Muhterem Hocam, Yûnus Suresi’nin 11. âyet-i kerîmesi ile A‘râf Suresi’nin 186. âyet-i kerîmesi arasında bir illiyet rabıtası var mıdır?
Soru
Muhterem Hocam, Yûnus Suresi’nin 11. âyet-i kerîmesi ile A‘râf Suresi’nin 186. âyet-i kerîmesi arasında bir illiyet rabıtası var mıdır?
Cevap
Yûnus Suresi’nin 11. âyet-i kerîmesinde:
10/YÛNUS-11 Ve lev yuaccilullâhu lin nâsiş şerresti’câlehum bil hayri le kudiye ileyhim eceluhum, fe nezerullezîne lâ yercûne likâenâ fî tugyânihim ya’mehûn(ya’mehûne).
Ve eğer Allah onların hayrı acele istemeleri gibi insanlara şerr için acele etseydi, elbette onların ecelleri yerine getirilirdi (kaza edilirdi). Fakat (hayatta iken) Bize ulaşmayı dilemeyen kimseleri, isyanları içinde şaşkın bırakırız.
A‘râf Sûresi’nin 186. âyet-i kerîmesinde ise:
7/ARÂF-186 Men yudlilillâhu fe lâ hâdiye lehu, ve yezeruhum fî tugyânihim ya’mehûn(ya’mehûne).
Allah kimi dalâlette bırakırsa, artık onun için bir hidayetçi (hidayete erdiren) yoktur. Ve onları azgınlıkları (isyanları) içinde şaşkın (bir halde) terkeder (bırakır).
Evet, iki âyet-i kerîmeye baktığımız zaman, gerçekten ikisinin arasında illiyet rabıtası vardır. Ama A‘râf 186 aynı zamanda, mürşidine tâbiî olmayanların, 10 âyet gereğince dalâlette kaldığını ifade eder. Bu 10 âyetten bir tanesi de A‘râf 186’dır.
MÜRŞİDE TÂBÎ OLMAYAN (Tarikata Girmeyen) DALÂLETTEDİR (10 AYET)
1. ÂLİ İMRÂN-164 Andolsun ki Allah, mü’minlerin üzerine bir ni’met olmak üzere kendilerinden bir resûl beas eder... Ondan evvel onlar gerçekten açık bir dalâlet içinde idiler.
2. A‘RÂF-186 Allah kimi dalâlette bırakırsa, artık onun için bir hidayetçi yoktur. Ve onları azgınlıkları içinde şaşkın terkeder.
3. NAHL-36 ...Biz, bütün ümmetlerin içinde resûl beas ettik. Allah’a kul olsunlar ve tağuttan içtinap etsinler diye. Onlardan bir kısmını, Allah hidayete erdirdi ve bir kısmının üzerine dalâlet hak oldu. …
4. KEHF-17 …Allah, kimi Kendisine ulaştırırsa, işte o hidayete ermiştir. Ve kimi dalâlette bırakırsa artık onun için veli mürşid bulunmaz.
5. TÂHÂ-123 …“İkiniz oradan inin! Hepiniz birbirinize düşman olarak. Bundan sonra Benden size mutlaka hidayet gelecek. O zaman kim hidayetime tabi olursa artık o, dalâlette kalmaz ve şâki olmaz.”
6. KASAS-50 …eğer sana icabet etmezlerse, bil ki onlar heveslerine tâbidirler. Allah’tan bir hidayetçi olmaksızın kendi heveslerine tâbi olandan daha çok dalâlette kim vardır? ...
7. ZUMER-23 …İşte bu, Allah’ın hidayetidir, dilediğini onunla hidayete erdirir. Ve Allah, kimi dalâlette bırakırsa artık onun için bir hidayetçi yoktur.
