Muhterem Hocam, tebliğ yaparken nelere dikkat etmeliyiz?
Soru
Muhterem Hocam, tebliğ yaparken nelere dikkat etmeliyiz?
Cevap
Tebliğe baktığımız en başında tebliğde zorlayıcı olmamak (Bakara 256), kişiyi ikna ederek Allah'a giden bir yol tutmasını sağlamak (Furkân 57), onların Allah'tan başkasına dua edenlerin putlarına sövmemek (En'âm 108), yumuşak söz söylemek, hikmetle Allah'a davet etmek, güzel söz söylemek; bütün bunlar hepsi tebliğin muhtevasını içeriyor.
TEBLİĞ âyetLERİ - (GÜZEL SÖZ İLE) 1. NAHL-125: Rabbinin yoluna (Allah’a ulaştıran yola, Sıratı Mustakîm’e) hikmetle ve güzel (pozitif dereceler kazandıracak) öğütle davet et. Onlarla en güzel şekilde mücadele et. Muhakkak ki senin Rabbin, O’nun yolundan (Sıratı Mustakîm’den) sapanları ve hidâyete erenleri bilir. 2. İSRÂ-53: Ve kullarıma de ki: “En güzeli (sözü) söylesinler!” Muhakkak ki şeytan, onların aralarını bozar (fesat çıkarır). Muhakkak ki o, insana apaçık düşmandır. 3. TÂHÂ-44: O zaman ona, yumuşak söz söyleyin. Böylece o, tezekkür eder (anlar) veya huşû duyar. 4. ANKEBÛT-46: Ve kitap ehli ile onlardan zulmedenler hariç, en güzel olandan başka bir şekilde mücadele etmeyin. Ve “Biz, bize indirilene ve size indirilene îmân ettik. Bizim İlâhımız ve sizin İlâhınız birdir (aynıdır). Ve biz, O’na teslim olanlarız.” deyin. 5. EN’ÂM – 108: Allah’tan başkasına dua edenlere sövmeyin, aksi halde ilimleri olmadan, haddi aşarak Allah’a söverler. İşte böyle bütün ümmetlere amellerini süsledik. Sonra dönüşleri Rab’lerinedir. O zaman, yapmış oldukları şeyi onlara haber verecek. 6. FURKAN-57: De ki: “Ben sizden onun için (tebliğ için) dileyen kimsenin, Rabbine ulaştıran bir yol edinmesinden başka bir ecir (karşılık) istemiyorum.” ŞUARA-127: Ve ona (tebliğime) karşı sizden bir ücret istemiyorum. Benim ücretim sadece âlemlerin Rabbine aittir. 7. BAKARA-256: dinde zorlama yoktur. İrşad yolu gây yolundan açıkça (ayrılıp) ortaya çıkmıştır... YÛNUS-99: Ve şâyet senin Rabbin dileseydi, yeryüzünde olan kimselerin hepsi elbette topluca îmân ederlerdi. Yoksa sen, insanları mü’min(ler) oluncaya kadar zorlayacak mısın?
Tebliğ görevi gerçekten çok nazik bir görevdir. İncelik ister. Tebliğde yapmanız lâzım gelen şey onlara, onlardan yana olduğunuzu, sadece onların kurtuluşu için var olduğunuzu davranışlarınızla da ispat etmenizdir. Göreviniz Allah'tan korkutmak değildir. Allah'a sevdirmek. Ne demiştik?
"Allah'ın öyle kulları var ki, Allah'ın kullarını Allah'a sevdirirler. Ama Allah'a da kulları sevdirirler."
HADÎS-İ ŞERİF Kaynak: Suyuti, el-Camiu’s-Sağir, 1/251; Kenzu’l-Ummal, 15/1186 Fevzu’l-kadir, 3/371; Beyhaki, es Sünenü-l Kübra “Allah’ın öyle sevimli kulları var ki onlar; Allah’a Allah’ın kullarını, Allah’ın kullarına da Allah’ı sevdirirler.”
