Muhterem hocam, yaşadığımız her türlü güçlüklere, zorluklara rağmen Allah’ın emir ve nehiylerine riayet ederek hedeflere ulaşmamız için gayret ve mücadele içinde olabilmemizin önem
Soru
Muhterem hocam, yaşadığımız her türlü güçlüklere, zorluklara rağmen Allah’ın emir ve nehiylerine riayet ederek hedeflere ulaşmamız için gayret ve mücadele içinde olabilmemizin önemini bizlere açıklayabilir misiniz?
Cevap
Sevgili kardeşlerim, Muhterem Efendimiz buyuruyor ki din üç esas üzerine bina edilmiş.
Vahdet, Allah’ın tekliğidir. Ya kişi gizli şirk içindedir ya kişi Allah’a ulaşmayı dileyen kişidir.
Çünkü Resûlullah (S.A.V) Efendimiz:
HADÎS-İ ŞERİF
Kaynak: İbn Mâce, Zühd, 21
“Ümmetim için en çok korktuğum şey, Allah’a şirk koşmaktır. Ama dikkat edin; Ay’a, Güneş’e veya puta tapacaklar, demiyorum. Fakat, Allah’ın rızasının dışındaki gayeler için harekette bulunacaklar ve gizli şehvet, yani riyâ ve gösteriş duygularını taşıyacaklar.”
“Ümmetim için açık şirkten korkmuyorum. Artık ümmetim putlara tapmaz, yıldızlara tapmaz, aya tapmaz, güneşe tapmaz ama ümmetim için korktuğum şey gizli şirktir.” buyuruyor.
Gizli şirk, kişinin nefsine uyması hâlidir. Şehvet ve riyâ Riyâ nefsin bir âfeti ve gizli şirki temsil ediyor.
İşte olay buysa Allah’ın emirlerine riayet ederek hedeflere ulaşmak ancak Allah’a ulaşmayı dilemek, mürşide tâbî olup ilk emri olan vuslatı, ruhun teslimini gerçekleştirmekle mümkündür. Yani ruhun teslimiyle, vahdet, Allah’ın tekliği, gizli şirkten beri olmayı ifade ediyor.
Tevhid, tek cemaati oluşturmaktır. Tek cemaat, Sıratı Mustakîm üzerinde bulunmak ve fırkalara ayrılmamayı ifade ediyor. En’âm 153’te Allahû Tealâ bunu söylüyor.
EN'ÂM-153: Ve enne hâzâ sırâtî mustekîmen fettebiûh(fettebiûhu), ve lâ tettebiûs subule fe teferreka bikum an sebîlih(sebîlihi), zâlikum vassâkum bihî leallekum tettekûn(tettekûne).
Ve muhakkak ki; bu, Benim mustakîm olan yolumdur. Öyleyse ona tâbî olun. Ve (başka) yollara tâbî olmayın ki; o takdirde sizi, onun yolundan ayırır. İşte böyle size onunla vasiyet etti(emretti). Umulur ki böylece siz takva sahibi olursunuz.
“Sıratı Mustakîm işte budur. Ona tâbî olun.” Sıratı Mustakîm üzerinde olanlar tek cemaati oluşturanlardır, kurtuluşa ulaşanlardır. “Sizi Sıratı Mustakîm’den ayıran sebillere tâbî olmayın.”
İbn Mesut’tan rivayet edilen bir hadîste:
HADÎS-İ ŞERİF
Kaynak: İbn Mâce, Mukaddime 1
İbni Mes'ud (R.A) şunu naklediyor:
"Peygamber Efendimiz (S.A.V) bir gün yere düz bir çizgi çizdi ve 'Bu Allah'ın yoludur' dedi. Daha sonra bu çizginin sağına ve soluna başka çizgiler çizerek 'Bunlar ise diğer yollardır. Her biri üzerinde yanlışa davet eden birtakım şeytanlar vardır.' buyurdu."
İşte bu yanlışa davet eden şeytanlar, onlar fırkalara ayrılanlardır. Fırkaya ayrılmayanlar, fırkayı naciye, onlar Sıratı Mustakîmde bulunanlardır.
“Kimdir fırka-i nâciyeyi teşkil eden, ya Resûlullah?” “Ben ve benim gibi Sıratı Mustakîmde olanlar.”
Öyleyse Sıratı Mustakîm deyip geçmeyin. Tek cemaati oluşturmak, Sıratı Mustakîm üzerinde bulunmayı ifade ediyor.