Muhterem Hocam, tövbe kavramı yerli yerine oturtulamıyor. İnsanlar diyorlar ki İslâm’da ruhban sınıfı yoktur, Allah ile kul arasına kimse giremez. O zaman insanlar da kendi kendilerine tövbe ediyorlar. Acaba hangi standartlarda, hangi cins tövbe var, açıklar mısınız?

Soru

Muhterem Hocam, tövbe kavramı yerli yerine oturtulamıyor. İnsanlar diyorlar ki İslâm’da ruhban sınıfı yoktur, Allah ile kul arasına kimse giremez. O zaman insanlar da kendi kendilerine tövbe ediyorlar. Acaba hangi standartlarda, hangi cins tövbe var, açıklar mısınız?

Cevap

Evet sevgili kardeşlerim, üç çeşit tövbeden bahsedebiliriz: Bir: Kişinin yaptığı günahlardan uzaklaşması için yaptığı tövbe. İki: Mürşit önünde yapılan tövbe. Üç: Tövbe-i Nasûh.

İşte Tövbe Suresi’nin 126. âyet-i kerimesinde: “Onlar senede bir iki kere onları imtihan ettiğimizi görmüyorlar mı? Sonra tövbe etmiyorlar ve zikre başlamıyorlar.”

9/TEVBE-126: E ve lâ yerevne ennehum yuftenûne fî kulli âmin merraten ev merrateyni summe lâ yetûbûne ve lâ hum yezzekkerûn(yezzekkerûne). Ve onlar, senede bir veya iki kere imtihan edildiklerini görmüyorlar mı? Sonra tövbe etmiyorlar (Allah’a yönelmiyorlar) ve onlar zikir yapmıyorlar (Allah’ın ismini art arda tekrar etmiyorlar).

İşte bu, 'tövbe etmiyorlar, Allah’a yönelmiyorlar'; günahtan uzaklaşma ve de mürşit önünde tövbe ve zikir; Allah’ın isminin art arda tekrarı, gereklidir.

"Kula musîbet gelmez hak yazmayınca. Hak musîbet yazmaz kul azmayınca." Kul nefsine tâbî oluyor. Nefsine tâbî olduğu zaman o kişi derecat kaybediyor ve devamlı günah işliyor. İşte bu musîbetler, o kişinin işlediği günahların sonucu. Yani bir nevi musîbetler, o kişinin işlediği günahların kefareti.

Ama seçilmiştir kişi, Allah kendisinden Allah’a ulaşmayı dilemesini istiyor ama Tevbe 126’da buyurulduğu gibi seçilmesine rağmen ve musîbetlerle imtihan olmasına rağmen tövbe edip zikre başlamıyor.

Ama herkes öyle değil. Bakara 155, 156,157’de de imtihan olanlar: “Sizi korkuyla, açlıkla, mallardan, canlardan eksiltmekle imtihan ederiz. Sabredenleri müjdele.”

2/BAKARA-155: Ve le nebluvennekum bi şey’in minel havfi vel cûi ve naksın minel emvâli vel enfusi ves semerât(semerâti), ve beşşiris sâbirîn(sâbirîne). Ve sizi mutlaka korku ve açlıktan ve mal, can ve ürün eksikliğinden imtihan ederiz. Ve sabredenleri müjdele. 2/BAKARA-156 Ellezîne izâ esâbethum musîbetun, kâlû innâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn(râciûne). Onlar ki, kendilerine bir musîbet isabet ettiği zaman: “Biz muhakkak ki Allah içiniz (O’na ulaşmak ve teslim olmak için yaratıldık) ve muhakkak O’na döneceğiz (ulaşacağız).” derler. 2/BAKARA-157 Ulâike aleyhim salâvâtun min rabbihim ve rahmetun ve ulâike humul muhtedûn(muhtedûne). İşte onlar (dünya hayatında Allah’a mutlaka döneceklerinden emin olanlar) ki Rab’lerinden salâvât ve rahmet onların üzerinedir. İşte onlar, onlar hidayete ermiş olanlardır.

Kimlerdir bu sabredenler? Onlara bir musîbet isabet ettiği zaman: "Biz Allah içiniz. Hayattayken ruhumuzu Allah’a ulaştırdık ve ölümle birlikte tekrar ruhumuz Allah’a dönecek." diyenler. “İşte onların üzerine Rablerinden salâvat ve rahmet vardır. İşte onlar hidayete ermiş olanlardır.” Onlar ruhlarını Allah’a ulaştıranlardır.

