Muhterem Hocam, yıllar önce sizi izledim. Tövbe almaya niyetlendim ama yapamadım. Yakın zamanda eşim tövbe aldı ama çok kısa sürdü. 9 Sene sonra yine karşıma çıktınız. Çok mutlu oldum. Tasavvuf yoluna girmek istiyorum. Bu konuda nasıl bir yol izlemeliyim?

Soru

Muhterem Hocam, yıllar önce sizi izledim. Tövbe almaya niyetlendim ama yapamadım. Yakın zamanda eşim tövbe aldı ama çok kısa sürdü. 9 Sene sonra yine karşıma çıktınız. Çok mutlu oldum. Tasavvuf yoluna girmek istiyorum. Bu konuda nasıl bir yol izlemeliyim?

Cevap

Sevgili kardeşlerim, çok basit, çok kolay. Yani Allah Resûlü boşuna söylemiyor hadîsinde:

“Kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız. Müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz.”

Allah Resûlü ne diyor? “Âhiret işi size kolay geliyor, dünya işi zor geliyorsa siz iyisiniz. Ama dünya işi size kolay geliyor, âhiret işi zor geliyorsa siz kötüsünüz.” Allah Kur’ân-ı Kerim'de 7 grup âyette: “Âhiret sizin için dünya hayatından hayırlıdır.”

AHİRET YURDU DÜNYA HAYATINDAN DAHA HAYIRLIDIR. 1. NİS 77: …De ki: ‘Dünya metaı (menfaati) azdır ve ahiret ise takva sahibi olan kimseler için daha hayırlıdır. Ve siz, kıl kadar (hurma çekirdeğindeki lif kadar bile) zulmedilmezsiniz.’ 2. EN’ÂM 32: Dünya hayatı bir oyun ve eğlenceden başka bir şey değildir. Ahiret yurdu, takva sahipleri için elbette daha hayırlıdır. Hâlâ akıl etmez misiniz? 3. A’RÂF 169: … Allah’a karşı haktan başka bir şey söylememeleri için onlardan Kitab’ın misakı alınmadı mı? Ve onun içindekileri, onlar okudular. Takva sahibi olanlar için ahiret yurdu daha hayırlıdır. Hâlâ akıl etmez misiniz? 4. KASAS 83: İşte bu ahiret yurdu ki onu, yeryüzünde üstün olmak ve fesat çıkarmak istemeyenlere tahsis ederiz. Akıbet (güzel sonuç) muttekîlerindir (takva sahiplerinindir). 5. ZUHRÛF 35: “Ve (üstlerine) süsler (mücevherler yapardık). Ve bunların hepsi sadece dünya hayatının metaıdır. Ve ahiret ise Rabbinin katındadır ve takva sahiplerinindir.” 6. DUH : Ve ahiret (bundan sonraki hayat), mutlaka senin için, evvelkinden (dünya hayatından) daha hayırlıdır. 7. A’L 17: Ve ahiret hayatı daha hayırlıdır ve bâkîdir (devamlıdır). A’L 18: Muhakkak ki bu, evvelki sahifelerde de elbette var. A’L 19: (Hz.) İbrahim’in ve (Hz.) Musa’nın sahifelerinde (var). Hadîs – 1: “Allah niyeti önce ahiret olana dünyayı da verir. Ama niyeti sadece dünya olana ahireti vermez.” (İbn-i Mübarek, Kütübi Sitte) Hadîs – 2: “Dünya ahiretin tarlasıdır.” (Aclûnî¸ Keşfu'l-Hafa¸ Beyrut¸ 1351¸ I¸ 412.) Hadîs – 3: “Ben dünyaya dostlarım için acı, bulanık, dar ve sıkıntılı olmasını vahyettim. Tâ ki, Bana kavuşmayı özlesinler. Ben dünyayı dostlarım için bir zindan, düşmanlarım için de bir Cennet olarak yarattım.” (Suyuti).

Ve Allahû Teâlâ, Allah'ın Resûlü: “Mutû kable en temûtu (Ölmeden evvel ölünüz).” Yani hayattayken ruhunuzu Allah'a ulaştırınız.

HADÎS-İ ŞERİF Kaynak: Aclûnî Keşfu'l Hafa c.2, shf:291 (2669) - 14. Basamak «MÛTU KABLE EN TEMÛTU» «qatlaa qabl 'an tamut» «اقتلی قبل أن تموت» "Ölmeden evvel ölün, Allah'a dönün ki, (ölmeden önce ruhunuzu Allah'a ulaştırınız ki, teslim ediniz ki) Allah size ondan yedi yüze kadar artan yardımlarda bulunsun."

İşte ulaşmayı kalben dilediğiniz zaman Allahû Teâlâ bu talebi kalbinizde görecek. Gördüğü an işlemi Allah gerçekleştiriyor. Üç tane cennet, dünya saadetinin yarısını Allah size hibe ediyor, sağlıyor ve sanki siz yapmışsınız gibi de sizi mükâfatlandırıyor. Bunları yapın. Göreceksiniz ki Allah'ın yardımıyla mutlaka Allah sizi en güzele ulaştıracaktır.

Tasavvuf yoluna girmek bir dilektir. Arkasından o dileğin sahibi olan kişiyi mutlaka Allah mürşidine ulaştırır. Ve mürşide tâbîyetle birlikte o kişinin ruhu mutlaka Allah'a ulaşır. İşte Hz. Nûh (A.S) ile gemiye binenler... İslâm, Nûh'un gemisidir. Gemiye binen kurtulur.

HADÎS-İ ŞERİF Kaynak: Cami’us Sağir, Hadis 8162 “İslâm, Nûh’un Gemisi’dir. Ona binen kurtulur; ondan ayrılan boğulur.”

Hûd 29'da Nûh (A.S) diyor ki:

11/HÛD-29 Ve yâ kavmi lâ es’elukum aleyhi mâlâ(mâlen), in ecriye illâ alâllâhi ve mâ ene bi târidillezîne âmenû, innehum mulâkû rabbihim ve lâkinnî erâkum kavmen techelûn(techelûne). Ve ey kavmim! Buna (tebliğ ettiğim şeylere) karşılık sizden mal olarak (bir şey) istemiyorum. Eğer ücretim (ecrim) varsa ancak Allah’a aittir. Ve ben âmenû olanları (Allah’a ulaşmayı dileyenleri) tardedecek (uzaklaştıracak, kovacak) değilim. Muhakkak ki onlar, Rab’lerine mülâki olacaklar (ulaşacaklar). Ve lâkin ben, sizi cahillik eden bir kavim olarak görüyorum.

“Ben bu yanımdaki kişileri kovamam. Tebliğime karşı da ücret istemiyorum. Kovamam. Onlar mutlaka Rablerine mülâki olacaklardır.” İşte “İslâm Nûh'un gemisidir, gemiye binen kurtulur.” sözü buradan kaynaklanıyor.

“Tebliğ ettiğim şeylere karşılık sizden mal istemiyorum. Benim ücretim Allah'a aittir. Ben âmenû olanları, Allah'a ulaşmayı dileyenleri tard edecek de değilim. Muhakkak onlar Rablerine mülâki olacaklardır.” Çünkü Allah bunu gerçekleştirecek.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 7 Eylül 2026Son güncelleme: 2 Ekim 20264 dk okuma0