Muhterem Hocam, “Tevrat ve İncil okumaya gerek yoktur. Artık elimizde Kur’ân varken önceki kitaplarla vakit geçirmemize ihtiyaç yoktur.” diyen bir izleyicimize ne buyurursunuz?

Soru

Muhterem Hocam, “Tevrat ve İncil okumaya gerek yoktur. Artık elimizde Kur’ân varken önceki kitaplarla vakit geçirmemize ihtiyaç yoktur.” diyen bir izleyicimize ne buyurursunuz?

Cevap

Hayır, biz bu kardeşimiz gibi düşünmüyoruz. Şu anda dünyada yaşayan 8 milyar insan var. Bunların 1,5 milyarı Müslüman. Geri kalan 2 milyara yakın Hristiyan. Ondan daha azı da Yahudi bir kesim var. Yahudiler Tevrat’a, Hristiyanlar İncil’e inanıyorlar ve ayrı dinin mensubu olduğunu zannediyorlar.

Hâlbuki Tevrat’ta da ayrı bir din yok. İncil’de de ayrı bir din yok. İkisi de babamız İbrâhîm’in hanif dini, Arapçası İslâm.

Öyleyse biz ne yapacağız? Tevrat âyetleriyle Yahudilere dinlerinin İslâm olduğunu onlara açıklayacağız. Hristiyanlara İncil âyetleriyle dinlerinin İslâm olduğunu anlatmaya başlayacağız. Ve eğer bunda muvaffak olabilirsek, yani onlar da şuna inanırlarsa: “Dinler yoktur. Tek bir din vardır. Bu İslâm’dır.” diye, o zaman dinler arasındaki kavga tamamen sona erer ve dünyayı sulh ve sükûn kaplar. Allah’ın da muradı bu.

“O kitaplarla vakit geçirmemize gerek yoktur.” diyen o kendi düşüncesi, zannı. Ama Allahû Tealâ öyle demiyor.

Ehl-i kitaptan 7 safha 4 teslimi yaşayanlar:

EHLİ KİTAPTAN 7 SAFHA 4 TESLİMİ YAŞAYANLAR

1. BAKARA-62: Şüphesiz ki; âmenû olanlar, yahudiler, hristiyanlar ve sabiiler, bunlardan her kim, Allah’a ve yevm’il âhire inanır ve ıslâh edici ameller işlerse (nefsini tezkiye ederse), bu durumda onların mükâfatları Rab’lerinin katındadır. Onlara korku yoktur ve onlar mahzun olmayacaklardır.

2. ÂLİ İMRÂN-113: Onların (hepsi) bir değildir. Kitap ehlinden, gece saatlerinde kıyamda durup, Allah’ın âyetlerini tilâvet eden ve secde eden bir ümmet vardır.

ÂLİ İMRÂN-114: Onlar, Allah’a ve yevm’il âhire îmân ederler, mâruf (irfan) ile emreder ve kötülükten nehyederler (men ederler) ve hayırlara koşarlar. İşte onlar sâlihlerdendir.

3. ÂLİ İMRÂN-199: Ve muhakkak ki kitap ehlinden öyle kimseler var ki, Allah’a, size indirilene ve kendilerine indirilene mutlaka îmân ederler. Allah’a karşı huşû duyarlar. Allah’ın âyetlerini az bir değere satmazlar. İşte onlar, onların mükâfatları, Rab’lerinin katındadır. Muhakkak ki Allah, hesabı çabuk görendir.

4. MÂİDE-69: Muhakkak ki, âmenû olanlar (Allah’a ulaşmayı dileyenler), ve Yahudiler, Sâbiiler ve Nasrânilerden (Hristiyanlardan) kim Allah’a ve âhir güne îmân eder ve nefsini ıslâh edici ameller (nefs tezkiyesi) yaparsa onlara artık korku yoktur ve onlar mahzun da olmazlar.

5. RA’D-36: Kendilerine kitap verilenler sana indirilene sevinirler. Gruplardan, onun bir kısmını inkâr edenlere şöyle de: “Ben, sadece Allah’a kul olmakla ve O’na şirk koşmamakla emrolundum. Ben, O’na davet ederim ve dönüşüm O’nadır (meabım, sığınağım, dönüş yerim O’dur).”