İşte bu sabredenler, ruhlarını Allah’a ulaştıranlardır. Tabiî ki sabrın da yedi safhası var. Bu âyetteki 3. safha sabır. âyetlere baktığımız zaman öyle görüyoruz.

7 SAFHA SABIR 1. MU’MİNUN-111: Muhakkak ki Ben, onlar sabırlarından dolayı kurtuluşa erenler olduğundan, bugün onlara mükâfatlarını verdim. BAKARA-155: Ve sizi biraz korku, biraz açlık, biraz da maldan, candan ve ürünlerden eksiltmekle imtihan ederiz. Sabredenleri müjdele. 2. BAKARA-45: (Allah’tan) sabırla ve namazla istiane (özel yardım) isteyin. Ve muhakkak ki o, huşû sahibi olanlardan başkasına elbette ağır gelir. 3. HÛD-11: Sabredenler ve salih amel (nefsi tezkiye edici amel) yapanlar hariç. İşte onlar için mağfiret (günahların sevaba çevrilmesi) ve büyük ecir (mükâfat, bedel) vardır. 4. ENFAL-46: Allah’a ve O’nun Resûl’üne itaat edin, niza etmeyin (anlaşmazlığa düşmeyin), yoksa zayıf düşersiniz ve kuvvetiniz (elinizden) gider. Sabredin. Muhakkak ki Allah, sabredenlerle beraberdir. 5. HAC-35: …Onlara isabet edenlere (musîbetlere) sabredenlerdir ve salâtı (namazı) ikame edenlerdir. Ve onlar, onları rızıklandırdığımız şeylerden infak ederler. 6. AL-İ İMRAN-17: (Onlar), sabredenler, sâdıklar (ahdlerine vefa edenler), kânitin olanlar (Allah’ın huzurunda saygı ile duranlar), infak edenler (Allah için verenler) ve seherlerde mağfiret dileyenlerdir. 7. ASR-3: Ama âmennû olanlar (ilk 7 basamağı aşanlar), nefs tezkiyesi yapanlar (ikinci 7 basamağı aşanlar), Allah’a ruhu ulaşıp Hakk’ı tavsiye edenler (üçüncü 7 basamağı aşanlar) ve sabrı tavsiye edenler (dördüncü 7 basamağı aşanlar) hariç.

Şimdi “İslâm’da ruhban sınıfı yoktur” diyor. Güzel de bu onların kendi zannı. Allahû Tealâ kalben Allah’a ulaşmayı dileyenleri 12 tane ihsanla mürşitlerine ulaştırıyor ve tâbi olması hâlinde ruh vücuttan ayrılıyor, Sıratı Mustakîmden seyri sülûkle Nisâ 175’e göre Allah’ın zâtına ulaşıyor, Allah’ın zâtında yok oluyor. Nisâ 175: “Allah’a îmân eden ve O'na ulaşmayı dileyenleri Allah kendisinden bir rahmet ve fazlın içine koyacak ve onu Kendisine ulaştıran Sıratı Mustakîme ulaştıracak.”

4/NİSÂ-175: Fe emmâllezîne âmenû billâhi va’tesamû bihî fe se yudhıluhum fî rahmetin minhu ve fadlın ve yehdîhim ileyhi sırâtan mustekîmâ (mustekîmen). Böylece Allah'a âmenû olanları (ölmeden önce ruhunu Allah'a ulaştırmayı dileyenleri) ve O'na (Allah'a) sarılanları ise, (Allah) Kendinden bir rahmetin ve fazlın içine koyacak ve onları, Kendisine ulaştıran "Sıratı Mustakîm"e hidayet edecektir (ulaştıracaktır).

Allahû Tealâ bunu diyorsa, bir deli kuyuya bir taş atıyor, kalk da çıkar. "İslâm ruhban sınıfı yok": Eğer insanlar o kişinin günahlarını affediyorlarsa bu doğru değil Tabiatıyla. Sadece mürşit bir vasıtadır. Tövbe eden kişiyle Allah arasında mağfiret vardır. Devrin imamıyla Allah arasında mağfiret vardır. Tövbe eden kişiyle imam arasında şefaat vardır. Mağfiret eden, günahları sevaba çeviren Allah’tır.

