Muhterem Hocam, tekrar Osmanlı standartlarında, sahabe standartlarında bir hayat yaşamak mümkün müdür?
Soru
Muhterem Hocam, tekrar Osmanlı standartlarında, sahabe standartlarında bir hayat yaşamak mümkün müdür?
Cevap
Elbette. Nitekim Kur'ân-ı Kerim'de Allahû Teâlâ bunu bize bildiriyor. Nasıl sahâbenin hayatı "Sâbikûn'el-Evvelîn" olarak yer almışsa.
Tevbe Suresi'nin 100. âyet-i kerimesinde muhacirlerden ve ensardan bahsediliyor.
9/TEVBE-100 Ves sâbikûnel evvelûne minel muhâcirîne vel ensâri vellezînettebeûhum bi ihsânin radıyallâhu anhum ve radû anhu ve eadde lehum cennâtin tecrî tahtehâl enhâru hâlidîne fîhâ ebedâ(ebeden), zâlikel fevzul azîm(azîmu).
O sabikûn-el evvelîn (evvelki hayırlarda yarışanlardan salâh makamında iradesini Allah'a teslim ederek irşada memur ve mezun kılınanlar): Onların bir kısmı muhacirînden (Mekke'den Medine'ye göç edenlerden) bir kısmı ensardan (Medine'deki yardımcılardan) ve bir kısmı da onlara (ensar ve muhacirîne) ihsanla tâbî olanlardandı. (Sahâbe irşad makamına sahip oldukları için onlara tâbî olundu). Allah, onlardan razı ve onlar da O'ndan (Allah'tan) razıdır. Onlara Allah, altlarından ırmaklar akan cennetler hazırladı ve orada ebediyyen kalacaklardır. İşte bu, en büyük (azîm) mükâfattır.
Muhacirler, Mekke'den Medine'ye göç edenlerdir. Resûlullah'a tâbi olan ve yedi safhayı yaşayanlardır. Ensar ise Medine'de Resûlullah'a tâbi olan ve yedi safhayı yaşayanlardır. Bu yedi safhanın yaşanması, onları örnek bir topluluk hâline getirmişti.
Tıpkı sahâbe gibi Osmanlı'da da öyleydi.
Allahû Teâlâ: "Siz insanlar içinde çıkarılan en hayırlı ümmetsiniz. Marufu emreden, münkerden nehyeden bir topluluk oldunuz." buyuruyor.
İşte Resûlullah'ın (S.A.V) ahir zaman peygamberi olduğu noktasından hareket edecek olursak, kıyamete yakın bir dönemde Mehdi (A.S)'a bağlı olanların da tıpkı sahâbe gibi yedi safhayı yaşayarak Sâbikûn'el-Evvelîn'i oluşturmaları söz konusudur. Bu da tıpkı sahâbe gibi bir kere daha dünyada Asr-ı Saadet'in yaşanmasının işaretidir.
İnsanları Allah'a yaklaştırırsanız, Allah onun içine mutlaka koruyucu bekçiyi koyar. O kişi, Allah sevgisinin her gün içinde adım adım büyüdüğünü yaşadıkça, Allah'ın emirlerini yerine getirmenin ve yasaklarını asla işlememenin kendisi için vazgeçilmez bir şey olduğunu yaşayan bir insan hüviyetine girer.
İşte Osmanlı böyle olduğu için cihan hâkimiyetini sağlamıştı. Şu anda dünya insanının problemi dinini unutmuş olmasıdır. Ama devrin yanlışları birer birer ayıklanacak, yerine Kur'ân doğruları konulacaktır.
Gelecek yıllar, Osmanlı'nın yeniden tarihe dönüşünü simgeleyecektir. Osmanlı, yeniden yeşerecek olan bir çınar ağacıdır. Ne ile? Mukaddes kitaplardaki Allah'ın tek dininin, tek şeriatın yaşanmasıyla.
Şeytanın devreye girmesi, şeriatı insanlara yanlış göstermesine sebebiyet vermiştir. Ama şeriat deyince Allahû Teâlâ'nın insanoğluna uyması için bahşettiği kurallar bütünü anlaşılır. Emir ve nehiylerden oluşur.
Kim ki bu emir ve nehiyleri hayatına tatbik ederse, mutlak surette hedefine ulaşacaktır. Allah'ın da istediği budur.
Nasıl sahâbe Kur'ân'daki emirlere itaat edip yasakları işlememek suretiyle marufu emreden ve münkerden nehyeden bir noktaya ulaşmışsa, peşinden Osmanlı da bu noktaya geldiyse, Mehdi (A.S)'a bağlı olanlar da Kur'ân'daki emir ve nehiylere A'dan Z'ye kadar itaat etmek suretiyle Kur'ân'daki İslâm'ı yaşayarak yeniden bir Asr-ı Saadet mutlaka gerçekleştirecektir.