Muhterem Hocam, bugün birçok fırka grup var, hepsi "Doğru olan biziz, ötekiler yanlış yolda" diyor. Kimin doğru veya yanlış olduğunu nasıl anlayabiliriz, açıklar mısınız?
Soru
Muhterem Hocam, bugün birçok fırka grup var, hepsi "Doğru olan biziz, ötekiler yanlış yolda" diyor. Kimin doğru veya yanlış olduğunu nasıl anlayabiliriz, açıklar mısınız?
Cevap
Sevgili kardeşlerim, çok basit, çok kolay. Allahû Tealâ indirdiği kutsal kitaplarda, Tevrat'ın da furkan olduğu, İncil'in de furkan olduğu ve son şeriat kitabı Kur'ân-ı Kerim'in furkan olduğunu buyuruyor. Furkan, doğruyu yanlıştan ayıran ölçü demektir. Öyleyse standardımız belli. Neye göre doğru? Kur'ân-ı Kerim'le karşılaştırıldığında, Kur'ân-ı Kerim'le çakışıyorsa, Kur'ân-ı Kerim teyit ediyorsa o doğrudur. Kur'ân'la karşılaştırıldığı zaman Kur'ân'a uymuyorsa, Kur'ân âyetleriyle ihtilaftaysa, o da kesinlikle yanlıştır. Ve Allahû Tealâ buyuruyor ki, aralarındaki ihtilafı Allahû Tealâ çözecektir.
Şimdi Kur'ân-ı Kerim'e baktığımız zaman, özellikle hiçbir zaman dilimi yoktur ki devrin imamı olmasın. Allah'ın kendisine şeriat kitabı verdiği peygamberler, bulundukları dönemlerde asaleten devrin imamıdırlar. Şimdi bugüne baktığımız zaman, son nebî, Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V). Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V)'den sonra nebî gelmeyecek. Hiçbir zaman dilimi yoktur ki devrin imamı olmasın. O zaman hayatta olan devrin imamı hakkında Allah ne buyuruyor? İşte hayatta olan devrin imamı için, şu anda Dünya üzerinde ne kadar kavim varsa, o kavmin içerisinde o kavmin lisanıyla Allah'ın âyetlerini açıklayan velî resûller var.
Mu'minûn Suresi'nin 44. âyet-i kerimesinde Allahû Tealâ buyuruyor: "Sonra Biz resûllerimizi art arda, arası kesilmeksizin gönderdik. Her ümmete resûl geldiği zaman her defasında onu yalanladılar."
23/MUMİNÛN-44 Summe erselnâ rusulenâ tetrâ, kullemâ câe ummeten resûluhâ kezzebûhu fe etbâ’nâ ba’dahum ba’dan ve cealnâhum ehâdîs(ehâdîse), fe bu’den li kavmin lâ yu’minûn(yu’minûne).
Sonra Biz, resûllerimizi art arda (arası kesilmeksizin) gönderdik. Her ümmete resûlü geldiği zaman, her defasında onu yalanladılar. Biz de onları birbiri arkasından (helâk ettik). Ve onları efsane kıldık. Artık mü’min olmayan kavim (Allah’ın rahmetinden) uzak olsun.
İşte şu anda bütün kavimlerde yaşayan velî resûller arasında, Allah, bir kişiyi Âli İmrân 179'a göre seçiyor. Âli İmrân 179'da ne diyor Allahû Tealâ: "Allah sizi gayba muttali edecek değildir. Lâkin Allah, resûllerinden dilediği kimseyi seçer, gaybı o Resûlüne bildirir."
3/ÂLİ İMRÂN-179 Mâ kânallâhu li yezerel mu’minîne alâ mâ entum aleyhi hattâ yemîzel habîse minet tayyib(tayyibi), ve mâ kânallâhu li yutliakum alâlgaybi ve lâkinnallâhe yectebî min rusulihî men yeşâu fe âminû billâhi ve rusulihî, ve in tu’minû ve tettekû fe lekum ecrun azîm(azîmun).
Allah, habis olanı (kötüyü), temiz olandan (mü'min olanı, mü'min gözükenden) ayırıncaya kadar mü'minleri, sizin bulunduğunuz hâl üzere (mü'min olanla mü'min gözükenin bir arada olduğu bir durumda) terk edecek değildir. Ve Allah sizigayba muttali edecek (gaybı bildirecek) değildir. Ve lâkin Allah, resûllerinden dilediği kimseyi seçer (gaybı o resûlüne bildirir). O halde, Allah'a ve O'nun resûllerine îmân edin. Ve eğer âmenû olur ve takva sahibi olursanız, o zaman sizin için "Büyük Ecir" vardır.
