Muhterem Hocam, zamanımızda da dünya hayatını yaşarken cennetle müjdelenecek insanlar olabilir mi? Bizlere bunu açıklar mısınız inşaallah hocam?

Soru

Muhterem Hocam, zamanımızda da dünya hayatını yaşarken cennetle müjdelenecek insanlar olabilir mi? Bizlere bunu açıklar mısınız inşaallah hocam?

Cevap

Aleykümselam ve rahmetullahi ve berekatü. Biz de hepinizi çok seviyoruz.

Evet sevgili kardeşim, bütün zaman parçalarında devrin imamı vardır. Hiçbir zaman dilimi yoktur ki Allahû Tealâ’nın her yüz asırda vazifeli kıldığı, gönderdiği bir müceddid olmasın. Devrin imamının, Resûlullah'ın hadisindeki adı müceddit; dini yenileyici… Yani sonradan, o yüzyıllık bir süre içerisinde insanların nefslerine uyarak dine koydukları zanlar, bidatler vardır. Bir müceddit gönderecektir.

HADÎS-İ ŞERİF: Kaynak: Ebu Davud, Melahim, 1. "Şüphesiz ki, Allah her yüzyılın başında bu ümmete dîni işlerini yenileyecek bir müceddid gönderecektir."

İşte bu müceddid, Allah’ın yeryüzündeki temsilcisi, Allah’ın tasarrufundadır. Ve o kim daimî zikre ulaşırsa onu cennetle müjdeliyor. Çünkü daimî zikir demek Cennetü’l-Mevâ demektir. Ve bir daha dönüşü mümkün olmayan, artık nefsin manevî kalbinde 19 fazilet yerleştikten sonra, 19 faziletin sahibi bir nefsin geriye dönüşü mümkün değil. Şeytanın kapısı zikirle kilitlidir. Takva kapısı daima açık, 24 saat açık devamlı Allahû Tealâ o kalbi besliyor.

Öyleyse, nefsini de teslim eden, 19 faziletin sahibi olan daimî zikrin sahibi her kişiyi Allahû Tealâ’nın vazifeli kıldığı devrin imamı cennetle müjdeleyebilir. Her dönemde cennetle müjdelenen insanlar vardır. Ama vasıfları bu.

Nitekim A'râf suresinin 43.âyet-i kerimesinde Allahû Tealâ diyor ki: “Neza'nâ mâ fî sudûrihim min gıllin.” “Biz onların kalplerindeki ne varsa nefsin kalbindeki afetlerden ne varsa çekip aldık. Onların altlarından nehirler akan cennetler koyduk. ‘Biz buna hidayet eden Allah’a hamd olsun yani o bizi hidayete erdirmeseydi biz hidayete eremezdik. And olsun ki Rabbimizin resulleri hak ile gelmiştir.’ dediler. Yapmış olduklarımızdan dolayı varis kılındığmız cennette işte budur.”

7/ARÂF-43 Ve neza'nâ mâ fî sudûrihim min gıllin, tecrî min tahtihimul enhâr(enhâru), ve kâlûl hamdu lillâhillezî hedânâ li hâzâ ve mâ kunnâ li nehtediye lev lâ en hedânallâh(hedânallâhu), lekad câet rusulu rabbinâ bil hakk(hakkı), ve nûdû en tilkumul cennetu ûristumûhâ bimâ kuntum ta'melûn(ta'melûne). Onların göğüslerinde, (nefsin kalbindeki) afetlerinden ne varsa çekip aldık. Onların altlarından nehirler akar. “Bizi buna hidayet eden Allah’a hamdolsun. Allah’ın, bizi hidayete erdirmesi olmasaydı, biz hidayete ermezdik. Andolsun ki Rabbimizin resûlleri hak ile gelmiştir.” dediler. “Yapmış olduklarınızdan dolayı varis kılındığınız cennet işte budur.” diye nida olunurlar.

Öyleyse cennetin varisleri, onlar bu dünyada cennetle müjdelenenlerdir.

Allah da kalplerinde daimî zikir sebebiyle bütün afetleri çekip almış, yerine 19 fazileti yerleştirmiştir. Onlar bu sebeple cennetle müjdelenen kişilerdir. Kimler tarafından? Devrin imamları tarafından.

Allahû Tealâ açıkça: “Nebiler sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V) üst seviyedeki cennetlere çok oruç tutmak, çok namaz kılmak ile değil; kalplerinin merhameti, göğüslerinin selameti ve cömertlikleriyle girerler.” diyor.

İşte bu noktadan itibaren o kişi afetlerden eser kalmadığı için cömerttir. Göğsü selamete ulaşmıştır.

İşte Şuara suresinin 88–89. ayetlerinde:

26/ŞUARÂ-88 Yevme lâ yenfau mâlun ve lâ benûn(benûne). Çocukların ve malın fayda vermediği gün (beni utandırma).

26/ŞUARÂ-89 İllâ men etâllâhe bi kalbin selîm(selîmin). Allah’a selîm (selâmete ermiş) kalple gelenler hariç.

Bir tarafta insanlar mal ve çocuklar için; diğer tarafta kişi Allah için. İşte bu özelliğin sahibi olanlara Allahû Tealâ’nın “kalplerinin merhameti, göğüslerinin selameti” der. Yani artık onlar 19 faziletin sahibi olmuşlardır.

Allah razı olsun. Bu da 5. kat cennet söz konusudur.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 17 Ağustos 2026Son güncelleme: 2 Ekim 20263 dk okuma1