Muhterem Hocam, yaşadığım bir musibetten sonra namaza başladım. Belki de bu olay namaza başlamama vesile oldu. Büyük bir yanlıştan döndüm ama kendimi affedemiyorum. Pişmanlık içimi
Soru
Muhterem Hocam, yaşadığım bir musibetten sonra namaza başladım. Belki de bu olay namaza başlamama vesile oldu. Büyük bir yanlıştan döndüm ama kendimi affedemiyorum. Pişmanlık içimi kemiriyor. Namaza, tesbihatta ve dualara sığınıyorum. Rabbim benden razı olur mu? Pişmanlıktan nasıl başa çıkabilirim?
Cevap
Evet, tövbe namazları kıl ama herkes hata yapabilir. Nitekim Peygamber Efendimiz (S.A.V):
HADÎS-İ ŞERİF
Kaynak: Tirmizi, Kiyame, 49; İbn Mace, Zühd, 30.
“Her insan hata eder. Hata işleyenlerin en hayırlıları tövbe edenlerdir.”
Sen de eğer Allah'a ulaşmayı kalben diler, tövbeni gerçekleştirirsen o zaman en iyiler arasına girersin.
Bütün insanlar imtihanda. Yani musîbetlerle imtihan ediliyorlar. Ama musîbetlerden ders alanlar var, ders almayanlar var. Musîbetlerden ders almayanları Allahû Tealâ Tevbe 126'da açıklıyor.
TEVBE-126: E ve lâ yerevne ennehum yuftenûne fî kulli âmin merreten ev merreteyni summe lâ yetûbûne ve lâ hum yezzekkerûn(yezzekkerûne).
Ve onlar, senede bir veya iki kere imtihan edildiklerini görmüyorlar mı? Sonra tövbe etmiyorlar (Allah'a yönelmiyorlar) ve onlar zikir yapmıyorlar (Allah'ın ismini art arda tekrar etmiyorlar).
“Onlar senede bir iki kere imtihan edildiklerini görmüyorlar mı?” Bunlar seçilmişler. Bu seçilenler Allahû Tealâ onlardan Allah'a ulaşma dileğini bekliyor. Ama her imtihana rağmen sen de bir iki kere imtihan ediliyorlar ama bir türlü Allah'a ulaşmayı dilemiyorlar. Tövbe edip zikre başlamıyorlar. Bunlar da kalbi kâsiyet bağlayanlar, şeytanın tesirinde olanlar. Ama öbürleri Bakara 156, 157'de zikredildiği gibi:
BAKARA-156: Ellezîne izâ esâbethum musîbetun, kâlû innâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn(râciûne).
Onlar ki, kendilerine bir musîbet isabet ettiği zaman: “Biz muhakkak ki Allah içiniz (O'na ulaşmak ve teslim olmak için yaratıldık) ve muhakkak O'na döneceğiz (ulaşacağız).” derler.
BAKARA-157: Ulâike aleyhim salâvâtun min rabbihim ve rahmetun ve ulâike humul muhtedûn(muhtedûne).
İşte onlar (dünya hayatında Allah'a mutlaka döneceklerinden emin olanlar) ki Rab'lerinden salâvât ve rahmet onların üzerinedir. İşte onlar, onlar hidayete ermiş olanlardır.
“Onlara bir musîbet isabet ettiği zaman biz Allah içiniz ve mutlaka Allah'a döneceğiz.” "Allah içiniz." dediği zaman Allah'a ulaşmayı diliyor ve zikre başlıyor. İşte bunların üzerine mürşide tâbî olarak salâvât ve rahmet ve salâvât ve fazl vardır. Allahû Tealâ'nın dizaynı bu.
Sevgili kardeşlerim, ezelî ve ebedî din, tek bir dindir. O, babamız İbrâhîm'in Hanif dini, Arapça adıyla İslâm. İnsanlar Kur'ân-ı Kerim'de nasıl yaratıldıklarını bilmedikleri için de Allah'ın dinini yaşayamıyorlar. Bilmedikleri için.
Şimdi herkes Kur'ân aynasında kendisine bakarsa Kur'ân diyor ki: Bütün insanların bu dünyada yaşayabilmeleri için onları bir fizik bedenle halk ettik, Hicri 26. Herkes Berzah Âleminde bir nefsin sahibi, Şems 7. Herkes Allah'ın Zat’ından üfredilen bir ruhun sahibi, Secde 9. Herkes cüz'i iradenin sahibidir.
ORTAK AKIL
NEFS 19 AFETİ ile AKLA Ulaşır.
1. Kin ve Nefret
2. Küfür
3. Yalan
4. Zulüm
5. Haset
6. Cehalet
7. Cimrilik
8. Öfke ve Gayz
9. İsyan
10. Sabırsızlık
11. Kibir ve Gurur
12. Hırs ve Şehvet
13. Nankörlük
14. Dedikodu
15. Zan
16. İptilâlar (Kötü Alışkanlıklar)
17. Vefasızlık
18. Mürailik
19. Fitne Fesat
RUH 19 HASLETİ ile AKLA Ulaşır.
