Muhterem Hocam, tek bir dilekle cennete girmek nasıl mümkün olur ve emanet ruhun teslimi farziyeti nedir?
Soru
Muhterem Hocam, tek bir dilekle cennete girmek nasıl mümkün olur ve emanet ruhun teslimi farziyeti nedir?
Cevap
İnsanlar başlangıç noktasında negatif koşulların sahibi ama Allahû Tealâ onları başıboş bırakmıyor; Katından Tâhâ suresinin 123. âyet-i kerimesinde,
20/TÂHÂ-123 Kâlehbitâ minhâ cemîan ba’dukum li ba’dın aduvvun, fe immâ ye’tiyennekum minnî huden fe menittebea hudâye fe lâ yadıllu ve lâ yeşkâ.
(Allahû Tealâ şöyle) dedi: “İkiniz oradan (aşağı) inin! Hepiniz (şeytan ve siz), birbirinize düşman olarak. Bundan sonra Benden size mutlaka hidayet gelecek. O zaman kim hidayetime tâbî olursa artık o, dalâlette kalmaz ve şâkî olmaz.
Hidayetçiler gönderiyor. İşte bu hidayetçilerin gönderilmesi, onun davetini kabul etmeleri veya etmemeleri durumuna göre insanlar ikiye ayrılıyor. Daveti kabul etmeyenler; sağır, dilsiz ve körler.
KÖR, SAĞIR VE DİLSİZ OLANLAR
1. BAKARA-18: Onlar sağır, dilsiz ve kördürler. Artık onlar dönemezler.
2. BAKARA-171: (…Onlar) sağır, dilsiz ve kördürler. Bu yüzden onlar akıl edemezler (idrak edemezler).
3. MÂİDE-71: …kör ve sağır (hakkı görmez ve işitmez) oldular. Sonra, Allah onların tövbesini kabul etti. Sonra yine onlardan birçoğu kör ve sağır oldular…
4. EN'ÂM-39,40: Ayetlerimizi yalanlayanlar, karanlıklar içinde sağırlardır, dilsizlerdir… … Allah’ın ayetlerini inkâr edenler karanlıkta kalmış sağır ve dilsizlerdir…
5. EN'ÂM-46: …İşitme hassanızı ve görme özelliğinizi alsa ve sizin kalplerinizi mühürlese, Allah’tan başka hangi ilâh onları size (geri) getirir?…
6. EN'ÂM-104,110: Kimin de kalp gözü kör kalırsa, o taktirde onun aleyhinedir.… Ve onların fuâd hassalarını ve basiretlerini evvelce O’na inanmadıkları ilk zamanki hallerine çeviririz…
7. A‘RÂF-64: … Ve âyetlerimizi yalanlayanları boğduk. Muhakkak ki; onlar âmâ (kör) bir kavim oldular.
8. A‘RÂF-100: … Ve kalplerinin üstünü tabederdik (açılmaz damga vururduk) de artık onlar işitmezlerdi.
9. A‘RÂF-179: … Onların kalpleri vardır, onunla fıkıh (idrak) etmezler. Onların gözleri vardır, onunla görmezler. Onların kulakları vardır, onunla işitmezler. Onlar hayvanlar gibidir. Hatta daha çok dalâlettedirler…
10. ENFÂL-21: İşitmedikleri halde “işittik” gibi olmayın diyenleri…
11. ENFÂL-22: Muhakkak ki; Allah katında, (yerde yürüyen) hayvanların en şerlisi (kötüsü) akıl etmeyen sağır ve dilsizlerdir.
12. ENFÂL-31: … “Biz işittik. Şayet biz dileseydik, bunun gibisini elbette biz de söylerdik. Bu ise ancak evvelkilerin masalıdır.”
13. HÛD-24: İki toplumun durumu, âmâ ve sağır ile gören (basar hassası çalışan) ve işitenin (sem’î hassası çalışan) durumu (örneği) gibidir.
14. NAHL-108: İşte onlar, Allah’ın kalplerini, işitme hassalarını ve görme hassalarını tabettiği (mühürlediği) kimselerdir. Ve işte onlar; onlar, gâfildirler.
Bu âyetlerde bahsi geçen Allah’a ulaşmayı dilemeyen sağır, dilsiz ve kör olanlar; onlar Kur'ân-ı Kerîm'i okuyamazlar çünkü kördürler. Onlar Kur'ân-ı Kerîm'i okuyanları işitemezler çünkü sağırdırlar. Insanların kalplerinde Allah'ın âyetleri yok, onlar küfürdedirler. Bu özellikteki olan insanların hepsinin gideceği yer cehennem. Sebep ne? Sebep sadece kalben Allah’a ulaşmayı dilememeleri. Ama insanların cennete girmesi çok zor değil, çok kolay. Ama insanlar Allah'ın bu âyetlerdeki hakikatlerini bilmiyorlar. Bilmedikleri için de Allah'ın kendilerini ne kadar sevdiğini farkında değiller.
