Muhterem Hocam, tebliğde Allah iki tarafın da kalbine bakıyor, bu dilek var mı diye buyurdunuz. Bir insanın kalbinde Allah’a ulaşma dileği olmadan başkalarına bu dileği ulaştırırsa
Soru
Muhterem Hocam, tebliğde Allah iki tarafın da kalbine bakıyor, bu dilek var mı diye buyurdunuz. Bir insanın kalbinde Allah’a ulaşma dileği olmadan başkalarına bu dileği ulaştırırsa, ulaştırdığı kişilerin Allah’a ulaşmayı dilemesine vesile olabilir mi? Birinin Allah’a ulaşmayı dilemesi, tebliğ yapan kişinin kalbinde mutlaka o dileğin olmasına mı bağlı?
Cevap
Evet sevgili kardeşlerim. Yani kendisi "Muhtâca himmet bir dede, nerede kaldı gayrıya himmet ede. " Kendisinin kalbinde Allah’a ulaşma dileği yoksa o zaman başkasına, “Sen Allah’a ulaşmayı dile, Allah’a ulaşmayı dile.” dediği zaman Allahû Tealâ’nın o kişinin sözünü onda bir pozitif tesir vücuda getirmesi mümkün değil.
Yani dilden çıkan kulaktan düşer, karşı tarafa tesir etmez. Ama kalpten çıkan kalbe işler. İşte kalpten çıkan kalbe işler. O sebeple Allahû Tealâ’nın Resûlü (S.A.V) Efendimiz, Kur’ân’ı hikmet sahibi âlimden öğrenmemizi buyuruyor.
HADÎS-İ ŞERRİF
Kaynak: Taberânî, Muvatta, İlim, 1.
"Hikmet sahibi ulemanın (âlimin) meclisinde (sohbetinde) bulunmak, kelâmını işitmek üzerinize farz kılındı. Muhakkak ki Allah bu meclislerde bulunan ölü kalpleri hikmet nuruyla diriltir. Yağmur suyunun toprağı dirilttiği gibi ölü kalpleri bu şekilde Allah diriltir."
"Hikmet sahibi âlimin sohbetinde bulunmak, kelâmını işitmek üzerinize farz." Allahû Tealâ hikmet sahibi âlimin kalbinde %100 nurlandırdığı için, dilinin söylediği kalbinde var olan bir kişidir. O karşı tarafa da hikmet nuru olarak tesir eder ve onun da ölüyken dirilmesine sebep olur.
Öyleyse tebliğ eden kişinin de Allah’a ulaşmayı dilemesi önemli mi? Evet. Yoksa ağzından çıkan sözü kulağı işitmiyor. Ağzından çıkıyor söz ama kulağı işiten bir söz değil. Yani o söz onun kalbinde yok. O zaman kalbinde yoksa karşı tarafa tesir etmiyor. Dilden söylenen bu söz kulaktan düşüyor.
İşte bugünkü din öğreticilerinin hidâyeti dilemeyen, kalpten Allah’a ulaşmayı dilemeyen, mürşidine tâbî olmayanlar için Allah Resûlü ne diyor? Diliyle âlim ama kalbiyle câhil. İşte bu diliyle âlim, kalbiyle câhil olanlar istediği kadar anlatsınlar, karşı tarafa pozitif bir tesir vücuda getirmeleri ne yazık ki mümkün olmuyor.
Tesir olabilmesi için hikmet sahibi bir âlim olması lazım. Hikmet sahibi âlim Kur’ân’ın bütününü kalbinde toplayan birisidir. Onun için o bütün âyetleri bilir. Bilmese bile tezekkür ehli olması hasebiyle Allah’tan sorar. Bu açıdan Allah Resûlü, “Hikmet sahibi âlimin sohbetinde bulunmak, kelâmını işitmek üzerinize farz. Ölü kalpleri Allah hikmet nuruyla diriltir." Yani hikmet sahibi âlimin söylediği söz kalbinde olan birisidir. Hikmetin sahibidir, hikmetle konuşur. Nitekim Nahl Suresinin 125. âyet-i kerimesinde: “Rabbinin yoluna, Allah’a ulaştıran yola, Sıratı Mustakîm’e hikmetle ve pozitif derece kazandıracak öğütle davet et.” buyrulmaktadır.
16/NAHL - 125 Ud’u ilâ sebîli rabbike bil hikmeti vel mev’ızatil haseneti ve câdilhum billetî hiye ahsenu, inne rabbeke huve a’lemu bi men dalle an sebîlihî ve huve a’lemu bil muhtedîn(muhtedîne).
Rabbinin yoluna (Allah'a ulaştıran yola, Sıratı Mustakîm'e) hikmetle ve güzel (pozitif dereceler kazandıracak) öğütle davet et. Onlarla en güzel şekilde mücâdele et. Muhakkak ki senin Rabbin, O'nun yolundan (Sıratı Mustakîm'den) sapanları (dalâlete düşenleri) ve hidâyet e erenleri bilir. Allah razı olsun.