1. Sevgi
2. Îmân
3. Doğruluk
4. Adalet
5. Edep
6. İlim
7. Cömertlik
8. Sekînet
9. İtaat
10. Sabır
11. Tevazu
12. Kanaat
13. Şükür
14. Ketumiyet
15. Hakikat
16. Faziletler
17. Vefa
18. İhlâs
19. Tevhit
SECDE-9 Summe sevvâhu ve nefeha fîhi min rûhihî ve ceale lekumus sem’a vel ebsâre vel efidete, kalîlen mâ teşkurûn(teşkurûne).
Sonra (Allah), onu dizayn etti ve onun içine (vechin, fizik vücudun içine) ruhundan üfürdü ve sizler için sem’î (işitme hassası), basar (görme hassası) ve fuad (idrak etme hassası) kıldı. Ne kadar az şükrediyorsunuz.
HİCR-26 Ve lekad halaknâl insâne min salsâlin min hamein mesnûn(mesnûnin).
Andolsun ki; Biz insanı, “hamein mesnûn olan salsalinden” (standart insan şekli verilmiş ve organik dönüşüme uğramış salsalinden) yarattık.
ŞEMS-7 Ve nefsin ve mâ sevvâhâ.
Nefse ve onu (7 kademede ahsene dönüşecek şekilde) sevva edene (dizayn edene) (andolsun).
BAKARA-256
Dinde zorlama yoktur. İrşad yolu (hidayet yolu, Allah'a ulaştıran yol), gayy yolundan (dalâlet yolundan, şeytana, cehenneme ulaştıran yoldan) açıkça (ayrılıp) ortaya çıkmıştır. Artık kim tagutu (şeytanı ve şeytana ulaştıran) inkâr edip de Allah'a îmân ederse (mü'min olur, Allah'a ulaştıran yolu tercih ederse), böylece o, (Allah’tan) kopması mümkün olmayan urvetul vuskaya (sağlam bir kulba, mürşidin eline) tutunmuştur. Allah Semî’dir, Alîm’dir.
İrşad yoluyla gayy yolu. İrşad yolu ruhun yolu, gayy yolu da nefsin yolu. Bunlar ikisi birbirinden ayrılmış vaziyette. Herkes aklın sahibi.
İşte bu dizayn içerisinde kendisine bakacak olursa, Tâhâ 123. âyet-i kerimede Allahû Tealâ biz insanlara mesaj veriyor. Diyor ki:
TÂHÂ-123: Kâlehbitâ minhâ cemîan ba’dukum li ba’dın aduvv(aduvvun), fe immâ ye’tiyennekum minnî huden fe menittebea hudâye fe lâ yadıllu ve lâ yeşkâ.
(Allahû Tealâ şöyle) dedi: “İkiniz oradan (aşağı) inin! Hepiniz (şeytan ve siz), birbirinize düşman olarak. Bundan sonra Benden size mutlaka hidayet gelecek. O zaman kim hidayetime tâbî olursa artık o, dalâlette kalmaz ve şâkî olmaz.”
Siz ve şeytan, ikiniz birden yeryüzüne inin. Zaten şeytan isyan etmiş ve Allah'ın huzurundan racîm olmuş. Nereye göndermiş? Dünyaya. Ama Allahû Tealâ Âdem babamız ve eşini de cennete koyuyor. Onlar da yasağı çiğneyince “Hadi! Siz de dünyaya, belli bir vakte kadar orada yaşamanız vardır.”
Ve bu âyet gereğince: “Siz ve şeytan birbirinize düşman olarak yeryüzüne inin. Ama benden size hidayetçi gelecek.” İşte bu hidayetçiler dediğimiz, mürşidlerdir. Kur'ân'daki âyetlerle 19 ayrı isim söz konusu.