Tek bir dilekle Allah herkesin cennete girmesini istiyor; bu dilek kalben Allah'a ulaşmayı dilemektir. "Ya Rabbim, ben de ruhumu sana ulaştırmayı diliyorum" demekle o kişinin cehennemden kurtulmasına sebebiyet veriyor, onu hemen tek bir dilekle cennetine kabul ediyor. Bir tek dilek: "Ya Rabbim, ben ruhumu sana ulaştırmayı istiyorum; ne olur Yüce Allah'ım, benim ruhumu sana ulaştır." Bütün Allah dostları, bütün cennetlikler bu dilekle Allah’a ulaşmayı dilemişler.
İşte bu dileğin sahibi olan herkes gören, işiten ve idrak eden birisi oluyor âyetlerde, sadece bir dilek.
KÖR, SAĞIR VE DİLSİZ OLMAYANLAR
1. BAKARA-285: …Ve işittik ve itaat ettik! Ve Rabbimiz, Senin mağfiretini (dileriz). Ve masîr (varış) Sana’dır…”
2. ÂLİ İMRÂN-193:…Muhakkak ki biz, “Rabbiniz’e âmenû olun” diye îmâna davet eden davetçiyi işittik, böylece îmân ettik…”
3. MÂİDE-83:…Ve Resûl’e indirilen (Kur’ân’ı) işittikleri zaman, Hakk’tan olan şeylere arif olduklarından dolayı, …
4. EN’ÂM-36: (Davete) ancak işitenler icabet eder...
5. YÛNUS-67: Muhakkak ki bunda, işiten bir kavim için elbette âyetler vardır.
6. NAHL-78:…Ve sizi, işitme hassası, görme hassası ve idrâk etme hassası (sahibi) kıldı…
7. NÛR-51: …Allah’a ve Resûl’üne davet edildikleri zaman mü’minlerin sözü “işittik ve itaat ettik” demeleridir…
8. FURKÂN-73:…Rab’lerinin âyetleri hatırlatıldığı zaman onlara (âyetlere) karşı kör ve sağır olmazlar.
9. NEML-81: Ve sen, körleri dalâletlerinden (çevirip) hidayete erdirecek değilsin. Sen, ancak âyetlerimize inananlara işittirebilirsin…
10. RÛM-53: Ve sen, körleri dalâletlerinden kurtarıp hidayete erdirecek değilsin. Sen ancak âyetlerimize îman edenlere duyurursun. İşte onlar teslim olanlardır.
11. SECDE-15: Fakat Bizim âyetlerimize îmân edenler (âmenû olanlar) onlardır ki, (âyetlerimiz) zikredildiği zaman (hemen) secde ederek yere kapanırlar. Ve Rab’lerini hamd ile tesbih ederler ve onlar kibirlenmezler.
12. MULK-23: De ki: “Sizi inşâ eden (yoktan yaratan yaratıp var eden) ve size işitme, görme ve idrâk etme hassalarını veren O’dur. Ne kadar az şükrediyorsunuz?
13. CİNN-13: Ve gerçekten biz, hidayeti işittiğimiz zaman O’na îmân ettik. Artık kim Rabbine îmân ederse, bundan sonra hakkının yitirilmesinden ve haksızlık edilmesinden korkmaz.”
14. İNSÂN-2: Muhakkak Biz, insanı (ilk hücrenin) birleşimi olan bir nutfeden yarattık. Onu imtihan edeceğiz. Bu sebeple işitici ve görücü kıldık.
Kör, sağır ve dilsiz olmayanlar yani gören, işiten ve idrak edenler; bunların hepsi cennetlikler. Nasıl cennetlik olmuşlar? Davet kendilerine ulaşmış, daveti kabul etmişler, Allah’a ulaşmayı dilemişler. Öbür grup cehennemlikler; davet kendilerine ulaşmış ama daveti kabul etmemişler.
Şu anda biz de hidayet çağında yaşıyoruz ve dünyada yaşayan sekiz milyar insanı, onları Allah’a davet ediyoruz. Bu davette Allah’a ulaşmayı dileyen herkes, 'Niyet amelden üstün' olması hasebiyle günahı ne olursa olsun Allahû Tealâ onları cennetine kabul ediyor. Sevgili kardeşlerim, cennete girmek bu kadar kolay çünkü Allah insanı çok seviyor. "Kendi suretimde yarattım" diyor; insanın yarattığı bütün mahlukat içerisinde en çok sevdiği varlık insan. Allah zatından ruh üfürmüştür;
Secde Suresinin 9. âyet-i kerimesinde:
32/SECDE-9 Summe sevvâhu ve nefeha fîhi min rûhihî ve ceale lekumus sem’a vel ebsâre vel efidete, kalîlen mâ teşkurûn(teşkurûne).