Demek ki görevimiz tebliğ, Allah'ı sevdirmek. Ama tâbiiyetle birlikte artık Allah'a da kulları sevdirmek devreye giriyor. Muhataplarımız her sınıftan olabilir. Ama doğruların tek rehberi, kaynağı Kur’ân'dır. Tebliğ yapacak olan kişi Kur’ân'dan bahsedecek. Kur’ân-ı Kerim herşeyden evvel bütün insanları Allah'a ulaşmaya davet eder. Tebliğ yapan kardeşlerimiz Allah'a ulaşmayı dilemenin farziyetini anlatmak durumundadırlar. İşte 7 tane âyet-i kerimede Allah'a ulaşmayı dilemeyenlerden bahsediyor. Allahû Tealâ 19 negatif özelliğin sahibi olan insanların başlangıçta dalâlette olduğu ve tebliğe muhatap olmaları halinde Allah'a ulaşmayı dilemedikleri takdirde dalâlette kalacağını bildiriyor.
ALLAH’A ULAŞMAYI DİLEMEYENLER – GAYY YOLUNDA 1. YÛNUS-7 …Onlar, Bize ulaşmayı dilemezler. Onlar âyetlerimizden gafil olanlardır. … 2. YÛNUS-11…Bize ulaşmayı dilemeyen kimseleri, isyanları içinde şaşkın bırakırız. RA’D – 27 …Allah, dilediği kimseyi dalâlette bırakır. … 3. YÛNUS-15 Bize ulaşmayı dilemeyen kimseler şöyle dedi: “Bize bundan başka bir Kur’ân getir. …” 4. YÛNUS-45 …Allah’a mülâkî olmayı yalanlayanlar, hüsrandadır. … EN’ÂM – 31 Allah’a mülâkî olmayı yalanlayan kimseler hüsrana düştüler. … 5. FURKAN-21 Ve Bize mülâkî olmayı dilemeyenler:…nefslerinde kibirlendiler. … 6. RÛM-8 …İnsanların çoğu, Rab’lerine mülâkî olmayı inkâr edenlerdir. 7. SECDE-10 …Onlar, Rab’lerine mülâkî olmayı inkâr edenlerdir. FUSSİLET – 54 Onlar gerçekten Rab’lerine mülâkî olacaklarından şüphe içindeler. …
ALLAH’A ULAŞMAYI DİLEMEYENLER İÇİN MÜRŞİD YOK, TARÎK-İ CEHİMDE, SIRAT-I CEHİMDE 1. ARÂF – 186 Allah kimi dalâlette bırakırsa, artık onun için bir hidâyetçi yoktur. …” 2. RA’D – 27 De ki: “Muhakkak ki Allah, dilediği kimseyi dalâlette bırakır ve O’na yönelen kimseyi Kendisine ulaştırır.” RA’D – 33 …Allah, kimi dalâlette bırakırsa artık onun için bir hidâyetçi (mehdi) yoktur. 3. KEHF – 17 …Allah, kimi dalâlette bırakırsa artık onun için veli mürşid bulunmaz. 4. ZUMER – 23… Allah, kimi dalâlette bırakırsa, o zaman onun için bir hidâyetçi (mehdi) yoktur. 5. ZUMER – 36 …Allah, kimi dalâlette bırakırsa artık onun için hidâyetçi yoktur. 6. MU’MİN – 33…Allah kimi dalâlette bırakırsa, artık onun için koruyucu yoktur. 7. ŞÛRÂ – 44 Ve Allah kimi dalâlette bırakırsa, o taktirde onun için, bundan sonra bir velî (dost) yoktur. …
ALLAH’A ULAŞMAYI DİLEMEYENLERİN 19 NEGATİF ÖZELLİĞİ 1. Allah’ın âyetlerinden gafildir. Yûnus-7 / Nahl-78 2. Şirktedir. Zumer-65 3. Küfürdedir. Sebe-20 4. Dalâlettedir. Ra’d-27 5. Fısktadır. Bakara-26 6. Cahildir (akletmeyendir). Bakara-13 / Bakara-142 7. Zalimdir (nefsine zulmedendir). Mâide-51 / İbrâhîm-27 8. İsyandadır. Yûnus-11 9. Fitnededir. Arâf - 27 / Enfâl - 28 10. Sağır, kör ve dilsizdir, ölüdür. Bakara 18-171 / Zuhrûf 40 / En’âm 39 -122 / 8-24 11. Şeytanın kulu ve dostudur. Bakara-257 / Zumer-17 12. Dinde fırkalara ayrılmıştır. En’âm-43 13. Sebîlel gayy’dadır. Arâf-146 14. Birbirine düşmandır. Âli İmrân-103 15. Amelleri boşa giden (hüsranda). Zumer-65 16. Gideceği yer cehennem. Mu’minûn-103 / Arâf-178 17. Takva sahibi değildir. Rum-32 18. Mümin değildir. Sebe-20 19. Hidâyette değildir. Yûnus-45
Mürşide tâbî olmayanlar da dalâlettedir.
