Muhterem Hocam, Yunus Emre Hazretleri, “İlim ilim bilmektir, ilim kendini bilmektir.” diyor. Buradaki ilmin, irfanla bir ilişkisi var mıdır?
Soru
Muhterem Hocam, Yunus Emre Hazretleri, “İlim ilim bilmektir, ilim kendini bilmektir.” diyor. Buradaki ilmin, irfanla bir ilişkisi var mıdır?
Cevap
Var, tabiî ama 1. noktada “İlim ilim bilmektir…” Kur’ân-ı Kerim’i bilmeyi ve Allah’a ulaşmayı dilemeyi gerektiriyor. “İlim kendini bilmektir.” Bir insanın kendini bilmesi, nefsine arif olması ancak daimî zikirle mümkündür. “Men arefe nefsehu fekad arefe Rabbehu.” Çünkü nefsine arif olan Rabine ariftir. Rabbe arif olmak, irade teslimiyle, nefse arif olmak da nefsin Allah’a teslimiyle gerçekleşir. O da “İlim kendini bilmektir.” İrfanla gerçekleşir.
Kendini bilmek sadece nefsi, ruhu ve fizik vücudu tanımak değildir. Bunların daha ötesinde o sırra ehil olmaktır. Kalp gözü açılan herkese Allah, ruhların gök katlarındaki seyahatini, hangi katta ne yapacağını gösterecektir. Nefsimizi tanıdığımız zaman nefs tayy-i mekânı size çok şeyler öğretebilir.
Sonra fizik vücudunuzu daha yakından tanıyacaksınız, küçük bir kâinat olduğunuzu göreceksiniz. Yani kendi kendini bilme, irfanın ta kendisidir. Yetmez, hikmetin de ta kendisidir. Yetmez, hakk’ul-yakînin, Rabbini görmenin de ta kendisidir. O sebeple “Men arefe nefsehu fekad arefe Rabbehu.” "Nefsine arif olan Rabbine de arif olur." Allah razı olsun.
HADÎS-İ ŞERİF
Kaynak: Acluni Keşfü’l Hafa II/343 (2532)
“Men arefe nefsehu fekad arefe Rabbehu.”
“Nefsini bilen, Rabbini bilir. Nefsine arif olan, Rabbine arif olur.”