6. HACC-17: Gerçekten âmenû olan (Allah’a ulaşmayı dileyen) kimseler ile haduların (yahudilerin), sabiinlerin (yıldızlara tapanların), hristiyanların, mecusilerin (ateşe tapanların) ve şirk koşanların (putlara tapanların); (onların) arasını Allah, kıyâmet günü mutlaka (cennet ve cehennem ehli olarak) ayıracaktır. Muhakkak ki Allah, herşeye şahittir.

7. FETİH-29: ...Onları rükû ederken, secde ederken ve Allah’tan fazl ve rıza isterken görürsün. Onların alâmetleri yüzlerindeki secde izleridir. İşte bunlar, onların Tevrat’taki ve İncil’deki vasıflarıdır.

MÂİDE-83: Ve Resûle indirilen (Kur’ân’ı) işittikleri zaman, Hakk’tan olan şeylere arif olduklarından dolayı, onların gözlerinin yaşla dolup taştığını görürsün.” Rabb’imiz, biz îmân ettik (âmenû olduk), artık bizi şâhitlerle beraber yaz…” derler.

Bu âyetlerin hepsi de ehl-i kitaptan bahsediyor ve onların da kurtuluşta olduğunu söylüyor.

Kur’ân, Tevrat ve İncil okumaya gerek yok mu diyor? Mâide Suresinin 66, 67, 68. âyetlerine baktığınız zaman hiç de öyle demiyor:

5/MÂİDE-66 Ve lev ennehum ekâmût tevrâte vel incîle ve mâ unzile ileyhim min rabbihim le ekelû min fevkıhim ve min tahti erculihim. Minhum ummetun muktesıdeh(muktesıdetun) ve kesîrun minhum sâe mâ ya’melûn(ya’melûne).

Ve eğer Kitap Ehli, Tevrat ve İncil’i ve Rabb’lerinden kendilerine indirileni, gereği gibi uygulasalardı (yerine getirselerdi), mutlaka onlar, hem üstlerinden hem de ayaklarının altından (nice nimetler) yerlerdi. Onlardan bir kısmı (evliyalık mertebesine ulaşmış, henüz daimî zikre ulaşmamış) muktesid olan bir ümmettir. Ve (fakat) onlardan bir çoğunun yaptıkları şey ne kötü.

5/MÂİDE-67 Yâ eyyuhâr resûlu bellıg mâ unzile ileyke min rabbike ve in lem tef’al fe mâ bellagte risâletehu vallâhu ya’sımuke minen nâs(nâsi) innallâhe lâ yehdîl kavmel kâfirîn(kâfirîne).

Ey Resûl! Rabb’inden sana indirileni tebliğ et (duyur). Eğer bunu yapmazsan, o taktirde O’nun Risaletini (sana gönderdiğini) tebliğ etmemiş (duyurmamış) olursun. Ve Allah seni insanlardan korur. Muhakkak ki Allâh, kâfirler kavmini hidayete erdirmez.

5/MÂİDE-68 Kul yâ ehlel kitâbi! lestum alâ şey’in hattâ tukîmût Tevrâte vel İncîle ve mâ unzile ileykum min rabbikum ve le yezîdenne kesîren minhum mâ unzile ileyke min rabbike tugyanen ve kufrâ(kufrân), fe lâ te’se alâl kavmil kâfirîn(kâfirîne).

De ki; "Ey Ehli Kitap! Tevrat’ı, İncil’i ve size Rabb’iniz tarafından indirileni, yerine getirip uygulamadıkça siz bir şey (bir din) üzerinde değilsiniz. Ve sana Rabb’inden indirilen, mutlaka onların bir çoğunun azgınlık ve küfrünü artırır. Artık sen kâfirler topluluğuna üzülme.

Allah hep aynı muhtevayı veriyor. Allah razı olsun.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 18 Ekim 2026Son güncelleme: 18 Ekim 20264 dk okuma0