Muhterem Hocam, yeryüzündeki zulümlerin sona ermesi mümkün müdür?
Soru
Muhterem Hocam, yeryüzündeki zulümlerin sona ermesi mümkün müdür?
Cevap
Evet. Hiçbir adaletsizlik, haksızlık, zulüm sonsuza kadar sürmez. Küfür devam eder ama zulüm devam etmez. Mutlaka zulmün sonu gelir. Allah’ın adaleti bu dünyada anında teşekkül eder.
Dikkat edin, Allah’ın bütün insanlara emrettiği şey birlik ve beraberliktir. Birliğin ve beraberliğin sembolü sevgidir. Yeryüzünün adaletle dolacağı, bollukla dolacağı, herkesin birbirini seveceği bir güne doğru yaklaşıyoruz. Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V) o devreye Asr-ı Saadet diyor. İşte hadîs-i şerifte:
HADÎS-İ ŞERİF
Kaynak: Tabarani ve Ebu Nuaymdan, el-Muttaki vr.84b; İbn Asakirden, Suyuti C,II s. 67.
“Dünya hercümerc içinde kaldığında, fitneler zuhur edip yollar kesildiğinde, bazıları bazısına hücum ettiğinde, büyük küçüğüne merhamet etmeyip, büyüğe vakarlı davranmadığında, Allahû Tealâ onlardan adavetin kökünü kazıyarak, dalâlet kalesini fethedecek ve evvelce benim ayakta tuttuğum gibi, ahir zamanda dîni ayakta tutacak, önceden zulümde olan dünyayı adaletle dolduracak olan birini (MEHDİ’yi) gönderecektir.”
“Dünya hercümerc içerisinde kaldığında, fitneler zuhur edip yollar kesildiğinde, bazıları bazısına hücum ettiğinde, büyük küçüğe merhamet etmeyip büyüğe vakarlı davranmadığında Allahû Tealâ onlardan adavetin kökünü kazıyarak dalâlet kalesini fethedecek. Evvelce benim ayakta tuttuğum gibi ahir zamanda dini ayakta tutacak, önceden zulümle dolan dünyayı adaletle dolduracak olan Mehdi’yi mutlaka gönderecektir.”
Bu din 3 esas üzerine bina edilir: Vahdet, Allah’ın tekliği; bir. Tevhid, Allah’a ulaşmayı dileyenin oluşturduğu tek cemaati oluşturmak ve teslim. Dinimizin adı İslâm, İslâm Allah’a teslim olmak.
“Evvelce benim ayakta tuttuğum gibi...” Allah Resûlü (S.A.V) Efendimiz neyi ayakta tutmuş? İslâm’ı. “Ahir zamanda da dini ayakta tutacak, önceden zulümle dolan dünyayı adaletle dolduracak olan Mehdi’yi gönderecektir.” Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V) Mehdi (A.S) için buyuruyor:
HADÎS-İ ŞERİF
Kaynak: Kitab-ül Burhan Fî Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, 2.
“Mehdi (A.S) benim soyumdandır. Ben nasıl vahiy üzere mücadele veriyorsam, o da benim sünnetim üzerine mücadele verir. Bizimle nasıl şirkten kurtulmuşlarsa, onunla da fitneden kurtulacaklardır.”
“Ben nasıl vahiy üzere mücadele veriyorsam o da benim sünnetim üzere mücadele verecek. Benimle insanlar nasıl şirkten kurtuldular ise onunla da fitneden kurtulacaklardır.”
Gerçekten de Allah Resûlü (S.A.V):
HADÎS-İ ŞERİF
Kaynak: Ahmed b. Hanbel’in Müsned, Tirmîzi
“Yakında, kopkoyu karanlık gece parçaları gibi fitneler olacaktır.” Hz. Ali: “Ey Allah’ın Resûl’ü! O fitnelerden kurtuluş yolu nedir?” diye sorduğunda, Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V) Efendimiz buyurdular ki: “Mukaddes ve Yüce olan Allah’ın Kitab’ıdır. O’nda sizden öncekilerin, sizden sonrakilerin haberi ve kendi aranızdakinin hükmü vardır. O, Allah’ın kesin sözüdür. Kim ki, kibrinden dolayı o Kitab’ı terk ederse, Allah onun belini kırar. Kim de hidayeti O’ndan başkasında ararsa, Allah, o kimseyi dalâlette bırakır. O, Allah’ın sapasağlam bir ipi, apaçık bir nuru ve Sıratı Müstakîm’e ulaştıran hikmet dolu bir haberidir.”
“Ya Ali, yakında koyu gece karanlıkları gibi fitneler olacaktır.” Hz. Ali: “Ya Resûlullah, bu fitneden kurtuluş neyledir?” “Allah’ın kitabı olan Kur’ân-ı Kerim iledir” “Çünkü onda sizden öncekilerin, sizden sonrakilerin haberi ve aranızdakinin hükmü vardır. O Allah’ın kelâmıdır. Kim ki kibrinden dolayı o kitabı terk ederse Allah onun belini kırar. Kim de hidayeti ondan başkasından ararsa Allah o kimseyi dalâlette bırakır. O Allah’ın sağlam bir ipi, apaçık bir nuru ve sırat-ı müstakime ulaştıran hikmet dolu bir haberidir.”
Öyleyse görüyorsunuz ki hadîs ve âyetler birbiriyle örtüşmüş vaziyette ifade edildiği zaman bir kesin sonuca ulaşıyoruz. Allah Resûlü, bidayeti, başlangıcı:
HADÎS-İ ŞERİF
Kaynak: Müslim - Riyadussalihin s.137
“Ey insanlar! Hepiniz dalâlettesiniz. Hidayete erdirdiklerim müstesna. Dileyin ki sizi hidayete erdireyim.
Ey kullarım, ben zulmü kendime haram kıldım, sizin aranızda da zulmü haram kıldım. O halde birbirinize zulmetmeyiniz.
Ey insanlar! Hepiniz Allah’a muhtaçsınız. Ni’metlendirdiklerim müstesna. Dileyin ki sizi ni’metlendireyim.”
“Hepiniz dalâlettesiniz, hidayete erdirdiklerim müstesna. Dileyin ki sizi hidayete erdireyim.”
Ey insanlar! Hepiniz Allah’a muhtaçsınız. Ni’metlendirdiklerim müstesna. Dileyin ki sizi ni’metlendireyim.” Bu işin birinci ve ikinci safhası.
“Ey insanlar, Ben zulmü kendime haram kıldım, sizin aranızda da zulmü haram kıldım. O hâlde birbirinize zulmetmeyin.”
Allah’ın istediği şey bu. Zulümden beri olan bir dünya hayatı, herkesin huzur ve mutluluk içerisinde, bolluk ve bereket içinde yaşayacağı bir devir. İşte ona doğru yaklaşıyoruz.