8. CÂSİYE-23 Hevasını kendisine ilâh edinen kişiyi gördün mü? Ve Allah onu ilim üzere dalâlette bıraktı. …Bu durumda Allah’tan sonra onu kim hidayete erdirir?…
9. AHKÂF-32 Ve Allah’ın davetçisine icabet etmeyen kimse, yeryüzünde (Allah’ı) aciz bırakacak değildir. Ve onun Allah’tan başka dostları yoktur. İşte onlar apaçık dalâlet içindedirler.
10. CUMA-2 Ümmîler arasında, kendilerinden bir resûl beas eden O’dur. …Ve daha önce elbette onlar, sadece açık bir dalâlet içinde idiler.
13/RA’D - 27 ...kul innallâhe yudillu men yeşâu ve yehdî ileyhi men enâb(enâbe).
Muhakkak ki Allah, dilediği kimseyi dalâlette bırakır ve O’na yönelen kimseyi Kendine ulaştırır (hidayete erdirir).
O zaman herkes dalâlette o dalâlette olanlardan Allah'a yönelen, ulaşmayı dileyeni Allah Kendisine ulaştırır, diğerini de dalâlette bırakır. Hangi sebeple dalâlette bırakır? Kişi Allah’a yönelmediği, Allah’a ulaşmayı dilemediği için. İşte Allahû Tealâ, Allah’a ulaşmayı dilemeyenleri, Allah'a yönelmeyenleri 7 âyet gereğince dalâlette bırakır:
ALLAH’A ULAŞMAYI DİLEMEYENLER – GAYY YOLUNDA
1. YÛNUS-7 …Onlar, Bize ulaşmayı dilemezler. Onlar âyetlerimizden gafil olanlardır…
2. YÛNUS-11…Bize ulaşmayı dilemeyen kimseleri, isyanları içinde şaşkın bırakırız.
RA’D – 27 …Allah, dilediği kimseyi dalâlette bırakır…
3. YÛNUS-15 Bize ulaşmayı dilemeyen kimseler şöyle dedi: “Bize bundan başka bir Kur’ân getir…”
4. YÛNUS-45 …Allah’a mülâkî olmayı yalanlayanlar, hüsrandadır…
EN’ÂM – 31 Allah’a mülâkî olmayı yalanlayan kimseler hüsrana düştüler…
5. FURKAN-21 Ve Bize mülâkî olmayı dilemeyenler:…nefslerinde kibirlendiler…
6. RÛM-8 …İnsanların çoğu, Rab’lerine mülâkî olmayı inkâr edenlerdir.
7. SECDE-10 …Onlar, Rab’lerine mülâkî olmayı inkâr edenlerdir.
FUSSİLET – 54 Onlar gerçekten Rab’lerine mülâkî olacaklarından şüphe içindeler…
Allah'a ulaşmayı dilemedikleri için Allahû Teala dalâlette bırakıyor. Dalâlette olanlar için bir hidayetçi yoktur; âyetler gayet açıktır.
ALLAH’A ULAŞMAYI DİLEMEYENLER İÇİN MÜRŞİD YOK, TARÎK-İ CEHİMDE, SIRAT-I CEHİMDE
1. ARÂF – 186 Allah kimi dalâlette bırakırsa, artık onun için bir hidayetçi yoktur…”
2. RA’D – 27 De ki: “Muhakkak ki Allah, dilediği kimseyi dalâlette bırakır ve O’na yönelen kimseyi Kendisine ulaştırır.”
RA’D – 33 …Allah, kimi dalâlette bırakırsa artık onun için bir hidayetçi (mehdi) yoktur.