KUR’ÂN-I KERİM’DE GEÇEN MÜRŞİDLERİN 19 AYRI İSMİ
NEBİ: ENBİYÂ-73, BAKARA-213, ÂLİ İMRÂN-81, AHZÂB-7, BAKARA-121, BAKARA-136, MÂİDE-19
İMAM: ENBİYÂ -71, İSRÂ-71, SECDE-24, YÛNUS-2
1. KAVİM RESÛLLERİ (Sebiller) ENBİYÂ-73, İSRÂ-71, SECDE-24, BAKARA-30, EN’ÂM-165, NÛR-55, ÂLİ İMRÂN-81, BAKARA-101, BAKARA-252, HACC-78, YÛNUS-47
2. MA’RUF’LA EMREDEN, MÜNKERDEN NEHYEDENLER ÂLİ İMRÂN-104- 114- 119, TEVBE-71- 112, HACC-41, LOKMÂN-17
3. TABÎBE’L-KULÛB: ÂLİ İMRÂN-103, ÂLİ İMRÂN-164, ENFÂL-24, CUMA-2, RA’D-28
4. MÜJDELEYİCİ VE NEZİR: HÛD-2, HÛD-25, FURKÂN-51, BAKARA-119, BAKARA-213, NİSÂ-165, KEHF-56, FURKÂN-56, İSRÂ-105, FUSSİLET-4
HALİFE: BAKARA-30, EN'ÂM-165, NÛR-55
5. HİDAYETÇİ: A'RÂF-186, HACC-8, MUMİN-33, TÂHÂ-123, BAKARA-38
6. EHLİ ZİKİR: NAHL-43, ENBİYA-7
7. MUNADİ MEHDİ: ÂLİ İMRÂN-193, KAF-41, A'RÂF-44, RA’D-33, YÂSİN-21, ZUMER-36
8. SADIK: BAKARA-177, ÂLİ İMRÂN-17, TEVBE-119
9. SALİH: ÂLİ İMRÂN-114, İSRÂ-25, CİNN-11
10. SULTAN: RAHMÂN-33
11. HİKMET SAHİBİ ÂLİM: BAKARA-269, ZUMER-9, ÂLİ İMRÂN-18
12. EHLİBEYT: AHZÂB-33
13. VELİYYEN MURŞİDÂ: KEHF-17
14. VESİLE: MÂİDE-35
15. VELİYYİN VE LÂ ŞEFİİ: SECDE-4
16. VELİYYUN HAMÎM: FUSSİLET-34
17. VELİYYİN VE LÂ NASÎR: ŞÛRÂ-8, BAKARA-107, BAKARA-120, TEVBE-74
18. VELİYYİN VE LÂ VÂK: R’AD-37
19. VELİYYUL MU’MİNİN VELİYYUL HAMİD: ÂLİ İMRÂN-68, ÂLİ İMRÂN-122, ŞÛRÂ-28
Nebîler istisnadır. Her devirde nebî yoktur. Allah nebîlere şeriat kitabını veriyor ve nebîler arasında fetret önemi var. Ve nübüvvet Peygamber Efendimiz (S.A.V)'le sona ermiştir. Ama kıyâmete kadar hep imam ve halife olacak. İmam ve halife ayrı bir yere sahip. Her nebî imamdır, halifedir. Ama her imam halife, nebî değildir. Ama bunun dışında bir de her kavmin içerisinde ardı arkası kesilmeksizin resûller gönderiliyor. Kavim resûllerinden bir tanesini Allahû Tealâ imam halife olarak tayin ediyor.
Bunun dışında tam birbirinden farklı tam 19 tane ayrı isim var, hidayetçi olarak. O zaman şöyle söyleyelim. Hidayete erdirenler ve hidayete vesile olanlar. Nebî ve imam halife; onlar hidayete erdirenlerdir. Her devirde hidayete vesile olan birbirinden farklı tam 19 tane ayrı isim var.
İşte Tâhâ 123'te bu 19 ayrı isimden bir tanesini Allahû Tealâ “Size hidayetçi gelecek. Kim hidayetime tâbî olursa…
Ruh için hidayet nedir? Ruhun bizden ayrılarak Sıratı Mustakîm üzerinden Allah'ın Zat’ına ulaşmasıdır.
Fizik vücudun hidayeti nedir? Fizik vücudun şeytana kul olmaktan kurtulup Allah'a kul olmasıdır.
Nefs için hidayet de 7 kademede tezkiye olmasıdır.
Günümüzde geleneksel din tatbikatını yaşayan insanlara göre; ruhun dünya hayatında Allah'a ulaşması yok. Nefs tezkiyesi de yok. Dolayısıyla mürşid de yok. Kala kala fizik bedenin şeytana kul olmaktan kurtulup Allah'a kul olması var. Ama gelin görün ki bu da mümkün değil. Yani ikisi yoksa ruhun Allah'a ulaşması yoksa, nefs tezkiyesi yoksa fizik vücudun şeytana olmaktan kurtulması mümkün değil. Çünkü fizik vücudun şeytana kul olmaktan kurtulmasını beyan eden âyet-i kerime Zumer 17:
ZUMER-17: Vellezînectenebût tâgûte en ya’budûhâ ve enâbû ilâllâhi lehumul buşrâ, fe beşşir ıbâd(ıbâdi).
Ve onlar ki; tağuta (insan ve cin şeytanlara) kul olmaktan içtinap ettiler (kaçındılar, kendilerini kurtardılar). Çünkü Allah'a yöneldiler (Allah'a ulaşmayı dilediler). Onlara müjdeler vardır. Öyleyse kullarımı müjdele!
“Onlar ki tağuta olmaktan içtinap ettiler.” İnsan şeytanlar, cin şeytanlar ve şeytan şeytanlardan kaçındılar. Nasıl yaptılar? “Allah'a yöneldiler.”
Yani, fizik vücut nasıl Allah'a yönelir? Ruhun talebine uyarak, ruha meylederek. Eğer fizik vücut ruha meylederse Allah'ın kulu oluyor. Nefse meylederse şeytanın kulu oluyor. Zaten başlangıçta herkes şeytanın kulu durumunda. Ama bu şeytanın kulu olan insanlar, Allah'a davet olunduğunda, daveti kabul ediyorlar ve böylece kendilerini kurtarıyorlar. Allah razı olsun.