Muhterem Hocam, Yunus Emre Hazretleri’nin “Ballar balını buldum, kovanım yağma olsun” sözünü açıklar mısınız?
Soru
Muhterem Hocam, Yunus Emre Hazretleri’nin “Ballar balını buldum, kovanım yağma olsun” sözünü açıklar mısınız?
Cevap
Sevgili kardeşlerim, her devirde tasarrufta olan bir kişi vardır. Âyet-i kerimelere baktığımız zaman şunu görüyoruz: Yedi âyet-i kerimede, asâleten ve vekâleten devrin imamı resûller, Allah’ın tasarrufu altındadır.
ASÂLETEN VE VEKÂLETEN DEVRİN İMAMI RESÛLLER TASARRUF ALTINDADIR
1. A’RÂF – 188: De ki: “Allah’ın dilemesi hariç, ben kendime fayda veya zarar verecek güce malik değilim. Eğer bengaybı bilseydim, hayrı mutlaka çoğaltırdım, bana bir kötülük dokunmazdı. Ben ancak mü’min olan kavmim için bir nezîr (uyaran) ve müjdeleyiciyim.”
YÛNUS – 49: De ki: “Allah’ın dilediği şey hariç, ben nefsime (kendime) bir fayda ve zarar vermeye malik değilim.”
2. ENFÂL – 17: Onları siz öldürmediniz ama onları Allah öldürdü. Ve attığın zaman da sen atmadın ama Allah attı. Ve Allah, mü’minleri Kendisinden ahsen belâ ile imtihan eder.
Muhakkak ki Allah, işitendir ve bilendir.
3. FETİH – 10: Muhakkak ki onlar, sana tâbî oldukları zaman Allah’a tâbî olurlar. Onların ellerinin üzerinde (Allah senin bütün vücudunda tecellî ettiği için ellerinde de tecellî etmiş olduğundan) Allah’ın eli vardır. Bundan sonra kim (ahdini) bozarsa, o takdirde sadece kendi nefsi aleyhine bozar (Allah’a verdiği yeminleri, ahdleri yerine getirmediği için derecesini nakısa düşürür)....
4. NECM – 26: Ve göklerde nice melekler vardır ki, onların şefaatleri (hiç)bir şeyle (hiçbir şekilde) fayda vermez. Allah’ın dilediği ve razı olduğu (tasarruf rızasına sahip) kimseye (devrin imamına) izin vermesinden sonrası hariç.
CİNN – 21: De ki: “Muhakkak ki ben, size bir zarar verme ve sizi irşad etme gücüne malik (sahip) değilim.”
5. NECM – 3: Ve o, hevasından (kendiliğinden) konuşmaz.
NECM – 4: (O’nun söyledikleri), sadece O’na vahyolunan vahyidir.
6. NAHL – 127: Sabret! Senin sabrın sadece Allah iledir (Allah’ın tasarrufu iledir). Onların yüzünden mahzun olma ve onların kurdukları tuzaklar sebebiyle sıkılma.
KASAS – 68: Ve Rabbin, dilediğini yaratır ve seçer. Ve seçim hakkı onlara ait değildir. Allah Sûbhân’dır (münezzehtir) ve (onların) şirk koştukları şeylerden yücedir.
7. TÂHÂ – 109: … Rahmân’ın kendisine izin verdiği ve sözünden razı olduğu (tasarruf rızasının sahibi) kimseden başkasının şefaati bir fayda vermez.
ENBİYÂ – 73: Ve onları, emrimizle hidayete erdiren (ölmeden önce ruhları Allah’a ulaştıran) imamlar kıldık....
SECDE – 24: Ve onlardan, emrimizle hidayete erdiren imamlar kıldık....
Onların her söylediği söz, Allah’ın kendisine söylettirdiğidir; her yaptığı fiil, Allah’ın kendisine yaptırdığıdır. Dolayısıyla Efendimiz'in sohbetlerinde defaatle: “Ey sevgili kardeşlerim! Siz Hidayet Çağı’nın meşalelerisiniz, güneşlerisiniz, yıldızlarısınız, nurlarısınız.” demesinin arkasında, "Devrin imamının etrafında birinci daireyi teşkil ediyorsunuz" demesiyle, zaten bunun arasında bir paralellik vardır.
Birinci kanaldan saf olarak Efendimiz Allah’tan ve Efendimiz'in de bizlere sunulması sebebiyle birincil kaynaktan; Allah’tan ilmimizi öğreniyoruz. Bir Allah dostu diyor ki: “Siz ilminizi kitaplardan aldınız, biz ilmimizi Allah’tan aldık.” Neydi bu olayın sonu? Şems Hazretleri ile Mevlana: Mevlana ile karşılaşınca Şems ona sual soruyor. Mevlana o dönemde medresede müderrislik yapıyor. Şems soruyor: “Sen ilmini kimden aldın?” O diyor ki: “Ben ilmimi kitaplardan aldım.” Ve kitaplarını gösteriyor. Şems Hazretleri elinin tersiyle kitapları suya, havuza atıyor.
Mevlana çok öfkeleniyor: “İlmimi aldığım bu kitaplara, seni hakaret ettiren şey ne?” diye kızıyor. Ama o zaman Şems cevap veriyor: “Sen ilmini bu kitaplardan aldın, biz de ilmimizi Allah’tan aldık.” Sonra “Euzu billahi mineşşeytanirracim Bismillahirrahmanirrahim” diyerek sudaki o kitapları tek tek alıyor ve tozlarını silkerek tekrar Mevlana’ya teslim ediyor. İşte o zaman Mevlana’nın ayakları suya eriyor. Kendisindeki ilimle Şems'teki ilim birbirinden farklı. Belki Şems ilmi ledunun sahibi, ama öbürü öyle değil.
Öyle olunca o zaman gerçekten her devirde Allah’ın tasarrufunda olan bir Allah’ın resûlü vardır, o devrin imamıdır. Ve 7
âyet-i kerime bu tasarruf olayından bahsediyor.