Muhterem Hocam, vahiy nedir? Vahyin çeşitleri var mıdır? Allah herkese vahyeder mi?
Soru
Muhterem Hocam, vahiy nedir? Vahyin çeşitleri var mıdır? Allah herkese vahyeder mi?
Cevap
Vahiy, Allah’ın beşerle konuşmasıdır. Allahû Tealâ Şûrâ-51’de:
42/ŞÛRÂ-51 Ve mâ kâne li beşerin en yukellimehullâhu illâ vahyen ev min verâi hıcâbin ev yursile resûlen fe yûhıye bi iznihî mâ yeşâu, innehu aliyyun hakîm(hakîmun). Allah’ın hiçbir insanla konuşması olmamıştır, illâ vahy ile veya perde arkasından veya dilediğine izniyle vahyetsin diye resûl (melek) göndererek. Allah, bilir ve hikmet sahibidir.
"Allah’ın hiçbir insanla konuşması olmamıştır, illâ vahy ile veya perde arkasından veya dilediğine izniyle vahyetsin diye resûl (melek) göndererek."
Vahyin çeşitleri: Şer‘î vahiy var ve vahy-i metlüv şer‘î vahiy. Diğeri de o şer‘î vahyin açıklaması babında Allah’ın öğretisini içeriyor.
"Allah herkese vahyeder mi?" Allah daimî zikre ulaşan herkese vahyeder.
Allahû Tealâ Bakara 269’da:
2/BAKARA-269 Yu’til hikmete men yeşâu, ve men yu’tel hikmete fe kad ûtiye hayran kesîrâ(kesîren), ve mâ yezzekkeru illâ ulûl'elbab(elbâbi). (Allah) hikmeti dilediğine verir. Kime hikmet verilmişse böylece ona çok hayır verilmiştir. Ve ulûl'elbabtan başkası tezekkür edemez.
"(Allah) hikmeti dilediğine verir." Hikmet eşittir vahiy. Allah vahyi dilediğine verir. Kime vahiy verilmişse ona çok büyük hayır verilmiştir. Ama bunu ancak ulûl'elbab tezekkür edebilir.
Onun için Allah Resûl’ü (S.A.V) Efendimiz: “Hikmet sahibi âlim sohbetinde bulunma, kelâmını işitmek üzerinize farz”
HADÎS-İ ŞERİF Kaynak: Taberânî, Muvatta, İlim, 1. "Hikmet sahibi ulemanın (âlimin) meclisinde (sohbetinde) bulunmak, kelâmını işitmek üzerinize farz kılındı. Muhakkak ki Allah bu meclislerde hikmet nuruyla ölü kalpleri diriltir. Yağmur suyuyla ölü toprakları dirilttiği gibi ölü kalpleri bu şekilde Allah diriltir."
Başka bir deyimle de ne diyebiliriz? Vahiy sahibi âlim, yani Allah'la konuşabilen vahiy sahibi âlimin sohbetinde bulunmak, kelâmını işitmek üzerinize farz.
Allahû Tealâ Yûnus 2’de;
10/YÛNUS-2 E kâne lin nâsi aceben en evhaynâ ilâ raculin minhum en enzirin nâse ve beşşirillezîne âmenû enne lehum kademe sıdkın inde rabbihim, kâlel kâfirûne inne hâzâ le sâhırun mubîn(mubînun). Onlardan bir adama, "insanları uyarması, âmenû olanları (ölmeden önce Allah’a ulaşmayı dileyenleri) müjdelemesi" için vahyetmemiz insanlara acaip (garip) mi geldi? Muhakkak ki onlar için, Rab’lerinin yanında (katında) sıddıklar makamı vardır. Kâfirler şöyle dediler: “Muhakkak ki bu, mutlaka apaçık bir sihirbazdır.”
"Onlardan bir adama, "insanları uyarması, âmenû olanları müjdelemesi" için vahyetmemiz insanlara acaip mi geldi?"
Bütün resûlleri Allahû Tealâ müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderiyor. Bu da (yani resûle; âmenû olmayanları uyarması, âmenû olanları müjdelemesi için onunla konuşmamız) "insanların acayibine mi gitti? Muhakkak onlar için Rab'lerinin yanında (katında) sıddıklar makamı vardır."
