Muhterem Hocam, yol gösterici olarak kabul ettiğimiz herkes ve herşey aslında bir mürşid midir?
Soru
Muhterem Hocam, yol gösterici olarak kabul ettiğimiz herkes ve herşey aslında bir mürşid midir?
Cevap
Değil. Konunun Kur’ân-ı Kerim’deki açıklamasına baktığımız zaman, Allah’ın "İrşada memur ve mezun kılındın." cümlesiyle vazifeye tayin ettiği kişi, 7 safha 4 teslimi yaşayandır.
Öncelikle insanla Allah arasında en üst seviyedeki mürşid, Allah’ın peygamberleridir ve Allahû Tealâ peygamberler için Enbiyâ 73’te: “Onları emrimize hidâyete erdiren (ölmeden önce ruhları Allah’a ulaştıran) imamlar kıldık. Onlara hayırlar işlemeyi, namaz kılmayı, zekât vermeyi vahyettik. Onlar Bize kul oldular." buyuruyor.
21/ENBİYÂ-73 Ve cealnâhum eimmeten yehdûne bi emrinâ ve evhaynâ ileyhim fi’lel hayrâti ve ikâmes salâti ve îtâez zekâti, ve kânû lenâ âbidin(âbidine). Ve onları, emrimizle hidâyete erdiren (ölmeden önce ruhları Allah’a ulaştıran) imamlar kıldık. Ve onlara, hayırlar işlemeyi, namaz kılmayı ve zekât vermeyi vahyettik. Ve onlar, Bize kul oldular.
Nebîler arasında Mâide 19’a göre fetret dönemi var.
5/MÂİDE-19 Yâ ehlel kitâbi kad câekum resûlunâ yubeyyinu lekum alâ fetretin min er rusuli en tekûlû mâ câenâ min beşîrin ve lâ nezîrin fe kad câekum beşîrun ve nezîr(nezîru) vallâhu alâ kulli şey’in kadîr(kadîrun). Ey Kitap ehli! Resûllerin (peygamberlerin) fetret devrinde (aralarının kesildiği zamanda), sizlere gerçekleri açıklayan Resûl’ümüz (elçimiz) gelmişti. “Bize bir müjdeleyici ve de uyarıcı gelmedi.” dersiniz diye (dememeniz için). Oysa size "müjdeleyici ve uyarıcı" bir Resûl gelmişti. Allah herşeye kaadirdir.
O zaman fetret döneminin olduğu yerde durum ne olacak? Ardı arkası kesilmeksizin her kavimde Allah’ın velî resûlleri var. Bu velî resûllerden bir tanesini Secde 24’e göre Allahû Tealâ vekâleten devrin imamı olarak seçiyor.
32/SECDE-24 Ve cealnâ minhum eimmeten yehdûne bi emrinâ lemmâ saberû ve kânû bi âyâtinâ yûkınûn(yûkınûne). Ve onlardan, emrimizle hidâyete erdiren imamlar kıldık, sabır sahibi oldukları ve âyetlerimize (Hakk’ul yakîn seviyesinde) yakîn hasıl etmiş oldukları için.
Öyleyse insanla Allah arasındaki ilişkide en üst noktada huzur namazının imamı söz konusu. Hiçbir zaman dilimi yoktur ki, huzur namazını kıldıran imam olmasın. Bu ya Allah’ın bir nebî resûlüdür veya Allah’ın bir velî resûlüdür. Ama mutlaka resûldür. İşte o daima hidâyete erdirrendir ama bir de onu temsilen kavim resûlleri, velî mürşidler, vekil mürşidler var. Herkesin yanı başında mutlaka birileri var. İşte Allah’a davet olunduğunda, eğer kişi hacet namazı kılar da Allahû Tealâ devrin imamı, kavim resûlleri, velî mürşidler, vekil mürşidlerden bir tanesini gösterirse, o zaman ona gidip tâbî olması lâzım ki 7 safha varislerin içerisinden birisine ulaşabilsin.
