Muhterem Hocam, toplumda kimi insanlar güzel, kimileri ise çirkin olarak nitelendiriliyor. Bu durum beni çok üzüyor. Gençliğim hep kendimi başkalarıyla kıyaslamakla geçti. Allah ne

Soru

Muhterem Hocam, toplumda kimi insanlar güzel, kimileri ise çirkin olarak nitelendiriliyor. Bu durum beni çok üzüyor. Gençliğim hep kendimi başkalarıyla kıyaslamakla geçti. Allah neden insanları farklı güzelliklerde yarattı?

Cevap

Sevgili kardeşlerim, Allah Katında önemli olan dış güzelliği değil, iç güzelliğidir. Allahû Tealâ: “Ben insanın soyuna bakmıyorum. Ben insanın güzel ve çirkin olduğuna bakmıyorum. Ben insanın malına da bakmıyorum. Ben devamlı insanın kalbine bakıyorum.”

O zaman kâinatın sahibi Allah seni kalbindeki taleple değerlendiriyor. Zikirle değerlendiriyor. O zaman ne yapman lâzım? Allah Katında mı kıymetli olmak istersin, yoksa insanların katında mı? İnsanlar fâni. Bugün var, yarın yok.

Meselâ Nemrut kendi döneminde bütün insanlara hükmediyordu ama ölünce belki şu anda mezarı bile yok. Firavun orduların sahibiydi. Ama ölünce bir eksiye geçti. Öyleyse onların saltanatı, onların soyu, onların şan şöhreti, her güzel insanlar... Meselâ diyorsun ki insanlar güzel.

Güzel dediğin herhâlde bu hanımdır. Nice güzel hanımlar var, intihar ediyor. Bunlar hepsi geçici şeyler. İnsanların değerlendirmeleri. Önemli olan Allah'ın Katında senin hangi değerde olduğun. Bizim sana tavsiyemiz, fâni olan dünyadakilerin sözlerine değil, bâki olan Allah'ın sözüne kulak ver ve Allah Katındaki makamları Allah'tan talep et.

Ne yapabilirsin? Eğer mü’minsen, ruhunu Allah'a ulaştıran bir kişiysen, kendini fizik vücudunu teslim yapan bir kişiyle mukayese et. O seni biraz kamçılar. “Ben de onun gibi olmalıyım.” Yani hayırlarda yarışmalısın, şerrlerde değil.

Allahû Tealâ Mâide sûresinin 2. âyet-i kerimesinde:

MÂİDE-2: Yâ eyyuhellezîne âmenû lâ tuhıllû şe’âirallâhi veleş şehral harâme ve lâl hedye ve lâl kalâide ve lâ ammînel beytel harâme yebtegûne fadlan min rabbihim ve rıdvânâ(rıdvânen) ve izâ haleltum fastâdû ve lâ yecrimennekum şeneânu kavmin en saddûkum anil mescidil harâmi en ta’tedû, ve teâvenû alel birri vet takva ve lâ teâvenû alel ismi vel udvâni vettekullâh(vettekullâhe) innallâhe şedîdul ıkâb(ıkâbi).

Ey âmenû olanlar (Allah'a ulaşıp teslim olmayı dileyenler)! Allah'ın (koyduğu) şeriat hükümlerine, Haram ay'a, (hediye olarak Kâbe'ye gönderilen) kurbanlıklara, gerdanlıklı (boyunları bağlı) kurbanlık develere, Rabb'lerinden bir fazl ve (O'nun) rızasını isteyerek, Beyt-el Haram'a gelenlerin güvenliğine saygısızlık etmeyin. Ve ihramdan çıktığınız zaman avlanabilirsiniz. Sizi Mescid-il Haram'dan alıkoymalarından (çevirmelerinden) dolayı bir kavme beslediğiniz kin, sakın sizi haddi aşmaya sevk etmesin. Birr ve takva üzerine yardımlaşın. Günah ve düşmanlık üzerine yardımlaşmayın. Allah'a karşı takvâ sahibi olun. Muhakkak ki Allah ikâbı (azâbı) şiddetli olandır.

“Hayırda ve dostlukta yarışın ama şerrde ve düşmanlıkta yarışmayın. Birbirinize yardım etmeyin.” Allah razı olsun.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 19 Ekim 2026Son güncelleme: 19 Ekim 20262 dk okuma0