir.

Yevmil ahir kıyamet günüdür.

Hayır da şerrr de Allah’tandır.

“LÂ İLÂHE İLLALLÂH” diyen cennete girer.

İSLÂM’DAN KOPAN KUR’ÂN KAVRAMLARIYLA TARİKAT

DEVRİN İMAMININ ÖĞRETTİĞİ – MARUFU EMRETMEK

VE MÜNKERDEN NEHYETMEK

Resul ve Nebî

Zikir ve Ehli Zikir

Hikmet

Teslim

Mürşîd

İhlâs

Ululelbab

İrfan

Zühd

Birr

Nefs Tezkiyesi

Amilussalihat

Sıratı Mustakîm

Tövbe ve Mağfiret

Takva sahibi olmak

Allah’a ulaşmayı dilemek

Abd ve Abıd

Amenu olmak

Dalalet

Bu dindeki hurafelerin sebebi, insanların yanlış bir kültürü edinmeleri, yani yanlışları doğru bilmeleri sebebiyle bu noktaya gelmişler. Hâlbuki bütün doğruların sahibi Allah’tır ve Allahû Tealâ herşeyi Kur’ân-ı Kerim’e koymuş.

O kültürün sahiplerinin de sahip oldukları makamları, hutbeleri, itibar, saygı gören insanlar olmaları ve söyledikleri yanlışları insanlara inandırmalarıdır.

Doğru bilinen yanlışlar. Neyi doğru biliyor? Bunların hepsi yanlış. Bütün resûller peygamberdir, doğru biliniyor. Akaidin temel kurallarından bir tanesi bu. Ama bütün resûller peygamberdir, doğru değil. Nebî resûller peygamberdir ama velî resûller peygamber değil. Nebî olmadan resûl olmaz, bu da doğru değil. Ama doğru bilinen bir yanlış. İşte belki buraya bunu da ifade etmek lazım: Kur’ân’a ters düşen hurafeler, şeytanın örttüğü fuhşiyat, münker, doğru bilinen yanlışlar. İnsanlar bunları doğru olarak biliyorlar ama yanlıştır. Kur’ân-ı Kerim’le karşılaştırın. Doğru bilinen yanlışlar, parantez içinde. Evet, bunu ilave edebiliriz inşaallah. Allah, peygamberden başkasına âyet indirmez. Bütün bunların hepsini Kur’ân âyetleriyle karşılaştırdığımızda olduğunu görüyoruz ve doğru bilinen yanlışlar görüyoruz ki her devirde mutlaka Allah’ın emirlerini yerine getiren bir azınlık ve yerine getirmeyen bir çoğunluk mutlaka var.

Bugün tasavvufu yaşayanlar sebebiyle değil, tasavvufu yaşamayıp İslâm’ın kollarını ve bacaklarını kesenler sebebiyle İslâm bu hâldedir.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 17 Ağustos 2026Son güncelleme: 16 Ekim 20264 dk okuma0