Muhterem Hocam, tebliğ nasıl yapılmalıdır? Tebliğin önemini açıklar mısınız?
Soru
Muhterem Hocam, tebliğ nasıl yapılmalıdır? Tebliğin önemini açıklar mısınız?
Cevap
Sevgili kardeşlerim, Kur'ân-ı Kerim'de tebliğin nasıl yapılması gerektiğini âyetlerde Allahû Tealâ bize açıklıyor:
TEBLİĞ ÂYETLERİ - (GÜZEL SÖZ İLE) 1. NAHL-125: Rabbinin yoluna (Allah’a ulaştıran yola, Sıratı Mustakîm’e) hikmetle ve güzel (pozitif dereceler kazandıracak) öğütle davet et. Onlarla en güzel şekilde mücadele et. Muhakkak ki senin Rabbin, O’nun yolundan (Sıratı Mustakîm’den) sapanları ve hidayete erenleri bilir. 2. İSRÂ-53: Ve kullarıma de ki: “En güzeli (sözü) söylesinler!” Muhakkak ki şeytan, onların aralarını bozar (fesat çıkarır). Muhakkak ki o, insana apaçık düşmandır. 3. TÂHÂ-44: O zaman ona, yumuşak söz söyleyin. Böylece o, tezekkür eder (anlar) veya huşû duyar. 4. ANKEBÛT-46: Ve kitap ehli ile onlardan zulmedenler hariç, en güzel olandan başka bir şekilde mücadele etmeyin. Ve “Biz, bize indirilene ve size indirilene îmân ettik. Bizim İlâhımız ve sizin İlâhınız birdir (aynıdır). Ve biz, O’na teslim olanlarız.” deyin. 5. EN’ÂM – 108: Allah’tan başkasına dua edenlere sövmeyin, aksi halde ilimleri olmadan, haddi aşarak Allah’a söverler. İşte böyle bütün ümmetlere amellerini süsledik. Sonra dönüşleri Rab’lerinedir. O zaman, yapmış oldukları şeyi onlara haber verecek. 6. FURKAN-57: De ki: “Ben sizden onun için (tebliğ için) dileyen kimsenin, Rabbine ulaştıran bir yol edinmesinden başka bir ecir (karşılık) istemiyorum.” ŞUARA-127: Ve ona (tebliğime) karşı sizden bir ücret istemiyorum. Benim ücretim sadece âlemlerin Rabbine aittir. 7. BAKARA-256: dinde zorlama yoktur. İrşad yolu gây yolundan açıkça (ayrılıp) ortaya çıkmıştır... YÛNUS-99: Ve şâyet senin Rabbin dileseydi, yeryüzünde olan kimselerin hepsi elbette topluca îmân ederlerdi. Yoksa sen, insanları mü’min(ler) oluncaya kadar zorlayacak mısın?
Bir kere Allah'ın yoluna hikmetle davet etmeliyiz (Nahl-125). Kimdir Allah'ın yoluna hikmetle davet eden? Allah'ın kendilerine hikmet verdiği kişiler. Daimî zikir sahipleri. Ama her insan da Allah'a davet edemez mi? Sahip olduğu ilim çerçevesinde evet.
Allahû Tealâ İsrâ 53'te "Kullarıma güzel söz söyleyin." Güzel söz, Allah'ın kutsal kitaplarda bildirdiği sözdür. Güzel söz, insanları mutlu eden sözdür. O zaman eğer karşı tarafın nefsine hitap edersen, ihtilaf sebebiyle aranızda kavga oluşabilir. Şeytan da tam bunu istiyor. İşte onun için İsrâ 53 gereğince tebliğcilerin, insanlara güzel sözle hitap etmesi, öğüt vermesi lâzım.
Tâhâ 44'e göre güzel söz, Allah'ın sözü. Doğruyu söylemek yetmez, aynı zamanda onu yumuşak sözle söylemek gerekir.
Ankebût 46'da: "Kitap ehliyle, onlardan zulmedenler hariç": Zulmedenler; kendileri ulaşmayı dilemeyen, başkasının dilemesine mani olan insanlar. "Onlar hariç, diğerleriyle en güzel olandan başka bir şekilde mücadele etmeyin." Onlara şöyle söylemek lâzım: "Biz bize indirilene ve size indirilene îmân ettik. Yani biz size indirilen Tevrat'a îmân ettik, size indirilen İncil'e îmân ettik, Zebur'a îmân ettik ve biz bize indirilen Kur'ân-ı Kerim'e îmân ettik. Bizim ilahımız ve sizin ilahınız birdir, tek bir ilahtır ve biz ona teslim olanlarız."
En’âm 108: İnsanların önem verdikleri kutsalları vardır. Allahû Tealâ: "Allah’tan başkasına dua edenlere sövmeyin." Onların kutsallarına sövmeyin. O zaman da onlar da aynı şeyi yaparlar.
Ve Furkan 57'de ve daha birçok âyet-i kerimelerde tebliğ yaparken karşı taraftan ücret istememek ve zorlayıcı olmamak.
İşte ücret istememekle ilgili yedi tane âyet-i kerime:
SİZDEN BİR ECİR (ÜCRET) İSTEMEYENLER 1 – EN’ÂM-90: İşte onlar, Allah’ın hidayete erdirdiği kimselerdir. Öyleyse onların hidayetine tâbi ol! “Ben, ona karşılık sizden bir ücret istemiyorum … 2 – YÛNUS-72: Artık şâyet dönerseniz, sizden bir ücret de istemiyorum. Benim ücretim (varsa) yalnız Allah’a aittir… 3 – HÛD-29: Ve ey kavmim! Buna karşılık sizden mal olarak (bir şey) istemiyorum. Eğer ücretim (ecrim) varsa ancak Allah’a aittir… HÛD-51: … sizden bir ecir istemiyorum! Eğer ücretim varsa, ancak beni Yaratan’a aittir. 4 – MU’MİNUN-72: Yoksa onlardan harc (ücret) mi istiyorsun? Oysa Rabbinin harcı (ücreti) daha hayırlıdır. Ve O, rızıklandıranların en hayırlısıdır. 5 – FURKAN-57: De ki: “Ben sizden onun için (tebliğ için) dileyen kimsenin, Rabbine ulaştıran bir yol edinmesinden başka bir ecir (karşılık) istemiyorum.” 6 – ŞUARA-127: Ve ona (tebliğime) karşı sizden bir ücret istemiyorum. Benim ücretim sadece âlemlerin Rabbine aittir. 7 – SEBE-47: De ki: “Ben sizden bir ecir (ücret) istemedim. Öyleyse o (ecriniz) sizin olsun. Benim ecrim sadece Allah’a aittir.” YASİN-21: (Tebliğlerine karşılık) sizden ücret istemeyen kişilere tâbi olun. Ve onlar, mehdilerdir.
Ücret istememek, tebliği Allah için yapmak, karşılığını Allah'tan beklemek: İşte yedi tane âyet-i kerime. Ve bu yedi âyet-i kerime esasında o hizmeti Allah için yapmak, Allah'tan karşılık beklemek söz konusudur.