Öyleyse her devirde gaybı kendisine bildirdiği kişi, Allah'ın gaybı kendisine bildirdiği, devrin imamıdır. Ve devrin imamı Allah tarafından bu âyet gereğince, kavim resûlleri arasından seçiliyor. "O halde Allah'a ve O'nun Resûlüne îmân edin." Burada da bize bir emir var. Her devirde Allah'a ve O'nun Resûlüne, Allah'ın vekaleten devrin imamlığı için seçtiği Resûlüne îmân edin. Eğer âmenû olur, takva sahibi olursanız, o zaman sizin için büyük ecir vardır.
Şimdi eğer olay buysa, her devirde kavim Resûlleri arasından seçilen vekaleten devrin imamı, Secde 24'e göre belirleniyor, Secde 24'te:
32/SECDE-24 Ve cealnâ minhum eimmeten yehdûne bi emrinâ lemmâ saberû ve kânû bi âyâtinâ yûkınûn(yûkınûne).
Ve onlardan, emrimizle hidayete erdiren imamlar kıldık, sabır sahibi oldukları ve âyetlerimize (Hakk’ul yakîn seviyesinde) yakîn hasıl etmiş oldukları için.
Ve Allahû Tealâ buyuruyor ki, Enbiyâ 7'de: "Bilmiyorsanız zikir ehline sorun."
21/ENBİYÂ-7 Ve mâ erselnâ kableke illâ ricâlen nûhî ileyhim fes’elû ehlez zikri in kuntum lâ ta’lemûn(ta’lemûne).
Ve senden önce, vahyettiğimiz rical (erkekler)den başkasını göndermedik. Eğer bilmiyorsanız, zikir ehline (daimî zikrin sahiplerine) sorun.
İşte Âli İmrân 179'a göre seçilen, Allah'ın kendisine gaybı bildirdiği; Secde 24'e göre vekaleten devrin imamı olarak tayin ettiği kişiyi Allahû Tealâ Enbiya 7'de "bilmiyorsanız ona sorun" diyor.
İşte bugün sorduğumuz zaman neyle karşılaşıyoruz? Sorduğumuz zaman ne yazık ki Kur'ân'daki İslâm yaşanmıyor. Kur'ân'daki İslâm'ı yaşayan bazı küçük tasavvuf grupları var. Ama onların da çoğu Kur'ân-ı Kerim hakikatlerinden haberdar değil.
Gelelim Resûlullah (S.A.V)'İn hadîslerine: Belki birileri der ki biz Resûlullah'tan sonra hiç resûl tanımıyoruz, biz bu Kur'ân âyetlerine sizin gibi mânâ vermiyoruz. İşte âyetler çerçevesinde olaya baktık, şimdi Resûlullah'ın vazettiği hadîsler çerçevesinde bakalım, bu konuya nasıl ulaşıyoruz; yedi grup hadîste mürşide tâbîyet:
7 GRUP HADİSTE MÜRŞİDE TABİYET
HADÎS-İ ŞERİF 1: “Benden sonra nebîler gelmeyecek. Nübüvvet Benimle sona ermiştir ama Benden sonra halifeler, imamlar gelecek. Onlara itaat eden, Bana itaat etmiştir. Onlara asi olan, Bana asi olmuştur.”
Kaynak: Sahih Buhari 11. cilt, sayfa 181
HADÎS-İ ŞERİF 2: “Benden sonra nebî gelmeyecek, alimler gelecek, halifeler gelecek. Onlara tâbi olan bana tâbi olur, onlara asi olan bana asi olur.”
Kaynak: Sahih Buhari 9. cilt 1409. hadîs
HADÎS-İ ŞERİF 3: “Size ruh verenler gelecek, onları arayıp bulun. Kim zamanın imamına tâbi olmazsa cahiliyet üzere ölür.”
Kaynak: Sahihi Müslim 58, no 1851
“Sahâbem yıldızlar gibidir. Hangisine tâbi olursanız, doğruya erersiniz.”
Kaynak: Feyzu’l-Kadir 4, 76
HADÎS-İ ŞERİF 4: “Benim sünnetime ve benden sonra gelen raşid halifelerin yoluna tâbi olun.”
