Muhterem Hocam, Yunus Emre kalp kırmanın, gönül yıkmanın Kâbe’yi yıkmaktan daha kötü olduğunu söylüyor. İnsan kalbini kırmamanın, insanı kırmamanın önemini anlatır mısınız?
Soru
Muhterem Hocam, Yunus Emre kalp kırmanın, gönül yıkmanın Kâbe’yi yıkmaktan daha kötü olduğunu söylüyor. İnsan kalbini kırmamanın, insanı kırmamanın önemini anlatır mısınız?
Cevap
Dünya hayatımızın asıl gayesi gönül yapmak sevgili kardeşlerim, gönül yıkmak değil. Yine Yunus’un ifadesiyle: “Eğer bir kalp kırdıysan, kıldığın namaz namaz değil. 72 millet dahi elinin yüzünü yumaz değil.”
İki tür insan var: Kalp yapanlar var; Allah’ın taraftarları, Allah dostları. Kalp kıranlar var; şeytanın dostları. İşte kim kalp kırıyorsa o, şeytanın tesiri altında bunu gerçekleştiriyor. O zaman da Allah yolundan insanları saptırdığı için, kalp kıranlar; kendileri ulaşmayı dilemeyen, başkasının dilemesine mani olan insanlar.
“Eğer bir kalp kırdıysan, kıldığın namaz namaz değil. 72 millet dahi elini yüzünü yumaz.” Yani yetmiş iki millet bile seni temizleyemez. Yunus bir başka açıklamasında şunu söylüyor: “Ben gelmedim dava için, benim işim sevi için. Dostun evi gönüllerdir, gönüller yapmaya geldim.” Öyleyse hepimizin hedefi etrafımızdaki insanları sevmek; hepimizin hedefi onların kalbini kırmak değil, onların gönlünü yapmak. Böyle yaparsak ne olur? Böyle yaparsak, devamlı huzur ve mutluluk içerisinde bir hayatı yaşarız.
Sosyal boyutu sebebiyle herkes birbirine ihtiyaç içerisinde. Ama insanlar sadece bunu yerine getirseler, birbirlerinin kalbini kırmasalar, birbirinin gönlünü yapsalar, o verdikleri; karşı tarafa verdikleri, sevgi ve gönül yapıcı huzur içerisinde kendileri en güzel mutluluğu yaşarlar. Zaten insan mutlu olmak istiyor. Allah onun mutlu olmasını istiyor. Allah dostları da onun mutlu olmasını istiyor. Onu mutsuz eden şeytan. Şeytanı da devreye almadığı takdirde bir başkasının kalbini kırmadığı takdirde, en üst seviyedeki mutluluğu kendisi yaşayacaktır inşaallah. Allah razı olsun.