Sonra (Allah), onu dizayn etti ve onun içine (vechin, fizik vücudun içine) ruhundan üfürdü ve sizler için sem’î (işitme hassası), basar (görme hassası) ve fuad (idrak etme hassası) kıldı. Ne kadar az şükrediyorsunuz.
Ahzâb Suresinin 72. âyet-i kerimesinde,
33/AHZÂB-72 İnnâ aradnâl emânete alâs semâvâti vel ardı vel cibâli fe ebeyne en yahmilnehâ ve eşfakne minhâ ve hamelehal insân(insânu), innehu kâne zalûmen cehûlâ(cehûlen).
Muhakkak ki Biz, emaneti göklere, arza ve dağlara arz ettik (sunduk, teklif ettik). Onu yüklenmekten çekindiler ve ondan korktular. Ve insan onu yüklendi. Muhakkak ki o (nefs), çok zalimdir, çok cahildir.
"Emanet ruhumuzdur." Allahû Tealâ ruhun dünya hayatında Allah'a ulaşmasını 73 âyet-i kerimede açıklıyor,
KUR’ÂN’DA 73 AYETTE GEÇEN 19 FİİLLE RUHUN ALLAH’A ULAŞMASI
1. Hudallâhi (Allah’a Ulaşmak), Hedâ Kum (Hidayete Ermek), Ehdi Kum (Hidayet Etmek, Ulaştırmak) Bakara-120, Âli İmrân-73, Nahl-9, En’âm-88, Mu’min-38
2. Yönelmek (Munîbîne, Enâbe, Enâbu, Enîbu, Yunib, Munîb)
Rûm-31, Rad-27, Şûrâ-13, Lokmân-15, Zumer-17 ve 54, Mu’min-13, Kaf-8
[17.05.2026 05:50] Nuran Çelik Çelik: 3. Likâe, Likâena, Mulâkû (Ulaşmak, Mulâkî Olmak)
Yûnus-7, Bakara-46, Hûd-29, Bakara-223, Kehf-110, Ankebût-5-23, Rûm -8, Fussilet-54, En-âm-154
4. İbtegu (İstemek), İbtegae Veche Rabbekum (Rab’lerinin Vechini, Zât’ını İstemek) Mâide-35, Ra’d-22
5. En Tueddûl (İade Etmek, Teslim Etmek) Nisâ-58
6. En Uslime, Muslimin (Teslim Olmak) Mu’min-66, Fussilet-33
7. Ed’û İlallâhi, İleyhi Ed’û (Allah’a Davet Etmek) Yûsuf-108, Ra’d-36
8. İstecîbu (li Rabbikum) (Rabbinize İcabet Edin) Şûrâ-47
9. Fe Firru İlallâh (Allah’a Firar Etmek) Zâriyât-50
10. Munkalibûn (Dönenler, Dönecek Olanlar) Zuhrûf-14
11. Yûsale, Yasilûne (Ulaştırmak) Bakara-27, Ra’d-21, Ra’d-25
12. İlâllâhil Masîr (Dönüş Allah’adır) Fâtır-18, Nûr-42
13. Râciûn, Yercîûn (Dönüş, Dönmek), Muhâricûn (Hicret Etmek), Yercullahe (Allah’a Ulaşmayı Dileyenler) Bakara-156, Bakara-18, En’âm-36, Mu’minûn-60, Ankebût-26, Ahzâb-21
14. Yehdî (Hidayet Eder, Ulaştırır), Yehdîhim (Hidayet Edecek, Ulaştıracak), Yehdûne (Hidayete Erdirir), Yettehıze İla Rabbihi Sebîla (Allah’a Giden Yol Edinmek), Seyehdîhim, Nehdiyenne, İhdînâ, Hedeynâ Bakara-213, Nisâ-175, Mâide-16, A’râf-181, Yûnus-25, Yûnus-35, Kehf-17, Furkân-57, Şuarâ-78, Secde-24, Sebe-6, Muhammed-5, Ankebût-69, Fâtiha 6-7, En’âm-87
15. Muhtedûn, İntedev, İntedâ, Muhtedîne (Hidayete Ermiş Olanlar)
Bakara-157, Âli İmrân-20, İsrâ-15, Tâhâ-82, Kasas-56
16. Fe Kad Hudiye (Hidayet Olunmuştur), Huden (Hidayete Erdiren), Ve Huda Hu (Hidayet Etti), Hudû (Hidayet Edildiler), Hudâhâ, Hedâhumullâhu (Allah Onları Hidayete Erdirdi)
Âli İmrân-101, Nahl-121, Hacc-24, Secde-13, Zumer-18
17. Evvâb (Ruhunu Allah’a Ulaştıran), Meâb (Sığınağa Ulaşan), La Tufettahu Lehum Abvâbu Es Semâi (Onlara Gök Kapıları Açılmaz) Sâd-44, A’râf-40
18. Yetûbu (Tövbe Eder Ve Allah’a Döner), Yetî Hi (O’na Gelir Mu’min Olarak) Furkân-71, Tâhâ-75
19. Ahsenûl Hüsnâ (Allah’ın Zât’ına Ulaşmak) Yûnus-26
12 âyet-i kerimede üzerimize farz kılıyor.
