Muhterem Hocam, tüm kutsal kitaplar birer furkan olarak indirilmesine rağmen insanlar neden el yazması kitaplara rağbet ediyorlar?

Soru

Muhterem Hocam, tüm kutsal kitaplar birer furkan olarak indirilmesine rağmen insanlar neden el yazması kitaplara rağbet ediyorlar?

Cevap

Evet, gerçekten Tevrat bir furkandır, İncil bir furkandır, Kur’ân bir furkandır. Ama Allahû Tealâ bizi uyarıyor. Nûr 21'de, hatta 7 tane âyet-i kerimede şeytanın adımlarına tâbi olmayın.

ŞEYTANIN ADIMLARINA TÂBÎ OLMAYIN

1. BAKARA-208 Ey âmenû olanlar! Hepiniz SİLM'e dahil olun (teslim olma dairesi içine girin). Ve şeytanın adımlarına tâbî olmayın. Muhakkak ki o, size apaçık düşmandır.

2. BAKARA-168 Ey insanlar! Yeryüzündeki helâl ve temiz şeylerden yiyin. Ve şeytanın adımlarına tâbî olmayın. Muhakkak ki o, sizin için apaçık bir düşmandır.

3. EN'AM-142 …Allah'ın sizi rızıklandırdığı şeylerden yeyin. Şeytanın adımlarına tâbî olmayın. Muhakkak ki; o, size apaçık düşmandır.

4. İSRA-53 Ve kullarıma de ki: “En güzeli (sözü) söylesinler!” Muhakkak ki şeytan, onların aralarını bozar (fesat çıkarır). Muhakkak ki o, insana apaçık düşmandır.

5. NÛR-21 Ey âmenû olanlar, şeytanın adımlarına tâbî olmayın! Ve kim şeytanın adımlarına tâbî olursa o taktirde muhakkak ki o (şeytan), fuhşu ve münkeri emreder…

6. YÂSÎN-60 Ey Âdemoğulları! Ben, sizlerden şeytana kul olmayacağınıza dair ahd almadım mı? Muhakkak ki o size apaçık bir düşmandır.

7. ZUHRÛF-62 Ve şeytan sakın sizi, (Sıratı Mustakîm'den) men etmesin. Muhakkak ki o, sizin için apaçık düşmandır.

Kimdir şeytanın adımlarına tâbî olanlar? Şeytanın adımlarına tâbî olanlar, bunlar Allah'a ulaşmayı dilemeyenlerdir. “Şeytanın adımlarına tâbî olmayın.” Kim şeytanın adımına tâbî olursa, şeytan ona fuhşiyatı, münkeri emreder.

Öyleyse görüyorsunuz ki ulaşmayı dilemeyen insan, o şeytanın adımlarına tâbi olan bir kişidir. Ulaşmayı dileyen kişi şeytanın adımlarına tâbi olmaktan kendisini kurtaran kişidir. Genellikle insanlar İblis tarafından... İblis, Allah'a ulaşma dileğini insanlara unutturmuş.

Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V) hadîsinde diyor ki; insanlar arasından ilk kaldırılacak şey emanet ve huşûdur.

HADÎS-İ ŞERİF

Kaynak: Ramüzü’l-Ehadîs, s. 120, Ravi: Hz. Zamre İbni Habib (R.A.), Tirmizi; 2791

"Ümmetimden ilk kaldırılacak şey, emanet ve huşûdur."

Hatta mahsun olduğu bir noktada sahâbe: “Yâ Resûlullah, ne oldu?” İlmin insanlardan alındığı zamandır. "Biz Kur’ân-ı Kerîm'i okuyoruz, çocuklarımıza, eşlerimize öğretiyoruz. Allah, evdeki Kur’ân'ı toplatıp götürecek mi?" diyor. "Hayır." diyor. Şu anda Yahudilerin elinde Tevrat var, Hristiyanların elinde İncil var. Onların ne işine yarıyor?

HADÎS-İ ŞERİF

Kaynak: Tirmizî, İbn Mâce.

“Gün gelir, ilim insanları terk eder. İnsanların onda hiç nasibi kalmaz.”

Sahabe sordu: “İlim bizi nasıl terk edebilir ki?

Biz Kur’ân-ı okuyoruz ve bundan böyle de vallahi okuyacağız.

Hanımlarımıza, oğullarımıza da okutmaktayız.”

Peygamber Efendimiz (S.A.V) şöyle cevap buyurdu:

“Yahudilerin ve Hristiyanların elinde de Tevrat ve İncil yok muydu?”

Ve ilmin insanlardan alındığı zaman ilk kaldırılacak şeyin emanet ve huşû olduğunu buyuruluyor. Ruh emanettir. Emanetin din tatbikatından çıkartılması Allah'a ulaşma dileğini unutturmasıdır İblis tarafından. Huşûnun da Allah'a ulaşma dileği yoksa huşû sahibi olmak da mümkün değil. İşte bu açıdan, bu öğretilmiyor.

Yani İblis kesinlikle bu dileği unutturmuş. İnsan şeytanlar, cin şeytanlar ve bizatihi şeytan şeytanlar insanlara münkerle ve fuhuşla emrederler. İnsanlar o emre itaat ettikleri sürece furkan sahibi değillerdir.

Sahip oldukları kibir, onları doğruyu yanlıştan ayırma yeteneğine ulaştıramaz. Kur’ân-ı Kerîm'i bırakıp da kitaplardan medet umanlar, insanların yazdığı el yazması kitaplardan bilgi devşirenler her devirde Kur’ân-ı Kerîm'e ters düşmüşlerdir.

Kur’ân'a bir furkan olarak müracaat etmemenin o korkunç sonucunu bir defa daha sizlere söyleyelim: Cehennem ancak ulaşmayı dilemeyenlerin gideceği uğrak yeridir. Bakara 78'e, ulaşmayı dilemeyenler;

2/BAKARA-78 Ve minhum ummiyyûne lâ ya’lemûnel kitâbe illâ emâniyye ve in hum illâ yezunnûn(yezunnûne).

Ve onlardan bir kısmı ümmîlerdir. Onlar (Allah’ın) Kitabı’nı bilmezler, sadece emaniyeyi (kişilerin yazdığı kitapları) bilirler. Ve onlar sadece zanda bulunuyorlar.

Onlar kitabı bilmezler. Sadece emânîyye, insanların el yazması kitaplarını bilirler. Mu'min 56'da ise Allahû Tealâ farklı şey söylüyor. Mu'min 5-6'da:

40/MUMİN-56 İnnellezîne yucâdilûne fî âyâtillâhi bi gayri sultânin etâhum in fî sudûrihim illâ kibrun mâ hum bi bâligîh(bâligîhi), festeiz billâh(billâhi), innehu huves semîul basîr(basîru).

Muhakkak ki, kendilerine gelmiş bir sultan (delil) olmaksızın, Allah’ın âyetleri hakkında mücâdele edenlerin sinelerinde sadece (Allah’a) ulaşamayacakları bir kibir vardır. Artık Allah’a sığın, muhakkak ki O, en iyi işiten ve en iyi görendir.

“Muhakkak ki kendilerine gelmiş bir sultan, delil olmaksızın Allah'ın âyetleri hakkında mücadele edenlerin sinelerinde sadece Allah'a ulaşamayacakları bir kibir vardır.” Allah razı olsun.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 17 Ekim 2026Son güncelleme: 22 Ekim 20264 dk okuma0