MÜRŞİDE TÂBÎ OLMAYAN (Tarikata Girmeyen) DALÂLETTEDİR (10 âyet) 1. ÂLİ İMRÂN-164 Andolsun ki Allah, mü’minlerin üzerine bir ni’met olmak üzere kendilerinden bir resûl beas eder... Ondan evvel onlar gerçekten açık bir dalâlet içinde idiler. 2. A‘RÂF-186 Allah kimi dalâlette bırakırsa, artık onun için bir hidâyetçi yoktur. Ve onları azgınlıkları içinde şaşkın terk eder. 3. NAHL-36 ...Biz, bütün ümmetlerin içinde resûl beas ettik. Allah’a kul olsunlar ve taguttan içtinap etsinler diye. Onlardan bir kısmını, Allah hidâyete erdirdi ve bir kısmının üzerine dalâlet hak oldu. … 4. KEHF-17 …Allah, kimi Kendisine ulaştırırsa, işte o hidâyete ermiştir. Ve kimi dalâlette bırakırsa artık onun için velî mürşid bulunmaz. 5. TÂHÂ-123 …“İkiniz oradan inin! Hepiniz birbirinize düşman olarak. Bundan sonra Benden size mutlaka hidâyet gelecek. O zaman kim hidâyetime tabi olursa artık o, dalâlette kalmaz ve şâki olmaz.” 6. KASAS-50 …eğer sana icabet etmezlerse, bil ki onlar heveslerine tâbidirler. Allah’tan bir hidâyetçi olmaksızın kendi heveslerine tâbi olandan daha çok dalâlette kim vardır? ... 7. ZUMER-23 …İşte bu, Allah’ın hidâyetidir, dilediğini onunla hidâyete erdirir. Ve Allah, kimi dalâlette bırakırsa artık onun için bir hidâyetçi yoktur. 8. CÂSİYE-23 Hevasını kendisine ilâh edinen kişiyi gördün mü? Ve Allah onu ilim üzere dalâlette bıraktı. …Bu durumda Allah’tan sonra onu kim hidâyete erdirir?… 9. AHKÂF-32 Ve Allah’ın davetçisine icabet etmeyen kimse, yeryüzünde (Allah’ı) aciz bırakacak değildir. Ve onun Allah’tan başka dostları yoktur. İşte onlar apaçık dalâlet içindedirler. 10. CUMA-2 Ümmîler arasında, kendilerinden bir resûl beas eden O’dur. …Ve daha önce elbette onlar, sadece açık bir dalâlet içinde idiler.
Ama kim ki, 7 âyet-i kerimeye göre davete muhatap olur, Allah'a ulaşmayı dilerse, onlar da Allahû Tealâ mutlaka mürşidine ulaştıracaktır.