ÖLMEDEN ÖNCE RUHUN ALLAH’A ULAŞTIRILMASI 12 DEFA FARZ
1. 4/NİSÂ-58: Muhakkak ki Allah, emanetleri sahibine teslim etmenizi ve insanlar arasında hakemlik yaptığınız zaman adaletle hükmetmenizi emreder....
2. 5/MÂİDE-7: Allah’ın, sizin üzerinizdeki nimetini ve: “İşittik ve itaat ettik” dediğiniz zaman, onunla sizi bağladığı misâkınızı hatırlayın...
3. 6/ENÂM-152: ...Allah’ın ahdini yerine getirin (ifa edin). Böylece tezekkür edersiniz diye, (Allah) işte böyle, size onunla vasiyet (emir) etti.
4. 10/YÛNUS-25: Ve Allah, teslim (selâm) yurduna davet eder ve (teslim yurduna, Zat'ına ulaştırmayı) dilediği kimseyi, Sıratı Mustakîm'e ulaştırır.
5. 13/RAD-21: Ve onlar Allah’ın (ölümden evvel), Allah’a ulaştırılmasını emrettiği şeyi (ruhlarını), O’na (Allah’a) ulaştırırlar...
6. 30/RÛM-31 O’na (Allah’a) yönelin (Allah’a ulaşmayı dileyin) ve O'na karşı takva sahibi olun. Ve namazı ikame edin (namaz kılın). Ve (böylece) müşriklerden olmayın.
7. 31/LOKMÂN-15: ... Bana yönelenlerin (ruhunu Allah'a ulaştırmayı dileyenlerin) yoluna tâbî ol. Sonra dönüşünüz Banadır...
8. 39/ZUMER-54: Ve Rabbinize (Allah’a) yönelin (ruhunuzu Allah’a ulaştırmayı dileyin)! Ve size azap gelmeden önce O’na (Allah’a) teslim olun (ruhunuzu, vechinizi, nefsinizi, iradenizi Allah’a teslim edin). (Yoksa) sonra yardım olunmazsınız.
9. 42/ŞÛRÂ-47: Rabbinize icabet edin, Allah tarafından geri döndürülmeyecek olan günün gelmesinden önce. İzin günü, sizin için bir sığınak yoktur...
10. 51/ZÂRİYÂT-50: Öyleyse Allah’a firar edin (kaçın ve sığının). Muhakkak ki ben, sizin için O’ndan (Allah tarafından gönderilmiş) apaçık bir nezirim.
11. 73/MUZZEMMİL-8: Ve Rabbinin İsmi'ni zikret ve herşeyden kesilerek O’na ulaş.
12. 89/FECR-28: Rabbine dön (Allah’tan) razı olarak ve Allah’ın rızasını kazanmış olarak!
HADÎS-İ ŞERİF: “Ölmeden evvel ölün, Allah’a dönün ki; (ölmeden önce ruhunuzu Allah’a ulaştırınız ki, teslim ediniz ki) Allah size 10'dan 700'e kadar artan yardımlarda bulunsun.”
Kaynak: Acluni keşfü’l hafa c2.shf 291 (2669)
Ve Resûllulah'ın hadîsinde: "Emanete riayet etmeyenin imanı yok." Emanet ruh; yani hayattayken onu Allah'a ulaştırmayı dilemeyenlerin imânı yok.
HADÎS-İ ŞERİF
Kaynak: Ahmed b. Hanbel, III, 134
"Emanete riayet etmeyenin imânı yoktur, ahde vefa etmeyenin dini yoktur."
Halbuki Saidi Nursî Hazretleri de "İmân insanı insan eder." diyor. Öyleyse biz neyle insan oluyoruz? Allah'a ulaşmayı dilemekle. Allah bu talebi kalbimizde gördüğü an ondan sonrası tamamen Allah'a ait; Allah mutlaka ruhumuzu kendisine ulaştırıyor.