Yedi nimeti o kişi Allah’tan alır: Devrin imamının ruhunu, tövbe sırasında, o kişinin başının üzerine gönderen, Allah’tır. Kalbe îmânı yazan, Allah’tır. Günahları sevaba çeviren, Allah’tır. Ruhun vücuttan ayrılması, Allah’ın emriyledir. Fizik vücudun şeytana kul olmaktan kurtulması, Allah’ın yardımıyladır. Nefs tezkiyesi keza öyledir. İradenin güçlenmesi… Bunlar hepsi Allah’ın dizaynı içerisinde gerçekleşir.

7 NİMET 1. Devrin İmamının Ruhu Gelir MU’MİN – 15: … Allah, kullarından (Kendisine ulaştırmayı) dilediği kişinin (Allah’a ulaşmayı dilediği için Allah’ın da Kendisine ulaştırmak istediği kişinin) üzerine (başının üzerine) Allah’a ulaşma gününün geldiğini (o kişinin ruhuna) ihtar etmek için, emrinden (Allah’ın emrinden tebliğ edecek) bir ruh (devrin imamının ruhunu) ulaştırır. 2. Kalbe İman Yazılır. MUCÂDELE – 22: … İşte onlar ki, (Allah) onların kalplerinin içine imânı yazdı. Ve onları, Kendinden bir ruh ile destekledi (orada eğitilmiş olan, devrin imamının ruhu onların başlarının üzerine yerleşir). Ve onları, altından nehirler akan cennetlere dahil edecek... 3. Günahlar Sevaba Çevrilir FURKÂN – 70: Ancak kim (mürşidi önünde) tövbe eder (böylece kalbine imân yazılıp, imânı artan) ve salih amel yaparsa, o takdirde işte onların, Allah seyyiatlerini (günahlarını) hasenata (sevaba) çevirir. Allah, Gafur’dur... 4. Ruh Vücudu Terk Eder NEBE – 39: İşte o gün (mürşidin eli Hakk’a ulaşmak üzere öpüldüğü ve ona tâbi olunduğu gün), Hak günüdür. Dileyen (Allah’a ulaşmayı dileyen) kişi, kendisine Rabbine ulaştıran (yolu, Sıratı Mustakîm’i) yol ittihaz eder. (Allah’a ulaşan kişiye Allah) meab (sığınak, melce) olur. 5. Fizik Vücut Allah’a Kul Olmaya Başlıyor. RA’D – 36: Kendilerine kitâp verilenler sana indirilene sevinirler. Gruplardan, onun bir kısmını inkâr edenler şöyle de: “Ben, sadece Allah’a kul olmakla ve O’na şirk koşmamakla emrolundum. O’na davet ediyorum ve dönüşüm O’nadır (meabım, sığındığım, dönüş yerim O’dur).” 6. Salih Amel (Zikir) Başlaması ZUMER – 23: Allah, İhdas ettiği (nurlarını) ahsen olanlarını (rahmet, fazl ve salâvâtı), ikişer ikişer (salâvât-rahmet ve salâvât-fazl), Kitab’a müteşabih olarak indirdi. Rab’lerinden huşû duyanların ciltleri ondan ürperir. Sonra onların ciltleri ve kalpleri Allah’ın zikriyle yumuşar, sükûnet bulur (yatışır). İşte bu, Allah’ın hidayetidir, dilediğini onunla hidayete erdirir... 7. İradenin Güçlenmesi BAKARA – 257: Allah, âmenû olanların (Allah’a ulaşmayı dileyenlerin) dostudur, onları (onların nefslerinin kalplerini) zulmetten nura çıkarır. Ve kâfirlerin dostları tağuttur (onlar, şeytanı dost edinirler, şeytan kimseye dost olmaz), onları (onların nefslerinin kalplerini) nurdan zulmete çıkarırlar...

