Muhterem Hocam, kul hakkı için bir âyet var mı? “Ne günahla gelirseniz gelin affederim ama kul hakkıyla geleni affetmem.” diye günümüzde insanlar ve din adamları “Kul hakkı olan ya
Soru
Muhterem Hocam, kul hakkı için bir âyet var mı? “Ne günahla gelirseniz gelin affederim ama kul hakkıyla geleni affetmem.” diye günümüzde insanlar ve din adamları “Kul hakkı olan yandı, bitti.” diye de kafayı karıştırıyorlar.
Cevap
Sevgili kardeşlerim, Allah “Serî’ul-hisâb”tır; kul hakkı için hemen, anında adaleti yerine getirir. Ama affedilmeyenler kimlerdir?
Kur’ân’a baktığımız zaman, Allah hesabı çabuk görendir, hakkı ve adaleti yerine getirendir; anında kul hakkı devreye giriyor:
ALLAH HESABI ÇABUK GÖREN, HAKKI VE ADALETİ YERİNE GETİRENDİR.
1. BAKARA-202: İşte onlar ki, onların, kazandıklarından (kazandıkları derecelerden dolayı) nasibi vardır. Ve Allah, hesabı çabuk görendir.
2. ÂLİ İMRÂN-19: ... Ve kim Allah’ın âyetlerini örterse (inkâr ederse), şüphesiz ki Allah hesabı çabuk görendir.
3. ÂLİ İMRÂN-199: ... Allah’a karşı huşû duyarlar. Allah’ın âyetlerini az bir değere satmazlar. İşte onlar, onların mükâfatları, Rab’lerinin katındadır. Muhakkak ki Allah, hesabı çabuk görendir.
4. MÂİDE-4: ... Allah’ın size öğrettiğini onlara öğreterek yetiştirdiğiniz avcı hayvanların sizin için tuttuklarını artık yiyin ve üzerine de Allah’ın adını anın. Ve Allah’a karşı takva sahibi olun. Muhakkak ki Allah hesabı çabuk görendir.
5. RA'D-41: Yeryüzüne gelip, onu etrafından (çevresinden) nasıl eksiltiyoruz onlar görmüyorlar mı? Ve Allah, hüküm verir. O’nun hükmünü bozacak kimse yoktur. Ve O, hesabı çabuk görendir.
6. İBRÂHİM-51: (Bu azap), Allah’ın bütün nefslerin kazandığının karşılığını (ceza veya mükâfat) vermesi içindir. Muhakkak ki; Allah, hesabı çabuk görendir.
7. MU’MİN-17: Bugün bütün nefsler (herkes), kazandıkları sebebiyle cezalandırılır veya mükâfatlandırılır (karşılığı verilir). Bugün zulüm yoktur. Muhakkak ki Allah, hesabı çabuk görendir.
Ama Allahû Tealâ kimi affetmiyor, ona bakalım beraberce: Nisâ 167, 168, 169'da Allahû Tealâ şöyle buyuruyor: "Onlar kâfirdir ve insanları Allah yolundan saptırırlar. Onlar uzak bir delalettedir. Onlar kâfirdirler ve zâlimdirler. Başkalarını da mürşide ulaşmaktan men edip saptıranları Allah mağfiret edecek değildir."
4/NİSÂ-167 İnnellezîne keferû ve saddû an sebîlillâhi kad dallû dalâlen baîdâ(baîden).
Muhakkak ki inkâr edenler ve Allah’ın yolundan alıkoyanlar (saptırmış olanlar), (mürşidlerine ulaşmadıkları için) uzak bir dalâletle sapmışlardır.
4/NİSÂ-168 İnnellezîne keferû ve zalemû lem yekunillâhu li yagfira lehum ve lâ li yehdiyehum tarîkâ(tarîkan).
Muhakkak ki inkâr edenleri ve zulmedenleri (başkalarını da mürşide ulaşmaktan men edip saptıranları), Allah mağfiret edecek değildir ve yola (Allah’a ulaştıran Sıratı Mustakîm’e) hidayet edecek değildir.
4/NİSÂ-169 İllâ tarîka cehenneme hâlidine fîhâ ebedâ(ebeden). Ve kâne zâlike alâllâhi yesîrâ(yesîran).
Ancak cehennem yoluna (hidayet eder, ulaştırır), onlar orada ebediyyen kalacak olanlardır. Ve bu, Allah için kolaydır.
Öyleyse kul hakkı, o kişinin dalâlette kalmasına sebep oluyorsa Allahû Tealâ, onu affetmiyor, mutlaka ondan kaybı vardır ve onlar için bir kurtuluş yok. Ne yapıyor Allahû Tealâ? Onları affetmiyor; Sıratı Mustakîme ulaştırmıyor, tarik-i cehenneme ulaştırıyor. Allah razı olsun.