DEVRİN İMAMINI TEMSİL EDEN HİDâyetE VESİLE OLANLAR 1. ZAHİTLER (Ruh Teslimini Gerçekleştirenler) CUMA-10 Artık namazı kaza ettiğiniz zaman yeryüzüne yayılın ve Allah’ın fazlından isteyin ve Allah’ı çok zikredin. Umulur ki, böylece siz felâha erersiniz. 2. MUHSİNLER (Fizik Vücudu Teslimi Yapanlar) ÂLİ İMRÂN-20 Bundan sonra eğer seninle tartışırlarsa o zaman onlara de ki: “Ben ve bana tâbî olanlar vechimizi (fizik vücudumuzu) Allah’a teslim ettik.”… 3. ULÛL’ELBAB (Nefsini Allah’a Teslim Edenler) ÂLİ İMRÂN-7 ...Ve onun te’vilini Allah’dan başka kimse bilmez ve ilimde rusuh sahipleri ise: “Biz O’na îmân ettik, hepsi Rabbimizin katındandır” derler, onlar da tezekkür edemezler, sadece Ulûl’elbab. 4. MUHLİSLER (Vekil Mürşidler) HİCR-40 ”Ancak onlardan muhlis olan kulların müstesna.” 5. SALİHLER (İradelerini Allah’a Teslim Edenler) NİSA-69 ...Allah’ın kendilerine ni’met verdiği nebîlerle ve sıddîklerle ve şehitlerle ve salihlerle beraberdirler... ENBİYA-105 Andolsun ki; zikirden (Tevrat’tan) sonra Zebur’da, arza salih kullarımızın varis olacağını, yazdık. 6. VELÎ MÜRŞİDLER TEVBE-71 ...Ma’ruf ile emreder ve münkerden nehyederler (yasaklarlar) ve namazı ikâme ederler ve zekâtı verirler. Allah ve O’nun Resûlü’ne itaat ederler... 7. KAVİM RESÛLLERİ NAHL-36 Ve andolsun ki Biz, bütün ümmetlerin (milletlerin, kavimlerin) içinde resûl beas ettik (hayata getirdik, vazifeli kıldık).... KASAS-68 Ve Rabbin, dilediğini yaratır ve seçer. Ve seçim hakkı onlara ait değildir. Allah Sübhan’dır (münezzehtir) ve (onların) şirk koştukları şeylerden yücedir.
Mâide 35’te Allahû Tealâ: “Takva sahibi olun ve sizi kim Allah'a ulaştırmaya vesile olacaksa onu Allah'tan isteyin, O'nun yolunda cihad edin." buyuruyor.
5/MÂİDE-35 Yâ eyyuhâllezîne âmenûttekûllâhe vebtegû ileyhil vesîlete ve câhidû fî sebîlihi leallekum tuflihûn(tuflihûne). Ey âmenû olanlar (Allah’a ulaşmayı, teslim olmayı dileyenler); Allah’a karşı takva sahibi olun ve O’na ulaştıracak vesileyi isteyin. Ve O’nun yolunda cihad edin. Umulur ki böylece siz felâha erersiniz.
Allah’ın hiçbir yaptığı sebepsiz değil tabiî. herşey merkezinde mutlak sebeplere istinat eder. Öyleyse Allahû Tealâ’nın mürşidlerine dikkatle bakın. O mürşidleri Allahû Tealâ farz kılmıştır. Ama mürşid olmak Allah’ın emriyle gerçekleşen bir husustur. Yani herkes mürşid olamaz.
Halk arasında bir ifade şöyle: “Kur’ân-ı Kerim bir mürşidtir.” Evet, gerçekten de Kur’ân-ı Kerim mürşidtir. Ama emrine itaat edilmesi halinde. İşte Kur’ân-ı Kerim’in emrine itaat edilmesi halinde, o zaman kişi hacet namazıyla mürşidini Allah’tan sorması lâzım. Eğer mürşidini Allah’tan sorarsa, o zaman mutlak surette Allahû Tealâ ona, kendisi için tayin ettiği o mürşidi de gösterecektir, Allah’ın izniyle.