Muhterem Hocam, Yunus Emre’nin “Bir kez gönül yıktın ise bu kıldığın namaz, namaz değil” sözünü nasıl anlamalıyız? Kastedilen mânâ nedir?
Soru
Muhterem Hocam, Yunus Emre’nin “Bir kez gönül yıktın ise bu kıldığın namaz, namaz değil” sözünü nasıl anlamalıyız? Kastedilen mânâ nedir?
Cevap
Bir tarafta namaz kılmak, ondan derecat kazanmak var; öbür tarafta da bir kişiyi huzursuz ve mutsuz kılmak, sıkıntıya sokmak var.
HADÎS-İ ŞERİF
Kaynak: Buhârî, Sulh 3; Müslim, Birr 25.
"Size, oruç tutmaktan, namaz kılmaktan ve sadaka vermekten daha faziletli bir şeyi haber vereyim mi?" Sahâbeler, "Evet, ya Resûlallah" dediler. Resûlullah (S.A.V) şöyle buyurdu:
"Aralarını düzeltmek! Çünkü insanlar arasındaki bozulmuş ilişkiler, dinî bağları kökünden kesip yok eder."
Aralarını düzeltmek, yani gönül yapmak çünkü insanlar arasındaki bozulmuş ilişkiler, dinî bağları kökünden kesip yok eder. O zaman gönül yapmak mı, namaz kılmak mı? Gönül yapmak namaz kılmaktan daha hayırlıdır. Yûnus Emre buna işaret ediyor. Çünkü gönül yapmak Allah için olmaktır ama namaz kılmak kişinin derecat kazanması içindir, kendi nefsi içindir.
Başka bir hadîste Efendimiz (S.A.V) şöyle buyurur:
Allahû Tealâ kuluna der ki:
—Ben sana ilim verdim, ne yaptın ey kulum?
— Ben herkese anlattım.
—Hayır, insanlar sana ‘ne kadar âlim’ desinler diye yaptın.
—Ben sana mal verdim, ne yaptın ey kulum?
—Herkese verdim.
—Hayır, insanlar sana ‘ne kadar cömert’ desinler diye yaptın.
—Ben sana sağlık verdim, ne yaptın ey kulum?
—Senin yolunda şehit oldum.
—Hayır. İnsanlar sana ‘ne kadar kahraman’ desinler diye yaptın.
HADÎS-İ ŞERİF
Kaynak: Müslim, İmâret 152, (1905); Tirmizî, Zühd 48, (2383); Nesâî, Cihâd 22, (6, 23, 24..)
“Kıyamet günü aleyhinde ilk önce hüküm verilecek olanlar şunlardır:
1) Adam şehit olmuş olarak biliniyor. Huzura getirilir. Allah ona nimetlerini hatırlatır. O da ulaştığı nimetleri tanır ve kabul eder.
Allah ona “Bu nimetlere karşı ne amel işledin?” diye sorar.
Adam: “Senin yolunda cihad ettim. Nihâyet şehid edildim.” der.
Allah: “Yalan söyledin! Bilâkis sen kahramandır denilmek için savaştın ve nitekim hakkında da öyle söylenmiştir.” buyurur. Sonra emir verilir ve bu kimse cehenneme atılır.
2) Bir adam daha getirilir ki, ilim öğrenmiş, öğrendiğini başkasına öğretmiş ve Kur’ân okumuştur.
Allah ona: “Ne amel işledin?” der.
Adam: “Senin rızan için ilim öğrendim. Başkalarına ilim öğrettim. Kur’ân okudum.” der.
Allah: “Yalan söyledin! Sen ‘âlim desinler’ diye ilim öğrendin. ‘Ne güzel okuyor’ desinler diye Kur’ân okudun! Gerçekten sana bunlar da söylendi.” buyurur. Emir verilir ve adam cehenneme atılır.
3) Bir başkası daha getirilir. Allah’ın kendisine bol nimetler verdiği ve her çeşit maldan bolca ihsan ettiği bu adama…
Allah: “Ne amel işledin?” buyurur.
Adam: “Senin verilmesini istediğin yerlere Senin rızan için verdim yâ Rabbi.” der.
Allah: “Yalan söyledin. Bilâkis sen ‘cömert bir kimsedir’ desinler diye verdin. Nitekim senin için bu da söylenmiştir.” buyurur. Sonra emir verilir, adam Cehenneme atılır.
Sonra Peygamber Efendimiz (S.A.V), Ebû Hüreyre’nin dizine vurup:
“Ey Ebû Hüreyre! Bu üç zümre, Kıyamet günü, cehennemin üzerlerine kabaracağı kimselerdir!” buyurdu.
Şehit olmuş olarak biliniyor, Huzura getiriliyor: "Yalan söyledin, bilakis sen, 'Kahramandır' denilmek için savaştın; nitekim hakkında öyle söylenmiştir." Sonra emir yerine getirilir ve o kimse cehenneme atılır.
Allah’ın kendisine bol ni’met verdiği, her çeşit maldan bolca ihsan ettiği bir adama: “Ne yaptın?” diye sorulur.
O da: “Ben dağıttım.” der. Allah ona: “Hayır, insanlar sana ‘ne kadar cömert’ desinler diye yaptın. Nitekim onun karşılığını da dünyada aldın.” buyurur.