Kaynak: Ebu Davud, Melahim, 1.
“Her asırda ümmetimden Allah’a itaat ve hayırda yarışanlar bulunacaktır.”
Kaynak: Elbani, Nasuruddin, Silsiletu’l-Ehadis-es-Sahiha, Beyrut, 1991, V.7
HADÎS-İ ŞERİF 5: “Kim Bana itaat ederse muhakkak ki Allah’a itaat etmiş olur. Kim Bana isyan ederse, Allah’a isyan etmiş olur. Her kim İmamı’na (Kamil Mürşide veya Devrin İmamı’na) itaat ederse, muhakkak ki Bana itaat etmiş olur. Her kim İmam’a isyan ederse, muhakkak ki Bana isyan etmiş olur.”
Kaynak: İbni Mace 8/2589
HADÎS-İ ŞERİF 6: “Hudeybiye’de ağaç altında biat edenlerden hiç kimse ateşe girmeyecektir.”
Kaynak: Müslim
“Ey insanlar! Hepiniz dalâlettesiniz. Hidayete erdirildiklerim müstesna. Dileyin ki sizi hidayete erdireyim.”
Kaynak: Riyazussalihin s.137
HADÎS-İ ŞERİF 7: “Muhakkak Allah her yüzyılda (asırda) bir kimse (in) işlerini yenileyen, tazeleyen, başseder. Sizden bir taife halkı Allah’a davette misal olanlar. Bunlar ehli haktır. Bu kimseler din işlerini yeniler, tazeler. Bu Allah’ın dostları, Allahû Tealâ’nın kullarına sevdirilir.”
Kaynak: Ebu Davud
“Şüphesiz ki, Allah her yüzyılın başında bu ümmete dinî işlerini yenileyecek bir müceddid gönderecektir.”
Kaynak: Sahih-i Buhari; Müslim; Sünen-Ebu Davud S/100
Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V): "Benden sonra nebîler gelmeyecek, nübüvvet benimle sona ermiştir. Ama benden sonra halifeler, imamlar gelecek." Öyleyse Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V) de hayatta olan devrin imamına, halifeye işaret etmiş midir? Evet. "Ona itaat bana itaattir" demiş midir? Evet. "Ona isyan bana isyandır" demiş midir? Evet.
İşte her devirde hangi grup olursa olsun, mutlak surette kalben ulaşmayı diledikten sonra hacet namazıyla devrin imamını sormalıdır. Şimdi birçok grup var, bu grupların başında birileri var. O birileri, öncelikle devrin imamını sormalı. O birileri, devrin imamına itaati bu hadîs gereğince gerçekleştirmesi lâzım. O bahsettiğim âyetler çerçevesinde de bir kere daha: "Allah ve Resûlüne itaat edin". Demek ki her devirde Allah'ı temsil eden; vekaleten Devrin İmamı Allah'ın Resûlü, Allah'ı temsil ediyor; ona itaati Allah farz kılmıştır. Ona itaat Resûlullah'a itaattir, ona isyan Resûlullah'a isyandır.
Şimdi sorsan herkes der ki ben sünnet-i seniyyeyi tatbik ediyorum. Güzel de, sünnet-i seniyyeyi tatbik ediyorsan Resûlullah (S.A.V)'in bu hadîsine uyuyor musun? Hayır. "Benden sonra nebî gelmeyecek, âlimler gelecek, halifeler gelecek." Resûlullah (S.A.V) Efendimiz, hangi dönemde yaşarsanız yaşayın, "hikmet sahibi âlimin sohbetinde bulunup kelâmını işitmek üzerinize farzdır". Resûlullah'tan sonra sahâbe sual soruyor: "Biz dinimizi senden öğrendik ya Resûlullah, bizden sonra insanlar dini kimden öğreneceklerdir?" "Benim sahâbem gökteki yıldızlar gibidir. Hangisine tâbî olursanız hidayete erersiniz.", "Her devirde size ruh verenler gelecek, onları arayın, bulun."
Öyleyse birçok fırka, grup var. Herşeyden evvel bu insanların yerine getirmediği bir hakikat var. Allahû Tealâ'nın Kur'ân-ı Kerim'de 73 âyet-i kerimede bahsettiği, 12 âyette üzerimize farz kıldığı ve dünya hayatını yaşarken mutlaka Allah'ın emaneti olan ruhu, hayattayken sahibi olan Allah'a iade etmemiz gerektiğini Kur'ân âyetleri bize açıklıyor, zikrediyor.