ALLAH’A ULAŞMAYI (Hidayeti) DİLEYEN – ALLAH’I SEVENLER – SEBİLİ REŞAD ÜZERİNDE 1. BAKARA-46 …Rab’lerine muhakkak mülâkî olacaklarına....yakın derecesinde inanırlar. BAKARA-156 …Biz muhakkak ki Allah için (O’na ulaşmak ve teslim olmak için yaratıldık) ve muhakkak O’na döneceğiz (ulaşacağız)” derler. 2. BAKARA-249 …O kendilerinin muhakkak Allah’a mülâkî olacaklarını kesin olarak bilenler. … 3. EN’ÂM-154 …onlar, Rab’lerine mülâkî olacaklarına inanırlar. … 4. RA’D-2 …âyetleri ayrı ayrı açıklar ki; böylece Rabbinize mülâkî olmaya yakîn hasıl edersiniz. 5. KEHF-110 …Kim Rabbine mülâki olmayı dilerse, o zaman salih amel (nefs tezkiyesi) yapsın. … 6. ANKEBÛT-5 Kim Allah’a mülâkî olmayı dilerse, o taktirde muhakkak ki Allah’ın tayin ettiği zaman mutlaka gelecektir. … 7. İNŞİKÂK-6 Ey İnsan! Muhakkak ki sen, Rabbine doğru cehd ile (nefsinle) cihad edersin. Sonunda O’na mülâkî olursun.”
ALLAH’A ULAŞMAYI (Hidayeti) DİLEYEN – MÜRŞİDE TÂBÎ – TARİKÎ VE SIRATI MÜSTAKÎM ÜZERİNDE 1. ÂLİ İMRÂN-31 …Allah’ı seviyorsanız, o taktirde bana tâbî olunuz ki Allah da sizi sevsin. … 2. ÂLİ İMRÂN-164 Andolsun ki Allah, mü’minlerin üzerine bir nîmet olmak üzere kendilerinden bir resûl beas eder. ... 3. MERYEM-43 …bana tâbî ol. Seni, Sıratı Sevîyye’ye hidâyet edeyim. RA’D-7 …Sen, sadece bir uyarıcısın ve bütün kavimler için hidâyetçi vardır. 4. YÂSİN-21 (Tebliğlerine karşılık) sizden ücret istemeyen (bu) kişilere tâbî olun. Ve onlar, mehdilerdir.” 5. MU’MİN-38 Ve âmenu olan adam şöyle dedi: “Ey kavmim! Bana tâbî olun ki sizi irşad yoluna ulaştırayım.” 6. ZUHRUF-61 …Sakın şüphe etmeyiniz! Ve bana tâbî olun, işte bu Sıratı Müstakîm’dir. 7. CUMA-2 Ümmîler arasında kendilerinden bir resûl beas eden O’dur. Onlara, O’nun (Allah’ın) âyetlerini okur, onları tezkiye eder. ...
Âl-i İmrân 31: "Eğer bana tâbî olursanız..."
Âl-i İmrân 164: "Tâbî olmadan evvel dalâletteydiler."
Meryem 43: "Bana tâbî ol ki seni Sıratı Seviye'ye ulaştırırım."
Yâsin 21: "Sizden ücret istemeyenlere tâbî olun."
Mu'min 38: "Bana tâbî olun ki sizi irşad yoluna ulaştırayım."
Görüyorsunuz ki çok basit, çok kolay. Dinin bütünde 7 safha söz konusu. 1. safhada tebliğ var. Tebliğe pozitif cevap veren, Allah'a ulaşmayı dileyen, akabinde Allah'ın kendisini mürşide ulaştırıp 7 safhanın 7'sini yaşatır. İki tebliğe muhatap olduğu zaman dilemeyenin, dalâlette kaldığı ve tagutla beraber bir hayatı yaşadığını görüyoruz.
Doğmadan evvel seçilenler var ve dünyadayken Allah'ın seçmedikleri var. Dünyadayken seçilmeyenler tagutlardır. Doğmadan evvel seçilenler de Allah'ın resûlleridir. Diğer insanların hepsi dünyadayken seçiliyor. Ama dünyadayken seçilenler, onlardan tebliğe muhatap olanların bir kısmı (çok azı, %10'dan azı) Allah'a ulaşmayı diliyor, hidâyeti yaşıyor. Diğerleri, dalâlet onların üzerine hak oluyor.