Muhterem Hocam, yapay zekâyı kullanarak araştırma yapmamız, yapay zekâya çeşitli sorular sormamız uygun mudur?

Soru

Muhterem Hocam, yapay zekâyı kullanarak araştırma yapmamız, yapay zekâya çeşitli sorular sormamız uygun mudur?

Cevap

Tabii ki uygundur. Sevgili kardeşlerim, herşey insan için. Yani Allahû Tealâ şu kâinatı insan için yaratmış. Yerler, gökler, âlemler. Mesela Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V) de bir insan. Ama Peygamber Efendimiz (S.A.V) bir insan olmasına rağmen bütün âlemleri Allah kim için yaratmış? O’nun yüzü hürmetine yaratmış. Öyleyse herşey insan için ama insan kim içindir? Allah içindir. Ve bakın bu teknikte yapay zekâ insan eliyle çıkıyor ortaya. Ama onlara yine yardım eden Allah’tır. Hiç kimse Allah’ın yardımı olmadan bir yere ulaşamaz.

O zaman yapmamız gereken şey ne? Böyle bir teknik bugün bu noktaya gelmişse, yapay zekâ noktasına gelmişse elbette biz faydalanacağız. Bu şekilde bağnazlık gösteren insanlar, "hayır bu böyledir şöyledir" diyenler... Neticesini biz biliyoruz.

Peygamber Efendimiz (S.A.V) mümin için ne diyor? İki çukura aynı zamanda düşüyorsa olmaz diyor. Mümin olan kişinin feraseti gereği aynı çukura iki kere düşmemesi lazım.

Geçmişte Osmanlı döneminde bağnazlık gösterilmiş mi? Evet. Matbaa gelmiş. Bütün Avrupalılar bir lahzada binlerce kitap basmışlar. Ama bizimkiler bizimkiler demişler ki "Bu gâvur icadıdır, buna hiç bel bağlanmaz." Elle yapmaya çalışmışlar. Elle ne yapabilirsin ki? Bugün vinç kullanılıyor "Hayır bu gâvur icadı vinci ben kullanmam." Sen bir evi zor yaparken, o adam malı götürecek. Sen onun arkasından sadece nal toplayacaksın.

Öyleyse Kur’ân-ı Kerim, din, ilmi reddetmiyor. Hatta Einstein’ın bir sözü şöyle. İngilizcesini söyleyeyim: “Religion without science is blind, science without religion is lame.” Yani din bilimsiz topaldır. Mesela şu anda biz bu tekniği burada kullanmasaydık bu yayını uzakta olan insana ulaştırabilir miydik? Hayır. İhtiyacımız var bu bilimi kullanmaya. İşte internet var, şu var, bu var. Bir sürü teknik devreye giriyor ve biz burada olmayan kardeşimize de bu açıklamayı oraya ulaştırabiliyoruz. Ne sayesinde? Bilim sayesinde.

Ama aynı şey bilim için de geçerli. Bilim de dinsiz kördür. Gerçekten de şu anda pozitif bilim dalları, ister fizik, ister coğrafya, ister biyoloji, matematik hariç hangi bilim dalına bakarsanız bakın Kur’ân gerçeğini yaşamıyor sadece fizik âlemi standartları içerisinde birtakım zanları ihtiva ediyor.

Öyleyse hem dinde hem bilimde hepimiz bize düşen en güzel şeyi yapmak durumundayız. Bilim dini reddetmez. Etmemesi lazım. Din de bilimi reddetmez. İkisi birbirinin yardımcısı. Et ve kemik gibi.

Kur’ân-ı Kerim’e baktığınız zaman Kur’ân-ı Kerim nedir? Aslında Allah’ın bize üfürdüğü ruhtur. Kur’ân-ı Kerim’i şu anda biz canlı kılsaydık ruhu ne çıkaracaktı? Allah’ın ruhu çıkacaktı. Fizik hâle getirilmiş olsaydı. Ama aynı ruhu, bize üfürülen ruhu biz kelâm hâline getirseydik karşımıza ne çıkacaktı? Kur’ân çıkacaktı. Yani dolayısıyla ikisi birbirinin aynısı.

Mesele biz insanlar için bunları öğrenmek, yaşamak, hayatımıza tatbik etmek. Yapanlar her devirde örnek olmuşlardır. İster sahâbe, ister havariler, ister Rabbânîyun nereye giderseniz gidin Allah’ın reçetesini kullanan herkes Allah’a en yakın dost olmuştur. Allah’ın da insanlardan istediği bu.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 18 Ekim 2026Son güncelleme: 18 Ekim 20263 dk okuma0