ÖLÜMDEN ÖNCE RUHUN ALLAH’A ULAŞTIRILMASI 12 DEFA FARZ
1. 4/NİSÂ-58: Muhakkak ki Allah, emanetleri sahibine teslim etmenizi ve insanlar arasında hakemlik yaptığınız zaman adaletle hükmetmenizi emreder....
2. 5/MÂİDE-7: Allah’ın, sizin üzerinizdeki ni'metini ve: “İşittik ve itaat ettik” dediğiniz zaman, onunla sizi bağladığı misâkınızı hatırlayın...
3. 6/ENÂM-152: ...Allah’ın ahdini yerine getirin (ifa edin). Böylece tezekkür edersiniz diye, (Allah) işte böyle, size onunla vasiyet (emir) etti.
4. 10/YÛNUS-25: Ve Allah, teslim (selâm) yurduna davet eder ve (teslim yurduna, Zat'ına ulaştırmayı) dilediği kimseyi, Sıratı Mustakîm'e ulaştırır.
5. 13/RAD-21: Ve onlar Allah’ın (ölümden evvel), Allah’a ulaştırılmasını emrettiği şeyi (ruhlarını), O’na (Allah’a) ulaştırırlar...
6. 30/RÛM-31 O’na (Allah’a) yönelin (Allah’a ulaşmayı dileyin) ve O'na karşı takva sahibi olun. Ve namazı ikame edin (namaz kılın). Ve (böylece) müşriklerden olmayın.
7. 31/LOKMÂN-15: ... Bana yönelenlerin (ruhunu Allah'a ulaştırmayı dileyenlerin) yoluna tâbî ol. Sonra dönüşünüz Banadır...
8. 39/ZUMER-54: Ve Rabbinize (Allah’a) yönelin (ruhunuzu Allah’a ulaştırmayı dileyin)! Ve size azap gelmeden önce O’na (Allah’a) teslim olun (ruhunuzu, vechinizi, nefsinizi, iradenizi Allah’a teslim edin). (Yoksa) sonra yardım olunmazsınız.
9. 42/ŞÛRÂ-47: Rabbinize icabet edin, Allah tarafından geri döndürülmeyecek olan günün gelmesinden önce. İzin günü, sizin için bir sığınak yoktur...
10. 51/ZÂRİYÂT-50: Öyleyse Allah’a firar edin (kaçın ve sığının). Muhakkak ki ben, sizin için O’ndan (Allah tarafından gönderilmiş) apaçık bir nezirim.
11. 73/MUZZEMMİL-8: Ve Rabbinin İsmi'ni zikret ve herşeyden kesilerek O’na ulaş.
12. 89/FECR-28: Rabbine dön (Allah’tan) razı olarak ve Allah’ın rızasını kazanmış olarak!
HADÎS-İ ŞERİF: “Ölmeden evvel ölün, Allah'a dönün ki, (ölmeden önce ruhunuzu Allah’a ulaştırınız ki, teslim ediniz ki) Allah size 10'dan 700'e kadar artan yardımlarda bulunsun.”
Kaynak: Acluni keşfü’l hafa c2.shf 291 (2669)
İşte eğer kişi Allah'a ulaşmayı dilerse, Allah mutlaka onu mürşidine ulaştırır. Mürşide tâbî olduğu zaman Kur'ân'daki İslâm'ı yaşar. Kur'ân'ın hayata geçirilmesi, Allah'ın bizler için tayin ettiği mürşitledir. Mürşitsiz Kur'ân-ı Kerim'i yaşamak mümkün değil. Sahâbe Resûlullahsız Kur'ân-ı Kerim'i yaşayabildi mi? Hayır. Herhangi sahâbeye sual sorduklarında neydi aldıkları cevap: "Ben bilmem, Allah ve Resûlü bilir."
İşte bugün bu sualde de aynı şekilde, mutlaka her devirde dinde fırkaların olmaması, nizaya düşülmemesi, tevhidin gerçekleşmesi için bilinmeyenlerin mutlaka devrin imamına sorulması, doğruların devrin imamından öğrenilmesi, yanlışların da hayatımızdan onun açıklamasıyla çıkarılması gerekir inşaallah. Allah razı olsun.