Evet, daha bunun gibi vahiyle ilgili birçok âyette Allah’ın açıklaması var. Evet, şu anda ekrana onu gönderdik.
KUR’ÂN-I KERİM’DEKİ VAHİY ÂYETLERİ 1. BAKARA-118: Ve bilmeyenler: “Keşke Allah bizimle konuşsa” veya “Bize de bir âyet gelse” dediler. Bunun gibi onlardan öncekiler de, onların sözlerine benzer (sözler) söyledi. Onların kalpleri birbirine benzedi. Âyetlerimizi, yakin hasıl eden bir kavim için beyan etmiştik. 2. BAKARA-259: …Bunun üzerine Allah, onu yüz sene öldürdü. Sonra da diriltti. (Ona) “Ne kadar (ölü bir vaziyette) kaldın?” dedi. (O da): “Bir gün veya günün bir kısmı kadar.” dedi. (Allah:) “Hayır, yüz yıl kaldın. Haydi yiyeceğine ve içeceğine bak, bozulup kokuşmadı. Ve merkebine bak. (Bu), seni İnsanlara bir âyet kılmamız içindir. … 3. MÂİDE-111: Ve havarilere: “Bana ve Resûl’üme îmân edin.” diye vahyettiğim zaman, onlar da “Îmân ettik ve bizim (Hakk’a) teslim olduğumuza şahit ol.” demişlerdi. 4. YÛNUS-2: Onlardan bir adama, “insanları uyarması, âmenû olanları (ölmeden önce Allah’a ulaşmayı dileyenleri) müjdelemesi” için vahyetmemiz insanlara acaip (garip) mi geldi? … 5. NAHL-68: Ve senin Rabbin, balarısına, dağlardan, ağaçlardan ve onların (insanların) kurdukları çardaklardan, evler (kovanlar) edinmelerini vahyetti. 6. TÂHÂ-38: Vahy edilecek şeyi annene vahyetmiştik. 7. FUSSİLET-12: Böylece onları iki günde yedi kat gök olarak kaza etti (yarattı, tamamladı). Her gök katına kendi emrini vahyetti. 8. ŞÛRÂ-51: Allah’ın hiçbir insanla konuşması olmamıştır, illâ vahiy ile veya perde arkasından veya dilediğine izniyle vahyetsin diye resûl (melek) göndererek… 9. ZİLZÂL-4: O gün (izin günü), (arz) haberlerini anlatacaktır. ZİLZÂL-5: Rabbinin ona vahyetmesi ile. 10. ÂLİ İMRÂN-47: …“Rabbim, benim çocuğum nasıl olur? Bana bir beşer dokunmadı” dedi. (Allah şöyle buyurdu): “İşte böyle, Allah dilediğini yaratır. Bir emrin (işin) olmasını takdir ettiği zaman, sadece ona ‘ol’ der, o hemen olur.”
Bakara 118: "Bilmeyenler “Allah bizimle konuşmalı, bize de âyet vermeli.” diyorlar." Allahû Tealâ’da diyor ki: “Evvelkilerin sözü de böyleydi. Kalpleri birbirine benzedi. Biz âyetlerimizi yakîn hasıl eden kavme açıklarız.” (İlm’el yakîn, Ayn’el yakîn, Hakk’ul yakîn)
Resûlullah (S.A.V) Efendimiz'in buyurduğu: “Bu ümmet için en korktuğum şey yakîn halinin azalması.”
HADÎS-İ ŞERİF Kaynak: Heysemi 1/107 “Ümmetim için en korktuğum şey, yakîn derecesinin azalmasıdır."
BAKARA-259’da herhangi bir adama Allah vahyediyor. MÂİDE-111’de Allahû Tealâ havarilere vahyediyor. NAHL-68’de arıya vahyediyor. TÂHÂ-38’de Allah Hazreti Musa (A.S)’ın annesine vahyediyor. FUSSİLET-12’de göklere vahyediyor. ŞÛRÂ-51’de beşere vahyediyor. ZİLZÂL-5 yere vahyediyor. ÂLİ İMRÂN-47 ve Hz. İsa (A.S)’ın annesine vahyediyor, Allah razı olsun.