Şimdi gelelim kişinin kendi kendine yaptığı tövbenin dışında mürşit önünde yapılan tövbeye. Dört âyet-i kerimede açıklanıyor:

MÜRŞİDE TABİ OLMAK 4 âyet 1. NİSÂ-64 Ve Biz, (hiç) bir resûlü, Allah’ın izniyle kendilerine itaat edilmesinden başka birşey için göndermedik. Ve onlar nefslerine zulmettikleri zaman, eğer sana gelselerdi, böylece Allah’tan mağfiret dileselerdi ve Resûl de onlar için mağfiret dileseydi, mutlaka Allah’ı, (iki tarafın da) tövbelerini (onların tövbesini ve Resûl’ün mağfiret talebini) kabul eden ve rahmet edici olarak bulurlardı. 2. HÛD-112 Artık sen, sana tövbe ederek, tâbî olanlarla birlikte emrolunduğun gibi istikamet üzere ol. Ve azgınlık yapmayın (aşırı gitmeyin). Muhakkak ki O, yaptıklarınızı görendir. NİSÂ-80 Kim Resûl'e itaat ederse, böylece andolsun ki Allah'a itaat etmiş olur. Ve kim yüz çevirirse, o taktirde Biz seni, onların üzerine muhafız olarak göndermedik. 3. MUMTEHİNE-12 Ey nebî (peygamber)! Mü’min kadınlar; Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zinada bulunmamak, evlâtlarını öldürmemek, elleri ve ayakları arasında bir iftira uydurmamak, maruf bir iş konusunda sana asi olmamak üzere, sana tâbî olmak için geldikleri zaman, artık onların biatlerini kabul et ve onlar için Allah’tan mağfiret dile… 4. FURKÂN-70 Ancak kim (mürşidi önünde) tövbe eder (böylece kalbine îmân yazılıp, îmânı artan) mü’min olur ve salih amel (nefs tezkiyesi) yaparsa, o taktirde işte onların, Allah seyyiatlerini (günahlarını) hasenata (sevaba) çevirir…

Nisâ 64: “Biz resûllerimizi insanlar kendilerine itaat etsin diye gönderiyoruz.” Nisâ 80: "Resûle itaat Allah’a itaattir." Hûd 112: "Artık sen, sana tövbe ederek, tâbî olanlarla birlikte emrolunduğun gibi istikamet üzere ol." Furkan 70: “Kim mürşit önünde tövbe eder, mü'min olur, islah edici amel, nefs tezkiyesi yaparsa, işte Allah onların seyyiatlerini hasenata tebdil ettiği kişilerdir.” Mumtehine 12 keza öyle…

Öyleyse mürşide 12 ihsanla tabi olmak tövbeyi muhtevasına alıyor ve mürşit önünde yapılan tövbe günahları sevaba çeviren tövbedir. Kişi kendi kendine tövbe ettiği zaman Allah tövbeyi kabul ederse sadece o günah kadar sevap yazar. Ama mürşit önünde yapılan tövbede o güne kadar işlediği bütün günahları sevaba çevrilir. Mürşidin Allah’tan talebi, mağfiret talebidir. Kişinin de Allah’tan mağfiret talebi vardır, şahit huzurunda. Allahû Tealâ'nın her iki tarafın da tövbesini kabul etmesi ve günahların sevaba çevrilmesi bu şekilde gerçekleşiyor.

Bir de Tövbe-i Nasûh vardır. İnsanla Allah arasında 7 safha emirler silsilesine baktığımız zaman 6. safhada kişi ihlasa eriyor ve tövbe-i nasûhu yapan muhlislerdir.

7 HEDEF EMİR VAHDET 1. Allah’a Ulaşmayı Dilemek RÛM-31: O’na (Allah’a) yönelin (Allah’a ulaşmayı dileyin) ve O’na karşı takva sahibi olun. Ve namazı ikame edin. Ve (böylece) müşriklerden olmayın. TEVHİD 2. 12 İhsanla Mürşide Tabi Olmak MU’MİN-15: …. Allah, kullarından dilediği kişinin üzerine Allah’a ulaşma gününün geldiğini ihtar etmek için, emrinden (Allah’ın emrini tebliğ edecek) bir ruh (devrin imamının ruhunu) ulaştırır. TESLİM: 3. Ruhun Allah’a Teslimi RA’D-21: Ve onlar Allah’ın (ölmeden evvel), Allah’a ulaştırılmasını emrettiği şeyi (ruhlarını), O’na (Allah’a) ulaştırırlar. Ve Rab’lerine karşı huşû duyarlar ve kötü hesaptan korkarlar. 4. Fizik Vücudun Allah’a Teslimi YÂSÎN-60: Ey Âdemoğulları! Ben, sizlerden şeytana kul olmayacağınıza dair ahd almadım mı? Muhakkak ki; o (şeytan), size apaçık bir düşmandır. YÂSÎN-61:Ve Ben, sizden Bana kul olmanıza (dair ahd almadım mı)? Bu da Sıratı Mustakîm (üzerinde bulunmak)tır. 5. Nefsin Allah’a Teslimi NİSÂ-103: Namazı bitirdiğinizde; ayaktayken, otururken ve yan üzeriyken (yan üstü yatarken), Allah’ı hep zikredin! Güvenliğe kavuştuğunuzda namazı namazın erkânıyla kılın… 6. İrşada Ulaşmak BEYYİNE-5: Onlar emrolunmadılar. Sadece hanifler olarak, Allah için dinde halis (nefslerini halis kılmış) kullar olmakla emrolundular. Ve namaz kılmakla ve zekat vermekle emrolundular. İşte kayyum olan din budur. 7. İradeyi Allah’a Teslim Etmek EN’ÂM-97: Ve kara ve denizin karanlıklarında (nefsin afetlerinin karanlığında) yolunuzu bulmanız (hidayete ermeniz) için yıldızları (nebîler, resûller, mürşidler) kılan O’dur. Bilen bir kavim için, âyetleri detayları ile açıkladık.

