Muhterem Hocam, yaşadığımız imtihanlar bitsin diye dua etmeli miyiz? Yoksa o imtihan teslimiyetimize vesile olsun mu demeliyiz? İmtihanlarımız konusunda nasıl teslimiyet göstermeliyiz?
Soru
Muhterem Hocam, yaşadığımız imtihanlar bitsin diye dua etmeli miyiz? Yoksa o imtihan teslimiyetimize vesile olsun mu demeliyiz? İmtihanlarımız konusunda nasıl teslimiyet göstermeliyiz?
Cevap
Bir, Allah’ın Kur’ân-ı Kerim’le bize saptadığı bir gündem var. Bir de insanların kendi aklıyla kendisine saptadığı bir gündem var. Mesela şu anda, şu çağda, dijital çağda insanların gündemini medya belirliyor. “Ne hastalığım var?” Hemen Google amcaya müracaat ediyorlar. Yani kendi gündemlerini kendileri tespit ediyorlar. Ama Rabbimizin de biz insanlar için saptadığı bir gündem var. Allah diyor ki Kıyâme-36’da:
75/KIYÂME-36: E yahsebul insânu en yutrake sudâ(sudân). İnsan başıboş (sorumsuz) bırakılacağını mı zannediyor?
Öyleyse Allahû Tealâ insanı başıboş bırakmamışsa, boşuna yaratmamışsa insandan ne istiyor? İnsandan, insanın kâmil olmasını istiyor. Şimdi bu durum karşısında Allah’ın bizim için saptadığı gündemle imtihan oluyoruz. Nedir mesele? Şöyle diyelim: Kişi cimrilik ediyor. Evet. Mesela Hz. Musa (A.S) döneminde birisi diyor ki: “Ya Musa!” diyor, “Rabbine söyle, Hızır’ı bana göndersin.” “Tamam.” diyor. Hz. Musa Tur-i Sina’da Allah’la konuşuyor. Unutunca Allahû Tealâ hatırlatıyor: “Ya Musa! Kulumun sende bir haceti vardı.” “Evet.” diyor, “Ya Rabbim, ben unuttum. Sen unutmazsın. Kulun Senden, ona Hızır’ı göndermeni istiyor.” “Tamam.” diyor, “Ben göndereceğim.” Hızır Aleyhisselâm dilenci kıyafetiyle gidiyor adamın evine. Dilenci kıyafetini görünce, adam da cimri, yani nefsin 19 afetinden bir tanesi cimrilik, “Git işine!” diyor, “Senin ne işin var bu kapıda? Koskoca adamsın, çalış işte...” vesaire. Ve imtihan başlıyor.
Allahû Tealâ’nın o kişiye ihtiyacı mı var? Hayır. Ama o kişinin Allah’a ihtiyacı var. Neden? Çünkü sıkıntıyı cimrilik afetinden çekiyor. Sıkıntıyı yaşıyor. Hızır’ı ona gönderiyor ki o Hızır’la, o cimrilik afetinden kurtulsun. Biz Allah’ın mürşidleriyle nefsimizden kurtuluyoruz. Farkında değil insanlar. Dolayısıyla nefsin afetleri ortaya çıktıkça Allahû Tealâ’nın mürşidleri de, doktoru da ona göre reçete veriyor ve biz ancak o zaman mutlu, huzurlu yaşamaya başlıyoruz inşaallah. Dolayısıyla imtihanlar boşuna değil. Allahû Tealâ’nın bizden gidermesini istediği, kalbimizi temizlediği, afetlerin temizlenmesine sebep olan olaylardır. Bir misal verelim âyet-i kerimede. Bakara Suresinin 155, 156, 157. âyet-i kerimesi ne diyor?
2/BAKARA-155: Ve le nebluvennekum bi şey’in minel havfi vel cûi ve naksın minel emvâli vel enfusi ves semerât(semerâti), ve beşşiris sâbirîn(sâbirîne). Ve sizi mutlaka korku ve açlıktan ve mal, can ve ürün eksikliğinden imtihan ederiz. Ve sabredenleri müjdele.
2/BAKARA-156: Ellezîne izâ esâbethum musîbetun, kâlû innâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn(râciûne). Onlar ki, kendilerine bir musîbet isabet ettiği zaman: “Biz muhakkak ki Allah içiniz (O’na ulaşmak ve teslim olmak için yaratıldık) ve muhakkak O’na döneceğiz (ulaşacağız).” derler.
2/BAKARA-157: Ulâike aleyhim salâvâtun min rabbihim ve rahmetun ve ulâike humul muhtedûn(muhtedûne). İşte onlar (dünya hayatında Allah’a mutlaka döneceklerinden emin olanlar) ki Rab’lerinden salâvât ve rahmet onların üzerinedir. İşte onlar, onlar hidayete ermiş olanlardır.
Öyleyse o imtihan, o kişinin hidayetine vesile oluyor. Allah’ın mürşidleri nasihat ediyorlar. Olaylar da musîbet. “Bir musîbet bin nasihatten iyi.” sözü gereğince biz doğru yola, Sıratı Mustakîm’e o şekilde ulaşıyoruz. Allah razı olsun.