3. KEHF – 17 …Allah, kimi dalâlette bırakırsa artık onun için veli mürşid bulunmaz.
4. ZUMER – 23… Allah, kimi dalâlette bırakırsa, o zaman onun için bir hidayetçi (mehdi) yoktur.
5. ZUMER – 36 …Allah, kimi dalâlette bırakırsa artık onun için hidayetçi yoktur.
6. MU’MİN – 33…Allah kimi dalâlette bırakırsa, artık onun için koruyucu yoktur.
7. ŞÛRÂ – 44 Ve Allah kimi dalâlette bırakırsa, o taktirde onun için, bundan sonra bir velî (dost) yoktur…
Ama kim Allah’a ulaşmayı dilerse, 7 âyet gereğince Allahû Tealâ onları hidayete erdiriyor. Yani ne yapıyor? Onları hidayete erdirdiği kişileri mürşidlerine ulaştırıyor. Diğerini ise dalâlette bırakır. Dalâlette olan için mürşid yoktur; Allah’a ulaşmayı dileyenleri de mutlaka mürşidlere ulaştırır ve onları mürşid vasıtasıyla hidayete erdirir.
ALLAH’A ULAŞMAYI (HİDAYETİ) DİLEYEN – ALLAH’I SEVENLER – SEBÎL İ REŞAD ÜZERİNDE
1. BAKARA-46 …Rab’lerine muhakkak mülâkî olacaklarına....yakın derecesinde inanırlar.
BAKARA-156 …Biz muhakkak ki Allah için (O’na ulaşmak ve teslim olmak için yaratıldık) ve muhakkak O’na döneceğiz (ulaşacağız)” derler.
2. BAKARA-249 …O kendilerinin muhakkak Allah’a mülâkî olacaklarını kesin olarak bilenler…
3. EN’ÂM-154 …onlar, Rab’lerine mülâkî olacaklarına inanırlar…
4. RA’D-2 …Ayetleri ayrı ayrı açıklar ki; böylece Rabbinize mülâkî olmaya yakîn hasıl edersiniz.
5. KEHF-110 …Kim Rabbine mülâki olmayı dilerse, o zaman salih amel (nefs tezkiyesi) yapsın…
6. ANKEBÛT-5 Kim Allah’a mülâkî olmayı dilerse, o taktirde muhakkak ki Allah’ın tayin ettiği zaman mutlaka gelecektir…
7. İNŞİKÂK-6 Ey İnsan! Muhakkak ki sen, Rabbine doğru cehd ile (nefsinle) cihad edersin. Sonunda O’na mülâkî olursun.”
ALLAH’A ULAŞMAYI (HİDAYETİ) DİLEYEN – MÜRŞİDE TÂBÎ – TARÎK-İ VE SIRAT-I MUSTAKÎM ÜZERİNDE
1. ÂLİ İMRÂN-31 …Allah’ı seviyorsanız, o taktirde bana tâbî olunuz ki Allah da sizi sevsin…
2. ÂLİ İMRÂN-164 Andolsun ki Allah, mü’minlerin üzerine bir nî'met olmak üzere kendilerinden bir resûl beas eder...
3. MERYEM-43 …bana tâbî ol. Seni, Sıratı Sevîyye’ye hidayet edeyim.
RA’D – 7 …Sen, sadece bir uyarıcısın ve bütün kavimler için hidayetçi vardır.
4. YÂSİN-21 (Tebliğlerine karşılık) sizden ücret istemeyen (bu) kişilere tâbî olun. Ve onlar, mehdilerdir.”
5. MU’MİN-38 Ve âmenu olan adam şöyle dedi: “Ey kavmim! Bana tâbî olun ki sizi irşad yoluna ulaştırayım.”
6. ZUHRUF-61 …Sakın şüphe etmeyiniz! Ve bana tâbî olun, işte bu Sırat-ı Müstakîm’dir.
7. CUMA-2 Ümmîler arasında kendilerinden bir resûl beas eden O’dur. Onlara, O’nun (Allah’ın) âyetlerini okur, onları tezkiye eder...
Ama tâbî olan kişi kimdir? Allah'a ulaşmayı dileyen kişidir. Öyleyse Allah’a ulaşmayı dilemeyen için bir hidayetçi yoktur. Allah’a ulaşmayı dileyen herkes için ise Allahû Tealâ kesinlikle onları mürşidlerine ulaştırır.
İki âyet arasında illiyet rabıtası var mı ? Var.