Kişi ihlâsa ulaştığı zaman, Allah'ın davetiyle tövbe eder, Tahrîm Suresinin 6. âyet-i kerimesinde belirtildiği gibi.

66/TAHRÎM-8 Yâ eyyuhâllezîne âmenû tûbû ilâllâhi tövbeten nasûhâ(nasûhan), asâ rabbukum en yukeffire ankum seyyiâtikum ve yudhilekum cennâtin tecrî min tahtihâl enhâru, yevme lâ yuhzîllâhun nebiyye vellezîne âmenû meahu, nûruhum yes'â beyne eydîhim ve bi eymânihim yekûlûne rabbenâ etmim lenâ nûrenâ vagfir lenâ, inneke alâ kulli şey'in kadîr(kadîrun). Ey âmenû olanlar (Allah’a ulaşmayı dileyenler)! Allah’a Nasuh Tövbesi ile tövbe edin! Umulur ki Rabbiniz, sizin günahlarınızı örter ve sizi altından nehirler akan cennetlere koyar. O gün Allah, nebîleri ve O’nunla beraber olanları mahzun etmez. Onların nurları, önlerinde ve sağlarında koşar. “Rabbimiz, bizim nurumuzu tamamla ve bize mağfiret et (günahlarımızı sevaba çevir). Muhakkak ki Sen, herşeye kaadirsin.” derler.

Allah, bu tövbeyi kabul ederse Salâhın; Birinci kademede, günahları örter. İkinci kademede salâh nurunu verir. Üçüncü kademede örttüğü günahları tekrar sevaba çevirir. Dördüncü kademede irade teslimi gerçekleşir. Beşinci kademede Allah’ın Zâtını görmesi, irşada memur ve mezun kılınanlardan olması. Altıncı kademede kavim resûlleri var, iradenin ref'i. Yedinci kademede tasarruf, devrin imamı var.

ADN CENNETLERİ 7. KATI DEVRİN İMAMLARI (NEBÎLER VE VELÎ RESÛLLER) – TASARRUF A’RÂF 181, SECDE 24, ENBİYÂ 73 6. KATI KAVİM RESÛLLERİ – İRADENİN REF’İ (KAVİM RESÛLLERİ) NAHL 36, İBRÂHÎM 4, İSRÂ 15, ZUMER 71, MU’MİNÛN 44 5. KATI ŞAHİTLER – İRŞÂDA MEMUR VE MEZUN KILINANLAR TEVBE 100, ÂLİ İMRÂN 110, KEHF 17, YÛNUS 26 4. KATI MÜRŞİTLER – İRADESİNİ ALLAH’A TESLİM EDENLER ÂLİ İMRÂN 102, HUCURÂT 7 3. KATI SIDDÎKLAR – GÜNAHLARI İKİNCİ DEFA SEVABA ÇEVRİLENLER TAHRÎM 8, FETİH 2 2. KATI ŞEHİTLER – SALÂH NURU VERİLENLER TAHRÎM 8, HADÎD 12 1. KATI SALİHLER – GÜNAHLARI İKİNCİ DEFA ÖRTÜLENLER TAHRÎM 8

Öyleyse: Bir, kişinin kendi yaptığı tövbe. İki, mürşit önünde yapılan tövbe. Üç, tövbe-i nasûh. Allah Razı olsun.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 17 Ağustos 2026Son güncelleme: 10 Ekim 202611 dk okuma0